Baran’ın Ağzından; Sabahki o güzel, o yakıcı andan sonra konaktan çıkıp işe gitmeyi hiç istememiştim. Dizlerimde derman, zihnimde dünyalık bir hırs kalmamıştı sanki. Ama mecburdum; Miroğlu olmanın yükü, omuzlarımdaki o görünmez rütbe beni o kapıdan dışarı, tozlu yollara çekip çıkarmıştı. Yine de aklım hala Dilan’daydı. Odamızın o dumanlı havası, teninin genzimi yakan kokusu ve o cüretkar bakışları zihnimin her köşesine mühürlenmişti. Bu kadın bana neler yapmıştı böyle? Beni adeta kendine bağlamıştı; irademi elleriyle ilmek ilmek çözmüş, beni kendine muhtaç bir adam haline getirmişti. Şeytan tüyü derler ya, o hesap olsa gerek... Yoksa koca Urfa’yı önünde diz çöktüren Baran Miroğlu, nasıl olur da bir kadının tek bir gülüşüne, tek bir dokunuşuna bu denli teslim olurdu? Aklım ondan başkasını

