6bölüm

2637 Words
Lena, Leo'nun yüzüne birkaç saniye boyunca baktı. Adamın az önce yolunu kesmiş olması hâlâ sinirlerini bozuyordu ancak bu kez tartışacak gücü kalmamıştı. Direksiyonun üzerindeki parmaklarını gevşeterek önündeki yola baktı. Babasının söyledikleri, Mert'in yüzündeki o kendinden emin gülümseme ve evden kaçmak istercesine çıkışı zihninde birbirine karışıyordu. Leo ise arabanın yanında bekliyor, gözlerini genç kızdan ayırmıyordu. „Nereye götüreceksin beni?” „Biraz sakinleşebileceğin bir yere.” Lena kaşlarını hafifçe kaldırdı. „Seni dinlemek zorunda olduğumu düşünmüyorsun, değil mi?” Leo'nun dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. „Hayır, ufaklık. Ama bu kez beni dinlersen pişman olmayacaksın.” Lena gözlerini devirdi. Ardından camı kapatarak emniyet kemerini düzeltti. Leo birkaç saniye daha bekledikten sonra kendi arabasına döndü. Motoru çalıştırarak önden ilerlemeye başladı. Lena da istemeyerek onu takip etti. Şehrin kalabalık caddelerini geride bıraktıklarında yol giderek sessizleşti. Sokak lambaları seyrekleşiyor, yerlerini karanlıkta uzanan ağaçlara bırakıyordu. Lena bir süre sonra telefonuna baktı ancak çekim gücünün azaldığını görünce yeniden önüne döndü. „Harika. Şimdi de ormanın ortasına gidiyoruz.” Birkaç virajın ardından Leo dar bir yola saptı. Yolun sonunda ağaçların arasında küçük bir açıklık vardı. Şehrin ışıkları uzakta, tepelerin ardında parlıyordu. Leo arabasını durdurup indiğinde Lena da birkaç metre gerisine park etti. Kapıyı açar açmaz serin hava yüzüne çarptı. Kollarını göğsünde birleştirerek çevresine baktı. Yüksek ağaçların dalları hafifçe sallanıyor, uzaktan bir baykuşun sesi duyuluyordu. Gökyüzü ise şehirdekinden çok daha berraktı. Yıldızlar, karanlığın üzerinde sayısız küçük ışık gibi uzanıyordu. Leo arabanın kaputuna yaslanarak manzaraya baktı. Lena birkaç adım ötede durduktan sonra onun yanına geldi. Bir süre ikisi de konuşmadı. Şehrin uzaklardan görünen ışıkları ve ağaçların arasından esen rüzgâr, az önce yolda yaşanan tartışmayı geride bırakmış gibiydi. Lena sonunda arabanın ön kısmına oturdu. Leo da yanına geçti ancak aralarında küçük bir mesafe bıraktı. „Burayı nereden biliyorsun?” „Daha önce gelmiştim.” „Kiminle?” Leo başını çevirerek ona baktı. „Bunu gerçekten merak mı ediyorsun?” Lena hemen önüne döndü. „Sadece sordum.” Leo hafifçe gülümsedi fakat konuyu uzatmadı. Lena ayaklarını yavaşça sallarken aşağıdaki ışıklara bakıyordu. Birkaç dakika boyunca konuşmadan oturdular. Ardından genç kızın omuzları hafifçe düştü. Parmaklarını birbirine geçirerek ellerine baktı. „Babam beni Mert'le evlendirmeye çalışıyor, Leo.” Leo'nun yüzündeki gülümseme kayboldu. Başını ona çevirdi ancak sözünü kesmedi. „Ailelerimiz ortak. Yıllardır birlikte iş yapıyorlar. Sanırım bu ortaklık bozulmasın diye beni kullanabileceklerini düşünüyorlar.” Lena dudaklarını birbirine bastırdı. Gözlerini uzaklardaki ışıklara çevirmişti. „Mert'i sevmiyorum ben... Onu hiçbir zaman o gözle görmedim. Ama babam bunu anlamak istemiyor.” Leo ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. Lena'nın sesi son cümlede hafifçe titremişti. Genç kız başını eğerek saçlarının yüzüne düşmesine izin verdi. Leo bir süre onu izledi, ardından daha sakin bir sesle konuştu. „Babanla açıkça konuştun mu?” „Konuşmaya çalıştım. Ama sen de gördün, herkes kararını vermiş. Sanki benim orada bulunmamın tek sebebi, doğru zamanda evet dememmiş gibi davranıyorlar.” Lena gözlerini kaldırdı. Kirpiklerinin arasında biriken yaşları saklamak istercesine birkaç kez göz kırptı. „Ben bir eşya değilim, Leo. İstedikleri yere koyabilecekleri, istedikleri kişiye verebilecekleri bir şey değilim.” Leo bakışlarını genç kızın yüzünden ayırmadı. Bir süre sonra elini uzatarak Lena'nın yanında duran parmaklarına hafifçe dokundu. Lena elini çekmedi. Yalnızca başını çevirip ona baktı. „Kimse seni istemediğin biriyle evlenmeye zorlamamalı.” Lena'nın dudaklarında hüzünlü bir gülümseme belirdi. „Bunu babama da söyler misin?” „Gerekirse söylerim.” Lena kısa bir kahkaha attı. Ardından başını iki yana salladı. „Sen önce onun çalışanı olduğunu hatırla.” Leo hafifçe öne eğildi. „Hatırlıyorum.” Bir süre sessizlik oldu. Lena'nın bakışları yeniden Leo'nun yüzüne kaydı. Adamın gözlerinde bu kez ne alaycı bir ifade ne de öfke vardı. Yalnızca kendisini dikkatle dinliyordu. Leo, genç kızın gözlerinden bir an bile ayrılmadan konuştu. „Kalbinde başka biri mi var, Lena?” Lena'nın nefesi hafifçe takıldı. Dudaklarını araladı ancak cevap veremedi. Leo'nun bu soruyu neden sorduğunu anlamaya çalışırken bakışları istemsizce onun dudaklarına kaydı. Ardından yeniden gözlerine baktı. Kalbinin hızlandığını hissediyordu. Başka biri mi? Ya o kişi tam karşımda oturuyorsa? Leo, Lena'nın sessizliğini fark etti. Aralarındaki mesafe çok azalmıştı. Genç kızın yüzüne düşen bir tutam saçı gördüğünde elini kaldırarak dikkatlice kulağının arkasına yerleştirdi. Lena gözlerini kapatmadı. Yalnızca onu izledi. Leo biraz daha yaklaştığında ikisinin de nefesi yavaşladı. Dudakları neredeyse birbirine değecekti. Ancak Leo son anda durdu. Birkaç saniye boyunca Lena'nın gözlerine baktıktan sonra başını geri çekti. Lena'nın yüzündeki ifade değişti. Leo ise arkasına yaslanarak gökyüzüne baktı. Ellerini birbirine kenetlemişti. Genç kızın bu kadar yakınında olmak, kendisine koyduğu sınırları korumayı her geçen gün zorlaştırıyordu. „Hadi, artık eve gidelim. Yarın sabah toplantı var. Senin de orada olman gerek.” Lena birkaç saniye boyunca ona baktı. Ardından başını hafifçe sallayarak arabadan indi. Leo da ayağa kalktı. İkisi kendi arabalarına yöneldi. Lena kapısını açmadan önce bir kez daha ona baktı. Leo'nun yüzündeki ifade yeniden ciddileşmişti. Genç kız hiçbir şey söylemeden arabasına bindi. Eve dönerken ikisinin de aklında aynı an vardı. Lena, Leo'nun kendisine yaklaşmasını ve son anda geri çekilmesini düşünüyordu. Leo ise direksiyonun başında, genç kızın gözlerindeki o cevapsız soruyu hatırlıyordu. Eve vardıklarında arabaları garaja bırakarak içeri girdiler. Koridorda birbirlerine kısa bir bakış attıktan sonra odalarına çekildiler. Lena yatağına uzandığında ellerini başının altına koyarak tavana baktı. Leo'nun kendisine dokunduğu anı hatırladıkça dudaklarının kenarında istemsizce küçük bir gülümseme oluşuyordu. Ardından babasının nişanla ilgili sözleri aklına geliyor ve yüzündeki gülümseme kayboluyordu. Leo ise kendi odasında yatağına uzanmış, gözlerini tavana dikmişti. Lena'nın gözlerinin dolduğu anı ve kendisine cevap vermeden baktığı o uzun sessizliği düşünüyordu. İkisi de gece boyunca birbirlerini akıllarından çıkarmakta zorlandı. Birkaç gün sonra Lena, Aleyna ve Melisa ile dışarı çıkmaya karar verdi. Günlerdir süren toplantılar, babasının nişan konusundaki ısrarı ve Leo'yla aralarında yaşananlar onu fazlasıyla bunaltmıştı. Arkadaşlarıyla biraz eğlenmenin iyi geleceğini düşünüyordu. Akşam saatlerinde hazırlanarak evden çıktı. Leo her zamanki gibi arabasının yanında bekliyordu. Lena'nın üzerindeki şık kıyafeti gördüğünde kısa bir an ona baktı, ardından kapıyı açtı. Yol boyunca genç kız telefonuyla ilgilenirken Leo sessizce arabayı kullandı. Gece kulübüne vardıklarında Aleyna ile Melisa çoktan masaya yerleşmişti. Lena arkadaşlarını gördüğünde gülümsedi ve yanlarına yürüdü. Üçü kısa sürede sohbete daldı. Aleyna gün içinde yaşadığı komik bir olayı anlatırken Melisa kahkahalarını tutamıyordu. Lena da onlara katılıyor, zaman zaman elindeki içkiden küçük yudumlar alıyordu. Leo ise birkaç masa ötede oturmuş, salonu gözlemliyordu. Bakışları sürekli kalabalığın arasında dolaşıyor, zaman zaman Lena'nın bulunduğu masaya dönüyordu. Bir süre sonra iki adam kızların masasına yaklaştı. İçlerinden biri Aleyna'ya, diğeri Lena'ya doğru eğilerek konuşmaya başladı. Lena önce kibarca gülümsedi ancak adamın ısrarla yakınlaşmaya çalışması üzerine sandalyesinde biraz geri çekildi. „Teşekkür ederiz ama arkadaşlarımızla vakit geçiriyoruz.” Adam gülümseyerek masanın kenarına yaslandı. „Bir içki içmekten ne çıkar? Sadece tanışmak istiyoruz.” Lena başını hafifçe iki yana salladı. „İstemiyoruz.” Adam yeniden konuşmak için eğildiğinde Leo sandalyesinden kalktı. Birkaç adımda masaya ulaştı ve Lena'nın yanında durdu. Adamların yüzüne bakarak eliyle uzaklaşmalarını işaret etti. „Hanımefendiler sizinle konuşmak istemiyor. Masadan uzaklaşın.” Adamlardan biri itiraz etmek üzere ağzını açtı ancak Leo'nun karşısında dikildiğini görünce duraksadı. Diğeri arkadaşının koluna dokunarak geri çekildi. Kısa bir bakışmanın ardından ikisi de uzaklaştı. Leo birkaç saniye arkalarından baktıktan sonra Lena'ya döndü. „Bir sorun olursa haber ver.” Lena başını salladı. Leo yeniden masasına döndüğünde Aleyna, Melisa'ya doğru eğilerek gülümsedi. „Bu adam gerçekten çok ciddi.” Melisa başını salladı. „Ciddi ama oldukça yakışıklı.” Lena gözlerini devirdi. „Siz de her fırsatta aynı şeyi söylemek zorunda mısınız?” Aleyna kahkaha atarak Lena'nın koluna dokundu. „Ne yapalım? Görmezden gelmek pek mümkün değil!” Lena arkadaşlarının konuşmasına gülümsedi ancak bakışları yeniden Leo'ya kaydı. Adam yerinde oturmuş, çevreyi izliyordu. Lena birkaç saniye boyunca onu inceledi. Ormanda yaşadıkları yakınlaşma aklına geldiğinde dudaklarını birbirine bastırdı. Leo'nun son anda kendisinden uzaklaşması hâlâ canını sıkıyordu. Bir an düşündü, ardından yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Bakalım seni ne kadar sinirlendirebilirim, Leo... Lena çantasını sandalyesine bırakarak ayağa kalktı. Aleyna nereye gittiğini sorduğunda bara doğru işaret etti. Kalabalığın arasından geçerek uzun bar tezgâhına yaklaştı. Birkaç metre ötede duran, uzun boylu ve yakışıklı bir adamla göz göze geldi. Adam gülümsediğinde Lena da karşılık verdi. Yanına yaklaşarak konuşmaya başladı. Birkaç dakika sonra ikisi de gülüyordu. Lena zaman zaman saçlarını kulağının arkasına atıyor, konuşurken adama biraz daha yaklaşıyordu. Leo, Lena'nın masadan ayrıldığını hemen fark etmişti. Bara yöneldiğinde bakışları onu takip etti. Genç kızın yabancı bir adamla konuşmaya başladığını gördüğünde sandalyesinde doğruldu. Lena'nın kahkahası müziğin arasından duyulmasa da yüzündeki gülümsemeyi rahatça görebiliyordu. Adam ona doğru eğildiğinde Leo'nun çenesi sıkıldı. Ne yapmaya çalışıyorsun, Lena? Lena bir an başını çevirerek Leo'nun bulunduğu tarafa baktı. Bakışlarının karşılaştığını fark ettiğinde gülümsemesini saklamadı. Ardından yeniden yanındaki adama döndü. Adam ona bir şey söylediğinde kahkaha attı ve koluna hafifçe dokundu. Leo birkaç saniye boyunca yerinden kıpırdamadı. Genç kızın kendisine baktıktan hemen sonra adama daha da yaklaşması gözünden kaçmamıştı. Bu oyunun ne olduğunu sanıyorsun? Sınırlarını zorlamayı bırak, Lena. Bir süre sonra Lena adamdan izin isteyerek tuvalete gitmek için ayrıldı. Kalabalığın arasından geçerken yüzünde hâlâ küçük bir gülümseme vardı. Leo'nun kendisini izlediğini biliyordu. Ancak tuvaletlerin bulunduğu koridora girdiğinde arkasından gelen ayak seslerini duydu. Başını çevirmesine fırsat kalmadan biri kolundan tuttu. Lena irkilerek arkasına döndü. „Leo?!” Leo yüzüne bakarak onu koridorun sonundaki boş tuvalete doğru yönlendirdi. Lena kolunu kurtarmaya çalıştı ancak Leo kapıyı açıp içeri girdiğinde kendisini de onunla birlikte içeride buldu. Kapı kapandı ve kilidin sesi duyuldu. Lena şaşkınlıkla ona baktı. „Ne yapıyorsun Leo? Bu yaptığın delilik!” Leo birkaç saniye boyunca cevap vermedi. Ardından bir adım yaklaşarak Lena'nın karşısında durdu. Genç kız geriye çekildiğinde sırtı duvara değdi. Leo'nun elleri beline yerleşti. Lena başını kaldırarak ona baktı. Adamın yüzündeki sert ifade, az önce barda kendisini izlerken gördüğü bakışlardan çok daha belirgindi. „Bütün gece ne yapmaya çalıştığını sanıyorsun?” Lena kaşlarını kaldırdı. „Ne yapmışım ben?” Leo başını hafifçe yana eğdi. „Beni aptal yerine koyma, Lena.” Lena dudaklarının kenarındaki gülümsemeyi saklayamadı. „Bir adamla konuşmam seni bu kadar mı rahatsız etti?” Leo'nun bakışları bir an dudaklarına kaydı. Ardından yeniden gözlerine döndü. Lena'nın belindeki ellerini gevşeterek biraz geri çekildi ancak aralarındaki mesafe hâlâ çok azdı. „Bunu bilerek yaptın.” Lena cevap vermek yerine ona baktı. Leo'nun kendisini kıskandığını düşünmek, beklediğinden daha fazla hoşuna gitmişti. Ancak bunu belli etmek istemiyordu. „Ben istediğim kişiyle konuşabilirim, Leo.” Leo bir süre sessiz kaldı. Ardından Lena'nın yüzüne düşen saçlarını dikkatlice geriye itti. Genç kızın nefesi hafifçe hızlandı. Leo'nun kendisine yaklaşmasını izlerken bir an için gözlerini kapatacak gibi oldu. Ancak adamın hareketi durduğunda yeniden yüzüne baktı. Leo ellerini Lena'nın belinden çekti. Genç kızın karşısında dururken sesini alçalttı. „Seni başka bir adamla gördüğümde bu kadar sinirlendiğim için mi hoşuna gidiyor?” Lena dudaklarını araladı fakat cevap veremedi. „Sadece benim olmanı istiyorum, Lena. Sadece benim...” Lena'nın yüzündeki gülümseme kayboldu. Leo'nun sözleri birkaç saniye boyunca zihninde yankılandı. Ormanda kendisine yaklaşan ama son anda geri çekilen adam şimdi karşısında durmuş, başka biriyle olmasına tahammül edemediğini söylüyordu. Lena ellerini yavaşça göğsünün önünde birleştirdi. „Leo... Bu... Bu doğru değil.” Leo gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. Ardından başını hafifçe öne eğdi. Lena'nın söylediklerini duymuştu. Birkaç saniye sonra geri çekilerek aralarındaki mesafeyi açtı. „Haklısın.” Lena şaşkınlıkla ona baktı. Leo kapıya yönelmeden önce yeniden konuştu. „Bu saçmalık burada bitiyor. Artık bu oyunları oynamayacaksın, Lena. Şimdi toparlan. Eve gidiyoruz.” Lena kaşlarını çattı. „Yine mi bana emir veriyorsun?” Leo kapının kilidini açarak ona döndü. „Şu an ikimiz de burada daha fazla kalmamalıyız.” Lena birkaç saniye boyunca karşısında durdu. Ardından çantasını almak için dışarı çıktı. Leo arkasından koridora geçti. Lena masaya döndüğünde Aleyna ile Melisa'ya kendisini iyi hissetmediğini söyleyerek vedalaştı. Arkadaşları kalması için ısrar etse de genç kız kararını değiştirmedi. Leo'yla birlikte kulüpten çıktılar. Arabaya bindiklerinde Lena başını cama çevirdi. Leo direksiyonun başına geçerek motoru çalıştırdı. Yol boyunca konuşmadılar. Lena zaman zaman göz ucuyla ona bakıyor, ardından yeniden dışarı dönüyordu. Leo ise direksiyonu sıkıca tutmuş, dikkatini yola vermişti. Birkaç dakika önce Lena'ya söyledikleri zihninde dönüp duruyordu. Kendisini koruması gereken genç kıza karşı hissettiklerini artık inkâr etmekte zorlanıyordu. Ancak onunla arasında duran sınırlar da ortadan kalkmış değildi. Eve vardıklarında Lena arabadan inerek içeri girdi. Leo birkaç adım gerisinden onu takip etti. Üst kata çıktıklarında genç kız hiçbir şey söylemeden odasına yöneldi. Leo da kendi odasına geçti. Kapısını kapattıktan sonra bir süre olduğu yerde kaldı. Ardından ceketini çıkararak yatağın üzerine bıraktı. Lena'nın barda kendisine baktığı anı, tuvaletteki konuşmalarını ve söylediği son sözleri düşünüyordu. Bu doğru değil. Leo ellerini yüzüne götürerek derin bir nefes aldı. Lena'nın kendisine karşı ne hissettiğini bilmiyordu. Ancak kendi duygularının artık yalnızca görevle açıklanamayacağını fark etmişti. Tam o sırada kapı aniden açıldı. Leo başını kaldırdığında Lena'nın içeri girdiğini gördü. Genç kızın gözleri parlıyordu. Kapıyı arkasından kapattı ve hızlı adımlarla ona yaklaştı. „Bunu nasıl yaparsın Leo?! Nasıl bana bu şekilde davranırsın?!” Leo olduğu yerde durarak ona baktı. „Lena, yine ne oldu?” „Yine ne oldu mu?! Beni herkesin içinden alıp götürüyorsun, bana emir veriyorsun, sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun!” Leo cevap vermeden önce Lena bir adım daha yaklaştı. Ardından elini kaldırarak yüzüne sert bir tokat attı. Tokadın sesi odada yankılandı. Leo'nun başı hafifçe yana döndü. Birkaç saniye boyunca hareketsiz kaldıktan sonra yavaşça yeniden Lena'ya baktı. „Bu kadar mı, Lena? Bu öfkenin arkasında başka ne var?” Lena'nın gözleri doldu. Dudaklarını birbirine bastırarak başını iki yana salladı. „Sen... Sen beni çıldırtıyorsun!” Elini yeniden kaldırdığında Leo bileğini tuttu. Lena birkaç saniye boyunca ona baktı. Ardından kolunu kurtarmaya çalıştı ancak Leo elini hemen gevşeterek bıraktı. Aralarındaki mesafe bir adım kadardı. Lena'nın nefesi hızlanmıştı. Leo yüzündeki ifadeyi inceledikten sonra yavaşça yaklaştı. Genç kız geri çekilmedi. Birkaç saniye boyunca birbirlerinin gözlerine baktılar. „Lena...” „Ne?” Leo cevap vermedi. Bakışları dudaklarına kaydı. Lena'nın da kendisine yaklaştığını fark ettiğinde elini yavaşça yanağına götürdü. Ardından dudakları birbirine değdi. Lena ilk anda hareketsiz kaldı. Leo hafifçe geri çekildiğinde gözlerini açarak ona baktı. Birkaç saniye boyunca ikisi de konuşmadı. Ardından Lena ellerini Leo'nun omuzlarına koyarak yeniden yaklaştı. Bu kez onu kendisi öptü. Leo'nun kolu beline dolandığında Lena parmaklarını saçlarının arasına geçirdi. Günlerdir aralarında biriken söylenmemiş sözler, tartışmalar ve yarım kalan yakınlaşmalar o anda ikisini de susturmuştu. Leo dudaklarını Lena'nın dudaklarından ayırarak alnını onunkine yasladı. İkisi de birkaç saniye boyunca nefeslerini toparlamaya çalıştı. „Bunu yapmamalıyız.” Lena gözlerini açtı. „O zaman neden beni öptün?” Leo'nun dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. „Çünkü artık kendime yalan söylemekten yoruldum.” Lena bir süre ona baktı. Ardından ellerini yavaşça boynuna doladı. „Ben de.” Leo onu kucağına aldığında Lena kollarını biraz daha sıkılaştırdı. Genç kızın dudaklarında küçük bir gülümseme vardı. Leo yatağa doğru ilerlerken gözlerini ondan ayırmadı. Lena yatağın kenarına oturduğunda Leo önünde durdu. Bir an için ikisi de sessizleşti. Leo elini genç kızın yanağına götürerek yüzünü kendisine çevirdi. „Lena, emin misin?” Lena gözlerini onun gözlerine dikti. Ardından elini Leo'nun elinin üzerine koydu. „Evet.” Leo yeniden eğilerek onu öptü. Lena kollarını boynuna dolarken ikisi de birbirine daha sıkı sarıldı. Leo'nun dudakları yanağına, ardından boynuna doğru ilerlediğinde Lena gözlerini kapattı. Parmakları adamın sırtında dolaşırken başını hafifçe geriye yasladı. Leo bir an durarak yüzüne baktı. Lena ellerini onun yüzüne götürdü ve yeniden kendisine çekti. Gece ilerledikçe aralarındaki mesafe tamamen kayboldu. Günlerdir birbirlerinden saklamaya çalıştıkları duyguların yerini uzun öpücükler, yakınlaşmalar ve birbirlerine söyledikleri kısık sesli sözler aldı. Lena, Leo'nun kollarında kendisini ilk kez bu kadar farklı bir yerde buluyordu. Bir yandan babasının öğrenmesi hâlinde yaşanacakları düşünüyordu, diğer yandan artık geri çekilmek istemiyordu. Leo ise genç kızın yüzüne her baktığında ona karşı hissettiklerini daha fazla saklayamayacağını anlıyordu. Bir süre sonra Leo, Lena'nın saçlarını yüzünden uzaklaştırarak gözlerine baktı. Genç kız elini onun yanağına koymuştu. „Lena... Sana olan hislerimi daha ne kadar saklayabilirim bilmiyorum. Ama bu geceden sonra her şey farklı olacak.” Lena birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Ardından parmaklarını Leo'nun saçlarının arasından geçirerek hafifçe gülümsedi. „Biliyorum.” Leo başını eğerek alnına bir öpücük kondurdu. Lena gözlerini kapatarak ona sarıldı. Dışarıda evin bütün ışıkları sönmüş, koridorlar sessizliğe bürünmüştü. Odanın içinde ise ikisi de artık aralarındaki ilişkinin eskisi gibi kalamayacağını biliyordu. Murat'ın güvenerek kızının yanına yerleştirdiği adamla Lena arasında, kimsenin öğrenmemesi gereken bir sır başlamıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD