tanıtıcı bölüm 7

1123 Words
~~~~~~•~~~~~~• Evin önüne geldiğimde uykum kaçmış ama yüzümde istemsiz bir gülümseme vardı... Evdekilerin sorularına maruz kalmamak için kendimi toplayıp gülmemi sonlandırarak bahçe kapısından içeri girdim. Havanın azıcık ısınmasını firsat bilmiş gibi komşular gelmiş bahçede annemle oturuyordu... Sonlandırdığım gülümsememi tekrar yaparak onlara doğru yürüdüm... "Hoşgeldin kızım." "Hoş bulduk anneciğim..." dedikten sonra misafirlere dönüp, "Hoşgeldiniz." diyerek yaş olarak en büyük gördüğüm kişinin elini öptükten sonra diğer kişilere geçtim. "Merhaba, ben Şeyma." diyen kızla ilk defa tanışıyor olsam da daha önce bir kaç defa karşılaştığımızı hatırlıyordum. "Bende Hîranur. Memnun oldum." dedikten sonra anneme dönüp, "Üzerimi çıkartıp geliyorum." diyerek izin isterken misafirin bardağının boşaldığını gördüm. "Emine teyze çay getireyim?" diyerek bardağa uzandığım anda elimi tutup gözlerimin içine baktı ve "İçmeyecektim ama o kadar güzel söyledin ki kıyamadım... Sana zahmet getirde o güzel elinden bir çay içeyim." deyince gözlerimi kapatıp açarak tebessüm ettikten sonra eve doğru yürüdüm... ~~~~~~•~~~~~~•~~~~~~•~~~~~~• Emine hanım, tebessüm ederek Hîranur'un arkasından bakarken eltisi Nuran hanım, Hîranur'un annesi Hatice hanıma, "Çok şükür çok zayıflamadan iyileşmiş." diyerek Hîranur'u işaret edince, "Sağolsun, Yusuf öksürük ilaçlarıyla birlikte vitamin de yazmış, Selma abla da memleketinden getirttiği bal tereyağı fındıktan bi karışım yapmış verdi, onu yedi... İlk ay baya kötü olmuştu ama sonradan toparladı hamdolsun." N: "O gece mi üşütmüş ki?" H: "Biz oraya giderken banyodan yeni çıkmıştı... hem ıslak saç, hem yorgunluk birleşince oranın soğukluğu bahane oldu gibi." N: "Ayy siz o gece ne hâle geldiniz öyle, hatırladıkça kötü oluyorum." H: "Hatırlatma Nuran hanım hatırlatma, inanır mısın hâlâ rüyamda görüyorum. Babası her sabah odalarına bakmadan gitmez oldu." N: "Neyse ki Yusuf oradaymış yoksa daha kötü olabilirdi, Allah korusun..." (kulağını çekip masaya vurarak) H: "Bir de biz tanısaydık mahcup olacak şeyler yapmazdık." E: "Hatice hanım ne mahcupluğu?.. Mahalleye yeni geliyorsun kızın kayboluyor. Kimse size neden öyle davrandın diye sormaz merak etme sen... Rabb'im evlatlarımızı görünen görünmeyen her türlü şerden korusun inşaallah." H. N. Ş: "Amiiinnn..." N: "Emine yengem haklı Hatice hanım, kimse size bir şey söylemez, söyleyemez bi defa... En başta abim izin vermez..." H: "Sağolsun... Abiler camide baya destek olmuşlar. Hepsinden Allah razı olsun." N: "Her kız anne babası gibi sizde hayırlı bir yuva kurana kadar diken üstündesiniz tâbii." H: "O da var ama inanın o an aklımızdan sağ bulalım başka bir şey istemiyoruz geçiyordu... Neler neler oluyor... Haberleri duyuyoruz Allah korusun... Rabb'im imtihan etmesin... Çok kötü bir dönemde çocuk yetiştiriyoruz gerçekten, Allah yardımcımız olsun. Elinde satır kovalayan mı dersin gizli gizli aşık olup takıntı olan mı dersin, karşılık bulamadım diyen mi dersin..." N: "Aynen Hatice hanım aynen, kız annesi ne ise inan bak bende öyleyim, üç oğlum var ama sabahlara kadar düşünmekten gözüme uyku girmiyor. Aman benim oğullarım da kötüye bulaşır mı, aklını biri çeler mi, hakkı olmadığı canı yakar mı diye çok korkuyorum gerçekten." E: "Anne babaların çocukları doğduğu andan itibaren hatta daha öncesi de var ama hadi o zamana kadar yapmadı diyelim... İleride oğlum kızım ne yiyip ne içecek rahat etsin paraya ihtiyacı olmasın diye çabaladıklarından daha fazla nasıl bir nesil bırakacağım diye düşünmesi lazım... Ahlak ailede başlar, anne baba evladını güzel ahlâk üzere yetiştirirse arkadaş ortamıymış zamanın kötü olmasıymış farketmez, o pırlanta toz kapar ama bi bez yine açığa çıkartır... En önemlisi de, sadece kızlara sahip çıkılması lazım gibi bir algı olması... Asıl erkek evlada daha çok sahip çıkmak lazım... Doğur büyüt eline mesleğini aldır at kapıya olmaması lazım." N: "Çok haklısın yenge mesela bi anne baktı ki evladı geçimsiz hayırsız onu milletin başına musallat etmektense kız tarafını uyarmalı. Değil mi?" E: "Kaldı mı öyle anneler Nuran? Bu yaşa kadar ben çektim biraz da gelin çeksin diyen de var, evlenince düzelir diyende..." N: "Sen varsın ya yenge!.. Yiğit böyle bir çocuk olmasaydı, şu kızı istiyorum dediğinde sen kabul etmezdin, 'Ben sebep olmam' derdin hatta kötü olmak pahasına kızı bile vazgeçirirdin. Hattaa yaptın hatırlatırım." E: "Başkasına kolay da kendi başına gelince yapması marifet Nuran." N: "Hatice hanım bakma böyle dediğine, yengem gençken kuzenine arkadaşını ayarlamış, sonrasında kuzeninin kötü alışkanlığını duyup kıza söylemiş. Kızda evlenmekten vazgeçmiş." E: "Evet, yaptım öyle bir hata... Meğer ikisi de bir birine aşık olmuş bilemedim... Koca ailede eşine değer veren bi o çıktı biliyor musun? Bana küstü, yıllar sonra babasının cenazesinde konuşmaya başladık, ilk sorduğu Ayşegül evlendi mi oldu, o an yaptığıma pişman oldum. O yüzden Yiğit'e karışmak istemiyorum..." N: "Olur mu öyle yenge yaa, ne demek karışmak istemiyorum... Asıl şimdi karışmak lazım... Bu zamanda hayırlı kısmet buldun mu kapısını aşındırcan... meselaaa, bak üç oğlum var... yaşları uygun olsa Hîranur'u kaçırmazdım... Bence sende ayağına gelen cevheri kaçırma... Bu zamanda ahlâkî yapıları ve kafaları uyuşan ailelerin çocuklarının birlikte olması lazım ki uzun soluklu evlilikler olabilsin. Aile çatışmasının en büyük sebeplerinden biri de sınıf ve düşünce yapısı. Öyle değil mi kız Şeyma?" Ş: "Iııııı şşşşeyyy... Ne bileyim yenge... Öyledir herhalde... Ayyy birden sordun panik oldum... Neyse bunlar ince konular, ben gideyim dee, Hîranur'a bir şey soracaktım ona bulayım..." E: "NURAAANNN!.. Hatice hanım kusura bakma... Bu eltim böyle işte, bazen boş boş konuşuyor." N: "Aaa ben mi boş boş konuşuyorum. Daha geçen gün Hîranur'u gösterip içim gidiyor demedin miii?" E: "Nuran tamam sus Allah aşkına... Hatice hanım... Çok mahcup oldum... Kusura bakma... Yalan yok ben Hîranur kızımı çok sevdim, neden bilmiyorum şuramı açıp kalbime bastırasım geliyor... Ama ben oğlum ile ilgili bir şey düşünmedim gerçekten... Nuran nereden çıkarttı bunu bilmiyorum..." H: "Emine hanım, sakin ol... Nuran hanımda kötü bir şey söylemedi kii, çocuklarımızın iyiliğini düşünmüş sağolsun." E: "Öyle ama kendisi Hîranur'un taliplisi olduğunu bilmiyor herhalde... Bi duyulursa Selma ablanın yüzüne bakamam..." H: "Kimseye söylemezsek bir şey olmaz merak etme, aramızda kalır... Ayrıca biz onların cevabını verdik." N: "Hatice hanım sen yengeme bakma, istemem yan cebime koy demiyorsa ben de bir şey bilmiyorum... Ben geçen gün Selma ablayla konuştum... 'Hayırlısı değilmiş' dedi... Bende o yüzden aracı oldum. Bu zaman da sen Yiğit gibi bir damadı sen de Hîranur gibi bir gelini mumla ararsın... Bende hayırlı bir yuvaya vesile olursam ne mutlu bana... Hatice hanım bütün samimiyetimle söylüyorum inan... Sen yengeme bakma, benim yengem sittin sene söylemez... Hemen kestirip atmayın, bi görüşsünler..." E: "Nuuraann!.. Bilmiyor gibi konuşma... Yiğit'in isteyeceğini bilsem bir saniye bekler miyim sence?" N: "Yengee, sen orasını Şeyma ile bana bırak... Ben onları bi bahaneyle bir araya getiririm... Sonra da konuyu açarız... Hîranur'a sormadan önce Yiğit'in ağzını ararım, isterse görüşürler... Haaa?" E: "Ne diyeyim... Allah sana akıl fikir versin oğluma da göz ve gönül açıklığı versin de bu çabaların boşa gitmesin inşaallah." N: "Eee Hatice hanım sen ne diyorsun?" H: "Haklarında hayırlısı ne ise o olsun, ne diyeyim." E: "Hatice hanım, sen Yiğit'i gördün mü?" H: "Bilmiyorum kii, arada buralarda birileri dolanıyor ama isimlerini ve kimin oğulları olduğunu bilmiyorum." E: "Bu zamanda işinden gücünden gelirinden çok hayırlısını istedin yaa, ben de adak adıyorum... Hîranur kızımın kapımdan telli duvaklı girdiğini görürsem kurban keseceğim." ~~~~~~•~~~~~~•
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD