Sabah Agir dışarı çıktı, dün annesiyle konuştuğu şeyleri umursamıyordu. O Hera'yı seviyordu sadece, bu yüzden Fadime hanımın sözlerini yok saydı. Evden çıktıktan birkaç saniye sonra önüne bir taş atıldı. Taş atılan yere döndü merakla, kaşları çatılmış bir şekilde baktı etrafa. "Kim attı bu taşı?" Sesi ne yüksek çıkmıştı, ne de alçak. İçten içe bir şey olduğunu anlıyordu. Yan taraftaki duvarda mavi bir mendil sallandı, anında geri çekildi. Agir bunu görünce gülümsedi, aklına hemen hera gelmişti. Hızla oraya yöneldi, karşısında onların hizmetlisi olan Sevda'yı görünce şaşırdı. Asıl Hera'yı görse daha çokşaşırırdı oysa ki. "Bana ileteceğin bir şey mi var bacım?" Yüz ifadesi hiç hoşuna gitmemişti, yüreği daralıyordu sanki. Etrafa göz gezdirdi Sevda. "Çok önemli şeyler var ağam. Hera hanı

