Şimal
Sürekli bunu yapıyor, beni manipüle etmeye çalışıyor. İşte yine aynı şey. Üzerime eğildi ve dudaklarıma kapandı, hareket ettirmiyor dudaklarını sadece dudakları dudaklarımın üzerinde ben ise gözlerine kilitlenmiş vaziyetteyim tepki vermiyorum, bir hareket beklediğinin farkındayım azğımı azıcık oynatsam devamı gelecek. Baktı benden karşılık alamıyor hafif uzaklaştı hala konuştukça dudaklarımız temas ediyor.
"Bana karşı koyma, lütfen"
"Yatak odasına mı geçelim nasıl rahat edersin?"
Gözleri kocaman oldu söylediğim şeyle, yutkundu..
"Şimal yani sen de istiyor musun beni?"
Güldüm ama acı bir gülüş..
"Bana fikrimi sormadın Kurt, fiziksel üstünlüğünü kullanıp üzerime kapaklandın.. Belli ki ilkinin yarıda kalmasının rövanşını almak istiyorsun. Peki, al ne istiyorsan. Yatak odasına geçelim istersen, rahatça yap ne yapacaksan. Sonra da siktir git. Lütfen!"
Bir anda kalktı üzerimden ama ben hala yatar pozisyondayım..
"Şimal bak özür dilerim ben hakim olamadım kendime"
"Git"
"Şimal lütfen.."
Baktım uzatacak usulca kalktım yerimden ona hiç bakmadan yatak odama geçtim. Kapımı da kilitledim yatağa cenin pozisyonunda yattım. Anlamıyorum bu ne cüret. Nasıl bir kadın tek bir yakınlık emaresi göstermemesine rağmen bulduğun her fırsatta ona temas edebileceğini sanıyorsun.. Bir süre sonra dış kapının kapanma sesi geldi.
Aklıma daha mantıklı bir şey gelmeyince telefonumu çıkarıp bir arama yaptım, birkaç saniye sonra geldi cevap.
"Efendim"
"Siz hiç konuşmasanız ben 2 dakika derdimi anlatsam kapatsam olur mu?"
"Olur"
"Çok zayıfım belki acizim bilmiyorum ama çok da yorgunum. Kimsenin kötülüğünü istemedim bu güne kadar, hep kendimden önce başkaları vardı. Gün geldi bu uğurda benliğim, gururum dahil her şeyimi kaybettim işe bakın ki benim uğruna kendimden geçtiklerim de gün gelince beni seçmedi. Şimdi ise. O var. Bende özel bir yeri olduğunu sanıyor, var mı ben de bilmiyorum çünkü bunu düşünme fırsatım olmadı o kadar bile iznim yok. Sadece kendimle kalmak, kendi düzenimi kurmak ben olmak istiyorum. Olmuyor.. Beni öpme hakkı olduğuna da inanıyor, dokunma hakkı olduğuna da. İstemiyorum bir cevap olmuyor mesela. Iıı bu kadar sanırım. Teşekkür ederim." deyip kapattım telefonu. İyi geldi, biriyle konuşmak sanırım..
Şimdi biraz uyumaya çalışacağım yarın işbaşı yapmam lazım çünkü bu hafta idare edeyim hafta sonu da ev falan bakarım diye düşünüyorum. Bu düşüncelerle geçtim uykuya sabaha kadar bin tane kabus gördüm diyebilirim. Huzursuz bir şekilde uyandığımda gün yeni doğmuş gibiydi daha fazla uyuyamayacağımı bildiğimden bir duş aldım, kahvaltı hazırladım mesai saatimde de işe başladım. Birkaç saat çalıştım ki kapım çaldı, açtım ama kimse yoktu sonra baktım yere bırakılmış kapalı bir zarf. Aklıma ilk gelen Massimo denilen adam oldu korka korka açtım zarfı ama gördüğüm şeyle gözlerim kocaman oldu ama bu mümkün değil ki nasıl olabilir.
Elimde Boğaziçi Üniversite Hukuk Fakültesine kayıtlı olduğumu gösteren öğrenci belgem var.. Deli gibi evin içinde gezmeye başladım nasıl da ağlıyorum anlatamam. Bu nasıl olabilir ben geçen sene kazanmıştım ve kaydımı yaptırmadım ki.. Elimdeki kağıtla uzun uzun bakıştım.
"Eğitiminizi dondurduğunuz 1 yıllık süre bu eğitim öğretim dönemi ile sona erecektir, yeniden dondurmak istemiyorsanız gerekli işlemler için 31. 08.2025 e kadar ilgili fakülyete başvurunuzu yapınız.."
Ben bininci kez o yazıyı okurken telefonuma bir mesaj geldi.
"Dün için özür dilerim Şimal, Ankara'da söylediğimin arkasındayım sen bana gelene kadar bir daha karşına çıkmayacağım. Ayrıca başarından dolayı tebrik ederim harika bir hukukçu olacağından hiç şüphem yok"
Kurt'tan gelen mesajla afalladım, tabi ya.. Böyle bir şeyi yapmaya kimin gücü yetecekti ki başka. E şimdi ben ne yapacağım ki.. Bu gerçekten bir başarı mı yoksa hazıra konmak mı olacak..
🥀
Pars
Kader ilginç bir bir sistem.. Kaçtığınıza yakanırsınız, kovaladığınız sizden kaçar.. Asla yapmam dediğiniz şeyi muhakkak yaparsınız, burun kıvırdığınız şeyle de muhakkak sınanırsınız. Bu sanırım ilahi adalet mekanızması. Yaratıcının seni de ben yarattım yaşadıklarını ben yazıyorum ne bu kendini bir şeyler sanma telaşın deme şekli galiba. Ve oldum olası ilahı adalete hep çok güvendim.. Mütevazı bir insanım yani aslında hepimiz öyleyiz de bu konuda tevazu göstermeyeceğim ben de biraz daha fazladır bu. Sanırım mesleğimde bundan büyük etken oldu, kendimi frenleme konusunda daha iyiyim. Biz de bu konuda kendini törpüleyemeyen bir Kurt oldu o da öyle büyüklük taslamaz yani öyle sanıyordum ama Şimal'de gördüm ki içinde bir yerlerde o kibirli adam var. Ne ben ne diğer 5 kardeşim Şimal'i bizden daha aşağı görmedik mesela böyle bir konu aklımıza bile gelmedi hatta ama Kurt çok olağan bir şey gibi bahsetti onun bizden olmadığından.
Bu da aslında şunu net bir şekilde ortaya koydu ki boş değil Şimal'e karşı. Anlamadığım neden kızın canını yaktığı kısmıydı onu da çözmek zor olmadı, kedi uzanamadığı ciğere murdar dermiş hesabı onun ki.
Şimal dimdik bir kız asla boyun eğmiyor eyvallahı yok, Kurt'ta ona ilk seferinde hoyratça yaklaşınca aralarına kocaman duvarlar örülmüş..
Sonrasını biliyorsunuz zaten bizimki divane oldu yataklara düştü falan filan buraya kadar da sorun yok. İkisi de yetişkin insanlar neticede. Kendi kararlarını alabilirler ama dün gece yarısı aldığım telefon işin pek de öyle olmadığını gösterdi.
En sevmediğim şeydir çaresiz bırakılan kadın.. Ona alan tanımayarak, kendini sürekli onun gözüne sokarak onda varlık bulmaya çalışmak tam anlamıyla bir aşağılık kompleksidir. Zaten yaralamışsın sen bu kızı vaktinde ona rağmen büyüklük etmiş, zor zamanında gelmiş yanına ama sen tavrına devam ediyor gecenin bir yarısı bir kadını hıçkıra hıçkıra ağlayarak derdini anlatacak birini bulmak zorunda bırakıyorsan bana ne aşkın samimi gelir ne de duruşun..
Sen elinden şekeri alınan çocuk gibi davranamazsın. Kimse seni pışpışlamak zorunda değil. Şimal'e yaptığını annem ya da babam duysa size çok net söylüyorum reddetme noktasına gelirler. Babam taciz tecavüz gibi konularda aşırısı hassas annem zaten söylemeye gerek bile duymuyorum..
Velhasıl kardeşim yanlış yolda. Şimal tertemiz bir kız, içinde kötülük barındırmayan, çocuk bile olamamış bir kız bu da onu hep sert bir duruşa itmiş asla taviz verme lüksü olmamış.. Ben daha fazlasına izin vermem. Babasını 1 aydır tedavi ediyorum adam çocuklarının varlığını bile unutmuş nerdeyse öyle saplantılı bir bağı var karısıyla. Böyle bir babayla yaşamış yıllarca ben de ona abilik isterse abilik arkadaşlık isterse arkadaşlık yapma konusunda kararlıyım.. Bu sebeple o konuşma dedi konuşmadım ama bu sonrasında da sessiz kalacağım anlamına gelmez. O kapatınca Kurt'u aradım.
"Bir kez söyleyeceğim Kurt. Şimal'in yanına yaklaşmayacaksın! Şayet Şimal sana gelmeden sen ona gidersen bir daha beni de göremezsin"
"Pars ama.." dedi dinlemedim, kapattım telefonu. Bu kadarı fazla çünkü. Sabretmesi lazım, Şimal'in de Kurt'a ilgisi olduğunu düşünüyorum açıkçası ama o kızın bir ilişki düşünebilecek psikolojide olmadığı da açık. Ona biraz zaman verecek biraz da alan, egosunu da bir kenara bırakacak şayet Şimal Kurt'u istemiyorsa Kurt kendi yoluna bakacak istiyorsa zaten ona gidecektir.
Ben telefonu kapatınca Kurt'tan mesaj geldi.
"Tamam piç herif. Seni kaybetmeyi göze alamam ama şunu bil Şimal'i de kaybedemem sadece biraz uzak kalacağım ama sabah onun okul işini halledeceğim ve bir mesaj atacağım o kadar bu sayılmaz tamam mı?"
Çocuk gibi yemin ederim.
"Tamam bir tane mesaj sayılmaz, sonrasında ne yazacaksın ne arayacaksın"
"Anladık!"
Ertesi gün dediğini yaptı okulla görüşmüş halletmiş Şimal'in kayıt işini, kaydı geçen yıl yapılmış ve dondurulmuş olarak değiştirilmiş bakın bu güzel bir jest, takdir ettim açıkçası benim aklıma gelmezdi ama o bu işlemi hallettikten 2 saat sonra yeniden Şimal aradı.
"Pars bey merhaba müsait misiniz?"
"Meraba Şimal müsaitim elbette"
"Bir konuda sizin yardımınıza ihtiyacım var"
"Memnuniyetle."
"Şimdi Kurt Bey bana bir hediye göndermiş. Açıkçası beklemediğim için hala şoktayım ama ben bunu hak etmediğimi düşünüyorum."
"Hmm sen kazandın, sınava sen girdin ve elinde olmayan sebeplerden kayıt yaptıramadın ve bu sene okuluna kaydın yapıldı ama sen bunu hak etmediğini düşüyorsun değil mi"
"Evet öyle çünkü ben geçen sene kazandım bu sene değil. İnsanların hakkına girmek istemiyorum"
"Dünya iyi insanlar için cehennemdir derler Şimal biliyor musun?"
"Nasıl yani böyle yapmam benim iyi insan olduğumu göstermez ki."
"Senin yerine başkası mı girdi sınava"
"Hayır hayır olur mu hiç"
"Peki kazanamadığın halde kazandı mı göstermiş Kurt seni"
"Hayır Pars Bey ama.."
"Peki sınava hiç girememene rağmen girmiş gibi mi gösterilmişsin"
Bu defa bıkkınca bir hayır dedi.
"Anladım demek istediğinizi yani sizce o okula gitmem haksızlık değil"
"Ben cevabımı verdim gerisine sen karar ver."
"Tamam teşekkür ederim" dedi kapattı.
Bakın böyle insanlar tüm hayatları boyunca iyi olan hiçbir şeyi hak etmediğini düşünen insanlardır. Onlara göre hep zorluklarla mücadele etmeliler hep dişleri tırnaklarıyla kazıya kazıya gelmeliler bir yere.
Ortada haksız olacak bir durum yok o okuyacak diye bir öğrenci açıkta da kalmayacak ama yine de bunu hak etmediğini düşünüyor. Ama insanlar bilmeli siz kendi değerinizi bilmezseniz kimse de sizin değerinizi bilmez..
Açıkçası ben süreci merakla takip edeceğim bakalım Kurt söz verdiği gibi uzak kalabilecek mi asıl önemli olan Şimal onun varlığını özleyecek mi?