Çok kısa bir sürede apar topar yeni evlerine taşınmışlar ve mahalledeki evlerini satmadıkları gibi içerisinden de hiçbir eşyayı oraya taşımamışlardı. Sanki burada hiç yaşamamış olduklarına inanmak ve burayı geçmişlerinden silmek istiyorlardı ve yine sanki buna ben dahi inanmıştım. Taşındıklarından yalnızca birkaç gün sonra bile ışıkları artık hiç yanmayan evlerinin de etkisiyle artık Gökçe'yi bu mahallede yürürken veya bizim eve girerken hayal edebilmek çok zor bir hale gelmişti; sanki o benim hayali arkadaşımdı ve buraya hiçbir zaman ait olamayacak kadar güzeldi, şanslı ve cesurdu. Sanki onu ben çaresizlikten uydurmuştum ve hayal gücümün zayıflamasıyla da artık bir anda onu kafamda canlandıramaz olmuştum. İşten dönerken soğuk damlaları içime sızan yağmurlu bir günde, ıslanmış mahallemin

