Şimal
Sabah Ankara'dan çıktık ve yaklaşık 2 saat sonra İstanbul'a gelmiştik açıkçası ben arabayla gideriz diye düşündüm ama uçakla geldik. Yol boyunca sadece düşündüm, hayatım sürekli savrulmakla geçiyor ama bu halden memnun değilim. İstiyorum ki ben de sıradan insanlar gibi bir düzen kurayım kendime. Çok bir beklentim de çok aslına bakarsanız kendime yetebileyim yeter ne aşk da gözüm var ne para pulda. Bu sürede en yakın arkadaşım yine Meryem ablaydı, orada kurulu bir düzeni olmasa çık gel beraber yaşayalım diyeceğim nerdeyse ama işini oturttu ve hatırı sayılır miktarda müşterisi var ama inanılmaz hayat dolu bir kadın 40 yaşında ama kimse demez 40 diye benden daha 19 hatta..
Başına kötü bir şey geldiğinde falan siktir et olan olmuş bundan sonra ne yapabilirim ona bakacağım diyor. Yaşamayı seviyor, sıkıntılar bile ona göre insanın nasibi.. Ondan her gün bir şeyler öğreniyorum diyebilirim. İnşallah yakın zamanda gelecek Türkiye'ye sanırım onu görmek iyi gelecek bana..
Nihayet indiğimizde korumalar hazır bekliyordu zaten bavulumu almak istediler benim de.
"Teşekkür ederim ben hallederim"
"Ver Şimal neden sen taşıyorsun"
"Taşıyabiliyorum çünkü!"
Gözlerini deviriyor bir de ne varsa şu kadarcık işte. Ancak çıkışa ulaştığımızda kapıda bekleyen Kadir'le o kadar mutlu oldum ki istemsiz sesim yüksek çıktı.
"Kadiiiir"
O da beni görünce gülümsedi.
"Şimal hoş geldin"
"Hoş buldum" deyip sarıldım. Kadir'i gerçekten çok özledim. O kadar eğlenceli biri ki onun yokluğu ciddi ciddi hissediliyor. Kaç kez aramak isteyip vazgeçtim Ankara'dayken.
"Nasılsın?"
"Ben iyiyim kaçak asıl sen nasılsın bir haber vermeden çektin gittin"
"Yaa çok haklısın ama işte öyle gerekiyordu, itiraf edeyim özledim seni"
"Çıkarırız acısını merak etme" dedi gülerek ama arkamdan gelen böğürmeyle yemin ederim sıçradım yerimde.
"Kadir!"
Kadir hemen ceketini ilikleyip ilerledi.
"Hoş geldiniz Kurt Bey."
"Kusura bakma muhabbetini böldüm Kadir Bey'de gitmemiz lazım artık."
Kadir bana baktı ardından tekrar Kurt'a baktı.
"Kurt Bey sizin aracınız hazır zaten ben Şimal'i alacağım"
"Şimal Hanım!"
"Kadir benim arkadaşım ve biz aramızda resmiyeti çoktan kaldırdık Kurt Bey"
Gözlerini kapatıp açtı sıkıca.
"Şimal neden ayrı gidiyor"
"Kenan Bey görmek istedi efendim, sizi de Zemheri Bey bekliyor"
"Tamam sen git ben bırakırım Şimal'i amcama"
"Peki Kurt Bey" dedi ayrılırken seslendim arkasından.
"Kadir akşama bir şeyler yapalım mı?"
"Tamamdır, haberleşiriz" deyip ayrıldı o. Ben de Kurt için gelen arabaya bindim.
"Selçuk kapat" dedi sonrasında şoförle aramızdaki bağlantı kapandı. Bir anda hışımla bana döndü Kurt.
"Bana bak!"
"Evet.."
"Bu Kadir ne ayak"
"Çalışanınızı bana mı soruyorsunuz Kurt Bey."
"Lan sikecem şimdi beyini. Adamla iki kez görüştün hepi topu özledimler buluşmalar havada uçuşuyor bana hâlâ bey mi diyorsun yaşananlara rağmen"
"Aramıza sınır çizen sizsiniz Kadir ise benim ilk günden bu yana aynı kulvarda olduğum kişi.. Hep Kadir'di hep arkadaşımdı yani."
Allah aşkına bir ima etsene, onunla da yattım gibi bir imada bulunsana Allah aşkına! Gözlerini sıkıca kapatıp açtı..
"Bizde arkadaşız Şimal hatta komşuyuz ben sana nasıl adınla hitap ediyorsam sen de bana öyle hitap et. Lütfen"
Hayret, ulumaya başlaması lazımdı ama garip bir şekilde insancası varmış.
"Olur, öyle yaparım"
Güldü ben öyle deyince sen insan gibi konuştun da çemkirdim mi Allah Allah..
"Önce bir şeyler yiyelim de öyle geçelim"
"Daha 2 saat oldu yemek yiyeli ben acıkmadım beni Kenan abiye bırakırsan sevinirim"
Kaynıyor şuan içi biliyorum durdu duramadı sordu.
"Nereye gideceksiniz Kadir'le"
"Bilmiyorum ki konuşup karar veririz"
"Bar tarzı bir yer mi olur"
"Hayır ya ne barı, mecburiyetten çalıştığım dönem hariç adım atmam öyle yerlere. Pislik yuvası. Bir kafede otururuz ya da bana gelir"
"Höst"
"Anlamadım"
"Evine mevine gelemez Şimal saçmalama."
"Sen mi karar veriyorsun benim evime kimin geleceğine"
"O da olacak inşallah ama şuan için gelmemeli bence"
"Tamam sen sencesini söyledin teşekkür ederim tamam mı?"
Burnundan soluyor şuan hiç kusura bakma Kurt efendi o kadar uzun boylu değil. Çok geçmeden de benim buradaki evime daha doğrusu Gülce Hanımın verdiği eve geldim, burada kalmayı düşünmüyorum ama abimlerle de kalmak gibi bir niyetim yok. Bu sebeple yeni bir ev tutana kadar burada idare edebilirim. Yolda Kenan abiye mesaj atmıştım nereye geleyim diye o da sen evine geç ben geliyorum demiş. Evi şöyle bir gezdim her şey bıraktığım gibi açıkçası bu şehri özlemişim.. Buzdolabına baktım ağzına kadar dolu Kenan abinin işi muhtemelen. Ben hızlıca bir duş alıp çıkana kadar da Kenan abi geldi.
"Bizim deli kandırdı mı seni sonunda"
"Şartlar bunu gerektirdi diyelim abi"
"Güzel oldu güzel aklım sende kalıyordu"
"Sağ ol abi çok hakkın geçti hakkını ödeyemem"
"Sen de bizim bir kızımız oldun, Gülce benim öz kardeşim gibidir o birine yakınsa otomatikman ben de yakın olurum"
"Siz de bana aile oldunuz."
"Sağ ol kızım ancak şimdi seninle başka bir konuyu konuşacağız"
"Tabi abi dinliyorum"
"Şimal bak kızım biz her türlü tedbiri aldık zaten ama senden de azami dikkat istiyorum. Massimo Moretti İstanbul'a geliyormuş yani seninle bir alakası olduğunu sanmıyoruz ama biz yine de aklımda demeliyiz. Bizden habersiz sakın bir yerlere gitme anlaştık mı?"
2 gün rahat ettim ya burnumdan gelmezse olmaz zaten.. Yine de içim rahat artık benimle bir alakası kalmadığını düşünüyorum üzerinden aylar geçti..
"Anladım Kenan abi dikkat ederim, teşekkür ederim"
"İyi o halde hadi bana müsaade sen dinlen biraz "
"Sağ ol" deyip onu gönderdikten sonra yattım bütün gece uyanık kalınca vücudum bir yerden sonra isyan bayrağını çekti. Yatar yatmaz da uyumuşum zaten. Uyandığımda epey dinlenmiştim. Çok iyi gelmiş bu uyku, saate baktım 4 olmuş. Kadir'den de bir mesaj.
"Akşama ne yapıyoruz"
Her ihtimale karşı yine de dışarı çıkma fikrini erteledim, ne olur ne olmaz.
"Bana gelsene"
"Tamamdır, kaçta geleyim"
"7 nasıl"
"Süper."
"Yemek yemeden gel bir şeyler hazırlıyorum"
"Ooo harika"
Güldüm gelen mesajla yemeyi çok seviyor.. Kalktım yataktan bir elimi yüzümü yıkayıp mutfağa girdim. Birkaç çeşit meze börek falan yaptım saat 6 buçuk gibi de çayı demledim gidip üzerimi değiştirdim hemen. Tam vaktinde de Kadir geldi, eli kolu dolu vaziyette.
"Oh böyle gelen misafir her gün gelsin"
"Valla hayır demem sen gel de yeter"
"Gel gel her zaman beklerim" dedim onu içeri buyur ettim.
"Sen otur ben sofrayı hazırlayım"
"Dur ben de yardım edeyim o fasıl bitsin de sohbet edelim biraz valla kafa dengi bulmak zor"
"Haklısın aynı dertten muzdaribim."
Hemen hızlıca kurduk sofrayı çayları koydum güzel bir sohbete başladık ama bir 15 dakika oldu olmadı kapı çalmaya başladı.
"Birini bekliyor muydun?"
"Hayır.."
"Tamam sen geride dur Şimal" dedi belinden silahını çıkarıp kapıya yöneldi ama mercekten bakınca bana döndü.
"Yiğiterler.."
Ben de şaşırdım öyle deyince kapıya ilerleyip açtım Kadir'de tam yanımda duruyordu. Tam karşımda mahşerin 3 atlısı gibi duran kopyala yapıştır Yiğiterler'e baktım boş boş ama hemen toparladım kendimi.
"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk Şimal asıl sen hoş geldin, özlettin kendini"
"Teşekkür ederim Aslan Bey."
"Oooo artık ayırt edebiliyoruz.."
Sırıttım zor oldu ama evet ayırt edebiliyorum. Kurt'un tam dudağının altında minik bir ben var diğerlerinde o yok. Pars Beyin de kaşının üzerinde küçük bir yara izi.
"Evet minik farkları gördüm."
"Öbür türlüsü süperdi ya neyse canın sağ olsun"
"Buyurun içeri girin" dedim ama Kurt gözleriyle ateş ediyor, Kadir'i yakıverecek şimdi.
"Naber Kadir?"
"Teşekkür ederim Aslan Bey siz nasılsınız?"
"Sürünmeye devam."
Onlar kendi arasında konuşurken Pars Bey'de girdi.
"Pars Bey hoş geldiniz ve ben size çok ama çok teşekkür ederim"
Kurt'ta o da anlamaz gözlerle bakıyorlar bana.
"Babam için, onu tedaviye almışsınız ve hiç söylemediniz, mahcubum size karşı"
"Bunla ufak tefek mevzular Şimal. Dert etme.. Seni yeniden görmek güzel, alışmışız sana"
"Ben de sizlere çok alışmışım sizi tekrar gördüğüme sevindim. Lütfen buyurun"
Pars Beyde içeri geçince Kurt'la kaldık hala bekliyor girmiyor içeri.
"Girmeyecek misin?"
"Bana o gülücüklerden hoş gediniiizzz lerden sizi gördüm şahane oldumlardan falan yok mu?"
Hey yarabbi çocuk gibi adam ya.
"Hoşgeldin Kurt, ne iyi ettin de geldin çook da uzun zaman olmuştu seni görmeyeli. Özlemişim valla" dedim yapmacık bir sırıtışla. Diğerleri bizim iki kişilik tiyatro gösterimizi sırıtarak seyrediyor işin garip yani Kurt'ta sırıtıyor.
"Güzel oldu bu karşılama hep böyle isterim" dedi o da geçti içeri. Yok yok valla normal değil bu adam, mecburen geçtik içeri.
"Lütfen hemen masaya geçin ben size bardak getireyim."
"Sen otur Şimal ben hallederim."
"Ya Kadir sağ ol o zaman ben de servisleri çıkarayım" dedim ama bir uluma sesi geldi.
"Sen otur Kadir, ben de su içecektim zaten getiririm"
"Peki Kurt Bey" deyip oturdu çocuk. Garibimin hiçbir şeyden haberi yok. Bizimki kendi kendine gelin güvey oluyor."
Benimle beraber girdi mutfağa bir anda tezgahla arasına aldı beni.
"Ne sikim dönüyor burada"
"Cinsel organını katmadan konuşamıyor musun sen?"
"Şimal bak tepemden duman çıkacak şimdi, ne demeye bu lavukla evde buluştun hadi buluştun ne demeye ev sahibi gibi davranıyor"
"Evde buluştum çünkü Kenan abi Moretti'nin bir tehdit olabileceğini söyledi, ev sahibi gibi davranmıyor zaten çalışanınız olduğu için o da hizmet etmeye çalışıyor"
"Aman ne büyük incelik. Kadir bizi bilir hiçbir zaman da ondan hizmet beklemeyiz. Bakma bize bey dediğine birlikte büyüdük, aynı okullara gittik. Arkadaşımız ve defalarca bey demesine gerek olmadığını söyledik, ama söylüyor. Anladın mı?
"Anladım bay çok mütevazı da ben niye buraya sıkıştım onu bilmiyorum."
Gözlerime baktı önce ardından eğildi saçlarımı kokladı, şeytan diyor kıymetlisine bir operasyon yap..
"Kurt.."
Hı"
"Uzaklaşır mısın lütfen"
"Uzak kalamıyorum ki."
"Rahatsız oluyorum"
"Hayır olmuyorsun"
"Rezillik mi çıkarayım içeride insanlar varken"
"İstediğini yapmakta özgürsün sen Şimal"
Bıkkın bir nefes verdim, anlamıyor adam laftan.
Gözlerine baktım ben de, derin bakıyor.. Karşılaşmamız farklı olsa gönül düşecek kadar derin..
"Düşüncelerimde bir değişiklik olmadı Kurt. Anlayış bekliyorum"
"Ben de bekliyorum Şimal bana gelmeni bekliyorum"
"İyi içeridekilerde çay bekliyor hadi bakalım" dedim çıktım kolunun altından hemen çayları koydum yeni servis çıkardım birlikte geçtik içeri.
"Kadir sen işe ne zaman başlıyorsun"
"Yarın Aslan Bey"
"Lan biz bizeyken bari kaldır şu beyi."
"Şimal bu var ya süper zekaydı biz ortaokul lise beraber okuduk ardından Kadir mühendislik kazandı okudu dereceyle mezun oldu ama annemi bırakmak istemediğinden şoförlük yapıyor hala. Zorla ikna ettik de mesleğine başlayacak"
Duyduklarımla hayret ettim Kadir hayatı pek ciddiye alamayan okulla falan işi olmayan bir tip gibi halbuki.
"Kadir muhteşem bir şey bu ve ben bilmiyordum ama bence de kendi mesleğini yapmakla en iyisini yaparsın. Şahsen okuma şansım olsa ben asla o fırsatı tepmezdim"
"Sağ ol Şimal bakalım yarın başlayacağız da ama senin daha çok gençsin çok zekisin ve akıllı bir kızsın ben senin başaracağına inanıyorum, neden girmiyorsun üniversite sınavına."
"Girdim geçen sene puanım da güzeldi ama işte o zaman şartlar farklıydı okuyamadım. Şimdi de hevesim kalmadı açıkçası"
"Tercih yaptın mı geçen sene yani?"
Kurt'un sorusuyla iç çektim, ne çok istemiştim okumayı..
"Yaptım."
"Geldi mi?"
"Geldi."
"Hangi bölüm?"
"Boğaziçi Hukuk"
Hepsinden aynı şaşırma sesleri geldi ben güldüm bu hallerine. Nasıl okuyacaktım abime söylediğimde güzelim bu sene olmaz seneye bir daha dene demişti.. El mecbur çalışmaya devam ettim.
"Nasıl okumazsın Şimal böyle bir bölümü kazanmak zor. Aslan son sene gece gündüz çalışmıştı bu bölümü kazanabilmek için."
"Biliyorum Pars Bey ama çalışmak zorundaydım, bayağı borç vardı okumak lükstü benim için."
"Kaydını yaptırıp dondursaydın keşke"
"Onu da düşündüm ama kayıt için gerekli parayı denkleştiremedim, kaldı öylece. Aman boşverin şimdi bunları. Herkes okuyacak diye bir kaide mi var memlekete müşteri temsilcisi de lazımdı bence"
Ben güldüm ama hiçbiri gülmedi.. Aman ne sıkıcı insanlar bunlar be. Allah'tan konu daha fazla uzamadı. Yedik içtik bol kahkahalı sohbet ettik hem Kadir hem Aslan Bey inanılmaz komikler bir de lise anılarını falan anlattılar karnıma ağrılar girdi gülmekten. Saat gece yarısını geçmişken de bir bir ayrıldılar evden ama Kurt gitmedi.. Birlikte masayı topladık bulaşıkları makineye yerleştirdik ve yeniden salona döndük.
"Uyumayacak mısın?"
"Yok gündüz Kenan abiyle konuştuktan sonra epey uyudum uykum yok"
"Ben de uyumuşum epey."
"E gitmeyecek misin?"
"Düşünmüyorum"
"Sebep"
"Sebebi yok Şimal burada yanında kalmak istiyorum."
"Hmm peki bakalım ben odama geçiyorum sana battaniye vereyim sen de burada otur istersen istersen misafir odasına yatabilirsin."
"Kalmak isteyilen Kadir olsaydı da kal der miydin?"
"Elbette derdim"
"Sakin kalmayım diye adeta mücadele ediyorsun Şimal."
"Hayır sen kendini bende özel bir yere koymak için mücadele ediyorsun ama Kadir neyse sen de osun benim için."
Birden fırladı ayağa sakin kalmaya çalışıyorum ama korkuyorum yalan değil. Omuzumdan kanepeye itti üzerime eğildi. Dudaklarıma iyice yaklaştı temas etmiyor ama nefeslerimiz çarpıyor, tepki vermedim sadece gözlerine kilitlendim.. Açıkçası bu kadarını beklemiyordum ama karşımdaki adamın sınırları olmadığını unutuyorum bazen.
"Kurt'um ben, sana ilk dokunan adam. Sen benim için nasıl ki herhangi biri değilsin ben de senin için değilim" dedi ve ben daha bir şey söyleyemeden dudaklarıma kapandı..