Selamun aleyküm 🍂🍂 Keyifli okumalar 🍭🍭 Geceleri uyumak artık Cesur için bir lükstü. Uykusuzluk, beyninin köşelerini keskinleştiren bir bıçak gibiydi. Oysa gözlerini her kapattığında karşısına çıkan hayal hep aynıydı: küçük bir kız çocuğu, siyah saçlarının arasından ışıldayan gözlerle ona bakıyordu. "Baba..." diyordu dudakları, ama sesi çıkmıyordu. Ellerini uzatıyordu, fakat arada görünmez bir duvar vardı. İşte Cesur o an uyanıyordu, çığlık atacak gibi, nefesi kesilmiş gibi. Aylardır biliyordu gerçeği. Babası, onun kızını saklıyordu. Bu bilgi ruhuna hançer gibi saplanmıştı. Kendi kanından, kendi canından olan evladını saklayan bir babayla aynı kanı taşımak... bu, öfkenin en ağır biçimiydi. Ama Cesur sabretmişti. Çünkü kızına ulaşmak için öfkesini kontrol etmek zorundaydı. Yanında sadece

