Sessizlik Ormanı

1972 Words
İki genç koşar adımlarla ormana doğru yürüyorlardı. Ayka , sevdiği kızı ilk defa bu kadar hırslı ve emin görüyordu. Onun bu hırçınca hali çok hoşuna gitmişti. Adeta bir savaş komutanı gibiydi. a*s'ların başına Kris mi geçseydi ? Şaka yapmıştı. O aptallar insanı çileden çıkarmakta bir numaraydı. Ormana doğru yaklaştılar ve yıkılan duvarın önüne vardıklarında Kris , '' Bu orman, nasıl bu hale geldi. Bin bir güzellikte olan bu orman... '' dedi şaşkın bir şekilde. Ayka da Kris gibi şaşırmıştı. Nasıl ? Güzel bir orman ? Kendini bildi bileli bu orman kötülüğüyle biliniyordu. Kris başını sevgilisine çevirdi ve '' Anlaşılan eski tarih hakkına pek bilgin yok. '' Dedi. Hava çok durgundu. Bir fırtınanın yaklaşacağı çok belliydi çünkü gökyüzün de nadir görülen 'Mamma' bulutları vardı. Bu nadir güzellik hakkında ikisinin de çok fazla bilgisi vardı.Dünya'da en nadir görülen iklim olaylarından biri, Mamma Bulutları'dır. Bilimsel olarak "mamma" olarak da bilinen bu bulutlar, daha üstteki bulutların altında kesecik benzeri desenler oluşturur. Çok nadir gözlenen bu oluşum, genelde şiddetli fırtınalar öncesinde meydana gelir. Şahane güzellikte ki bu bulutlar genelde büyük kararsız hava kütleleri nedeniyle gök gürültülü fırtınalarla neden olan küm adı verilen bulutlar ile birlikte oluşur. Bu bulutlar genelde en dengesiz küm yerinde oluşur, yani çevrede dolu, şiddetli yağmur ve şimşek olasılığı vardır ve kışın hava yeterince soğuksa kar üretebilirler. Bazen çok daha az yaygın olmasına rağmen, yağmur bırakmayan diğer bulut türlerinde de bu muazzam bulutlar oluşabilir. Bulutlardan gözlerini aldıktan sonra Kris, Ayka'ya orman hakkında bildiği şeyleri anlatmaya başladı. Eskiden babasının okuduğu kitapları karıştırırmış bu kitapta çok eskiden Galie de insanların ve Elf'lerin birlikte huzur içinde yaşadıkları ama gönül ilişkilerinin kesinlikle yasak olduğu yazıyormuş. Günün birinde Elf Prensesi ve tüccar olan bir insan bu ormanda karşılaşmış ve birbirlerine aşık olmuşlar. Dillere destan bir aşkları varmış. Gönül ilişkileri yasak olan bu ülkede her akşam gizlice bu ormanda buluşup vakit geçirirlermiş. Saatler günleri, günler ise aylar kovalamış orman o kadar güzelmiş ki içerisinden akan ırmaklar orman dışına çıkmaz tüm bitki ve ağaçlarını beslermiş. Bir birinden farklı hiç bir yerde görmesi mümkün olmayan son derece leziz meyveler bu ormanda yetişirmiş. Nadir bulunan sığla ağaçları burada yapraklarını göğe kadar çıkarırmış. Bu ormanda yaşayan minik ' Ola Perileri ' yaşarmış. Bu periler, her akşam buluşan bu aşıkları gizlice izlerlermiş. İyilik yapmayı çok seven bu periler her akşam ormanı daha da güzelleştirip ormana kimsenin girmesine izin vermezmiş. Bir gece perilerle karşılaşan bu aşıklar onlarla çok iyi arkadaş olmuşlar ve düğünlerini bu ormanda yapmışlar. Sonsuza kadar birbirlerini seveceklerine yemin ederek evlenmişler. Nasıl olduysa Elf kralın bu düğünden haberi olmuş ve çok sinirlenmiş. Öfkesine yenilen Elf kral tüm insanları yok etmek için yemin etmiş ve sadece Elflerin yaşayacağı bir ülke yaratmış. Elfler ve insanlar arasında büyük bir savaş çıkmış. Elf Kral bu savaşı kazanmayı o kadar fazla istiyormuş ki cüceler ülkesinde yasayan usta cüceye askerlerinin bütün kılıçlarını dövdürtmüş. Eski zamanda en iyi savaş ekipmanlarını cüceler yaparmış. Elf kral usta cüceyi kandırmış. Bu silahları iyilik ve kötülük adı altında yapacağı bir savaş için kullanacağını söylemiş. Oysa ki büyük bir katliam yaratma peşindeydi. Usta cüce silahları ona verdikten sonra Elf kralın asıl amacını anlamış ve bir daha kızgın demir içinde silah dövüp yapmamaya yemin etmiş.Savaşı insanlar kazansa da Kral prensesin peşine düşmüş. Birbirine del gibi aşık olan iki genç , Kral ve askerlerden kaçıp bu ormana sığınmışlar. Ola Perileri askerleri engellemek için tüm güçleriyle karşı koymuşlar fakat minik bedenleri o kadar da güçlü değilmiş. Askerler genç aşıkların dört bir yanını kuşatmışlar artık bir çıkmaz da kalmışlardı . Ola Perileri son kolan güçleri ile yasak olan büyüyü yapmışlar. Yasak olan her şeyin bir bedeli vardı tabi ki. Büyüyü yapan periler malesef hayatlarını kaybetmişler. Aşıkların bedenlerin ormanın en güzel olan ağacın içine mühürlemişler. Böylelikle sonsuza kadar birlikte olabilecekler idi. Savaş perilerin bu hamleleriyle sona ermiş ve insanlar ile Elfler ayrı yaşamayı başlamış , Galie insanların yönetimine geçmiş. Hatta bazı rivayetlere göre de ruhlarının geceleri ormanda el ele yürüdüğü ve tüm gece boyunca dans edip, ırmaklardan su içtikleri ve de gün doğana kadar sohbet ettiklerini sabahın ilk ışıkları ile birlikte yeniden ruhlarının bir olduğu ağacın içine girdikleri yazıyormuş. Ayka , bilmiyorum der gibi başını salladı. Kris elini uzatarak ağacın yapraklarını severken hain şövalyeyi saran sarmaşıklar bu sever Kris ve Ayka için geldi. İkisinin de etrafını sıkıca sarıp ormanın içine doğru çekmeye başladı. Kris, kolyesini kavradı ve '' Aşk, aydınlat bizi . '' Diye bağırdı. İki genci ormanın içine çeken sarmaşıklar bir anda çiçekler açmaya başlayıp daha da güzel bir renge büründüler. Gençleri yavaşça yere doğru bırakıp serbest bıraktılar. İkisi de oldukça şaşırmıştı bakalım kolyenin daha ne gibi özellikleri ile karşılaşacaklardı. Ormanın içindeydiler ve etraf oldukça karanlıktı.Burada dünya üzerinde daha önce hiç görülmemiş hatta buraya ait olduğu düşünülmeyecek kadar tuhaf yaratıklar vardı. Alttan yukarıya doğru bakıldığında ağaçlar koyudan başlayıp açık tona kadar mavinin tüm rengini taşıyorlardı. Karanlıktan olsa gerek gövdelerinde ki damarlar parlıyor ve yaşam enerjilerini ortaya koyuyordu. Ejderhalara benzeyen küçük yaratıklar yere sabitlenmiş olan taşın üzerinde duruyor ve avlanmayı bekliyordu. Vücudunda beş tane ufak kanatları vardı. Turuncu ile kırmızı renk karışımı olan rengi göz alıcıydı. Pulları öyle güzeldi ki sanki insanın eli değmiş gibi teker teker diziliydi. Dilini sürekli dışarıya çıkıyor dilinin ucunda ki tat duyuları ile avını arıyordu. Etrafta başı boş gezen ve muhtemelen otçul olan tavşan kırması hayvanın kokusu onu cezbetmişti. Üzerinde durduğu taşın rengini aldı. Habitata uygun özellikleri vardı. Minik kuyruğunu yeşil rengine bürüdü ve rüzgarda sallanan lezzetli bir yaprak gibi olduğu yerden oynatmaya başladı. O kadar güzel kamufle olmuştu ki onu ayırt edebilmek için büyülü gözlere sahip olmak gerekiyordu. Yaprak sandığı kuyruğa masumca yaklaşan yaratık tam onu ısıracak iken ejderha yaratığı ağzından akan felç edici sıvıyı hayvancağıza doğru püskürttü. Hayvan anında yere yığılıp hareketsiz kaldı ve asıl hayvan onu midesinde parçalara ayırmak için tek hamlede yuttu. Bunları gören Kris oldukça üzülmüştü ama doğanın kanunu bunu gerektiriyordu. Büyük balık küçük olan balığı her zaman yerdi. Ağaçların üzerinde duran papağanlar ve maymunlar adeta mutasyona uğramış gibiydiler. Papağanların gagası bedenlerinden fazlası ile büyük ve uzundu. Böyle bir gaga ile beslenmesi mümkün değildi ve sesleri olması gerekenden daha fazla inceydi. İnsan kulağın yüksek bir zarar verebilecek kadar rahatsız ediciydi. Maymunlar kendi aralarında şakalaşıyorlardı. Agaçlardan kopardıkları ormana özgü olan meyveleri birbirlerine fırlatıp kuyruklarını sıkıp kaçıyorlardı. Daha ufakça olan maymunlar dalların arasından onları seyrediyor ve zarar görmemeleri için saklanıyorlardı. Havada uçan balıkları ilk defa bu ormanda görmüşlerdi. Suda yüzmelerini sağlayan kuyrukları şimdi havada durmalarını sağlıyordu. Ağaçların arasından kıvrak hareketler ile dolaşıyorlardı. Kris'in tahmin ettiği gibi bir orman değildi burası. Gözlerine birden bire bir taşın üzerinde sabitlenmiş kara büyüden geceden bile daha siyaha dönmüş olan büyükçe bir Kristal fark ettiler. Her ne kadar kenarları sivri olsa da çok ender bulunan bir element olduğu belli idi.Bu ormanın kalbi olan Kristal idi. Parıltısını lanetinden dolayı kaybetmiş, kurtarılmak için yardım çığlıkları atıyor gibiydi. Kris boynunda ki kolyeyi çıkarıp taşın yanına koydu. Gözlerini kapattı ve az önce ki kelimeleri tekrar etti fakat bu sefer işe yaramamıştı. Yanlış bir kelime de kullanmamıştı oysa ki. Yoksa kolyesi gücünü mü kaybetmişti. Onu çok horca mı kullanmıştı Kris. Biraz düşündükten sonra bu kelimeleri söyledi '' Ey aşkımız, aydınlat bu ormanı. ''.Kümecikler halinde bulunan bulutlar, ilk başta bir araya toplanıp kocaman bir bulut haline geldiler.Daha sonra etrafında bir hava akımı oluşturup lanetli Kristal ile aralarında bir ışık yolu kurdular.Kristal birden bire parlamaya başladı. Çok yanlış düşünmüşlerdi. Kristal son bir umut az kalan gücünü ormanın üzerinde bulunan bu bulutlara yollamış ve bulutlarda bu emaneti yıllardır güvenli bir şekilde saklamışlardı. Etrafını saran zehirli sarmaşık ve kara büyüden kurtulan Kristal , kolyenin yardımı ile eski gücüne ulaşmıştı. Öylesine güzel parıldıyordu dikkatli bir şekilde bakılınca saki okyanusu içine mühürlemiş gibi di. Kristalin içine hapis olduğu taşın etrafında adeta insan damarlarına benzeyen şekiller vardı. Bu şekiller bir anda tüm ormana yayıldı ve orman yeniden canlandı. Kapkara olmuş ırmak bir anda şırıl şırıl akmaya başladı. Kuşlar ormanın içinde adeta cilveleşir gibi ötüp uçmaya başlamıştı. Hayvanların hepsi teker teker eski hallerini almaya başlamıştı. Uzun gagalı papağanların gagaları, uçan balıkların kanatları ve oldukça sinirli uzun kuyruklu olan maymunlar yeniden normal görünmeye başlamıştı. Ağaçlar eski güzelliğine kavuşmuş saadet saçıyor idi. Aşıkların adeta zihinleriyle oynanmıştı böylesine muazzam bir yer yıllardır neden bu kadar kötü tanıtılıyordu. Kesin kötü insanların yaydığı büyük bir dedikoduydu bunlar. Ormanın içinde saklanan Ola Perileri yavaşça ve teker teker kendilerini göstermeye başladılar. O kadar ufaktılar ki bir arıdan biraz daha büyükçe idiler. Yüzleri insan yüzüne benziyordu fakat kulakları Elf kulakları gibi uzunca idi. Gençlere yaklaşan periler , '' Çok teşekkür ederiz insan kız. Ormanımızın kalbini iyileştirmek için sihirli kolyenizi kullandığınız. Biz ormanımızı iyileştirmek için elimizden ne geliyorsa yaptık ama bir türlü kara büyü lanetini kaldıramadık. Günlerden bir gün ormanımızın leziz meyvelerini toplarken , derinlerden bir ses duyduk. Kraliçe Vexana büyülü bir geçit yapmış ve ormanı ele geçiriyordu. Tüm çiçeklerimizi, ağaçlarımızı hatta ırmaklarımızı kara büyü ile zehirledi , kendi topraklarına katmaya çalıştı. Kristal kalbimizi korumak için onunla savaştık lakin yüze yakın yoldaşımızı kaybettik ve ormanımızın kalbi karanlığa büründü. Kara büyüden etkilenmeyen tek bir ağacımız vardı oda Elf prenses ve insana ait olan aşk ağacımız bizim evimiz oldu. Ormanda ki o güzel ve sıcak ışığı gördüğümüzde hepimiz kurtulacağımız için çok sevindik. '' Dedi havada takla atarak uçan peri. Ormanın kalbinin laneti kalkmıştı evet ama ya geçit ? Geçit kapanmadı ise bunun çok bir önemi yoktu. Geçitten İblisler yeniden gelebilir ve Vexana yeniden ormanı lanetlerdi.Bu güzelliklerin tekrardan yok olmasına asla izin vermezler idi. Bunun için hemen harekete geçtiler ve genç Ayka Ola Perisinden onu geçit'e getirmesini istedi. Peri havada uçarken gerçekten çok sevimli görünüyordu. Ufak olmalarına rağmen büyükçe kanatları vardı ve gök kuşağı gibi rengarenkti. Adeta cep boyutun da bir insana benziyorlardı. Geçit'e varınca kocaman bir boşlukla karşılaştılar demek ki geçit kapanmıştı. Geçit'in kapandığını gören periler iki gencin etrafını sararak peri tozları ile donattılar. Kraliçe Vexana ve sağ kolu olan baş büyücü , zifiri odada ki kazanın içinde Sessizlik Ormanında olan bitenleri izliyordu. Kraliçe baş büyücüye '' İstesen o geçit'i kapatmayabilir idin. Şimdi o aptal peri ve insanlar bize karşı zafer kazandıklarını sanacaklar. Ne kadar aciz ve savunmasız olduklarını hiç bilmiyorlar. '' Dedi. İnsan kafatasın'dan yapılmış olan kadehinden bir yudum aldı. Heroks ona karşı savaş düzenliyordu ama bu kraliçe için oldukça gülünçtü. Kocaman ejderhalar bile onun gözün de leziz birer et parçasıydı. Hem de oğlu gönül işlerine böylesine kendini kaptırmışken bu savaşı nasıl kazanacaktı çok merak ediyordu. '' Hadi işlerini bitirelim, çok sıkıcı olmaya başladı. '' Dedi kadehinden bir yudum daha alarak. Baş büyücü '' Her şeyin zamanı var Kraliçem. '' Diyerek cevapladı. Baş büyücünün gerçekten de korkunç planları vardı ve bunları Kraliçeye bile söylemiyordu. Kraliçe onu değil de o Kraliçeyi yönetiyormuş gibiydi... Sessizlik Ormanından ayrılan gençler mutlu bir şekilde meyhanenin yolunu tuttular. Yol boyunca evlilikleri hakkında hayaller kurdular. Hatta evliliklerini burada yapmak istediklerini birbirlerine heyecanlı bir şekilde anlattılar. Konuşur iken göz bebekleri kocaman oluyordu. Eğer bir insana fazlaca bir sevgi yada aşk ile bağlıysanız, onu düşündüğünüzde ya da sesini duyduğunuzda göz bebekleriniz büyürmüş.Meyhaneye vardıklarında kapıda duran paspas da çamur olmuş ayaklarını iyice sildiler.Meyhanenin kapısından içeriye girdiklerinde genç şövalye Ayka , Kris'in annesinin yanına hemen yaklaştı ve önünde diz çökerek , '' Kızınızın bir damla gözyaşı için koca dünyayı yakar tek bir gülüşü içinde ömrümü feda ederim. Benim ruhum artık onundur. Bende onun evi olmak isterim. Sizinde onayınız olursa kızınızla evlenmek isterim. ''Dedi heyecandan titrerken. Onun onayını almayı gerçekten de çok istiyordu. Nede olsa sevdiği kadının tek ailesi oydu. İzin verirse ölen annesinin yerini tutmasa da içinde biriktirdiği tüm anne sevgisini ona verecekti. En az kızını sevdiği kadar onu da sevip saygı duyacaktı. Hatta iyileşmesi için ülkenin en iyi doktorlarına gösterip elinden gelenin fazlasını yapacaktı. Anne bu güzel kelimeler karşısında oldukça mest olmuş, aklında kendisine yapılan evlenme teklifi gelmişti. Zaman gerçekten de çok acımasızdı. Minik kızı büyümüş güzeller güzeli bir genç kız olmuştu ve en az kalbi kadar temiz bir insanla karşılaşmıştı.Şimdi ise evlenmek için müsade istiyorlardı. Kris'e doğru baktı ve '' Ne olur evet de anne. '' Der gibi bakan gözlerini gördü. '' Düğünümüz var demek ki . '' dedi buruk bir gülüşle. En nihayetinde bu büyük aşk evlilik ile sonuçlanacaktı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD