Hayat ne kadar acımasız değil mi?
Hiç ummadığın anda, her şeyiyle karşına çıkıyor.
Sanki sen hayata acı çekmek için geldin der gibi..
Hayat bizi bir yandan güldürürken bir yandan da hiç ummadığın anda, ummadığın zaman da yakıp kavuruyor.
Sabah erkenden kalkarak Kemal amcayı aradım. Kısaca olan ve bitenleri anlattım.
"Bir yolunu buluruz yavrum sen o zamana kadar beni bekle ve hiçbir şey yapma " diyerek telefonu kapattı..
Telefon kapandıktan sonra kaç saat geçtiğini bilmeden sağa sola gidip gelmeye başlamıştım. Sanki bir saat değil de asırlar geçmiş gibiydi. Telefonun çalmasıyla sitresten tırnaklarımı yediğimi fark ettim. Hızla telefonu açtım.
"Ne yaptın Kemal amca buldun mu?Ne olur bulduğunu söyle." Gülerek;
"Sakin ol kızım, buldum tabi Adnan beyden istedim."
"Adnan beyden mi? Patronun olan. Kabul etti mi? Peki umarım zor bir duruma düşürmedim seni Kemal amca."
"Yok kızım. Kabul etti zaten."
Tuttuğum nefesi bıraktım bir anda.
"Çok teşekkür ederim Kemal amca en kısa zaman da borcumu ödeyeceğim"
Bir anda sesi ciddileşti.
"Ödeme ne gerek yok kızım ."
"Neden?"
"Sana bir teklif sunacağım onun karşılığında sana istediğin parayı verecek. "
Bir an şaşırmadan edemedim,bana nasıl bir teklif suna bilirdi ki!
"Ne gibi bir teklif bu Kemal amca"
"Kızım Adnan bey oğluyla evlenmen karşılığı parayı sana verecek."
Hayatımda duyduğum en saçma teklifti bu. Bir insan oğluna parayla kız mı, alır! Nasıl bir zihniyetti böyle.
"Böyle bir teklifi ne olursa olsun kabul etmemi nasıl istersin benden. Ne sen böyle bir şey söylemiş ol,nede ben böyle bir şey duymuş olayım Kemal amca.." Hiç tanımadığım, görmediğim bir erkekle nasıl yaşı ya bilirdim. Hayatım bu kadar mı,değersizdi. Yada kaderim mi? Demeliydim. Kabul edemezdim... Kabul edilecek bir şey değildi çünkü bu..
"Biliyorum kızım hiç tanımadığın insanlar ve bir anda böyle bir teklif ama kızım Oğuz'u kurtarabilecek tek insan bunlar..."
"Olmaz Kemal amca yapamam, ben kardeşimi kurtarmak için başka bir yolunu bulacağım artık. Yinede teşekkürler yardımın için. "
"Tamam kızım ama yinede iyi düşün derim"
Telefonu kapattıktan sonra kendimi hızla koltuğa attım.
"Dalga geçer gibi ya. Adama bak sen. Neymiş efendim. Karşılığında oğluyla evlenecek mişim. Hayır yani neden evlenecek mişim! Beni ne kadar tanıyor da böyle bir teklif suna biliyordu... " sinirle daha çok söylenmeye başladım.
Günler geçtikçe zaman dahada daralıyordu. Yelkovan akrepi,akrep yelkovanı hızla kovalamaya başlamıştı. Ne yaparsam bir çıkış yolu bulmamıştım.. Verilen mühret dolmak üzereydi önümüzde sadece iki gün kalmıştı. Ne yaparsam yapayım bir yol bulamadım. Bu kadar büyük bir miktar,bulmak kolay değildi.
"Başka zaman olsa, olmadık saçma işlere çalışan beynim, bugün uslanacak günü buldun. " diyerek sinirle kafama vurmaya başladım.. Evde tek başına kalmıştım bugün, annem artık geceleride işe başlamıştı. Hava iyice kararmış,akşam olmuştu artık. Yapacak birşey olmayınca odama gitmeye karar verdim. Sanki oturunca birşeyler değişiyor du. O sırada kapının çalmasıyla sıkıntıyla geri döndüm. Bu saatte kim ola bilirdi ki! Kapıyı açtığımda şaşkınlıkla baştan aşağı değil aşağıdan yukarı doğru kafamı kaldırarak baktım. Karşımda üç tane izbandut gibi adamlara baka kaldımkaldım. .