Hadi çabuk anlat Eylül meraktan çatlayacağım. "
" Sağ ol ya ben de iyiyim. "
"Ya Eylül dalga geçme. Hadi anlat dün ne yaptın,gittin mi,kabul ettin mi, oğlanı gördün mü,yakışıklı mıydı,nasıldı! "
"İstediğimiz sorudan başlaya bilme gibi bir seçeneğimiz var mı?"
"Evet, Eylül başla da hangi sorudan başlamak istiyorsan ondan başla. "
"Yavaş olsana kızım sende tek,tek sor kaçmıyorum ya. Evet gittim,konuştum. Aslında adam oğluyla evlenme mi, istiyor muş, işin başından buyana böyle bir teklifi nasıl sunacağını düşünürken de bu fırsat geçmiş eline bu şekilde söylemeye karar vermiş. "
"Adama bak sen fırsat kolluyormuş her halükarda aynı yola çıkıyor. "
"İste adamın bir de oğlu varmış üç yaşında. Karısı doğum dan sonra terk edip gitmiş. Oğlu da yıkılmış. Bir anda bütün herkese karşı duvar örmüş. Kadınlara karşı kendisini kapatıp kin beslemiş. "
"Çocuğu da varmış, yani. Vay canına olaya gel sen. Nasıl bir anne ya çocuğunu terk edip gitmekte neyin nesi. Adama da üzüldüm bak şimdi. Her neyse ee daha sonra.
"İşte sonra Kemal amca dan beni duymuş ve bir sene araştırmış. Öğretmenlik yaptığım okul da Adnan beye aitmiş zaten. "
"Yok artık daha neler. Filim gibi ya ee."
"Ya Berna bana öyle içten ve baba şefkatiyle yaklaşınca ve yalvarır gibi bakınca düşünmeden evet dedim. "
"Kızım zaten evet demeye gitmedin mi sen oraya. Enişte nasıl biri peki. "
"Görmedim daha. " Berna'nın heyecanı o anda yere düşüp parçalanmıştı. Yüzü bir anda düştü. Bu haline gülmemek için kendimi zor tuttum.
"Yok artık Eylül saf mısın,kızım sen ya şişman,çirkin,kel biriyse" tiksinir gibi yaptı bir an.
Bu haline gözlerimi devirmez zorunda kaldım.
"Hayal gücüne gerçekten hayranım Berna. Adam para içinde yüzerken dişsiz,kel gezecek hali yok ya. Hem her halükarda kabul ettim. Zaten bir süre sonra hayatlarından çıkıp gideceğim. Bu akşam da yemeğe davet ettiler. Karısı ve oğluyla tanışacağım. Adnan beyin deyimiyle de müstakbel kocam. "
"Neeeee" diye çığlık atmasıyla pastahanede ki herkes dönüp bizim oturduğu masaya bakmaya başladılar.
"Ve sen hala burada oturuyorsun. Saatin kaç olduğun dan haberin var mı, Kalk hadi. "
"Abartma Berna alt tarafı bir yemek " Berna'nın ısrarlarına daha fazla dayanamayarak masadan kalktım.
Eve girer girmez Berna'nın ilk işi beni de arkasından sürükleyerek odaya getirmek oldu. İçeri girer girmez Berna hızla dolabıma yöneldi. Yarım saat Berna'nın dolabın için den çıkmasını beklemek zorunda kaldım.
"Bu olmaz,bu hiç olmaz,bu çok klişe" Kıyafetler umurumda bile değildi. Kaderimin bana biçtiği rolü oynamakla yetiniyordum sadece. Hayatım bugüne kadar, her zaman sırt çevirdiği için artık bu olanları bile umursamaz olmuştum. Her zaman sevdiğim ve kalbimi açtığım bir kişiyle evleneceğim in hayalini kurmuştum, hiç görmediğim biri siyle değil. Hayatın artık bana bir yerlerinden güldüğüne emindim.
"Ayy işte sonunda buldum. Eylül bence bu olmalı"
Berna'nın sevinç çığlığıyla düşüncelerimden çıktım. Elbiseye hiç bakmadan.
"Tamam olsun sen beğendiysen. "
"Elbiseye bakmadın bile güzelim. Yapma böyle be kuzum. İstemiyorsan söyle başka bir yol buluruz. Mutsuz olmana dayanamam ben senin. Hayatta en çok mutlu olmayı sen hak ediyorsun. O kadar iyi kalpli ve sevgi dolu bir insansın ki. En çokta mutlu olmak senin hakkın. "