Belki de en büyük sakarlığın gözlerime takılıp yüreğime düşmendi.
Mevsimlerden İlkbahar.
Güneşin her bir yana seçtiği mucizevi ışığının olduğu, çiçeklerin açtığı, meyvelerinin yetiştiği bir Cumartesi günüydü. Sinav streslerinden dolayi epey yorulan iki kizin günüydü bugün. Bir komedi filminde de dediği gibi'zabaha kadar'dı Cumartesi günü onlar için.
Aslında sabaha kadarlık bir durumda yoktu ortada tamamen normal insanlar gibi sinamaya girecek, alışveriş yapacak en sonunda da lünaparka gidecekleri. Tabii bunu söyleyen adi gibi güzel olan neşesiyle, doğallığıyla, kahkahlarıyla herkesi gülümseten normalden fazla konuşan ama kimseyi sıkmayan çılgın Güzel Mutlu'nun bunun söyleme amacının sadece söylemek olduğunu dostu gibi herkeste anlamıştı.
En az Güzel kadar güzel, biraz olgun davranan ama içindeki yaramaz çocuğu her zaman ortaya çıkaran, aynı zamanda masum, güler yüzlü ve mantıklı olan Açelya Karademir.
İkisi bir araya geldimi kahkaha ve neşeden uzak olmazlardı. Bu iki kiz her zaman beraber olmuş, ilkokuldan liseye kadar beraber okumuşlardı, zaten okulda tanışmışlardı. Her zaman üniversiteyi de aynı yerde okumanın hayalini kurmuş en sonunda ailelerinin rızasıyla İstanbul'da iyi bir üniversiteyi kazanmışlardı, artık hayallerini yerine getirmenin zamanıydı onlar için.
"Hazırmısın Güzel'im? "
"Hazırım hadi çıkalım, eğlenelim, gecelere akalım" Açelya'ya yaklaşarak "zabaha kadar" diyerek tamamlamıştı cümlesini. Son duyduklarıyla gözlerini devirmeden edememişti genç kız.
"He he hadi"kıkırdayarak peşine takıldı Güzel. Açelya'nın sevmediği kelimeyi iki gündür tekrarlıyordu, artık uyarmayı da bırakmıştı, sanırım Güzel'de tekrarlamayı bıraksa iyi olurdu. Açelya beyaz, çiçekli dizlerinin üzerinde biten
fırfırlı bir elbise giymişti. Beline kadar uzanan koyu kumral saçları rüzgarın hafif esintisiyle uçuşuyordu.
"Sen ne kadar güzel olmuşsun, valla baharı andırıyorsun Açi"
Övülmenin verdiği hazla şımarıkça bir gülümseme belirmişti Açelya'nın yüzünde
"Eh, yani yaptık bir şeyler de, sen hayrola kış bitti diye yas tutuyorsun galiba" demişti Güzel'in giymiş olduğu ince kazağı kast ederek. Genç kız neyi kast ettiğini anlamak için severek giydiği kıyafetlerine bir kez daha göz attı.
Kırmızı ince kazağının altına yüksek bol paça kot pantolon giymişti, ne vardı ki yani?
"Ne var seviyorum işte, güzel değil mi değiştireyim mi? "
"Şaka yapıyorum çok güzel hadi gidelim"
"Hem havaların ısındığına bakma, sen ince giyiniyorusun, ben ne yapabilirim ki" Yine aynı şeyi yapmaya çalışmasına gülmeden edemedi Açelya.
***
AVM-nin önüne geldiklerinde önce bir kaç saniye düşündüler.
"Önce sinemaya girelim mi? Sonra da alışverişi yaparız. Ama komedi filmi izleyelim" Açelya'nın teklifine uymazlarsa neler olacağını ikiside iyi biliyordu. Eğer duygusal film izlerseler bütün gün ağlamaktan şişmiş gözler ve asık suratla dolanırlardı. İkisinin de duygusallık potansiyeli çok yüksekti. Neyse ki komedi filminde karar kılınmış, yaklaşık iki buçuk saat sonra sinemadan ayrılmışlardı, tabii ki yorumlarıyla birlikte.
"Adam aslında çok zeki ama işte terbiyesiz mi desem, ahlaksız mı desem yoksa tuttuğunu koparan mı? Öyle karışık bir kişi değil mi?"
Akıllarında kalan komik anları hatırlayarak bir kez daha kahkahaya boğuldular.
"O yüzden bu kadar komik ya zaten, filmin olayı bu"
AVM nin içinde biraz dolaşmış en sonunda kıyafet mağzasına girmişlerdi . Kendilerine için bir kaç şey bakındıktan sonra Güzel'in gözleri erkek bölümüne takıldı. Aklına kardeşinin doğum gününün yaklaştığı gelmişti.
"Açelya gel şuraya bakalım Demir'in doğum günü var mayıs'ta,belki bişeyler alırım"
Alışverişlerini bitirmiş kasanın yanına geldiklerinde bir sorunlarının olduğunu fark etdi Güzel.
" Bunlarla mı gideceğiz lünaparka" diye sordu Güzel poşetleri havaya kaldırarak.
"E o zaman bugün yemeğe gidelim, lünaparka da başka zaman gideriz artık"
"Olmaz, biliyorsun o gemiye binmeyi çok istiyorum"
"Ne yapabilirim ki, poşetleri de yanımızda mı götürelim"
"Hayır yaa, off"
"Isterseniz poşetleri biz sizin istediğiniz adrese teslim edebiliriz?"diye kasadaki bayan ikilinin konuşmasını bölmüştü.
" Harika, hadi gidelim o zaman"
Adresi verdikten sonra poşetleri bırakıp
lünaparkın yolunu tuttular.
***
Güneş gitmiş yerini şehrin ışıkları almıştı. İki arkadaş öylece durmuş gözlerindeki heyecanlı pırıltılarla lünaparkı seyrediyorlardı.
"İşte sonunda geldikkk"diye çığlığı basmıştı Güzel. Dostunun bileğinden tutarak koşturuyor Açi'de arkasından kıkırdayarak koşuyordu.
"Otuz tane bilet lütfen"
" Yuhh, biz onu on yapalım abiciğim"
Kasadaki adam ne yapacağını şaşırmış elindeki biletlerle ikiliyi seyrediyordu.
"On tane bana yetmez, yok ben illa kenarda otururum diyorsan da o senin bileceğın iş tabii"
"Yok yaa, çocuğunu eğlendirmeye getiren anne gibi kenarda oturamam ben"Açelya'nın benzetmesine gülerek
"Tamam o zaman, otuz olsun işte"gözlerini devirerek cevap veriyordu arkadaşı.
" Şimdi sen dondurma da yersin"
"Tabi yiyeceğim lünaparktan dondurma yemeden gitmek günahtır bir kere"
"Off Güzel tamam, ne yaparsan yap" En sonunda istediğini elde etmenin hazzıyla gülümsedi arkadaşı.
"Nereden başlıyoruz" Açi'nin ellerini ovuşturarak sorduğu soruya
"Tabii kii, korku tünelii"diyerek yanıtladı. Gün boyunca bir çok aletlere binmiş ve şu anda tıklım tıklım olan gemiye sıraya duruyorlar dı.
" Şu anda bu gemiye sıraya duyduğuma inanamıyorum"
"Niye ki? " heyecanla parlayan gözlerini Açi'ye çevirdi Güzel, safça sorduğu bu soruya
"Bunu gerçekten de soruyormusun" diye yanıtladı
"Lütfen bana korktuğunu söyleme Açi, korku tüneline bile girdik çünkü"
"O başka,bu başka" cılız sesiyle cevapladı Güzel'i
"Mesela"
"Onların oyuncak olduklarını biliyoruz mesela"
"Ciddi değilsin değil mi? Onlardan herkes korkar"
"Ne var yani ben korkmadım illa herkes korkacak mı? " Güzel cevap verecekken konuşmaları bir erkek sesiyle bölünmüştü.
"Pardon, bölüyorum ama biniyormusunuz, binmiyormusunuz? "
"Biniyoruz"
"Binmiyoruz" İkili aynı anda cevap vermişti
"Sen istersen binme ben biniyorum"
"Saçmalama bende biniyorum, ya düşersen ben tutarım seni"ciddi ciddi endişelenmesine gülmemek için dudaklarını birbirine bastıran güzel
"Ben düşmem de sen böyle titremeye devam edersen kesin düşeceksin, kendine gel"
"Artık binermisiniz"arkadan aynı adamın kızgın sesi duyulmuştu.
" Pardon da, sana mı soracağız? "Açelya öfkeli bakışlarını arkasındaki adama çevirdi aynı karşılığıda adamdan almıştı.
"Bunca insanları arkanızda bekletiyorken evet sorucaksın, ha yok ben sorumluluk sahibi biri değilim diyorsan da öğretebilirim sanada kardeşime öğretdiğim gibi"adam bakışlarını kardeşine çevirerek söylemişti son söylediklerini. Genç kız duyduklarıyla gözlerini adamın yanındaki küçük kıza çevirmişti. Küçük kız abisinin kızgınlığından korkmuş olmalı ki, yeşil gözlerini irice açmış bir Açelya'ya birde abisine bakıyordu.
"Sen bana çocuk mu demek istiyorsun? "
"Evet? " Genç adam üzerine basarak cevap vermişti. İkisininde gözlerinden alevler çıkıyor birbirlerini yakıyorlardı öfkeleriyle.
"Hadi artık Açi, herkes bize bakıyor"
Güzel onların tartışmayı bitirmeyeceklerinin farkındaydı, o yüzden de bu tartışmayı sonlandırmak kendisine kalmıştı. Bileğinden tutarak gemiye bindiriyordu Güzel ateş topu olmuş dostunu. Yerlerine oturduktan bir kaç saniye sonra Açelya biraz olsun sakinleşmek aklına gelen şey ile Güzel'e dönerek
"Sen niye bölüyorsun bizi"Güzel dudaklarındaki sinsi sırıtmasıyla Açi'nin sorusuna
" Ne o, yoksa o yakışıklının yanından ayrıldıgın için mi bu kadar kızgınsın? " Bu sefer ki kızgın oklar Güzel'i hedef almıştı.
"Zevzek, zevzek konuşma, ben asıl onun ağzının payını veremediğim için kendime kızıyorum"
"Tabi canım sen cevabını verecekken ben böldüm sizi"
"Aynen"içinde kalmışlığın verdiği sinirle ayağını sallayıp duruyordu Açelya. Yanında ki hareketliliği fark ederek başını sağ tarafına çevirdi. Az önceki yeşil gözlü kız çocuğu yanında oturuyordu.
"Abiciğim sen burada, otur bak sana arkadaşta var burada, anlaşırsınız"
diyordu genç adam 'çocuk' kelimesini vurgulayarak. Sinsice sırıtmasıyla göz kırpmıştı Açi'ye. İşte bu gerçekten de çileden çıkartmaya yetmişti genç kızı.
"Senn.. "Açelya adama cevabını veriyordu ki gemi harekete geçmişti. Ahh, neden bu ukalaya haddini bildiremiyordu ki, kader ona engel oluyordu, böyle içinde tutarak kafasını meşgul edecekti. Biliyordu hep böyle olmamışmıydı. Şimdi boşu boşuna kafasında dolaşıcaktı bu adam. Sırf kendini savunamadığı için. Bi kere dili dolanıyor du, karşılık veremiyordu ki bir türlü. Ama malesef şimdi bunu düşünmenin zamanı değildi. Aniden bütün siniri uçup gitmiş az önceki unuttuğu korkusunu hatırlamıştı. Ne diye binmişti ki lanet olası gemiye, hep Güzel yüzünden diye gecirdi içinden. Kendisinde akıl mı bırakmıştı ki anlık bir sinirle unutmuştu korkusunu. Belki de bu sinir adama cevap vererek dağitabilirdi aklını. Olur mu olurdu hani. Açelya bunları düşünürken yukarı çıkan gemi aşağı doğru harekete geçmişti. Kalbi güm güm atıyor, aklındaki planları da buhar oluyordu. Ne düşünüyordu ki gemi bu kadar yukarıya çıkarken. Yanında oturan Güzel'in zevkten dört köşe olmuş çığlıkları da cabasıydı. Kendisi ise gözlerini sımsıkı kapatmış bir sesinin olduğunu bile unutmuştu.
"Ecrin sen korkmuyormusun bundan?" Genç adam kardeşi için gerçektende endişeleniyordu, sorusunun cevabını alamamış karşılık olarak kardeşinin neşe dolu heyecanlı çiğliklarını duymuştu. Hayır, binmemelilerdi, tehlikelidi yani, çocuklar için tehikeliydi. Çocuk demişken az önceki tartıştığı kızdan ses cikmıyordu, ki bu gerçekten de şaşılacak bi durumdu. Başını kıza dogru çevirdi. Gördükleriyle gülme dürtüsünü zor bastırmıştı adam, bu kız gerçekten de çocuktu. Gözlerini sımsıkı kapatmış, dudaklarını kıpırdatıyordu. Büyük ihtimalle dua ediyor olmalıydı. Bir an o sımsıkı kapattığı az önceki ateş fışkıran gözleri görmek istedi genç adam. Sahii ne renkti gözleri? Gemi yukarıya cıkarken fazla yukarıya çıkmış olmalıydı ki genç adam içinden gelen dürtüyle eliyle kardeşini karnından ittirmişti. Elini koyar koymaz sicak bir el dokunmuştu tenine. Sahibine bakmak için başını kaldırdı genç adam.
"Açi gülümseee" Güzel'in kahkalarını duyuyor ama cevap veremiyordu. Nefes alamyı bile unutmuştu. Açelya nasıl cevap versin ama işte anlık sakinleşmemişti de değildi, o sıcak dokunuşla. Gözlerini açmıştı yavaşça, evet artık daha sakindi, sanırım gemi de durmuştu.
Herkese merhaba,yepyeni bir kitap yepyeni heyecanlar,umutlar ve aşklar Gözlerden Kalbe sizinle...
oy ve yorumlarınızı bekliyor olacağız.
Bölüm kısaysa uzun atacağız,söylemeniz yeterli)))))