Ormandaki ağaçların arasındaki gergin hava savaş öncesi sessizliği andırıyordu. Alex’in güçlü kolları onu koruyormuş gibi görünse de, Lucy onun gözlerindeki karanlık arzuyu hissedebiliyordu. Lucy, Alfa Alex’in kolları arasında sıkışmışken, içindeki karışıklık ve korku birbirine karışıyordu. Tam o anda, ormanın derinliklerinden gelen bir hırlama, ortamı delip geçti.
Leon’un kokusu aniden havayı doldurdu. Lucy’nin kalbi hızla atmaya başladı. Ağaçların arasından aniden Alfa Leon çıktı; kaslı, vahşi ve öfkeli bir şekilde. Gözleri Alex’e kilitlenmişti. “O benim!” diye hırladı, sesi öylesine derindi ki yer sarsılıyormuş gibi hissettirdi.
Alex, Lucy’yi kendine daha sıkı çekti, kolları koruyucu ama aynı zamanda sahipleniciydi. “Kehaneti biliyorsun, Leon. Lucy benim kaderim!” dedi, sesi sakin ama tehditkârdı. Lucy’nin içi karmakarışık olmuştu. İki güçlü alfadan yayılan yoğun enerji arasında kalmıştı. Leon’un keskin bakışlarını üzerinde hissetmek, içinde tarif edemediği bir heyecan ve arzu dalgası yükseltti.
Leon ileri atıldı, dişlerini göstererek hırladı. “Onu bırak!” dedi. Alex de dişlerini göstererek karşılık verdi. İki alfa arasındaki gerilim o kadar yoğundu ki Lucy’nin nefesi kesilmişti.
Lucy, Alex’in kollarından kurtulmaya çalıştı. “Beni bırak!” diye bağırdı, sesi titrek ama kararlıydı. Alex ona bakarak hafifçe gülümsedi. “Hayır, Lucy. Seni koruyorum,” dedi. Ancak Lucy, onun sözlerinde bir tehlike hissetti.
Leon, bu hareketi fırsat bilip Alex’e doğru atıldı. İkisi çarpışınca yere devrildiler, ormanda yankılanan kükremeler duyuldu. Dişler ve pençeler birbirine çarpıyordu. Lucy geri çekildi, korkuyla onları izliyordu. Bu iki adamın onun için savaşıyor olması bir yandan gururunu okşasa da diğer yandan içindeki korkuyu daha da artırıyordu.
Leon, Alex’in boynunu hedef alarak ona saldırdı. Alex kükreyerek geri çekildi, dişlerini gösterdi. “Lucy’nin kaderi benimle, Leon! Bu savaşı kazanamazsın!” dedi. Leon’un gözleri öfkeyle parladı. “Kaderine sahip çıkmayı hak eden sensen, neden Lucy senden kaçmaya çalışıyor?” dedi, sesi keskin ve alaycıydı.
Alex, bu sözlere aldırmadan Lucy’ye döndü ve kaçmaya çalışırken onu yeniden yakaladı. Onu sıkıca tutup boynunu açtı, dişlerini gösterdi. “Seni işaretleyeceğim, Lucy. Artık sadece benim olacaksın,” dedi. Lucy’nin gözleri büyüdü, bu sözler onda korkuyla karışık bir öfke uyandırdı.
“Hayır! Hayır, istemiyorum!” diye bağırdı Lucy. Alex’in ellerinden kurtulmak için çabaladı ama gücü yetersizdi. Leon, bu sahneyi görür görmez yeniden öfkeyle Alex’e saldırdı. Onu yere serdi, pençelerini göğsüne bastırdı.
Leon, Alex’in üzerine çıkmışken gözleri parlıyordu. “Lucy’nin üzerinde hak iddia etmeye cüret ettiğin için pişman olacaksın!” diye hırladı. Alex, kanayan yarasına rağmen gülümsedi. “Bu savaşı kazanamazsın, Lucy olsun ya da olmasın dolunayda doğanlar sizi yenecek” dedi.
Lucy, bu sözler karşısında daha da şaşkına döndü. “Ne demek istiyorsun?” diye sordu, sesi titriyordu. Ancak iki alfa arasındaki savaş, onun sorularını gölgede bırakıyordu.
Leon, Alex’i yere bastırdı ve son bir darbe indirip onu öldürmek üzereyken Lucy’nin sesi yükseldi. “Durun! İkiniz de durun!” dedi. Leon, Lucy’nin sesiyle aniden durakladı, Alex’i bırakıp ona döndü. Lucy’nin yüzündeki korku ve karışıklık, Leon’un öfkesini biraz olsun yatıştırdı.
Lucy, iki alfaya da baktı, içinde büyük bir karmaşa hissediyordu. Leon’un güçlü ve koruyucu yanı, onu her seferinde büyülüyordu. Ancak Alex’in tehlikeli cazibesi de ona karşı konulmaz geliyordu. İkisi arasında seçim yapma düşüncesi, onu bir kez daha dehşete düşürdü.
Alfa Leon, Alex'i bırakıp Lucy’ye yaklaştı, sesi yumuşamıştı. “Lucy, bana güven. Seni koruyacağım,” dedi. Alex de ayağa kalktı, yüzünde hafif bir gülümsemeyle. “Lucy, kaderin benimle. Bunu biliyorsun,” dedi.
Lucy’nin nefesi kesilmişti. İki alfa arasındaki bu savaş, sadece onların değil, onun da kaderini değiştirecekti. Lucy’nin kararı artık daha önemli hale gelmişti. İki güçlü alfa arasında, kendi yolunu seçmek zorundaydı. Ancak bu seçim, sadece onun değil, tüm sürülerin kaderini belirleyecekti.