Banyodaki sıcak su bile tenimdeki o yakıcı dokunuşların izini silmeye yetmemişti. Suyun buharı arasında hala Baran’ın sıcaklığını, o sert ama teslimiyet dolu nefesini hissediyordum. Hızlıca hazırlanıp aşağıya, mutfağın o tanıdık, telaşlı kokusuna indim. Merdivenlerin ahşap basamaklarından inerken zihnimde az önce yatak odasında yaşanan o cüretkar anlar, Baran’ın o hırıltılı iniltileri yankılanıyordu. Kendi kendime alt dudağımı ısırdım; yanaklarımın istemsizce, kor bir ateş gibi ısındığını hissettim. Neydi bizim bu halimiz? Baran bir şeyi "yapamazsın" dediği an, içimdeki o inatçı Miroğlu kadını şaha kalkıyor, onu haksız çıkarmak için her şeyi göze alıyordum. Ama bu seferki başkaydı; bu seferki sadece bir iddia kazanma hırsı değil, aramızdaki o sarsılmaz bağın, o mühürlenmiş tutkunun en deri

