Mesaj

1223 Words
Ne yapacağımı bilemiyordum. Konuşması iyiden iyiye peltekleşmeye başlamıştı ve ben onu şimdi eve götürmezsem sabaha kadar burada donardık. "Cengiz..." dedim dürtüklemeye başlarken ama o kafamı geri göğsünün üzerine yatırdı ve "Biraz sus ya." dedi. Kafamı sağa sola sallarken "Cengiz..." dedim bir kere daha ve o biraz sinirli bir şekilde patladı. "Ulan normalde adımı bu kadar zikretmedin kadın!" dediğinde güldüm. "Bir de ne güzel gülüyor vicdansız." diye devam etti ve ben kıpkırmızı kesildim ama bu hoşuma da gitmişti. Oysa ki ben normalde bu tarz şeyler sevmezdim. Ama dikkatimi dağıtmamalıydım. Biri bizi görmeden bir an önce buradan gitmeliydik. "Hadi kalk." diyerek kalkmaya çalıştım ama izin vermedi ve birden yönümüzü değiştirdi. Şimdi ben çimlerin üzerinde uzanıyordum o ise benim üzerimde... "Hay amına koyayım," diye bir küfür savurduğunda şaşkınlıkla ona baktım. "Öpmek istiyorum seni." dedi "Deli gibi öpmek istiyorum." diye devam ettiğinde nefesimi tuttum ne diyeceğimi bilemeyerek. Cengiz beni öpmek istiyordu... Aslında az önceden sonra bende onu öpmek istiyordum ama bunu dile getirmek imkansızdı işte. "Öpeyim mi?" dediğinde, "Ne?" dedim şaşkınlıkla. Cengiz omuz silkti. "Yarın seni umursamıyormuş gibi davranacağım, o yüzden izin ver öpeyim be!" dediğinde derin bir nefes aldım. Kaymaya başlayan gözlerini gözlerimde sabit tutmaya çalışıyordu. Şu anda gözümü o kadar tatlı gelmişti ki... Ve Cengiz'in gözleri ne kadar güzel bir maviydi öyle. Ben bunu yeni fark ediyordum. Ne kadar süre öyle durduk bilmiyorum ama üzerimden kalkmak için hamlede bulunduğunda tuttum onu ve anlık gelen bir cesaretle, "Öp." dedim. Ve dediğim an dudakları dudaklarımı buldu. İçki tadıyla karışık onun tadı dudaklarıma bulaşırken ellerimi ensesine götürdüm ve karşılık vermeye başladım. Alt dudağımı dişlerinin arasına alıp hafifçe çekiştirirken dudaklarımdan kaçan mırıltıya engel olamadım. Ve o bundan haz almış bir şekilde daha büyük bir istekle beni öpmeye başladı. Dili dudaklarımı ikiye yararak ağzımdan içeri sızdığında ve dillerimiz iki yılanın birbirine kavuşması gibi kavuştuğunda onunda genzinden bir hırıltı kaçtı. Ellerim onu daha da fazla kendisine çekerken Cengiz'de bunu bekliyormuş gibi daha da fazla yaklaştı. Elleri belimi okşarken ıssız parkta yükselmeye başlayan telefon sesi ile kendime geldim. Kendimi hafifçe geri çekerken "Te...telefon." dedim güç bela. Cengiz, "Hıhı!" derken sanki benden ayrı duramıyormuş gibi dudaklarını dudaklarıma bastırdı tekrar. Bu hoşuma giderken bende ona karşılık veriyordum ama telefonum ısrarla çalmaya devam ediyordu ve benim telefonumun sesine Cengiz'in telefonunun sesi karıştığında küfür ederek geri çekildi. "Ecdadını siktiklerim iki dakika duramadılar." Gülerken üzerimden kalktı ve kendisini yanıma attı. Sanırım başı dönüyordu çünkü artık gözleri iyice kapanmaya başlamıştı. Güldüm... Bu hali gözüme o kadar tatlı gelmişti ki... Nefesimi düzenlemeye çalışırken telefonum kapandı ve ben Cengiz'e baktım. Gözleri kapanmıştı ve uykuya esir olmuştu. Hızla yerden kalktım ve elimi yüzümü düzelttim. Az önce öpüşmüş bir kadın imajı vermeden abimi aramam lazımdı. Cengiz'i buradan yatağına bırakıp yarında bu öpüşme işini konuşmam lazımdı. Ve iç sesim benim gülümseme istinaden mırıldandı. Biz Cengiz'le olurduk ya... ... Sabahın ilk ışıkları yeryüzünü aydınlatırken içimdeki kelebek etkisi ile uyandım. Aklıma dün gecenin hatıraları dolarken derin bir nefes aldım ve elimi dudaklarıma götürdüm. O kadar garip hissediyordum ki... Sanki saatler önce yeni biri ile tanışmış gibiydim. Aynada ki yansımama bakarken orada gördüğüm kıza gülümsedim. Bugün izin günümdü ve ben bunu Cengiz'le konuşarak değerlendirecektim. Ona ne söyleyeceğimi bilmiyordum ama dün geceden sonra bir şeyler söylemem gerektiğini biliyordum. Elime telefonumu aldığım an Cengiz'in numarasını buldum ve mesaj atmadan önce ismine baktım. Gülümseyerek isminin yanına bir kalp koydum ve hemen peşinden mesaj attım. Mesaj: Günaydın, Bugün dünle gece ile ilgili biraz konuşabilir miyiz? Heyecanlı bir nefes almıştım. Ona onunla aramızda geçenlerden sonra gerçekten aramızda bir şeyler olabileceğini söyleyecektim. Şu anlık sevmesem de onu sevmek istediğimi söyleyecektim. Ona bir şan verdiğimi söyleyecektim ve bu benim heyecanıma heyecan katıyordu. Nefesim kesilirken kendi kendime mırıldandım. "Müjgan," dedim derin nefesler alırken, "Kendine gel kızım." diye devam ettiğimde heyecanım sanki bunu söylememi bekliyormuş gibi daha da arttı. Acaba uyanmış mıydı? Heyecanlı bir nefes alırken gözlerimi kapadım. Ellerim istemsizce dudaklarıma giderken dün gecenin anıları gözlerimin önüne doldu. Cengiz'in beni tutku ile öpmesi gülümsememe sebep olurken aldığım nefesi verdim ve gözlerimi araladım. Elime telefonumu aldım ve mesaj gelmiş mi diye kontrol ettim. Ama herhangi bir mesaj gelmemişti. Uyanmamış mıydı acaba? Ellerim heyecandan titrerken telefonun titremesi ile hızla ekrana baktım. Arayanın Sevim olduğunu gördüğümde ise heyecanım söndü. Oysa ki ben Cengiz sanmıştım... Bir nefes çektim ciğerlerime ve sönen heyecanımla birlikte aramayı cevaplandırdım. "Efendim kuşum?" dedim sönmüş heyecanımla birlikte. "Ne o?" dedi "Başka birini mi bekliyordun gülüm?" diye devam ettiğinde dudakalrımı büzdüm ve dürüst davranarak cevapladım. "Evet." Sevim gülerek, "Kimi bekliyordun bu kadar da benim aramam seni hüsrana uğrattı?" diye sorduğunda derin bir nefes daha aldım. Bugün kaç kere derin bir nefes almıştım bilmiyorum ama artık başım dönmeye başlamıştı fazla oksijenden. "Cengiz." dedim utana sıkıla. Sevim derin bir nefes aldı ve "Bende biri arayacak sandım ya?" dediğinde gözlerimi devirdim. "Gerçekten onun aramasını bekliyordum." dedim an Sevim, "Bir dakika bekle." dedi ve büyük ihtimalle abimin duyamayacağı bir yere geçti. "Kızım Cengiz üst katınızda neden aramasını bekliyorsun?" diye sordu haklı olarak. Daha düne kadar benim içinde sıradan Cengiz'di o. Ama şu anda değildi. Adını bile duymak kalbimde kelebeklerin uçmasına sebep oluyordu. "Sevim..." dedim derin bir nefes alarak, "Cengiz beni öptü dün gece." diye devam ettim tek nefeste. Bunu söylemek yanaklarımın kıpkırmızı olmasına kelimelerin boğazıma dizilmesine sebep olmuştu. Öyle büyük bir heyecan yansımıştı ki sesime bu heyecanı Sevim'de hissetmişti sanırım ki; "Anlaşım tek öpücük değildi." dedi. "Hayır." dedim "İki." diye devam ettim utana sıkıla ama bir yandan da o kadar anlatmak istiyordum ki... "Şaka mı yapıyorsun?" diye sordu Sevim ciddi bir ses tonu ile. "Hayır." dedim "Sevim ben sanırım ondan hoşlanmaya başladım." dediğim an Sevim derin bir nefes aldı. "Eee," dedi "Ne olacak şimdi?" "Bilmiyorum ama karnımda kelebekler uçuşuyor Sevim." dediğimde Sevim'in gülümsediğini hissettim. Aslında tahmin ettim ki bu zor bir şey de değildi. Benim heyecanıma gülümsemişti. "Kuşum benim," dediğinde derin bir nefes aldım ve Sevim devam etti. "Umarım mutlu olursun ama, "dedi ve ben o cümlenin devamından nefret edeceğimi hissettim. "Baban ne olacak?" diye sorduğunda sıkıntılı bir nefes verdim. Babam ben okuduktan sonra baya bir değişmişti. Benim de okumuş bir gençle evlenmemi istiyordu ama Cengiz dolmuş şoförüydü. Gerçi bu benim pek de umurumda değildi. İki kişi birbirini sevip çalıştıktan sonra her şey olurdu. "Bilmiyorum." diye bir yanıt verdiğimde Sevim, "Dur bakalım siz bir konuşun da ayarlarız." dediğinde beni neşelendirmeye çalıştığının farkındaydım. Sesimde ki hüznü anında fark etmişti. Konuşurken titreyen telefonum ile hızla telefonu kulağımdan çektim ve mesaj gelip gelmediğine baktım. Mesaj Cengiz'dendi. "Sevim!" dedim heyecanla, "Mesaj atmış." "Dur kız, bir sakin ol da cevap ver çocuğa." Derin bir nefes aldım ve arma ekranından çıkarak mesajlar kısmına geldim. Heyecanlı bir şekilde mesajı açarken mutlu olmuştum. Cengiz <3: Tamam, sahil kenarında ki çay bahçesinde buluşalım mı? Yazmıştı. Anlık heyecanla kafamı salladım. Sonra yaptığım saçmalığı fark edince kendime güldüm. Sanırım gerçekten birine bir şeyler hissedince böyle oluyordu insan. Kolumda ki saate baktım ve saati yazdım. Mesaj: Olur, saat bir gibi iyi mi? Yazıp yollamıştım ve heyecanla cevabını beklemeye başladım. Anından cevap gelmişti. Cengiz <3: İyi, saat bir de görüşürüz. Yazdığında daha fazla bir şey yazmadım ve heyecanla telefonda Sevim'i unuttuğumu fark ettim. "Sevim?" dedim adeta çığlık atarak, "Ay ne oldu?" dedi dalmış olan Sevim. "Saat bir de sahilde buluşuyoruz." dediğimde heyecanla Sevim güldü. "Sanırsın çocukla daha önce hiç karşılaşmadı." dedi "Ay neyse git hazırlan da sonra konuşuruz, bekletme çocuğu." diye devam ettiğinde derin bir nefes aldım ve "Tamam." diyerek telefonu kapattım. Ardından da üzerime baktım. İyi de ben ne giyecektim şimdi? Gerisin geri telefona koştum ve Sevim'e dadandım. Güzel olmalıydım, çok güzel!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD