--- Gecenin kör bir vaktiydi. Odada sadece duvardaki saate benzeyen loş gece lambasının silik ışığı vardı. Sessizlik, ansızın yankılanan bir çığlıkla parçalandı: “Feride teyze! Ne olur yapma... Feride teyze!” Zana bir anda fırlamıştı koltuktan. Nefes nefese, ter içinde kalmış, elleri titriyordu. Kabusun ağırlığı hâlâ omuzlarındaydı. Gözleri dolmuştu, ama gözyaşları sessizce süzülmüyordu bu defa; içli içli, bastıramadığı bir hıçkırıkla ağlamaya başlamıştı. Yatakta yatan Ciwan hemen doğruldu. Şaşkın ve endişeliydi. Hemen yatağından kalkıp Zana'nın yanına geldi. “Gül ? gül ne oldu? Kâbus mu gördün?” dedi, sesi uykulu ama bir o kadar da yumuşaktı. Zana, kollarını karnına sarmış, dizlerine kapanmıştı. Ağlamaktan konuşamıyor gibiydi. Ciwan yanına diz çöktü, dikkatlice bir elini onun sırtın

