Zelal Dağ evinde sessizce bekliyordum. Gülnaz ve Aziz abiye karşı mahcuptum. Benim yüzümden umarım azar işitmemişlerdir. Gülnaz uzaktı. Anlaşılan kızmıştı. Haklıydı. Benim yüzümden işlerinden olabilirlerdi. Yine de gülnaz geldiğinden beri bana öfkeyle yaklaşıyordu. Hanımı ölmüştür diye ses etmedim. Ama farklıydı. Kendini üstün görüyordu. Bu hep böyleydi. Bizim çalışanlarımız da ben edildikçe onlar da beni hor görürdü. Kim ezilirse ona bir tekme de diğerleri vuruyordu. Gülnazdan bakışlarımı çektim. Kendi bilirdi. Evi inceledim. Bu dağ evi, sakinliğin ortasında yalnızlığımı saran bir korunaktı. Rüzgârın uğultusu, çatının çıtırtılarıyla birleşiyordu. Ateş’in söylediklerini kabul etmek zorunda kalmam hâlâ içimi kemiriyordu, ama içimdeki öfkeyi ve inadı yenmek kolay değildi. İntikam almak is

