Yazar'dan
Mercan ağzı açık konağın her yerini inceleyen arkadaşıyla yüzünde tebessümle onu izledi. Mayra gerçekten şaşkınlıkla her yeri inceliyordu.
"Ağzın açık kaldı Mayra hanım" diye arkadaşına takıldı. Mayra umursamayıp
"Ağız açılmayacak gibi değil."
"Arada gelip görebilirsin canım"
"Yok ben hiç almayayım canım, patronumla aynı yerde yeterince duruyorum zaten"
"Abim sana kötü mü davranıyor?" Mayra bir an duraksadı. Kötü davranmıyordu ama onunla yan yana durmak bile tüylerini diken diken ediyordu. Çağhan da çözemediği bir şey vardı ve sanki çözerse her şey rayından çıkacakmış gibi hissediyordu.
"Kötü davranmıyor ama hani öğretmen derse girince hazırola geçiyoruz ya, bu durum onunla aynı. Saygı ve disiplin gerekli"
"Haklısın aslında, kendi abim diye söylemiyorum ama onun yanında bende çok rahat hissetmiyorum"
"Çok sağol içimi rahatlattın ya"
"Ne demek efenim, vazifemiz" Mayra arkadaşına ters bir bakış atıp önünde ki atlara hayranlıkla baktı.
"İstersen atımla yürüyüşe çıkabiliriz" Mayra üstüne başına bakıp
"Bilmem ki, daha önce hiç binmedim"
"Birlikte bineriz"
"Yok canım ya, şimdi parti arefesinde bir sakatlık çıkmasın"
"Haklısın, daha sonra sözüm olsun"
"Bakarız" dedi Mayra. Bu konağa bir daha gelir miydi emin değildi. Hara da biraz daha zaman geçirdikten sonra Mercan, Mayra'ya konağın geri kalanını gezdirdi. Mayra gezerken hep huzursuz hissetmişti. Neden Çağhan etrafında iken böyle hissediyordu? Aslında sadece şirkette değil özel hayatında da izleniyormuş gibi hissediyordu. Bu duygunun anlamını tam anlayamasa da Çağhan'ın otoriter aurasına bağlıyordu. Daha önce kimsenin emri altına bu denli girmediği için alışana kadar bu şekilde olacağına karar verdi.
Vakit ikindiye doğru gelirken birlikte Mercan'ın odasına çekildiler. Mercan parti için uygun elbiseleri tek tek çıkarırken Mayra onu izliyordu. Bu kızın gardrobunda yok yoktu. Mercan ona dönüp
"Ee hangi elbiseyi beğendin?" Mayra elini dudağına koyup düşünürmüş gibi yaptı.
"Beyaz olmayacağı kesin. Ben ve beyaz zıt kutuplarız"
"O zaman pembe giyebilirsin"
"Açık renk düşünmüyorum" diyerek yatağa yaklaştı Mayra. Eline lacivert bir elbise alıp
"Bu olabilir" dedi. Mercan yüzünü buruşturdu.
"Cenazeye gitmiyoruz Mayra" diyerek elinde ki elbiseyi alıp yatağın boş tarafına attı Mercan. Eline kırmızı bir elbise aldı. Aslında ailesi bu elbiselere karşıydı ama Mercan evlenene kadar bu şekilde elbise giymek istiyordu. Babası yumuşak davranmış izin vermişti ona diğerleri de uyum sağlamıştı zamanla. Mercan açık seçik giyinmiyordu ama ailesinin kadınları gibi de giyinmediği kesindi. Hem şal da takmıyordu.
"Bunu giysen?"
"Kırmızı olmaz"
"O zaman bu koyu yeşil elbise olsun"
"Bak bu olur." Mercan onu anlıyordu. Her renk tenine yakışmaz diye düşünmesi normaldi. Aslında yakışırdı ama her insanın zaafları vardı.
"Sen duş al ben bizim için bir şeyler hazırlatayım. Aç karnına gitmeyelim" Mercan gardrobun çekmecelerini açıp geniş bir iç çamaşırı takımı çıkardı. Üstten bedenleri aynı olsa da Mayra'nın poposu çıkık ve genişti.
"Bunu dene hiç açılmamış"
"Mahçup oluyorum sana Mercan, keşke evde giyinseydim"
"Saçmalama Mayra alt tarafı çamaşır yani"
"Teşekkür ederim"
"Hadi duşunu al, birazdan döneceğim" Mayra başını sallarken Mercan banyoya yönelip temiz bornoz hazırladı. Sıcak suyu ayarlayıp Mayra'nın işini kolaylaştırdı. Mercan odadan çıkarken Mayra ona teşekkür etti. Mercan kapıyı kapayıp odadan ayrıldı. Mayra ilk defa yabancı bir yerde duş alacağı için tedirgin olmuştu. Banyoya girip kapıyı kilitledi. Hızla üzerindekileri çıkarıp kısa bir duş aldı. Mercan'ın bıraktığı bornozu giyince kaşları çatıldı. Bu nasıl bir bornozdu? Poposunu ancak kapatmış bacaklarının büyük bir bölümü dışardaydı. Neyse ki üstü kapalıydı da rahattı. Saçına havlu saç bonesi taktıktan sonra ayna da kendine son kez bakıp banyodan çıktı.
Odanın içine göz gezdirdi. Kimsenin olmadığını görünce rahat bir şekilde odaya girdi. Mercan'ın onun için bıraktığı siyah tül detaylı takımı eline aldı. Bu kız bekarken bunları giyiyorsa evlenince ne giyerdi kim bilir? Çık çıklayıp takımın alt çamaşırını eline aldı. Bornozun altından giydiği çamaşır tahmin ettiği gibi onu sıkmıştı. Mercan ile bedenleri yakındı ama alt taraf sıkıntı çıkarıyordu işte. Kapı çalınınca kaşları çatıldı.
"Gelsene Mercan" dedi. Kapı tekrar çalınınca bir hışımla kapıya yöneldi. Normalde böyle bir şey yapmazdı ama hiç düşünmeden kapıyı açmasıyla Çağhan ile göz göze geldi. Şaşkınlığın vermiş olduğu sendeleme ile olduğu yerde kalakaldı. Çağhan onu hiç acele etmeden süzerken o donup kalmıştı. Bir anda kendine gelip kapıyı Çağhan'ın suratına kapattı. Mercan dan başkasının geleceği hiç düşünmemişti. Stresle sırtını kapıya yasladı. Yine rezil olmuştu hemde en kötü şekilde. Sinirden tepinmek istiyordu ama daha fazla rezil olmaktan korkuyordu. Birde pembeydi bornoz. İçinden Mercan'a saydı. Daha sonra kendi suçu olduğunu düşünüp kendine kızdı.
"Burda ne yapıyorsun abi?" Mercan'ın sesini duymuştu. Bir süre sessizlik oluştu.
"Parti kaçtaydı?" diye sordu Çağhan.
"20:00 da başlayacak abi"
"Sizi götüreceğim"
"Biz giderdik"
"Bu konu da itiraz istemiyorum Mercan. Benim de işlerim var"
"Sen bilirsin" diyerek mecbur kabul etti Mercan, Mayra'ya hiç sormadan. Abisine hayır diyemezdi ya? Mayra iyice paniklemişti. Sesler kesilince kapı yeniden çalındı.
"Gelebilir miyim Mayra?" Mercan'ın sesini duyunca rahat bir nefes aldı. Kapıyı açıp arkasını döndü. Mercan ıslık çalar gibi yapınca ona ters bir bakış attı.
"Yanakların neden kızardı?" diye sordu Mercan merakla. Mayra gerçeği ona söylemeyecekti elbette. Hem onun kızardığını kolay kolay kimse anlamazdı ki, bu kız nasıl anlamıştı? Uzatmadan.
"Yeni duş aldım ya ondan" Mercan biraz şüphelense de üstelemedi. Elinde ki büyük tepsiyi yatağın üzerine koydu. Annesini ikna etmeye çalışırken epey uğramıştı zavallı. Zaten o yüzden geç kalmıştı. Mayra bornozu çekiştirip oturdu. Mercan da yanına oturdu. Mayra kafasında savaş verirken Mercan yemeye başladı. Ağzı dolu
"Sondo yesone" (sende yesene) diye tuhaf bir cümle kurdu. Mayra derin bir nefes alıp açlığını bastırana kadar yedi ama asıl yediği kafasının etiydi. Şimdi bir daha Çağhan'ın yüzüne bakamazdı. İşten istifa etmek için boş bir A4 kağıdı ve kalem lazımdı. Gerisi ise istifa mektubu yazmak. Mercan onu bıraktığı gibi bulamadığı için biraz meraklanmıştı.
"Bir sorun mu var Mayra?" Mayra başını olumsuz anlamda salladı. Mercan'ın gözleri az büyüdü.
"Yoksa abim odaya mı geldi?" diye sorunca Mayra öksürmeye başladı.
"Abim odama girmez" dedi Mercan, Mayra'nın sırtına vururken.
"Mercan bence bir an önce partiye gidelim" Mayra'nın içine fenalık gelmişti.
"Şey" dedi Mercan. Mayra'nın kaşları çatıldı.
"Ne?"
"Abim götürecek bizi" diyerek sırıttı Mercan masum görünmeye çalışarak.
"Biliyorum endişe etme" Mercan o yüzden geriliyordu ya en çok. Mercan mahcup olmuş şekilde ona bakınca kendini suçlu hissetti. Ne vardı şu kızı bu duruma sokacak? Derin bir nefes alıp elini Mercan'ın omuzuna koydu.
"Hadi partiye gidip ortalığı dağıtalım güzelim" dedi Mayra.
"Hadi yapalım şunu" dedi Mercan. Mercan tepsiyi mutfağa götürürken Mayra dikkatli bir şekilde üst çamaşırını ve elbiseyi giydi. Ayak bileğine kadar inen elbise saten kumaştandı. Kolları kalın koldu. Elbise de ki tek sorun poposunu meydana çıkarmasıydı. Bu konuda yapacak bir şey yoktu sanırım ama üzerinde duruşunu sevmediği elbiseyi çıkarıp altı kabarık olan açık mor tonlarında bir elbise giydi. Elbisenin üzerinde duruşunu sevmişti.
Mercan odaya dönünce onu övdü ardından oda yıkandı. Mercan pudra rengi bir elbise giydi. İkisi de saçını dağınık topuz yapmıştı. Son kontrolleri yaptıktan sonra Mercan odadan çıktı. Abisinin kızacağını bildiği için çok hafif bir makyaj yapmıştı. Mayra da aynı şekildeydi. Mercan abisinin odasına gelip hazır olduklarını söyledi. Çağhan zaten hazırdı. Giydiği slim fit pantolon ile bacak kaslarını sergilerken, gömleği kaslı kol ve göğsünü güzel sarmıştı. Hava yeni yeni kararmaya başlamıştı. Çağhan ikiliyi arabanın yanında beklemeye başladı. Sesler duyunca merdivenlere doğru baktı. Bakışları delici ve sertti. Kızların üzerinde ki ince kaban yüzünden ne giydiklerini görmüyordu.
Mayra Çağhan'ı fark etse de ona doğru bakmadı. Zaten hangi yüzle bakacaktı? Rezil olmuştu kesinlikle. Aman dedi daha sonra, adam şirkette kadınları düzüyor, benim çikolata bacaklarımı ne yapsın? İçi biraz rahat etmişti nihayet. Mercan kapıyı acınca önce Mayra bindi arabaya ardından Mercan. Çağhan şöför koltuğuna oturunca sessiz ama gergin yolculuk başlamıştı. Mayra izlendiğini hissediyordu ama öne bakmaya cesaret edemiyordu. Sonunda cesaret bulup Çağhan'a bakınca yanılmadığını gördü. Çağhan ona bakıyordu. Acaba kızmış mıydı? Neyse kızması arzu duymasından daha iyiydi.
Yolculuğun geri kalanı öne daha bakmadı. Yolculuk devam ederken hava iyice kararmıştı. Partinin olacağı yer büyük bir kafeydi. Çağhan arabayı durdurunca
"Kaç gibi çıkarsınız?" diye sordu. Mayra ve Mercan birbirine baktı.
"Ben sana haber ederim abi"
"Çok geçe kalmak yok" dedi Çağhan.
"Tamam abi" dedi Mercan. Mercan Mayra'ya dönüp
"Kabanları burda çıkaralım. Abimle döneceğiz nasıl olsa" Mayra biraz tereddüt etse de başını olumlu anlamda salladı. Mercan arabadan inerek üstünde ki kabanı çıkardı. Mayra da çıkarıp arabaya bıraktı kabanını. İçerden gelen sesler mezuniyet partisinin başladığını belli ediyordu.
"Görüşürüz abi" dedi Mercan.
"Bir sorun olursa ara" Mercan başını salladı. Mercan Mayra'nın koluna girip onunla yürürken Çağhan'ın delici bakışları onların arkasındaydı. Kızlar içeriye doğru giderken Çağhan arabayı karanlık bir yere park etti. Arabanın bagajından kutu da bir içki alıp arabaya yaslanıp yudum yudum içmeye başladı. Aklında hep aynı şey dönüyordu. Şekilli ve sütlü çikolata bacaklar. Aklından o görüntüyü silip atamıyordu. Poposunun görüntüsünü hayal etmekten kendini alıkoyamıyordu. Sadece ön tarafı görse de arka tarafın şeklini de biliyordu. İçini gıdıklayan hisler arzu duymasını sağladı. Şişe kutuyu defalarca dikleyip iç çekerek içti. Bu şekilde beklemek can sıkıcıydı. Gidip birazda eğlence kulübünde eğlenebilirdi. Ayakları gitmemek için direnirken o bitirdiği şişeyi atmak için çöp kutusu aradı. Çöpünü atıp arabanın yanına dönünce bir hareketlilik hissetti. Başta umursamadı ama nedense içini tuhaf bir his kapladı.
"Olum bu yaptığın gerçekten tehlikeli bir iş. Duyulursa hapsi bile boylarsın"
"Saçmalama Burak ya, kimsenin haberi olmayacak. İçeceğine biraz ilaç katıp kızla eğleneceğim. Onunla ön sevişmenin nasıl olacağını merak ediyorum"
"Etrafında onca hatun varken neden o esmer kız?" Çağhan esmer kelimesini duyunca bedeni kasıldı.
"İlk defa sütlü çikolata yalayacağım" dedi iğrenç bir uslupla. Çağhan kırmızı görmüş boğa gibi burnundan sert soluklar bıraktı. Hızlı bir hamle yapıp konuşan çocuğu kolundan yakaladı. Genç daha ne olduğunu anlamadan Çağhan onu kendine çevirip çoktan yumruğu yüzüne patlatmıştı. Gencin arkadaşı
"Ne oluyor?" diye müdahale ederken Çağhan genci itip muhatabı olan gencin burnuna bir kafa geçirdi. Genç çocuk acıyla inleyip yere düşerken Çağhan üzerine çıkıp sanki transa girmiş gibi genci yumrukluyor arkadaşı onu kurtarmaya çalışıyordu. Çok geçmeden sesi içerdekilere ulaşmış ve gençler tek tek dışarıya çıkmaya başladı.
"Abi" diye çığlık atarak Mercan abisine koştu. Çağhan delirmiş gibi hala genç çocuğa vuruyordu. Bir kaç genç delikanlı gelip Çağhan'ı durdurmaya çalıştı ama o herkesi iterek geçirebildiği kadar yumruk geçiriyordu. Sonunda Çağhan tutulup gencin üstünden alındı ancak onu zaptetmek kolay değildi. Yerde yatan genç bayılma eşiğine gelmişken ambulans çağrıldı. Mercan hala sakinleşmeyen abisinin yanına giderek onu sakinleştirmeye çalıştı ancak Çağhan
"Onu geberteceğim" diye bağırıyordu. Yerde yatan gencin burnu kırılmış ağzı burnu kan revan içindeydi. Mayra üzerinde ki şaşkınlığı atınca Mercan'ın yanına gitti. Çağhan derin derin nefes alırken nihayet biraz sakinleşmişti. Mercan'ın onu ikna etmeye çalışmasını nihayet duymaya başladı. Bakışları önce Mercan'a ardından Mayra'ya döndü. Mayra ona korku dolu gözlerle bakarken sert bir soluk bıraktı. Sinir yeniden tüm hücrelerini, her zerresini kaplarken Çağhan gözlerini kapattı. Sakinleşmeye ihtiyacı vardı...