Zelal Başımı yastığa koyduğumda göz kapaklarımın ne kadar ağır olduğunu fark ettim. Üzerime garip bir halsizlik çökmüştü. Midemdeki bulantı dinmek bilmeyen bir fırtına gibi devam ediyordu. Bu durum birkaç gündür böyleydi ama nedenini anlamıyordum. Her lokma, her yudum midemde yankılanan bir huzursuzluğa dönüşüyordu. Derin bir nefes alıp doğrulmaya çalıştım, ama bedenim beni reddediyordu. Gülsüm yengenin sesi ta uzaklardan yankılanıyordu. Sanki bir iğne gibi her kelimesi beynime batıyordu. Mutfağın köşesinde durmuş, bir şeyler mırıldanıyor, her kelimesiyle bana iğneleyici bakışlarını gönderiyordu. Neyse ki Leyla yanımdaydı. O olmasa, bu kadının kötü sözlerine karşı koyacak gücüm olmazdı. - Zelal, sen bir iş beceremezsin! Şu hale bak, her şey yarım yamalak. Bu kadar mı tembelsin? diye

