2

925 Words
2 Yıl sonra Siyah... Yine bir aynanın karşısındayım bu sefer kendi odamdayım yüzümde bir tebessümle değil sadece boş bir şekilde bakıyorum. Her şeyin üstünden tam iki yıl geçti ama ben o günde,o anda kaldım zaman geçti mevsimler geçti bir sürü renklerde çiçekler açtı ama ben siyaha mahkum kaldım bugün olduğum gibi. Nişanlanıyordum sadece bir kez gördüğüm adamla ne kadar tuhaf değil mi bugün sanki her şeye ters olmak için var olmuş gibi. Derin bir nefes alıp dikkatle elbisemi inceldim. Askılı uzun dümdüz siyah bir elbise giymiştim saçlarımı da Dila ,kuzenim maşa atmıştı. Yeterdi bu kadar hazırlık zaten salonu da süslemişlerdi sanki çok gerek vardı altı üstü gelip isteyeceklerdi yüzük takacaktık bitecekti ne gerek vardı bu kadar hazırlığa anlamamıştım. "Off..." dedim çok sıkılmıştım şimdiden. Tam o sırada kapı çalmıştı "gel" dedim. Babam benim kadar benim için yıpranan adam. "Gel babacım" dedim tebessümle babama hep tebessüm etmeye çalışıyordum çünkü daha fazla üzülmesine gönlüm razı gelmiyordu. "Meleğim" dedi o da tebessümle. Yüzümü ellerinin arasına alınca direk ellini tutup yüzümü yasladım eline. "Canım kızım Dilay'ım ben çok huzursuz olmaya başladım sen sadece ben iyi bir çocuk dedim diye nişanlanmıyorsun değil mi kızım bak öyleyse söyle hemen bozarım, işi falan kafana hiç takma" dedi o kadar çocuk gibi hızlı hızlı konuşmuştu ki bu beni güldürdü. "Babam" dedim hala gülerken ."Hiç olur mu öyle şey sen bana sadece ufak bir tavsiyede bulundun bende bu tavsiyeye uydum o kadar" dedim bunu söylerken istemsiz ciddileşmiştim. "Hem zaten ne kadar süre bekar kalacaktım ki" dedim alaylı bir şekilde söylemiştim ortamı yumuşatmak için ama babam tabi ki yememişti. "Sanki evde zorla tutuyoruz" dedi yine de oyunumu ayak uydurarak." İyi hadi gel aşağı gelirler birazdan hem ablanlarda hazırlanmıştır onlarla da zaman geçiririz" dedi kafa sallayıp benim için uzattığı koluna girdim. Odamdan çıkıp merdivenlere yönelmiştik. Merdivenleri indikçe gerilmeye başlamıştım bambaşka bir yola giriyordum hem de doğru dürüst tanımadığım sadece babamın iş yaptığı biri olduğunu bildiğim bir adamla düşünme daha fazla düşünme. Merdivenlerin sonuna babamla geldiğimizde içerdeki sesleri duymaya başlamıştım fazla kalabalık olsun istemediğim için sadece amcamlar ve ablamlar bizimle olacaktı. Kapının yanındaki bir kaç süs dikkatimi çekti o an, bunları istememiştim ama annemler ayıp olur diye koymuşlardı. Dikkatimi etraftaki süslerden çekip salona bakındım. İçerde sadece Dila ve annem vardı. Annem sanki sabahtan beri hiç düzeltmemiş gibi hala etrafı düzeltiyordu ona gözlerimi devirip babamın kolundan çıkıp Dila'nın yanına koltuklara yöneldim babamsa annemin yanına gitmişti onu ancak o durdururdu zaten. "Nasılsın" deyip oturdum Dila'nın yanına. Çok gerilemiştim ve bunu çevremdekilere yansıtmamaya çalışmak çok zordu ve bunu konuşarak kapatmaya çalışıyordum umarım başarıyorumdur. "İyi asıl senden nasılsın" dedi gözlerimim içine bakarak o beni hep anlardı bu yüzden direkt gözlerime baktığını biliyordum. "İyi ne olacak annemle falan uğraşıyorum boş işte" dedim işte şimdi saçmalamaya başlamıştım. Dila da bunu anlayınca aynı anda hafif güldük. "Başaramıyorsun" dedi kaşlarını kaldırarak işte o an kendimi kasmayı bıraktım. "Offf" dedim derin bir nefesle bu sırada babamla annem salondan konuşarak dışarı çıkmışlardı bizden uzakta olduklarından bizi hiç duymadıklarını biliyordum ama yine de kontrol etmek istemiştim. Dila bu arda bana doğru dönerek "Hadi anlat hazır kimse yokken" dedi içimi dökme zamanı gelmişti anlaşılan. "Ne anlatayım ki garip geliyor her şey" dedim yılmışlıkla. Gerçekten de böyleydi şuan ne yaptığımı bile bilmiyor gibiydim. "Dilay sen nişanlanmak istediğinden emin misin bir tanem?" dedi ciddi bir sesle sormuştu bunu alınmış bir şekilde ona bakınca cümlesini daha da açtı. "Yanlış anlama ama ya pişman olursan ya o adamı sevemezsen?" dedi beni düşünüyordu ama başka birini konuşmak ,düşünmekten rahatsız oluyordum. Hele sevmek kelimesi onun kadar rahatsız eden bir kelime daha olmazdı galiba. Tam ona cevap verecekken merdivenden gelen sesle ikimizde kafamızı oraya çevirmiştik. Ablamın kucağından bana gelmek için çırpınan miniğimle birlikte tebessüm ettim. Kendini ileri atmış kollarını uzatarak aynı zamanda ellerini açıp kapatarak onu almamı bekliyordu. Tebessüm ederek ayağa kalktım "teyze" dedi o minicik ağzıyla yerdim. "Teyzen yesin seni" deyip kollarımı onu almak için uzattım. "Ay aman al sanki çok ayrı kaldınız sabahtan beri kucağında değil sanki alıştırma dedikçe alıştırdın şimdi hep senin kucağını istiyor" dedi ablam hafif sitemle kızıyor gibi davranıyordu ama kızmadığını biliyordum. Mihra'yı ,yeğenimi, kucağıma alıp "Ne diyor bir tanem bu anne boş konuşuyor de mi sen memnun ben memnun halimizden ohh mis ona ne de mi ama" dedim gülerek o da benimle gülüp kafa sallayınca alıp içime sokasım gelmişti bu kızı ya. "İyi be demedik teyze yiğen aşkınıza zaten ben mi annesiyim sen mi belli değil" dedi ablam alınmış haliyle. Bu arada koltuklara ilerlemeye başlamıştı. "Ben sana diyorum yenisini yapalım Mihra'yı da teyzesine satalım diye ama beni dinlemiyorsun karıcım" dedi eniştemde arkasından gülerek ilerlerken bu hallerine sadece güldüm hep böylelerdi. "Hakan!" dedi ablam sinirle geçip koltuğa oturdu. Arkasından eniştemde oturunca bende Mihra'yla koltuklara yöneldim. Dila ona yaklaşınca direkt kollarını uzattı Mihra'yı almak için ama benim miniğim hemen göğsüme sinince geri indirdi ellerini kafasını iki yana sallayarak. Koltuklara oturunca göğsüme baktım kafasını kaldırmadan etrafa bakınıyordu miniğim annemlerin ayarladığı süsler dikkatini çekmişti büyük ihtimal çünkü eşyalar geldiğinde uyuyordu. Saçlarını ileri doğru itip ona baktım. Mihra'yla benim aramda çok farklı bir bağ vardı. O günden sonra beni odamdan çıkaran onun doğumu olmuştu zaten ablamın hamileliğinin son zamanlarıydı. Onu gördüğüm kokusunu ilk aldığım zaman tekrar nefes alabildiğimi hissetmiştim. Sonrasında ablamlar kalmak istediğimde beni kırmayıp kabul etmişlerdi çünkü herkes Mihra'yla iyileşeceğimi anlamıştı yanılmamışlardı onunla geçirdiğim her gün daha iyi olmuştum. Bu yüzden onunla aramızdaki bağ çok farklıydı. Bir anda evi dolduran zil sesiyle daldığım andan çıktım. Babamlar ve amcamlar ne zaman içeri girip sohbet etmeye başlamışlardı anlamamıştım bile. "Geldiler" dedi annem ayaklanırken. Yavaşça herkesle birlikte bende kalktım. "Ver ablacım sen Mihra'yı bana" dedi ablam bana yaklaşıp sorgulamadan uzattım. Derin derin nefes alarak kapıya doğru yürümeye başladım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD