Alfa Leon’un keskin gözleri, Alex’in izini sürerken karanlıkta parlıyordu. Gergin kasları her an harekete geçmeye hazırdı. Lucy ise sessizce, uzaktan onu takip ediyordu. Bu adamın güçlü ve otoriter tavrı, Lucy’yi istemediği bir şekilde kendisine çekiyordu. Bir açıklığa vardıklarında Leon durdu. Havadaki tehditkâr sessizlik Lucy’nin tüylerini diken diken etmişti.
Tam o anda, karanlığın içinden Alfa Alex’in gri ve siyah kürkü fırladı. Leon’un üzerine büyük bir güçle atladığında, Lucy korkarak sessiz bir çığlık attı.
“Ben de seni arıyordum!” diye hırladı Leon, Alex’i pençeleriyle iterek kendini savundu.
Alfa Leon, Alex’in üzerine atıldığında ormanda yankılanan hırlama, Lucy’nin kalbine işleyen bir ses gibiydi. İki devasa kurt, ölümüne bir mücadeleye girişmişti. Leon’un altın ve kahverengi kürkü, ay ışığında bir alev topu gibi yanıp sönüyordu; güç ve şiddetle doluydu. Alex’in siyah ve gri kürkü ise bir gölge gibi kayıyordu; keskin ve zarifti, ama bir o kadar da ölümcüldü.
Leon, Alex’i pençeleriyle savunduğunuz, Alex bir ağaca çarptı ve ağaç gürültüyle devrildi. Alex hızla toparlanarak ona saldırdı ve boynuna dişlerini geçirdi. Leon, derin bir hırlamayla Alex’i omzundan kavrayarak savurdu. Bu vahşi dövüş, ormanın tüm huzurunu yok ediyordu.
Her darbe, toprağı ve havayı titretiyordu. Leon, Alex’in çevresinde dönerken her adımı, zemini sarsıyordu. Alex’in pençelerini hızla savurdu ve Leon’un yanağında pençe ve kan izleri bıraktı. Leon bu darbeyle geriledi, ama yarasına aldırmadan hemen Alex’in üzerine geri atlayarak onun sırtını yere bastırdı.
“Bu gece her şey bitecek!” diye hırladı Leon, dişlerini Alex’in boynuna geçirmek üzereydi.
İşte tam o an, Leon'un Alex'i öldüreceğini hissettiği an Lucy’nin içinde bir şey koptu. Kalbindeki yoğun duygu, damarlarındaki tüm kanı ateşe verdi. Bedeninde yankılanan bir enerji, onu kontrol edilemez bir hale getirdi. Düşünmeden saklandığı yerden fırladı. Vücudu kıvrıldı, kemikleri yer değiştirdi, kürkü ışıldayan altın tonlarında parladı. Lucy’nin kurt formu, karanlıkta bir yıldız gibi parladı.
Leon ve Alex aynı anda dövüşü kesip ona baktılar. Lucy’nin ışıldayan altın rengi kürkü, her iki alfayı da hayrete düşürmüştü. Alex yakaladığı bu firsatı kullanarak, Leon'un ellerinden kaçtı. Yaralı bedenini hızla sürükleyerek ormanın karanlığına karıştı. Ancak Leon’un tüm dikkati Lucy’deydi. Alex'in elinden kaçıp gittiğini fark ettiğinde artık çok geçti.
Leon, Lucy’ye doğru yavaşça yaklaştı. Öfkesini ondan çıkaracaktı. O olmasaydı Alex'in işini çoktan bitirmişti. Fakat birşeylerin yolunda gitmediğini hissetti. Kurdunun zihninde yankılanan bir his, Leon’u şaşkına çevirdi. Lucy’ye saldırmak için bir adım atmak istedi, ama kurdu onu dinlemiyordu. İçindeki kurt, ona ihanet etmiş ve Lucy’nin varlığına bağlanmıştı...
Leon hırlayarak kendini toparlamaya çalıştı. Kurduna saldırma emri verdiği an, vücudu donup kaldı. Onun kontrolü dışında kalan bir güç, muhtemelen kurdunun bilinci, Lucy’ye saldirmasına engel oluyordu.
Lucy'nin kurt formu, kendi kurduyla derin bir bağ kuruyordu. Lucy’nin gözlerindeki ışıltı, Leon’un vahşi doğasını sarsıyordu. Bir alfa olarak kontrol, onun doğasındaki en önemli şeydi, ama şu anda tüm kontrolü elinden alınmış gibiydi.
Lucy ise şaşkınlıkla Leon’u izliyordu. Kalbindeki karmaşık duygular ve yeni doğan gücü, ona bu durumun anlamını sorgulatıyordu. Ne olduğunu tam olarak anlayabilmiş değildi fakat Leon’un öfkeli ve güçlü duruşuna rağmen, aralarındaki bağ, ona hiç hissetmediği bir güven hissi veriyordu.
Leon, dişlerini sıkarak başını geriye attı. “Bu nasıl olabilir?” diye hırladı. Ama Lucy’nin kurt formuna bakarken hissettiği şeyin, tüm öfkesi ve vahşi içgüdüsü üzerinde zafer kazandığını biliyordu.
Leon bir kez daha saldırmak için adım atmak istedi, ama kurdu inatla ona karşı koyuyordu. İçindeki kurt, Lucy’ye boyun eğmişti ve bunu değiştirmek için yapabileceği hiçbir şey yoktu.
“Hayır,” diye inledi Leon, kontrolünü yeniden kazanmaya çalışarak. Ama Lucy’nin gözlerindeki parlaklık, onun her hareketini durduruyordu.
Lucy ise sessizce duruyor, Leon’un çaresizliğinin ve kendi gücünün farkına varıyordu. Bu güçten korkmasına rağmen, onun doğasında yatan bir şeyin sonunda ortaya çıkmasından kaçamıyordu.
Leon, sonunda geri çekilmek zorunda kaldı. İçindeki öfke ve karışıklık, onu tüketiyordu. Lucy’nin yanında olmanın, ona karşı koymanın imkânsız olduğunu fark etmişti. Ama bu bağ, onun için bir zafer değil, kontrolü kaybetmenin bir işaretiydi olmuştu.
Lucy, Leon’un sessizce uzaklaşmasını izlerken, hayatının bir kez daha tamamen değiştiğini hissetti. Onun kurt formu, içindeki derin bir uyanışı temsil ediyordu. Leon’a, Alex’e ve kendine dair cevaplar bulması gerekiyordu. Ama bunun için önce kendini ve bu yeni dönüşümü anlamalıydı.