1 hafta sonra
"Akşam bana yemek yap saat 7 civarında evde olacağım"
Sabahın köründe akşam yemeginden bahsediyordu. Hem ne yemek sevdiğini bilmiyordum ki ne yapacaktım ona?
"Ne yemek sevdiğini bilmiyorum ki ayrıca yemek yapmayı da pek bilmiyorum"
Andrew bana dümdüz bir ifade ile bakıp
"Chloe'den öğren beraber kahvaltı yapın ve evde o söylesin sen yap. Yemeğimi sen yapacaksın ama onun yaptığını anlarsam Chloe'yu başka yere veririm yanına başka bir kız gelir"
Adam tehdit etmeden dediğini yaptırmayı bilmiyordu işte
"Tamam tamam anladık"
"Bana huysuzluk yapma ve her sabah kahvaltımı evde yapacağım yani bugünden sonra beni sık sık göreceksin"
Aman ne güzel bir haber artık her gün ayakta direk olurum o gidene kadar
"Başka emrin?"
"Şimdilik yok yemeklerim güzel olsun evi iki günde bir temizleyebilirsin"
Sağolsun iş yükümü bir azaltıp bir çoğaltıyordu şimdi ben bu adama her gün ne yemek yapacaktım? Bide yemek güzel oldu çirkin oldu savaşı çıkacaktı
"Tamam"
"İyi ben çıkıyorum"
O bana bilgi mi vermişti? Anlaşılan bugün sağ tarafından kalkmıştı.
Ben düşüncelere dalmışken kapıdan çıkıp gitti
Andrew'in her gün değişimini izliyordum bu kadar değişken bir insan görmemiştim.
Koltuğa oturmuş az gözlerimi dinlendirirken kapı çalındı.
Kapıyı açınca karşımda Chloe'yi gördüm ona tebessüm ederek kapıyı kapattım ve birlikte yemekhaneye geldik.
Bugünde tüm bakışlar üzerimdeydi
Yemeğimizi sakinlikle yiyip eve geçtik
Chloe ile oturma odasına oturduk
"Alfa ile yaşamak nasıl bir duygu?"
"Sence? Evi her gün sil Eva, onu yap, bunu yapma Eva, sabah erken kalk, gece beni bekle Eva"
Chloe ile birlikte kahkaha attık
"Gerçekten böyle mi yapıyor?"
"Hatta daha fazlası"
"Daha önce yanında kalan hatta yanında yürüyen bir kadın bile görmedik. Bazen kadınlardan değil erkeklerden hoşlandığını bile düşündük"
İşte bu konu ilgimi çekmişti
"Erkeklerle mi takılıyordu?"
"Yok yani alfa ağlıklı bir erkek hem yakışıklı, hemde alfa ona hayır diyecek kız pek olmaz. Ama yinede hiç bir kıza mecbur kalmadıkça bakmıyordu, hatta bir kaç kızı evinden kovduğu oldu. Sırf ona yaklaşmak istedikleri için böyle şeylere asla tahammülü yok"
"Anladım başka onun hakkında ne biliyorsun?"
"Aslında Alfa sır küpü gibi bir adam en çok Sky amcası ile takılır onu her zaman ailesi olarak tanıtır ailesinin katledildiğini biliyorum hemde annesi hamileymiş"
İşte bu benimde bilmediğim bir şeydi. Yani cani babam hamile bir kadını mı öldürmüştü?
"Çok üzüldüm"
"Bizde çok üzüldük. Sürüye ilk geldiği zamanlar onun kaldığı evden çığlıklar gelirmiş. Bir ay nerdeyse yemek bile yememiş. Sonra kendini dövüş sanatlarına vermiş. Her türlü savunmayı biliyor gerçekten çok güçlü bir adam onun düşmanı olmak istemezdim"
Bende ama beni düşmanı biliyordu
"Sonra nasıl Alfa olmuş? Bildiğim kadarıyla Alfa babası değildi?"
"Önce ki alfamız ve lunamızın çocukları olmadı o yüzden gençler arasında beş güvenilir erkek arasında turnuva düzenlediler ve Alfa bu turnuvayı kazandı sonuç olarak alfa oldu"
"Anladım gerçekten çok başarılı biri"
"Öyle istersen yemek yapmaya başlayalım"
"Tamam umarım yaptığım yemeği beğenir yoksa ne yapar bana Tanrı bilir"
"Aslında bir kötülüğünü şimdiye kadar görmedim. Adaletli bir Alfa makam mevki onu hiç değiştirmedi. Herkese her zaman eşit davrandı önce ki alfamız da iyi biriydi ama Alfa Andrew ondan çok daha iyi"
Bunları duymak benim için tuhaftı çünkü bana çok zararı dokunmuştu.
Ayağa kalkıp
"Neyse boşver kalkıp yemek yapalım"
Chloe başıyla onaylayıp peşime takıldı alfa sürü evinden buz dolabını doldurmuştu
Malzemeleri çıkarıp birlikte doğradık Chloe anlattı ben yaptım yemekler bittiği zaman bende bitmiştim
Chloe'ye teşekkür edip yolladım bende duşa girdim üzerimi giyinip oturma odasına geldim ve oturdum.
Saatin nerdeyse 7 olduğunu gördüm birazdan gelirdi herhalde.
Dememle kapı açıldı ayağa kalkıp yanıma gelmesini bekledim
Oturma odasına uğrayıp üst kata çıktı
Bende mutfağa geçip yemekleri ısıttım masa hazır olunca baş köşeye oturdu
Ben yemeğe başlamasını beklerken
"Bir tabak al ve benimle ye"
Bu adam bugün beni ne kadar daha şaşırtabilirdi?
"Sen ye ben aç değilim"
"Hadi acele et ben acıktım"
Beni duymuyor muydu?
"Ben istemiyor..."
"Tabağını al gel"
Konuşacağımı anlayınca elini havaya kaldırdı ve bende susmak zorunda kaldım
Hemen bir tabak kaşık çatal alıp masaya koydum.
Andrew'in yemeğini servis edip kendi tabağımı doldurdum.
Andrew yemeye başladı yüz ifadesinden bir şey anlamıyordum ama tabağı bitirdi demek ki beğenmişti.
Ana yemeği servis edip çorbamı içtim Andrew ile baş başa yemek yemek beni biraz heyecanlandırmıştı sanırım
Yemek sessizlik içinde geçti
"Eline sağlık" diyerek masadan kalktı
Andrew gözden kayboluncaya kadar gidişini ağzım açık izledim bu adamın içine yabancı bir ruh mu kaçmıştı.
Çünkü davranışları hiç normal değildi.
Yada beni öldürmeye karar vermişti.
Ölmeden bana iyi davranmaya karar vermişti. Çünkü ben başka bir açıklama bulamıyordum.
***
Sabah gözüm yarı açık yarı kapalı kalkıp kahvaltı hazırlamaya başladım. Patates kızartıp yumurta haşladım. Umarım bunları seviyordu. Kurt adam olduğumuz için ana besinimiz etti, ama henüz tek başıma et yemeği yapacak riski alamazdım.
Çayı demledikten sonra buzdolabında kahvaltılık olduğunu düşündüğüm her şey den masaya koydum. En son pişirdiğim şeyleri koyunca saate baktım. İnsan sabahın 7sinde kahvaltı yapar mıydı? Bu adam robot muydu her şeyi dakik oluyordu?
Bir süre gelmesini bekledim yiyecekler soğumaya başlamıştı. Şimdi bide yemek soğuk tartışması hiç çekemezdim. Merdivenleri tırmanıp derin nefes alarak odasının kapısını çaldım. Biraz sonra odanın kapısıyla birlikte gözlerim de son dereceye kadar açıldı.
Havlusu kolunda su damlacıkları saçından başlayıp göğsünden aşağıya akıyordu
Sadece pantolon giyiyordu.
Ya o kaslar neydi öyle? Göz hakkı diyip biraz ellesem ne olurdu?
Büyük ihtimalle ellerimi Gövdemden ayırırdı
"Bir şey mi oldu?"
"Şey kaslar hazır!!"
Andrew tuhaf tuhaf yüzüme bakınca
"Yani kahvaltı hazır" şu an kafama vurmam gerekiyordu
"İyi sen önden in geliyorum"
Gel kaslı bebeğim. Yani benim hiç olmayacak kaslar demek istedim.
Kafamı sallayıp kendime geldim arkamı dönüp merdivenden inmeye başladım. Az önce uyku akan gözlerim çakmak çakmak olmuştu.
O kaslar için bin sene hapis yatılırdı be
Masanın yanına geçip beklemeye başladım
Andrew gelip oturunca çayları doldurdum.
Bir şey demeden her şeyden az az yemişti.
Bu öğünü de kazasız atlatmıştık çok şükür
Yemek bitince.
"Eline sağlık" diyerek mutfaktan çıktı
Bir kaç gündür biraz insani tepkiler vermeye başlamıştı.
Masayı toplayıp bulaşıkları yıkadım mutfakta işim bitince odama geçtim biraz uyudum
Bir kaç saat sonra uyanıp evi kabaca temizledim. Saatler sonra kapı çalındı.
Açınca Chloe'nin elinde kocaman bir poşet olduğunu gördüm.
"Hoşgeldin"
"Hoşbulduk"
Elinde ki poşeti gösterip
"Bunlar ne?"
"Alfa senin için yolladı giysi falan var içinde"
Poşeti bana uzatınca açıp baktım çeşit çeşit pijama takımı,iç giyim, tayt, tişört falan vardı. Kıyafetleri görünce gözlerimden kalp çıktığına yemin edebilirdim. Ayaklarıma kadar uzun elbise giymekten bıkmıştım evi temizlerken yada yemek yaparken zor oluyordu.
"Ben üzerimi değiştirip geleyim hemen"
Kıyafetlerin yıkanmasını bile beklemeyecektim.
Hemen tayt ve tişört giydim.
Chloe beni görünce ıslık çaldı.
Tebessümle karşılık verdim.
"Çok seksi görünüyorsun Eva Alfa görse kalbi durabilir"
"Abartma Chloe öyle bir adam bana mı bakacak?"
"Kendini küçük düşürme bence çok güzelsin"
Gerçekten öyle miydi?
"Teşekkür ederim hadi mutfağa koskoca alfa'ya yemek yapacağız"
Birlikte gülüşerek mutfağa geçtik bugün tavada et kızartacaktım.
O kasları yumurta ve kızartma ile yapmamıştır herhalde?
Dünden kalan çorba olduğu için sadece et yapacaktım.
"Alfa tatlı sever mi?"
"Açıkçası bilmiyorum"
"Yapsak mı?"
"Yapalım malzemeleri var zaten"
Chloe malzemeleri hazırlayıp şerbetini hazırladı. Yoğurmasını bana bıraktı. Tatlıyı fırına verdim ve pişmesini bekledim. Chloe piştiğine karar verince çıkarıp ilk sıcağının geçmesini bekledik ve şerbetini döktüm.
Eti de kızartınca yemek hazırdı ve Andrew'in gelmesine az vardı Chloe'yi yolcu edince duşumu alıp yine siyah bir tayt ve V yaka bir tişört giydim göğüs çatalım biraz görünüyordu.
Saat 7ye doğru Andrew geldi oturma odasına gelip beni bir süzdü. Ardından merdivenden çıkıp gözden kayboldu. Bende yemekleri ısıtıp salata yaptım.
Andrew masaya oturunca sessizce yemeğimizi yedik.
Yemekten sonra kalkıp gitmesini bekledim ama sandalyesinden kalkmadı.
Aklıma tatlı gelince masayı toplayıp önüne tatlı koydum. Her hareketimi izlediği için biraz stres yaptım.
Stresimi anlamış olacak ki çatalı eline alıp tatlısını yemeye başladı. Ben bulaşığı yıkayıp masada ki tabağı almak için eğildim. Tişörtün önünün açık olduğunu hatırlayınca Andrew'e baktım gözleri dekoltemdeydi.
Benim baktığımı anlayınca bakışlarını bana çevirdi göz göze geldik. Bir süre bakıştıktan sonra tabağı alıp arkamı döndüm ve tabağı yıkadım. Arkamı dönünce gittiğini fark ettim. Evde genellikle yanlız olduğum için oturma odasında takılırdım ama şimdi odama mı gitmeliydim?
Yavaşça oturma odasına girdim odada televizyon vardı ama hiç açmamıştım zaten açmayı bilmiyordum.
"Otur"
Bana bakmadan söylemişti.
Oturma konusunda biraz tereddüt etmiştim.
Geçip tekli koltuğa oturdum, bir film açıp izlemeye başladı. Bende heyecanla izlemeye başladım öpüşme sahnesi olunca utanıp yüzümü çevirdim. Andrew ile film izlemek şu ana kadar yaşadığım en tuhaf olaylardan biriydi.
Hemde onunla aynı öpüşme ve ufakta olsa sevişme sahnesi izliyorduk.
Odada inleme sesleri yankılanıp, aklıma sabah ki kaslar gelince sıcaklamaya başladım.
Acaba onunla sevişmek? Yok canım. Hayalini bile kurmak benim için fazlaydı.
Hayalini bile kurmak bana acıdan başka bir şey vermezdi.
Filmin sonunu zor getirip, alfaya hiç bakmadan odadan ayrılmıştım.
Gecenin böyle bitmesi benim için daha uygundu.