Bölüm 45: Lucy’nin Gücü

536 Words
Lucy, iki alfa arasındaki gerginliğin tam ortasında, çaresizlikle duruyordu. Alfa Leon ve Alfa Alex’in öfkeleri ormanı titretiyordu, ama bu savaşı durdurabilecek tek kişinin kendisi olduğunu dabiliyordu. İçinde bir güç kıpırdanmaya başlamıştı; uzun zamandır hissettiği, ancak anlamlandıramadığı ve kullanamadığı bir güç. Leon’un gözleri ona kilitlenmişti. “Lucy, bana güven,” dedi, sesi güçlü ama yumuşaktı. Alex ise karanlık bir çekicilikle gülümsedi. “Lucy, kaderin benimle. Bunu sen de hissediyorsun,” diye ekledi. Lucy’nin içinde bir şey koptu. İkisi de onun adına karar vermeye çalışıyordu, ama bu onun hayatıydı. Bu kez seçimi o yapacaktı. Derin bir nefes aldı ve gözlerini kapadı. İçindeki kurt, yıllardır hapisteymiş gibi özgürlüğe kavuşmak için çığlık atarak kontrolü ele aldı. Lucy, içindeki kurdu serbest bıraktı. Nefesi hızlandı, vücudu titremeye başladı. İki alfa onun bu halini izlerken şaşkınlık ve merak içindeydi. Leon, bir adım atıp ona yaklaşmak istedi ama Lucy elini kaldırıp onu durdurdu. “Hayır!” diye haykırdı. “Madem bu gücü Tanrıça kurduma verdi, seçimi de o yapacak!” Bu sözler iki alfanın da kulaklarında çınlayan son şey oldu. Leon’un kaşları çatıldı, Alex’in gözleri daraldı. Ancak her ikisi de Lucy’nin yükselen enerjisini hissedebiliyordu. Lucy’nin vücudu parlamaya başladı. Altın rengi bir ışık, ormanın her köşesini aydınlattı. Onun dönüşümü, sıradan bir kurdun dönüşümüne hiç benzemiyordu. Bu, Tanrıça’nın kutsamasıydı. Lucy, ağrı ve yoğun bir enerji dalgası içinde dizlerinin üstüne çöktü. Birden, altın ve kahve tonlarındaki görkemli bir kurt Lucy’nin yerini aldı. Tüyleri, ormanın ışığını yansıtıyor gibiydi; gözleri, yanan kehribar taşlar gibi parlıyordu. İki alfa, bu dönüşüm karşısında hayranlıkla donakaldı. Leon, istemsizce bir adım geriledi, Alex ise onun gücünün giderek arttığını ve kehanetin gerçek olduğunu hissederek memnuniyetle gülümsedi. Leon’un gözleri büyüdü. “Lucy...” diye fısıldadı, sesi kısılmıştı. Alex, bir an için nefes almayı unuttu. “Kehanet gerçekmiş, giderek güçleniyor,” dedi kendi kendine, sesinde hayranlık ve kıskançlık karışımı vardı. Lucy, kurdunun gücünü hissetti. İçindeki karışıklık, birden netliğe dönüşmüştü. İki alfaya da bakarak bir adım attı. Leon ve Alex, onun hangi tarafa yöneleceğini merakla izliyordu. Lucy’nin kurdu, derin ve öfkeli bir hırlamayla ormanın sessizliğini doldurdu. Leon, bu güçlü kurdun Lucy olduğunu bilmesine rağmen ona yaklaşmaya cüret edemedi. Alex ise Lucy’nin gücünden etkilenmişti, onu kazanmaya kararlıydı. Lucy’nin kurdu, onlara doğru bir adım attı ve tam aralarında durdu. Gözlerini bir Leon’a, bir Alex’e çevirdi. Bu güç, Tanrıça’nın ona verdiği bir armağandı ve artık onunla ne yapacağına karar vermesi gerekiyordu. Ama bunu bir alfa ya da erkek seçmek için değil, kendi kaderini belirlemek için kullanacaktı. Leon, yavaşça bir adım attı. “Lucy, bu gücü kullanmayı öğrenmene yardım edebilirim. Seni koruyabilirim,” dedi, sesi sakin ama kararlıydı. Alex ise kendine güvenle gülümsedi. “Lucy, bu güç benimle gerçek anlamını bulacak. Biz birlikte kehaneti gerçekleştirebiliriz,” diye ekledi. Lucy, onların sözlerine cevap vermedi. Onun yerine, içindeki kurtla daha da derin bir bağ kurarak, Tanrıça’nın ona verdiği mesajları anlamaya çalıştı. Bu, bir seçimden fazlasıydı; bu, kendi yolunu bulmanın başlangıcıydı. Leon, Lucy’nin bu dönüşümü karşısında içten bir saygı duyduğunu hissetti. Ama aynı zamanda, onu kaybetme korkusu da içinde büyüyordu. Lucy’nin onun yanına dönmesi için her şeyi yapmaya hazırdı. Alex ise Lucy’nin gücünü kendi planlarına dahil etmek istiyordu. Onunla birlikte olmanın sadece bir kehanet değil, aynı zamanda büyük bir güç kazanmak olduğunu biliyordu. Ancak Lucy’nin bu kararlılığı karşısında, onu zorlamanın işe yaramayacağını da fark etti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD