"Bir söz verdim Berna. Adnan bey sözünde durmuşken benim dönmem döneklik olur. Ne olursa olsun alışmak zorundayım. Hadi ver elbiseyi de deneyim. "
Elbiseyi aldığımda istem dışı bir an gözüm odaya takıldı.
"Berna bu odanın hali ney harbi meydan savaşına dönmüş. "
Küçük bir çocuk edasıyla dudağını büktü. Berna'nın en güçlü savunma tekniğiydi, bu çünkü çok tatlı oluyordu. Ve ben bu duruma dayanamazdım.
"Azıcık dağıtmış olabilirim canım. Aman toplarız canım ne olacak altı üstü iki kıyafet. Yalnız gardırobu hepten boşaltmışım ya ben. Neyse canım iki elden toplarız değil mi?"
Gözlerimi devirerek elbiseyi üstüme giyinmeye başladım. Giyindikten sonra sade dağınık bir örgü ile hafif bir makyajla hazırlığımı tamamlamıştım.
"Ayyy Eylül çok güzel oldun yemin ediyorum mankenlere taş çıkarırsın. Eniştenin dibi düşecek dibi. İnşallah senin de yüreğin ağzına gelmez çirkinliğiyle"
Daha fazla dayanamayarak Berna'yı aynanın önünden ittim. Siyah kalın askılı göğüs kısmı ve kollardan dantel işlemeli göğüs dekolteli,eteği çiçek desenli diz üstünde biten mini bir elbiseydi.
"Berna bu elbise sence çok abartı değil mi hem çok açık. Sade üsluplu bir şeyler mi giysem "
"Tabi canım pijamaların'la git oldu olacak. Kızım saçmalama hadi saat yediye geliyor."
" Ne geç kaldım yine of ya. Döndüğüm de odayı eski halinde görmek istiyorum. "
Aceleyle çantamı alarak kapıya gittim. Elbisenin altına kafesli siyah topuklu ayakkabılarımı giyerek, kapıda beni bekleyen arabaya bindim. Yarım saat sonra villanın kapısından içeri girene kadar heyecanlı olduğum farkında bile değildim. Stresli bir şekilde arabadan indim. Kalbim ağzımda atıyordu sanki. Göğüs kafesimden çıkacak diye kokmadan edemedim.
Elbiseden bir an rahatsız olmuştum.
"Acaba daha mı başka bir şey giyseydim." Normalde açık giyinmeyi severdim, ama yerine göre giyinirdim. Bugün başka bir gündü.
"Ah Berna bunun hesabını sana sormaz mıyım. "
Kapıya gelerek zili çalarken yüzüme en sevimli bulduğum gülümsemeyi takındım,kısa sürede kapıyı güler yüzlü genç bir kadın açtı.
"Buyurun Eylül hanım sizi salonda bekliyorlar. "
Başımı sallayarak kadını takip ederek salona girdiğim de karşımda en fazla elli beş yaşında duran kadın gülerek yanıma gelerek sarıldı.
"Hoş geldin kızım. Ben Yavuzun annesi Hale. "
"Hoş buldum efendim. Bende Eylül. "
"Aaa efendim de ney kızım artık bir annen de ben sayılırım. Güzel kızım. " Hale hanımın içtenliği bir nevzede olsa rahatlamama neden olmuştu.
Etrafa bakındığımda,Berna ya ilk başta ne kadar kızsam da şimdi içten, içe dua ediyordum.
"Hoş geldin,Eylül kızım. Nasılsın bakalım. "
"Teşekkürler Adnan be_baba iyim siz nasılsınız. "
Babamdan sonra bir daha hiç baba kelimesini kullanmamıştım bugüne kadar. Bu kelime bana imkansız gibi geliyordu.babam öldükten sonra tozlu raflara kaldırmıştım bu kelimeyi, şimdi o tozlu raflardan çıkararak baba demeye dilim varmıyordu.
Bu durumu anlayan Aynen bey anlayışla yaklaştı;
"Zamanla alışırsın kızım. Artık bir baban da ben olacağım. En ufak sıkıntında,yardıma ihtiyacın olduğun da yanında ilk ben olacağım.. Belki babanın yerini alamam,almakta istemem ama elimden geldiğince yardımcı olmak isterim sana kızım.. Hadi artık masaya geçelim. "
Bir an duyduğum sözlerle duygulansam da belli etmemeye çalışarak gülümsedim.
"Teşekkür ederim "