Bölüm 6 - Bir Kıskançlık Masalı

1555 Words
'Abi kız! Senin evinde, senin salonunda, abowww... O seninle yukardan mı indi? Anaaaammm... Gitti ya kızların sevgilisi... Ne diyeceğiz hayran kitlene şimdi biz abi...' 'Ne saçmalıyorsun Yiğit' 'Ne saçmalıyacağım abicim ya... Hiiiihhh... Abiii sabah o yüzden kızdın sen banaaa... Kesin işin ortasında geldim... Allah beni ne yapmasın ya' 'Yiğit!' Vuslat sinirle adamın ensesini yakalayıp sıkmaya başlamıştı. Kardeşiydi ama bir bayanın yanında bu mevzuları ortaya katamazdı. Edep, hayâ denen bir şey vardı canım, Yiğit iyice kendini aşmaya başlamıştı. 'Abii... Ahh acıyor ya' 'Acısın diye yapıyorum lan! Ne biçim konuşuyorsun sen!' 'Abi ya' 'Abi mabi deme! Aklını başına topla yoksa ben senin bedenini parçalara ayırırım Yiğit!' kükremesi ile Yiğit başını sallarken adamda sakince bırakmıştı ensesini. Adam buruşmuş yüzü ile ensesini ovduğunda korkak bir bakışı da Vuslat'a göndermişti. 'Bakma öyle lan!' 'Abi, kusura bakma. Ben şaşırdım, yani sen uzun zamandır kimseyi istemiyordun yanında' 'Hala aynı! Buğlem misafir' diyerek kızı gösterdiğinde Yiğit boştaki elini uzatmıştı kıza. 'Memnun oldum, kusura bakmayın' 'Ö-önemli de-değil' diyerek Yiğit'in elini sıktığında bakışları iki dakika önce ateş saçan adama bakmıştı. 'Hoş geldin' diyerek Yiğit'e baktı bu kez Vuslat. 'Hoş bulduk abi' diyen adamla da birbirlerine sarılmışlardı. Buğlem az önce hır gür içindeki iki adamın şimdi can ciğer kuzu sarması hallerine şaşırmadan edemiyordu. Geri ayrıldıklarında şömine üzerindeki antika saate bakıp kaşlarını çattı Vuslat. 'Nerede kaldılar bunlar?' 'Bilmiyorum ki abi, acaba gel gel sarışınım desem gelirler mi?' 'Zevzek herif' diyerek cebindeki telefonu çıkarıp Aras'ı aramaya başlamıştı bu kez de. 'Canan abla, kahvaltıyı bahçeye hazırlayın' dediği sırada cevap verilen telefonla kaşlarını havalandırmıştı. 'Abi, beş dakikaya oradayız.' 'Eymen'ler' 'Onlar da hemen arkamızdalar. İstediğin bir şey var mı?' 'Yok koçum, dikkat edin' 'Tamam abi' konuşmayı sonlandırdığında kendini koltuğa bırakmıştı. Yiğit'te aynı şekilde bedenini bırakınca ikisinin de bakışları dikilen kıza döndü. 'Sizi koltuğa davet ediyoruz Buğlem hanım, yenge çocukları pistten alalım' Yiğit'in cümlesi ile kız gülümserken sakince oturmuştu. 'Yiğit yakın arkadaşlarımdandır.' 'Buğlem kim abi, o konuya gelsek?' 'Anan seni dokuz ay karnında nasıl tuttu be adam.' 'Ben yedi aylığım abi' 'Belli' diyerek göz devirdiğinde Buğlem'in ışıldayan gözleri ile Vuslat'ta hafif bir tebessüm etmişti. 'Buğlem kazazede, eğer isterse o anlatır. Misafirim' Yiğit'in gözleri kıza döndüğünde Buğlem gülümseyerek anlatmıştı olanı. Yiğit şaşkınlıkla bakmaya başladığında kız bu halinin şirin görünmesine kıkırdamaya başladı. 'Kaçak gelinler hikayesi senin salonunda. Vay canına!' 'Aras! Bir huzur ver ya!' cırlayan Ece'nin sesi ile hepsi sustuğunda kız çatık kaşlarla girmişti salona. 'Ne diyorsun kızım sen! Lan adam iki poğaça verdi içine düşüyordu!' 'Ne alakası var ya! Tezgah yukarda olunca uzanmak zorunda kaldı.' 'Ne alakası mı var! Hoş adamın suçu ne! Sen göğüs dekoltesini geçtin resmen sırt dekoltesini göğse çevirdin!' Ece şaşkınlıkla bisiklet yaka badisine bakmış ve kaşlarını çatmıştı. 'Ne dekoltesinden bahsediyorsun sen!' diyerek bakışlarını salondakilere çevirdiğinde şaşkınlıkla onları izleyen bir kıza ve dalga geçercesine gülen iki adama bakmıştı ama Aras'ın sesi ile tekrar ona dönmüştü. 'Giyme istersen! Ne dekoltesi diyor ya, yetmedi herhalde!' 'Aras sen var yaaa... Aaaaa... Ben yanlış mı gördüm!' diyerek salondaki kıza tekrar baktığında kaşları çatılmıştı. 'Neyi?' sıkıntılı çıkan sesine rağmen Aras'a dönmemişti kız. 'Salonda kız var, Vuslat ve Yiğit'in yanında, Yiğit'in ki sarışındı, bu kim?' Ece yuvalarından fırlayacak bakışlarla Buğlem'e bakmayı sürdürürken Vuslat derin bir nefes alıp koltuktan kalkmıştı. Konsoldan çıkardığı sigaradan yakıp bahçeye ilerlediğinde Derya'nın sesi de gecikmemişti. 'Kız var evde!' adam başını sağa sola sallayarak yaktığı sigaradan derin bir nefes çekerken Yiğit'in cümlesini ilk kez desteklemişti kafasında. 'Sanki sizden başka kız yok dünyada, la sokağa çıkınca da inanmıyorum kızzz tepkisi veriyor musunuz?' 'Yiğit kes!' 'Kısa kes aydın havası diyorsunuz ama ben Ankara havası biliyorum o olmaz mı?' ardından gelen takırtılar ile boydan boya olan camdan içeri bakıp kaşlarını havalandırmıştı. Yiğit suratına fırlatılan iki yastığa sarılarak koltuğa yayılmış şekilde oturuyor ama Buğlem hala şok halinde kızları izliyordu. Aras ve Eymen dikildikleri duvar önünden şaşkınlıklarını salonun dört tarafına saçarken kızlar çoktan Buğlem'in yanına oturmuşlardı. Buğlem sakince adama çevirdi bakışlarını bu kez. Vuslat ise sigarasından son nefesi alıp kenarda duran küllüğe basarak salona tekrar girmişti. 'Hepsi güvenilir ama istemiyorsan anlatmayabilirsin.' Buğlem başını sallayarak onay verip bakışlarını kızlara çevirdikten sonra kısaca onlara da anlatmıştı. İki kızın yüz şekilleri değişirken aynı zamanda arada kızın kolunu okşayarak desteklerini göstermeye çalışıyorlardı. 'Kaltak karı' cırlayan Ece ile herkes şoka girse de Buğlem gülümseyip başını salaldı yine. 'Eeee, şimdi ne olacak, ya mal herifte istemiyorumdan anlamıyor mu?' 'Kaltak karının yeğeni sonuçta kızım ne anlayacak' diyen Derya ile erkekler derin bir nefes alıp yayıldıkları koltuktan kalkmışlardı. 'Biz bunlarla fazla zaman geçiriyoruz abi' diyen Eymen ile Aras başını sallarken hep beraber bahçedeki masaya yerleştiler. Çaylar ve kahvelerde geldiğinde sakinlik çökmüştü hepsinin üzerine. 'Abi haftaya bize azıcık müsaade etsen' diyen Aras'la Vuslat tabağından başını kaldırdı. 'Niye?' 'Malum, düğün hazırlığı, bana kalsa hepsini organizasyon şirketine veririm de, işte' diyerek Ece'ye dönmüştü adam. 'Madem uğraşmak istemiyorsun, Vuslat sadece bana izin versen de olur' Ece'nin cümlesi ile Aras'ın kaşları çatılırken masadaki herkes keyiflenmişti. 'Bak seeeenn... Yok abi ya ikimize ver izin ya da hiç verme.' Diyerek kadına bakışlarını tekrar çevirmişti 'Seni o kadar adamla görüşmeye tek mi göndereceğim kızım ben' 'Aman gönderme, maazallah yerler falan' 'Tabi yerler' 'Aras iyice saçmalamaya başladın valla bak' Ece'nin kaş çatması sürerken Yiğit girmişti devreye. 'Ece saçmalamıyor, sonuçta erkeğiz. Adam erkekleri senden daha iyi tanıyor' diyerek sırıttığında Ece şaşkınca bakmıştı. 'Ne anlamda' 'Kusura bakma abi ama afet gibi kızsın ha- Abi!' Yiğit Aras tarafından atılan zeytin ile cümlesini yarım bırakmıştı bile. 'Lan bebe, sen nasıl bakıyorsun Ece'ye' diyerek ayaklanan Aras'ın bileğini anında yakalayıp geri oturmasını sağladı Vuslat. 'Sonunu dinle bir ya, sonra hep Yiğit suçlu. Günah keçisi oldum' 'Sende hızlı konuş tepene çökecek yoksa' Vuslat'ın yaptığı uyarı ile Yiğit başını sallamış ardından derin bir nefes almıştı. 'Kısacası güzelsin, bacımsın ama o adamlar öyle değil. Aras bu konuda haklı, sen bu adama nişanda kuaförünü dövdü diye kızdın ama orada da haklı çıktı.' Ece'nin bakışları sakince Aras'a dönerken adam çatık kaşlarla izliyordu sevdiği kadını. Aklına nişanlandıkları gün gelince daha çok çatılmıştı. Sabahın köründe gelen, kırık gibi duran erkek kuaförden kıllanmıştı bir kez Aras. Daha sonra defalarca Ece'yi uyarsa da kadın itiraz etmişti. En sonunda Aras unuttuğu kravatı almak için odaya girince adamın banyo kapısının aralığından Ece'yi izlediğini görüp Allah ne verdiyse girişmişti. 'Tamam tamam. Vuslat bize izin var mı?' Ece'nin kediye dönmüş hali ile Vuslat gülümseyerek başını salladı. 'Bu hafta mı diğer hafta mı?' 'Bu hafta halledelim abi, gelecek hafta akşamları gelinlik damatlık işini halledeceğiz, bir de kınası var, hamamı var. Yemin ediyorum akıl işi değil. Yani sevdiğin kadınla olunca güzel ama yorgunluğu beter' 'Kıvır kıvır, yanında Ece var ya Asena'ya taş çıkarır artık' 'Yiğit! Vallahi elimde kalacaksın!' Aras'ın uyarısı ile sessizce ardına yaslanmıştı adam. 'Bekarlığa veda için bir şey düşündün mü?' diyen Eymen ile Ece gözüne far tutulmuş tavşan gibi bakmıştı bir anda. 'Ne bekarlığa vedası ya!' 'Ne demek ne bekarlığa vedası Ece, adı üzerinde işte, son bekar gece, kızlarla son dans, son dibine kadar kafayı çekme, son stripti-' 'Yiğit! Parçalarım seni! Yok bekarlığa veda falan' 'Ne demek yok ya, sen kına geceni, hamamını yapıyorsun ama' isyana vuran Aras ile kız kaşlarını çatmıştı. 'O zaman sende hamama git, ne biliyim kına yakın, illa içecekseniz oturun evde için. Playstasion atın. Club falan yok' 'Kız Ece kız Ece... Benim niye hayatımı karartıyorsun, ben kazık kadar olmuş adamları göbek taşında görmek zorunda mıyım, hem bu adam tek eşliliğe gidiyor sen kına yak diyorsun. Bir de playstasion ha, oldu bacım oldu ben ufaktan müsaade isteyim' Yiğit'in dizlerine vura vura konuşması ile Ece'nin kaşları daha çok çatılmıştı. 'Sen git karıya kıza! Benim kocamı ne alet ediyorsun be!' 'Aaa ayıp ama o benim de arkadaşım, ruhani durumunu düşünmeliyim' 'Düşünme sen Yiğit. Bana organizatörle tek görüşemezsin diyor, kendi kızlara gidecek. Beyimize bak sen' 'Bu mevzu uzadı, Ece sakin ol, Aras sende sinsi sinsi gülme, Yiğit sen hiç konuşma hatta nefesini tut varlığını bir süre hissetmeyelim' diyen Vuslat'a dönmüştü bütün bakışlar. Ece içten içe sinirden köpürse de sakince oturmaya başlamıştı. 'Şimdi, ilk olarak izinlisiniz, ikinci olarak bekarlığa veda elbet olacak. Ancak tabi ki Yiğit'in düşlediği gibi olmayacak. Benim barda, minimum kız seviyesinde, bol alkollü bir parti olacak sadece. Hani eğer minimum kızı sorarsan on beş yirmi sap baş başa eğlenmemizi bekleme' 'Sana güvenebilirim demi Vuslat' 'Kızım ben kardeşimin karısını evleneceği sabahın gecesine aldatmasına göz yumar mıyım, koparırım kafasını valla' 'İçim rahatladı' diyen kız anında dikleşmişti tekrar. 'Ama Yiğit hazırlamayacak' 'Niye ya!' 'Sana nefes alma demedim mi ben Yiğit' 'Abi maksimum 60 saniye oluyor' 'Sende rahat ol, Yavuz hazırlar, ben gitmeden kontrol ederim' 'Tamam o zaman' ortam tekrar sakinleştiğinde Vuslat'ın gözleri çaprazında oturan Buğlem'e kaymıştı. 'Kız kıza halledilecek bir durum kaldı mı?' sorusu ile gözlerini Ece'ye çektiğinde kızın az önceki cazgırlığına rağmen şu an kızarıyor olmasını fark etmişti. 'Birkaç şey var' 'Tamam, pazartesi izinli değilsin Aras, senin yerine Derya izinli' 'Abi o mağazalarda kaç erkek çalışıyor haberin var mı senin?' 'Oradan bakınca adam kız gibi mi görünüyor nereden haberi olsun?' 'Yiğit!' Vuslat'ın uyarısı iki olunca Yiğit en azından kahvaltı bitimine kadar sessiz durması gerektiğini anlamıştı. 'Sende saçma sapan konuşma Aras. Tamam seviyorsun kıskanıyorsun da kızın özel işlerine dalma o kadar, karın bile olsa. Sizde gideceğiniz mağazaları Sevim hanıma söyleyin benim onayımla kapatsınlar.' Cümlesini bitirip sigara yaktığında Ece başı ile onay vermişti. 'Pazartesi işin var mı Buğlem?' Ece'nin sorusu ile bütün gözler kıza dönmüştü. 'Ev bakacağım sadece' 'O zaman sende bizimle gel, işimiz bitince ev bakarız' 'Olabilir' Kahvaltı bitimi ile erkekler bahçedeki koltuk takıma yerleşmiş, kızlar ise masanın başından kalkmadan liste yapmaya başlamışlardı. Dönen muhabbete dahil olmayan Vuslat, bir türlü kızdan gözlerini çekememişti. 'Abi' 'Efendim' mırıldanması ile erkeklerin kaşları havalanırken baktığı tarafa dönmüştü gözleri hepsinin.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD