8.BÖLÜM

2974 Words
... Ben Araf'a kaşlarımı çatmış bir şekilde bakarken o hala gülmeye devam ediyordu."Sen ciddi misin?!"diye sordum kaşlarımı çatarak Araf başıyla beni onaylayıp konuşmaya başladı.  "Üzgünüm Yağmur Demirsoy! Burada kaldığımız sürece benimle uyumak zorundasın!"diye alayla gülümsedi bana Yağmur Avcı demek yerine Yağmur Demirsoy demesi beni hem şaşırtmış hemde mutlu etmişti. Daha sonra bende sertçe Araf'a bakarken sinirlenip bakışlarımı ondan çekip etrafı incelemeye başladım. Araf'ın telefonu çalmasıyla bakışlarımı ona doğru çevirdim. Araf telefonu açar açmaz konuşmaya başladı.  "Ne oldu yerini tespit edebildiniz mi?"diye sordu. Ne olduğunu anlamak için Araf'a biraz daha yaklaştım.  "Tamam ben geliyorum!"deyip telefonu kapattı. Ben boş boş Araf'a bakıp konuşmaya başladım."Nereye gidiyorsun kimin yeri tespit edildi mi?"diye sordum.  "Senin şu küçük kız onun yerini buldum!"diye umursamaz bir şekilde cevap verdi.  "Hadi o zaman almaya gidelim!"diye mırıldandım heyecanla.  "Sen gelmiyorsun ben kızı bulup yardımcılarımdan birine teslim ediyorum! O da annesine ulaştıracaktır!"diye uyardı. Araf'a üzgün bir şekilde bakarak konuşmaya başladım.  "Lütfen Araf arabada beklerim benimde seninle gelmeme izin ver!"diye mırıldanıp başımı öne eğdim Araf kaşlarını çatarak bana baktı.  "Hayır olmaz! Çok merak ediyorsan İstanbul'a geri döndüğümüzde seni onunla annesinin yanında görüşmene izin veririm! Ama şimdi olmaz o adamın ne yapacağı belli değil!"diye uyardı sakin bir şekilde.  "Peki sende dikkatli ol!"diye fısıldadım Araf gülerek bana bakıp konuşmaya başladı."Emin ol bu benim gözümde hiç bir şey!"deyip göz kırptı daha sonra hızlı adımlarla odadan çıkıyordu ki arkasına dönüp tekrar bana baktı.  "Ben gelene kadar aşağı da yemeğe inebilirsin!"diye emir verip bir şey söylememe izin vermeden odadan çıktı. Bende Araf çıktıktan hemen sonra aşağı indim yemeğimi yemek için bir masaya yerleştim fakat tanımadığım başka birinin benim masama oturmasıyla karşımda ki mavi gözlü adama baktım.  "Oturmamın bir sakıncası yoktur herhalde!"diye mırıldandı gülümseyerek ne diyeceğimi bilememiştim Araf beni başka bir adamla görseydi olay çıkartabilirdi fakat ben hemen yemeğimi yeyip odaya geri dönecektim. Ben yemeğimle meşgulken yabancı olan bu adam bana soru sorup duruyordu. Nihayet masadan kalkacağım sırada mavi gözlü bu adam söyledikleriyle duraksamama neden olmuştu.  "Siz Araf'ın eşi oluyorsunuz! Bir kaç kez sosyal medyada resimlerinizi görmüştüm!"diye mırıldandı. Bende başımla söylediklerini onayladıktan sonra hiç bir şey demeden asansöre bindim. Daha sonra hemen odaya geçtim ve Araf'ı aradım ne olduğunu çok merak ediyordum acaba o küçük kızı almış mıydı? Vakit kaybetmeden Araf'ı aradım ilk çalışımda açmıştı.  "Ne yaptınız Araf?"diye sordum telefonu açar açmaz.  "Kız benime şimdi onu en güvendiğim arkadaşıma teslim ediyorum neyse kapatmam gerek şimdi!"diye yanıt verdi daha sonra telefonu kapattı. İçim birden rahatlamıştı Araf'ın bana sebebi ne olursa olsun bana yardım etmesi beni çok mutlu etmişti Araf buraya gelir gelmez ona teşekkür edecektim. Balayı odasında ki büyük ve geniş olan terasa geçip etrafı inceledim gözüme bugün ben yemek yerken masama oturan mavi gözlü adam takıldı otelde ki çocuklara çikolata dağıtıyordu iyi niyetli birine benziyordu. Çocuklar mutlu bir şekilde adını bilmediğim bu yabancı adama teşekkür ediyor bazılarına da sarılıyordu. O mavi gözlü adamın yerine Araf'ı bu şekilde hayal ettim bu da yüzümde ister istemez bir tebessüme sebep olmuştu. Bir kaç dakika sonra arkamda başka birinin varlığını hissetmemle arkamı döndüm.  Bu Araftı.  "Nereyi izliyorsun öyle pür dikkat?"diye sordu. Bende karşımda ki mavi gözlü adamı ve yanında ki mutlu bir şekilde oynayan çocukları işaret ettim. Araf çatılan kaşlarıyla bana bakıyordu.  "Anlamadım çocukları mı kast ediyorsun? Yoksa yanında ki şu adamı mı?"diye sordu soğuk sesiyle.  "Her ikisini!"diye cevap verdim Araf çatılan kaşlarıyla bana baksa da umursamadım daha sonra Araf'ın arkasını dönmüş içeriye geçtiğini görüyordum ki son anda kolundan tutup durdurmayı başarmıştım.  "Araf teşekkür ederim o küçük kıza yardım ettiğin için!"diye mırıldandım. Araf tepkisiz ve umursamaz bir şekilde bana bakıp cevap verdi.  "Teşekkür etme! Bunu isteyerek yapmadım! Sadece başına yeni bir bela açmanı önlemek için yaptım!"diye çıkıştı. Ben derin bir nefes alıp Araf'a karşılık verdim.  "Sebebi ne olursa olsun yardım ettin ama! Sen bugün küçük bir kızı annesine kavuşturdun eminim annesi kızını gördükten sonra ona yardım eden için dua edecektir"diye mırıldandım tebessüm ederek. Araf yine aynı soğuk tavrıyla cevap verdi.  "Benim kimsenin ne teşekkürüne ne de duasına ihtiyacım var şimdi izin verirsen dinlenmek istiyorum!"deyip tuttuğum kolunu hızlı bir şekilde çekip içeri geçti.Araf neden bu kadar sinirlenmişti anlamamıştım. Bende Araf'ın arkasından içeri geçip bakışlarımı Araf'a çevirdim.  "Neyin var senin?"diye sordum. Araf umursamaz bir şekilde cevap verdi.  "Uykum!"diye tısladı sert .  "İyi uyu o zaman bende aşağı iniyorum!"deyip kapıya doğru ilerliyordum ki Araf'ın kolumdan tutup durdurmasıyla bakışlarımı oraya çevirdim.  "Nereye o adamın yanına mı?!"diye çıkıştı aniden ben Araf'a anlamamış bir şekilde bakarken neyden bahsettiğini anlamaya çalışıyordum.  "Ne adamı ne diyorsun sen?"diye çıkıştım aynı şekilde. Araf'ın yüz hatları gerilmişti."Az önceden beri gözlerini ayıramadığın!"diye çıkıştı. Araf'ın bu halleri oldukça tuhaf geliyordu artık bana küçücük bir olayı fazlasıyla büyütüyordu.  "Saçmalama ben o adamı tanımıyorum bile! Ayrıca seni neden bu kadar kızdırıyor? İstediğim kişiye istediğim kadar bakabilirim!"diye çıkıştım. Araf üstüme doğru gelip beni kendi ve duvar arasında sıkıştırdı.  "Sen benim karımsın! Benden başka hiç kimseyle göz teması bile kuramazsın!"diye fısıldadı kulağıma doğru eğilerek. Bende Araf'ın kulağına doğru yaklaşarak konuşmaya başladım.  "Bu evlilik gerçek bir evlilik değil!"diye fısıldadım.  "O yüzük parmağın da olduğu sürece Sen Benim karım bende senin kocanım! Bunu kabulensen iyi edersin!"diye fısıldayıp geri çekildi daha sonra tam ağzımı açmış karşı çıkacaktım ki Araf araya girip tekrar konuşmaya başladı.  "Şimdi bir eş gibi davran ve bana akşam yemeği yerken eşlik et!"deyip elimden tutup odadan çıkardı.     "Bırak beni seninle gelmek istemiyorum hem sen uyumayacak mıydın?"diye sordum.  "Eğer biraz daha bağırmaya devam edersen seni kucaklayıp öyle götürmek zorunda kalacağım!"diye tısladı Araf'ın söyledikleri üzerine sustum. Daha sonra aşağıda ki yemek bölümüne geçip bir masaya oturduk. Araf yemeğini yerken ben de etrafı inceliyordum. Karşıma yine o mavi gözlü adam çıkmıştı bende beni tanımaması için saçlarımı önüme atıp başımı yere eğdim. Bunu sadece beni görüp yanıma gelmemesi için yapıyordum yoksa Araf olay çıkartabilirdi.  "Sende alsaydın bir şeyler kendine küçücük kalmışsın!"diye alayla güldü.  "Yok ben yedim ayrıca bana küçüksün deyip durma!diye karşı çıktım.  "Bunda alınacak ne var karıcığım! Ben gerçekleri söylüyorum!"deyip tebessüm etti. Ben kaşlarımı çatarak Araf'a bakarken o çok keyifli görünüyordu.  "Bitirdiysen yemeğini gidelim mi artık?"diye sordum sert bir ifadeyle.  "Acelen ne? Daha balayı çiftleri için özel bir organizasyona katılacağız!"diye alayla gülümsedi. Amacı sadece beni sinir etmekti.  "Ne organizasyonu neyden bahsediyorsun sen?"diye sordum. Araf elimden tutarak beni dışarı çıkardı. Her yer ışıklarla ve çiçeklerle dolu büyük ve geniş bahçeydi sanırım şimdi Araf'ın neyden bahsettiğini anlamıştım bir dans müziği çalıyor ve herkes eşleriyle dans ediyordu. Araf'ta tuttuğu elimi kavrayarak beni de sahneye çıkardı Araf'ın bunu ne için yaptığını bilmiyordum. Araf'ın elini belime dolamasıyla ve beni kendisine doğru çekmesi bir olmuştu.  "Dans etmek zorunda değiliz!"diye çıkıştım sesimi yükseltmeden.  "Sadece bir kaç dakika sonra seni bırakacağım!"diye fısıldadı. Araf'ın denizimsi kokusu burnuma dolanınca gözlerimi kapattım. Onun kokusuna alışmak istemiyordum fakat buna engel olamıyordum.  "Neden bunu yapıyorsun?"diye sordum gözlerim kapalı bir şekilde."Çünkü babaannem ve Dedemin en güvendiği yardımcıları burada ve bizim resimlerinizi çekiyorlar! Şimdi sus ve şarkı bitene kadar sabret!"diye fısıldadı. Bir kaç saniye bile olsa bunun Araf'ın içinden gelerek yaptığını düşünmek beni mutlu etmişti. Bende Araf'ın dediklerini yaparak sustum ve tekrar gözlerimi kapattım. Şarkının bittiğini Araf'ın kollarının belimden çekmesiyle anlamıştım. Araf'a baktığımda etrafını inceliyordu.  "Nasıl gördün onları?"diye sordum.  "Bizi kontrol etmeleri için göndereceklerini tahmin etmiştim zaten!"diye cevap verdi tepkisiz bir şekilde. Bende söylediklerini onayladıktan sonra Araf'a baktım.  "Şimdi ne yapacağız?"diye sordum aynı şekilde.  "Burada işimiz bitti artık gidebiliriz!"diye mırıldanıp odaya doğru yürümeye başladık. Araf'a baktığımda yine umursamaz ve tepkisizdi odaya vardığımızda Araf kapıyı açıp içeri geçti bende arkasından geçip kapıyı kapattım. Araf çoktan yatağa yayılmış gözlerini kapatmıştı.  "Ben nerede uyuyacağım?"diye sordum.  "Yanımda!"diye cevap verdi gözleri hala kapalı bir şekilde. Etrafa baktığımda Araf'ın yanında uyumak son çare gibi gözüküyordu. Bende önce banyoda üzerimi değiştirip daha sonra yatağın diğer ucuna geçip Araf'a arkamı dönerek gözlerimi kapattım. Sabah gözlerimi açtığımda kendimi Araf'ın göğsünde bulmayı beklemiyordum Araf'a baktığımda hala uyuyordu. Yüzünü çok daha yakından görebiliyordum Araf'ın uyandığında bizi bu şekilde görmesini istemediğim için Araf'tan yavaşça uzaklaşmak istedim fakat Araf'ın uykulu sesi buna engel olmuştu.  "Daha kalkmak için erken uyu!"diye mırıldandı uykulu bir sesle.  "Araf bana sarılarak uyuduğunun farkında mısın?"diye sordum.   "Hıhıı!"diye bir fısıltı duydum daha sonra ne kadar ondan uzaklaşmak istesem de güçlü kolları buna engel oldu. Araf'ın kollarının arasına nasıl girmiştim bilmiyorum fakat onun yanındayken çok huzurlu uyuduğumu biliyordum.Gözlerimi açtığımda Araf'ın hala bana sarılı bir şekilde uyuduğunu gördüm saate baktığımda öğlen 12 ye geldiğini gördüm ve Araf'ın uyanması için onu dürttüm. Araf gözlerini yavaş bir şekilde açıp bana baktı.  "Araf uyan artık öğlen oldu!"diye mırıldandım daha sonra aramızda ki mesafeyi açarak ondan uzaklaştım. Araf'ta ayağa kalkarak yüzünü yıkamak için banyoya geçti bende o çıkana kadar yatağı toplamıştım. Araf çıkar çıkmaz edanın bana hazırladığı bavulu açıp dışarı çıkmak için giyebileceğim bir şeyler aradım fakat hepsi kısa şort ve askılı bluzlardan oluşuyordu. Bende elime gelen askılı elbiseyi alıp banyoya geçtim. Elbise çok güzeldi fakat çok kısaydı bu durum her ne kadar beni rahatsız etse de doğru düzgün bir şey olmadığı için tek çare bu kısa ip askılı elbiseyi giymek olacaktı. Banyodan çıkar çıkmaz Araf'ın beni incelediğini fark ettim.  "Bununla çıkmayacaksın dışarı herhalde?"deyip kaşlarını çatı. Ben Araf'a boş boş bakıyordum sadece.  "Eda hazırlamış içinde düzgün bir tek bu vardı!"diye mırıldandım. Araf kaşlarını çatarak bana bakmaya devam ediyordu.  "Ah eda!"diye mırıldandığını duydum Araf yanıma gelerek konuşmaya devam etti."Yanımdan bir saniye bile ayrılmayacaksın!"diye çıkıştı daha sonra kapıyı gösterip çıkmamı işaret etti. Bende Araf'ın önünden geçerek dışarı çıktım Araf'ta hemen yanımdan yürümeye başladı.   "Nereye gidiyoruz?"diye sordum.  "Otelin düzenlediği bir tur varmış ona katılacağız!"diye cevap verdi umursamaz bir şekilde. Bende başımla onaylayıp yürümeye devam ettim. Daha sonra arabaya doğru ilerlediğimizde Araf'a doğru döndüm.  "Hani tura katılacaktık!"diye mırıldandım.  "Katılacağız ama ben otobüse binmek istemediğim için arabayla takip edeceğiz onları!"diye yanıt verdi. Araf Demirsoy ve otobüse binmek kulağa çok tuhaf geliyordu. İkimizde arabada ki yerimizi aldıktan sonra Araf arabayı çalıştırdı ve önde ki tur otobüsünü takip etti.  "Neden otobüsle gitmiyoruz?"diye sordum. Araf kısa bir süre bakışlarını bana çevirdi ve önüne dönüp konuşmaya başladı.  "Otobüsleri oldum olası hiç sevmem! Ayrıca kalabalıktan pek hoşlanmıyorum!"diye tersledi."Sen zaten hiç bir şeyden hoşlanmıyorsun ki!"diye fısıldadım onun duyamayacağı bir şekilde fakat Araf duymuştu hatta dudaklarını alayla kıvırmıştı bende utançtan başımı öne eğmiştim. Bir kaç saat sonra otobüs durmuştu. Araf'ta arabayı park ettikten sonra ikimizde arabadan indik. İlk durağımız Eyfel kuleseydi her zaman televizyondan görmüştüm ama şimdi bir kaç metre uzağımdaydı. Ben büyülenmiş bir şekilde izlerken Araf dudaklarını alayla kıvırmış bana bakıyordu.  "Bu kadar hayran kalacak ne var alt tarafı bir kule!"diye tebessüm etti bende bakışlarımı Araf'a doğru çevirerek konuşmaya başladım.  "Kusura bakmayın Araf bey biz anca televizyonda görebiliyoruz! büyülenmekte haklıyım bence!"diye karşı çıktım alaycı bir şekilde. Tur da ki herkes fotoğrafını çekiyordu Araf'a baktığımda umursamaz ve tepkisiz bir şekilde etrafı inceliyordu. Yarım saat sonra herkes toparlanıp otobüs binerken biz de arabada ki yerimizi almıştık.     "Çok güzel değil miydi?"diye sordum heyecanlı bir şekilde.  "Abartılacak bir şey yoktu!"diye cevap verdi. Gerçi Araf'a ne diye sorduysam? Onun vereceği cevap hep ters olurdu zaten. Araf'a telefon gelmesiyle Araf yavaşladı. Ve çalan telefonu açarak kulağına doğru götürdü.  "Dinliyorum Suna!"diye mırıldanmasıyla bakışlarımı Araf'a doğru çevirdim. Suna da kimdi?  "Ben İstanbul'a dönünce ayarlarız bir buluşma!"diyerek tebessüm etti. Ben kaşlarımı çatarak Araf'a bakarken Araf gülüyordu. Araf telefonu kapattıktan sonra bakışlarını bana çevirdi.  "Suna kim!"diye sordum soğuk sesimle. Araf bana önce anlamamış bir şekilde baktı daha sonra cevap verdi."Bir dost diyelim!"diyerek kısa bir cevap verdi.  "Dost yani? Ben dost falan bilmem onunla görüşmeni istemiyorum!"diye tavrımı koydum umursamaz bir şekilde. Bugün aynısı o bana yapmıştı ve hayat müşterekti.  "Sen onunla baş başa mı buluşacağımı düşündün?"diye sordu.  "Evet!"diye cevap verdim.  "Bu buluşma benim için değil senin için!"diye açıkladı."Benim için mi?"diye sordum anlamayarak.  "Evet Sonuç olarak benimle evlendin büyük iş ortaklarım ve arkadaşlarım Araf Demirsoyun eşini çok merak ediyor! Bu yüzden ikimiz için bir buluşma düzenliyorlar!"diye açıkladı. Yine boşu boşuna esip gürlemiştim.  "Bilmiyordum ben sandım ki!"devamını getiremeden Araf araya girdi.  "Sen sandın ki ben kızlarla buluşmaya gideceğim! Siz kızlar fazla kıskançsınız!"diye ekledi alayla bende Araf'ın bu lafına sinirlenip karşı çıktım.  "Kıskanmak? Ben sadece bana koyduğun kuralları senin de uygulamanı istiyorum!"diye itiraf ettim."Kuralcı biri değilim ama konu sen olunca zorunda kalıyorum!"diye cevap verdi ben Araf'a kaşlarımı çatarak bakarken birden yüz ifadesi değişti.  "Allah kahretsin!"diye mırıldandı gergin bir şeklide.   "Ne oldu yine?"diye sordum Araf gergin bir şekilde bana bakarak cevap verdi."Otobüsün izini kaybettik!"diye mırıldandı. Bende bakışlarımı Araf'tan çekip yola çevirdim gerçekten de otobüs yoktu.   "Ne yapacağız peki? Otelin yolunu nasıl bulacağız?"diye sordum. Araf cebinden çıkardığı telefonla birilerini aradı fakat kimse cevap vermedi. Araf ve ben arabadan inerek etraftan yardım istemek için indik fakat bu yolda ne bir araba ne de biri geçiyordu. Araf ve ben ileriye doğru ilerlerken etrafı inceliyorduk fakat kimse yoktu.   "Hep senin şu dırdırın yüzünden oldu bu kadar çok konuşmak zorunda mısın?"diye sordu. Araf'ın bu sorusuna karşılık kaşlarımı çattım.  "Sen de bu kadar dikkatsiz olmak zorunda mısın?"diye sordum. Araf önce bana baktı daha sonra öfkeyle konuşmaya başladı.  "Dikkatimi dağıtıyorsun her konuda ve ben seninle ne yapacağım gerçekten de bilmiyorum!"diye mırıldandı.  "Onu o karanlık gece de beni kaçırmadan önce düşünecektin Araf Demirsoy!"diye karşı çıktım.  "Yine başa mı döndük? Eskileri açıp durma benim kadar sende suçlusun bu konuda! O gün o mahallede olmayacaktın!"diye tısladı.  "Orada olduğunu bilseydim önünden geçmezdim!"diye tersledim aynı şekilde. Araf kaşlarını çatarak bana bakarken önce derin bir nefes aldı daha sonra öfkesini kontrol etmeye çalışarak konuşmaya başladı.  "Arabaya dönelim burada bize yardım edecek kimse yok!"deyip arabaya doğru yürümeye başladık fakat biz daha ileri gittikçe araba görüş açımıza girmiyordu."Araba yok!"diye tısladı Araf ben şaşkınlıkla Araf'a bakarken onun sessiz bir şekilde küfür mırıldandığını duydum. Daha sonra bana doğru yaklaştı.  "Bak araba çalınmadı! Sadece biri bizimle oynuyor ve çok dikkatli olmalıyız!"diye mırıldandı."Nereden anladın bunun bir oyun olduğunu?"diye sordum korktuğumu belli etmemeye çalışarak."Bu tesadüf olamaz! Beni durmadan arayan gizli numaralar , Dün akşam buraya gelmeden önce arabayla takip edilmem ve şimdi de bu!"diye itiraf etti.Ben şaşkın bir şekilde Araf'ın söylediklerini anlamaya çalışıyordum.  "Kim senden ne istiyor?"diye sordum.  "Bak benim çok iyi bir hayatım olmadığını biliyorsun zaten! Bu da onlardan biri sadece! Ben bu durumlara alışığım bir çok kez beni bu şekilde korkutmaya çalıştılar fakat ben hepsinin üstesinden geldim. Bu sefer senin benim yanımda olman bunu bana karşı kullanacaklardır! Sen sadece korkma ve benim sözümden çıkma!"diye açıkladı. Araf'ın iyi bir hayatı olmadığını biliyordum fakat bu yaşananlar beni bu kadar korkutturken onun bir çok kez bu durumla karşılaşıp üstesinden gelmesi belki de o bu yüzden çok güçlüydü o yüzden hiç bir şeyden korkmuyordu. Ben Araf'a olumlu bir şekilde başımı sallarken sıkıca elimi kavradı.  "Yanımdan bir saniye bile ayrılma!"diye uyardı.  "Araf buradan nasıl çıkacağız?"diye sordum."İleride ana yola çıkan bir yol olmalı hatırladığım kadarıyla! Ama buradan çok uzakta! yürümemiz gerekecek!"diye mırıldandı. Yarım saat sonra ikimizde çok fazla yorulmuştuk ama Araf benim aksime daha güçlü duruyordu.  "Yoruldun mu?"diye sordu. Başımla onayladım Araf'ta beni yolun kenarına çekip oturmamı sağladı. Daha sonra o da yanıma oturdu.  "Neden seninle bu kadar uğraşıyorlar?"diye sordum.  "Çünkü ben iyi biri değilim yağmur! Senin bilmediğin bir çok şey var ve ben sana bunları anlatamam!"diye mırıldandı ellerini başının arasına alarak.  "Neden anlatamazsın? Neden bunları benden saklamak zorundasın?"diye sordum."Çünkü bunları bilmemen senin için çok daha iyi! Benimle beraber seninde hayatını tehlikeye atamam! Ben bir çok kez ölümle burun buruna geldim bu yüzden hiç bir şeyden korkmuyorum! O gün sende gördün o adamı vururken hiç merhamet ettim mi? Etmedim çünkü ben sandığın gibi iyi biri değilim!"diye açıkladı.  "Peki neden o gece o adamı vururken hiç merhamet etmeyip o silahı benim başıma dayadığında o adam gibi bana da merhamet etmedin?"diye sordum. Araf bakışlarını bana doğru çevirip yüzümü inceledi daha sonda toparlanarak cevap verdi.  "Çünkü o gün seni öldürecek bir sebebim yoktu!"diye mırıldandı.  "Peki beni öldürmek için bir sebebin olsa beni de o adam gibi gözünü kırpmadan öldürebilir misin?"diye sordum. Araf sustu bakışlarını benden kaçırdı cevap vermiyordu sadece susmuş etrafı inceliyordu.  "Kalkalım daha önümüzde uzun bir yol var!"deyip ayağa kalktı. Soruma cevap verecekti bu yüzden Araf'ı kolundan tutup durdurmayı başarmıştım.  "Soruma cevap ver Araf! O gün beni de o adam gibi öldürür müydün? Bunun cevabını öğrenmek zorundayım!"diye mırıldandım. Ama Araf yine susmuştu. Her zaman sözleriyle bana karşı çıkan Araf bu sefer susuyordu. "Susma Araf! Bana bir cevap ver!"diye çıkıştım. Araf bana doğru dönüp bir şeyler söyleyecekti ki yabancı bir sesin araya girmesiyle durdu.   "Hadi Araf sevgili karına bir cevap ver!"diye alayla dudaklarını kıvırdı.Ben ve Araf karşımızda ki orta yaşlı adama bakarken bu yabancı adam konuşmaya devam ediyordu.  "Şöyle bir şey yapalım bunun cevabını bugün öğrenelim!"diye tısladı. Ben korkudan Araf'a bakarken Araf beni kendine çekip karşımızda ki adama kaşlarını çatarak bakıp konuşmaya başladı.  "Beni yine hiç şaşırtmadın!"diye tısladı.   "Beni artık çok iyi tanıyorsun! Her hareketimden nasıl bir anlam çıkartman gerektiğini biliyorsun Demirsoy!"diye mırıldandı aynı şekilde Araf'ın karşısında ki adam.  "Bu konuda haklısın işte seni senden daha iyi tanıyorum!"diye mırıldandı.  "Şimdi bunları tartışmanın sırası değil! Önce sevgili karına bir cevap ver!"diye gülümsedi bana iğrenç bir şekilde bakarak.  "Ona yapacağın tek yanlış hareketin nelere yol açacağını biliyorsundur umarım!"diye çıkıştı birden Araf soğuk sesiyle daha sonra tutuğu elimi daha iyi kavradı.  "Kim bilir belki de bugün sevgili karıcığından ayrılmak zorunda kalabilirsin! Tıpkı o gün beni yeni doğmuş oğlumdan ayırdığın gibi! Sahi karına anlattın mı? Oğlumu benden nasıl ayırdığını!"diye tısladı. Karşımda ki adamın sözleriyle donup kalmıştım. Araf daha bugün küçük bir kızı annesine kavuştururken bugün bu adamın dedikleri doğru olabilir miydi? Araf küçük bir çocuğu babasından ayıracak kadar kötü müydü? Buna inanmak istemiyordum! Araf böyle bir şey yapmış olamazdı. Bakışlarımı Araf'a çevirdiğimde tepkisizdi.  "Doğru mu bunlar?"diye mırıldandım. Araf bakışlarını bana çevirerek konuşmaya başladı."Buradan çıktıktan sonra anlatacağım! Düşündüğün gibi değil!"diye fısıldadı aynı şekilde.  "Araf'ın sevgili karısı seni bir günlüğüne kocandan ayırıp tüm gerçeği görmeni sağlayabilirim bunun için benimle gelmen gerekiyor!"diye uyardı. Araf'a baktığımda karşımızda ki adam öldürecekmiş gibi bakıyordu.  "Onu kandırmana izin vermeyeceğim! Ve bu düşündüğün asla olmayacak! Eğer buna kalkışmaya cüret dahi edersen seni yaşatmam biliyorsun!"diye çıkıştı öfkeli bakışlarla karşımızda ki adam bize doğru yaklaşıp tam karşımda durdu ve konuşmaya başladı.  "Bugün gelmediğin için pişman olacaksın! Ama gerçeği öğrenmek için yanıma tekrar geleceğini çok iyi biliyorum ve o günü sabırsızlıkla bekliyorum!"deyip ağaçların arasına kaçıp gözden kayboldu. Araf'ın tuttuğu elimi hızla çektim ve ona tepkisiz bir şekilde bakıp konuşmaya başladım.  "Doğru mu tüm bunlar Araf? Gerçekten de o çocuğu babasından ayırdın mı? Lütfen bana o adamın söylediklerinin hepsinin bir yalandan ibaret olduğunu söyle!"deyip Araf'a baktım daha sonra başımı öne eğip; "Ben sana inanmak istiyorum!"diye ekledim. 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD