5. Bölüm

1041 Words
Zehra'dan Akşam imam nikahımız kıyılmıştı. Yine yüzüme bakmamış, nikah kıyılır kıyılmaz odadan ayrılmıştı. Dilan bana yiyecek getirmiş geceye kadar benimle oturmuştu. Geceden sonra kalkıp yanımdan ayrılmıştı. Giydiğim nikah kıyafeti hala üzerimde, şalım başımdaydı. Havalar ısınmaya başladığı için iyice ısınmış, bualmıştım. Yine de kocamı bekleyip onun üzerimdekileri çıkarmasını sağlamayı hedefliyordum. Gerdek odamda iyice strese girmiş, Alaz ağanın gelmesini beklerken derin nefesler alıp veriyordum. En büyük duam umarım sevdiği bir kız yoktu. Yoksa kendimi iyiden iyiye kötü hissedecektim. Umarım sevenlerin arasına girmemiştim. Kapının önünden sesler gelmeye başlayınca bakışlarım kapıyı buldu. Kapı açılınca Alaz ağayı gördüm, buna sevinmiştim. Alaz ağa aksak adımlarla odaya girip bana bakmadan gardroba yöneldi. Ben şaşkın bakışlarla ona bakarken o bir kaç kıyafet alıp, ne bana hiç bakmadan kapıya yönelince hızlı bir adım atıp kolunu kavradım. Sert bir soluk bırakıp elimi sert şekilde itti. Gururumu hiçe sayıp boğazımı temizledim. "Nereye gidiyorsun Alaz ağa? Bu gece gerdek gecemiz" dedim. Sert ve soğuk bakışları gözlerime dönünce geriye doğru adımlamak istesem de cesaretimi koruyup olduğum yerde kaldım. İlk defa gözlerime bakıyordu ama gerçekten öfkeliydi. "Seninle isteyerek mi evlendim?" diye sordu sert bir sesle. "Beni Serdar ağaya alacaklardı, buna izin veremezdim, onun gibi biriyle evlenip kuma olamazdım" dedim. "Ne yapma mı bekliyorsun?" diye sorunca derin bir nefes alıp "Benimle bir gece geçirmeni istiyorum Alaz ağa. Bekaretimi kanıtlamam lazım. Etrafta dolaşan bazı dedikodular var, bunlar abimin kulağına giderse ortalık kan gölüne döner" dedim. Yüz ifadesini hiç bozmadan "Senin zorunla seninle evlenmek zorunda kaldım. Şimdi seni de bekaretini de istemiyorum" diyerek yine arkasını döndü. Ben stresle ne yapacağımı bilemeyerek hızla ona bir adım atıp onu kendime çevirip parmak uçlarımda yükseldim. Dudakları mı dudaklarına bastırınca ikimizin de gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Bir kaç saniye o şekilde kaldıktan sonra beni yine itti. Yanaklarım utanç ve sinirle yanarken onun yüzüne bakmaya çekiniyordum. Ama ne olursa olsun onunla sevişmek zorundaydım. "Şimdi abinin zoruyla beni koynuna mı alacaksın?" diye sordu. (Niye hep kadınlar zorla erkeğin koynuna giriyordu? Bu seferde ben Alaz ağayı koynuma alayım) "Sevdiğin biri mi var?" diye sordum sessiz bir şekilde. "Olması mı gerek?" sabır çekerek "Senin kaybedecek neyin var? Becer beni işte" dedim kendimden beklenilmeyecek bir şekilde. Bunlar için ömür boyu utanacaktım ama şu an Alaz ağayı ikna etmem gerekiyordu. Oda bana hafif şaşkınlıkla bakıyordu. "Sabrımı mı sınıyorsun? Yok yani sabırlı biri değilim" diyerek beni tersledi. "Bir daha benden izinsiz bana dokunmaya kalkma" diye ekleyip odadan çıktı. Elimden hiç bir şey gelmemişti. Ona anlattıklarıma rağmen benimle olmak istememişti. Beni beğenmemiş miydi? Yoksa zorla evlendirildiği için mi sinirliydi? Kestirmek zordu. Sinirle başımda ki şalı çıkarıp fırlattım. Hemen ardından elbiseyi çıkarıp attım. Akan gözyaşlarımı elimin tersiyle silip kapımı kilitleyip banyoya yöneldim. Tamam Alaz ağa beni istemiyordu ama Serdar ağa üstüme atlamak için fırsat kolluyordu. Diğer soğuk nevale tekrar odaya dönmeyeceğine göre, kapının kilitli olması en doğrusuydu. Sıcak suyu ayarlayıp altına girince uzun sayılacak bir süre banyo yaptım. Banyodan çıkınca bıkkın bir nefes verip gardroba yöneldim. İçine bakınca kaşlarım çatıldı. Sanki adamın benimle sevişmeye niyeti varmış gibi seksi gecelik doluydu çekmeceler. Elimle düzgün bir şey arayıp, sonunda askılı bir şort takımı giyindim. Üzerime dizime kadar bir sabahlık geçirdikten sonra uyuyamayacağımı bilsem de yatağa girdim. Uzun süre yatakta dönüp durdum. Yazar'dan Serdar elinde ki şişeyi ard arda dikleyip içerken, bir eli silahındaydı. Gerdek odasını basıp Alaz'ı vurduktan sonra Zehra'yla o gerdeğe girip girmemek arasında gidip gelirken nefesi karanlığa karışıyordu. Gözleri evli çiftin kapısındayken Alaz'ın odaya girdiğini gördü. Sinirle ayağa kalkıp şişeyi bahçeye fırlattı. Yeşil otların üzerine düşen şişe fazla gürültü yapmadan parçalara ayrıldı. Belinde ki silahı çıkarıp emniyet kilidini açtı. Şimdi tek sorun aşağıya inip Alaz'ı öldürmekti. Yavaş yavaş yürümeye başladı. Bakışları son kez odayı bulunca ayyaş kafayla bile Alaz'ın sinirli olduğunu anlamıştı. Alaz yan odaya geçip kapıyı sert şekilde kapatınca dudağının kenarı yukarıya doğru kıvrıldı. Alaz gerçekten gerizekalıydı, elinde ki cevherin kıymetini bilmiyordu. Elinde ki silahın emniyet kilidini kapatıp, kalktığı yere tekrar oturdu. Ne olur ne olmaz diye saatlerce orda beklemeye karar verdi. İyice sersemlemiş, uykusu gelmiş olmasına rağmen direndi ama iki oda arasında her hangi bir hareketlilik yoktu. Saatler sonra oturduğu yerden kalkıp keyifle odasına döndü. Gerdek olmadığı için keyfi yerindeydi. Üzerinde ki eşyaları zorda olsa çıkarıp yere attıktan sonra karısının yan tarafına girdi. Sarhoş olduğu için uykuya dalması zor olmadı. Sabahın erken saatleri Zehra çalınan kapıyla irkilerek uyandı. Etrafına bakıp nerde olduğunu anlamaya çalıştı. Aklına dünün hatıraları dolunca derin bir nefes alıp kapıya baktı. Kapı tekrar çalınınca bıkkın bir nefes verip yere indi. Kapıya yaklaşıp "Kim o?" diye sordu. "Benim Zehra" diyen Dilan ile üstünü başını toparlayıp kilitli kapıyı açtı. Dilan çekingen bir şekilde ona bakarken "Günaydın Zehra" dedi. "Günaydın Dilan" "Şe-şey" diye geveleyen kızla ne istediğini anladı ama istediği şey onda yoktu. Dilan da bu durumu yaşamak istememişti ama annesi onu buraya zorla yollamıştı. Hemen yan kapının sesi duyulunca Dilan'ın bakışları oraya kaydı. Alaz abisini görünce kaşları çatıldı. Alaz da gece uyuyamamıştı. Sabah erkenden kapının önünde olacaktı ama anlaşılan üvey annesi ondan erken davranmıştı. "Burda ne arıyorsun Dilan?" diye sordu Alaz kız kardeşine. "Şey annem yolladı, şey için" "Burda kimseyi ilgilendiren bir şey yok, git annene bunu söyle" diyerek Alaz kendi odasına girdi. Zehra üzgün bir şekilde Dilan'a bakıp "Çarşaf işi aramızda kalsın olur mu?" diye sordu üzgün bir ifade ile. Dilan ilk şaşkınlığı üzerinden atınca "Olur canım üzülme" dedi. "Bu sabah kahvaltıyı senin hazırlaman gerek, töreyi biliyorsun" dedi. "Üzerimi giyinip geleceğim" dedi. Dilan başını olumlu anlamda sallayıp merdivenlere doğru yürüdü. Zehra ise odasına dönüp göz ucuyla kocasını aradı ama ortalıkta görünmüyordu. Duş aldığını anlayınca, gardroba yönelip uzun beyaz bir elbise seçip giyindi. Şalını yaparken Alaz banyodan çıktı. Ona hiç bakmadan banyoya yönelip elini yüzünü yıkadıktan sonra odaya döndü. Yine kocasının yüzüne hiç bakmadan odadan ayrıldı. Bir kat aşağıya inince Dilan onu karşıladı ve birlikte mutfağa yöneldiler. Dilan Zehra'ya yardımcı oldu ve birlikte kahvaltı masasını hazırladılar. Çalışanlar kahvaltılıkları masaya taşıyıp, eksik ne varsa tamamladılar. Ev halkı yavaş yavaş masanın etrafında toplanmaya başladı. Alaz dışında herkes masaya gelince "Hadi bizde oturalım" diyen Dilan ile, Zehra istemese de başını olumlu anlamda salladı. Dilan Zehra ile yan yana masaya gelip, Dilan'ın gösterdiği yere oturdu. Etrafına hiç bakmıyordu ama tüm bakışların onun üstünde olduğunu biliyordu. Yan tarafına iri cüsseli öküz kocası oturunca titrek bir nefes alıp içine hapsetti. Kayın babası afiyet olsun diyince kahvaltı başladı. Kahvaltı masasında gergin ve sessiz bir ortam vardı ama bu sabah en mutlu kişi hiç kuşkusuz Serdar ağaydı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD