İLKYAZ Güneş, tepemizde acımasızca parlıyordu; ışığı denizin üstünde kırılıp gözlerimizi kamaştırırken sahil boyunca yan yana ilerliyorduk. Dalgaların ritmik sesi kıyıya vurdukça içimde bir şeyler kabarıyor, o ses göğsümde yankılanıyordu. Aramızdaki sessizlik ağırdı; konuşulmamış cümleler, yarım kalmış duygular adımlarımıza eşlik ediyordu. Kontrole gidiyorduk yine. Ama bu kez motor sesi yoktu, hız yoktu; sadece rüzgârın tenimize dokunan serinliği ve kumların altında ezilen ayak seslerimiz vardı. Her adım daha yavaş, daha düşünceliydi. Elim farkında olmadan karnımın üzerinde dolaşırken bakışlarım sahilin kıyısında duran yaşlı adama takıldı. Elinde tuttuğu pembe pamuk şeker, güneş ışığında neredeyse parlıyordu. İncecik şeker lifleri rüzgârla hafifçe titrerken boğazım kurudu. Nefesim d

