8. Bölüm

1839 Words
Yazar'dan "Yine telefonuma cevap vermiyorsun Mayra, alınıyorum ama" "Sorma başıma geleni Mercan ya görücü gelmiş bana" Mayra bıkkın bir nefes verdi. "Ne? Görücü mü?" çığlık atar gibi konuşmuştu Mercan. Mayra telefonu kulağından uzağa götürüp yüzünü buruşturdu. "Senin sevdiğin mi vardı? Benim neden haberim yok? Aşk olsun Mayra ya" nefes almadan konuşmuştu Mercan. Mercan tırnak bakımı yaptığı için telefonu sesliye almış avluda oturuyordu. "Az nefes alır mısın Mercan? Seni aldatmışım gibi davranma istersen" "Sende anlat kızım, ne merakta bırakıyorsun beni?" "Haberim bile yoktu, babamın çok yakın bir arkadaşı. Babamdan rica etmiş birazdan gelecekler" "Oğlanı tanıyor musun?" "Yurt dışında doktora yapıyordu, yeni döndü" "Oo demek doktor enişte adayım var" "Öyle" dedi Mayra. Ortama yayılan egzoz sesiyle Mercan "Ay" diye çığlık attı. Hızla ayağa kalkıp kenara yaklaşıp konağın bahçesine baktı. Çağhan'ın arabası bahçeden çıkıyordu. İyi de neden arabası bu kadar dengesizdi? Abisi dikkatli araba sürdüğü için şaşırmıştı. "Mercan" diye bağırdı Mayra. Mercan bahçeden çıkan arabayla kalktığı yere geri oturdu. "Mercan cevap verir misin?" "Burdayım Mayra" "Neden çığlık attın? O ses neydi?" "Sanırım abim biraz sinirli, az önce bahçeden çıkarken gaza baya yüklendi" "Bir sorun mu var?" "Bilmiyorum valla Mayra, abim söz konusu olunca bir şey söylemek zor" "Anlıyorum" "Görücüler geldi mi?" "Yoldalarmış" "Keşke yanında olabilseydim" "İnan haberim yoktu benimde, yoksa seni mutlaka çağırırdım" "Biliyorum canım" Biraz daha konuştu iki arkadaş. Daha sonra Mayra'nın annesi gelip konuşmayı bitirdi. Mayra'nın son kontrollerini yapmasını görücülerin her an gelebileceğini söyledi. Mayra evliliği henüz düşünmediğini babasına açıkça söylemişti. Babası kızına nazikçe sadece oğlan ile konuşmasını istemezse onu zorlamayacağını söyledi. Mayra kabul etti mecbur. Babasını kırmak istemedi. Araba sesi duyulunca Mayra derin bir nefes aldı. Şimdi kapıya çıkıp misafirleri karşılaması gerekiyordu. Annesi hızla odasına girince mecbur ayağa kalktı. Annesi bakışıyla ona her şeyi anlatmıştı çoktan. Mayra annesinin peşinden çıktı. Annesi kapıyı açınca yan tarafında yerini aldı. "Hoşgeldiniz" diyen annesiyle yüzüne belli belirsiz bir gülümseme yerleştirdi. "Hoş..." Hoşgeldiniz demeye kalmadan ard arda silah sesleri patlamaya başlayınca hem Mayra hemde diğer kadınlar çığlık atmaya başladı. Annesi Mayra'yı içeri iterken gelen misafirler de apar topar içeriye koşup kendilerini korumak için duvar arkasına geçti. " Neler oluyor?" diye soran Evan olmuştu. "Jandarma'yı ara abi, neler olduğunu bilmiyoruz" Evan hızla telefonu çıkarıp Jandarma'yı aramıştı. Camlar dan uzakta ve yere eğilmişti hepsi. Kimse ne olduğunu bilmiyordu. "Neler oluyor Murat?" gelen gencin babası sormuştu. "Bende bilmiyorum Atilla." Mayra'nın babası konuştu. "Herkes iyi mi?" diye ekledi adam endişeyle. Herkes tek tek iyi olduğunu söylemeye başlayınca rahat bir nefes aldı. Silah sesleri susmuştu ama ne olur ne olmaz diye kimse yerinden kalkmamıştı. Kısa sürede Jandarma gelmişti. Bir kaç jandarma eve girerken diğerleri etrafı aramaya çoktan başlamıştı. Endişeli bir şekilde herkes koltuğa oturmuş neler olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Jandarma onlardan hiç bir bilgi alamamıştı. Akşam o şekilde son bulmuş, Murat bey misafirleri yolcu etmek zorunda kalmıştı. İki jandarma evin etrafında kalırken çekirdek aile baş başa kalmıştı. Sonya hanım oğlu Evan'a dönüp "Senin düşmanın var mı Evan?" Evan şaşkınlıkla annesine döndü. Kafasının içini biraz yoklayıp "Bu kadar ileri gidecek bir düşmanım yok anne." Sonya hanım kocasına döndü. "Senin var mıydı Murat?" Murat bey düşünceli bir şekilde karısına döndü. "Bu güne kadar böyle bir şey yaşamadım. Evan'ın dediği gibi bu kadar büyük bir sorun kimseyle yaşamadım" Sonya hanım önüne dönüp düşünmeye başladı. Kendisinin de böyle bir düşmanı yoktu. Kim neden böyle bir şey yapmıştı? Son olarak korkuyla oturan kızına baktı. Mayra izlendiğini hissetmiş gibi annesine döndü. Aralarında sessiz bir bakışma oldu. "Benim bildiğim kadarıyla böyle bir düşmanım yok" dedi annesine. Bir ara Nadide'den şüphelendi ama Nadide'nin bu kadar ileri gideceğine ihtimal vermiyordu. Gece tedirginlikle geçerken Mayra sabah telefonu eline alıp Çağhan'ın numarasını aradı. "Evet" diye kaba bir cevap duyunca kelimeler boğazında düğümlendi. Sabah sabah neden bu kadar sinirliydi bu adam? "Gece evimizin etrafında silahlar patladı Çağhan bey, izninizle bugün işe gelemeyeceğim" Çağhan bir süre sustu. "Öğlene kadar izin veriyorum, daha sonra gel" diyerek telefonu Mayra'nın suratına kapattı. Mayra telefonu kulağından alıp elini önüne indirdi. Bir süre telefona bakıp rüya da olup olmadığını sorguladı. Bu da neydi şimdi? Bu adamın sorunu tam olarak neydi? Sinirle mesaj bölümüne girip işe gelmeyeceğini, hayatının tehlike de olduğunu söyledi. Telefonu geride bırakıp odadan çıktı. Adamın tek derdi işinin aksamasıydı. Bir can onun umurunda değildi. İş yemeğine gittikleri zaman ona iyi davranmış hatta şakalar yapan adam şimdi ona değersiz bir insanmış gibi davranıyordu. Çoklu kişilik bozukluğu olduğuna artık emin olmuştu. Aksi mümkün görünmüyordu. Sabah kahvaltısı için annesine yardımcı oldu. Evan Jandarmalar için bir tepsi verdi bahçeye kahvaltı için. Kahvaltı öyle böyle bitmişti. Saatler öğlene doğru gelirken araştırma yapan Jandarma ekibi evin önüne geldi. Aile merakla Jandarma'nın söyleyeceği şeyi beklerken "İşin açıkçası böyle bir olay ilk defa görüyoruz. Kurşunlar ruhsatsız bir kaç silaha ait. Çatışma diyeceğim ama tek taraflı bir çatışma olacağını zannetmiyorum. Etrafta kan vb bir şey bulunmadı. Tek mantıklı açıklama sarhoşların bunu yapabileceği. Bir kaç evden daha aynı şikayet geldi, yani size özel olduğunu zannetmiyorum " aile jandarmayı şaşkınlıkla dinlemişti. " Soruşturma devam edecek, yeni bilgiler öğrendikçe sizinle paylaşacağız" Jandarma bugün köyden kimsenin çıkmayacağını, onların da evde kalması gerektiğini söyledi. Sonuç olarak onlarda evde kalmıştı. Ertesi gün Mayra iki gündür endişeliydi ama bugün iş başı yapmak zorundaydı. Çağhan'a yazdığı mesaj dan dönüş alamamıştı. Bugün onunla yüzleşmeye çekinse de Mayra haklıydı. Şirketin önüne gelince derin bir nefes alıp dönen kapıdan geçti. Asansöre doğru yürürken Erdem'i gördü. Elinde gördüğü kutuya merakla baktı. Erdem onu görse de görmezden geldi. Mayra şaşkınlıkla yanından geçen adama "Erdem" dedi şaşkınlıkla. "Benden uzak dur" diye tısladı Erdem karşılık olarak ve ona hiç bakmadan şirketten ayrıldı. Mayra olduğu yerde kalakalmıştı. Son günlerde hayatı yokuş aşağı gidiyor onu fazlasıyla tedirgin ediyordu. Kendine gelmesi biraz zaman alsa da toparlanıp asansöre bindi. 10. Kata geldiği zaman ilk işi Çağhan'ın odasına baktı, odasındaydı. Kişisel eşyalarını odasında bırakıp Çağhan'ın odasına yöneldi. Kapıyı çalsa da içerden ses gelmedi. Sıkıntılı bir nefes verip kapıyı açtı. Çağhan ona bakmıyordu ve sinirli olduğu belliydi. "Günaydın Çağhan bey" Çağhan ona hiç bakmadı. "Erdem" dedi Çağhan ona döndü. Çağhan elini sert şekilde masaya vurunca Mayra hafif sıçradı. Bu adamla uzun süre aynı yerde kalması mümkün görünmüyordu. "Onu kovdum, adını bir daha bu şirkette duymayacağım" dedi sert sesiyle. Mayra yutkundu cevabı karşısında. "Ne-neden?" diye sordu bir cesaret. Çağhan ayağa kalkarken sandalyenin sesi kulaklarını tırmaladı. Sorduğu soruya pişman olmuştu. Çağhan yan tarafa geçti. "Erkeklerin ilgisi hoşuna mı gidiyor Mayra hanım? Erdem'in gidişi seni çok mu üzdü lan? Çok mu üzüldün?" Mayra'nın boğazı kurumuştu. "Ne diyorsunuz Çağhan bey?" diye sordu sesini yükselterek. "Birde görücün vardı değil mi?" diye sorarken kendi kendine konuşuyor gibiydi Çağhan. Çağhan'ın bakışları onu ürkütmüştü. Bir şey söylese suç, söylemese altında ezilirdi. "Tüm bunlar sizi ne ilgilendirir? Siz beni abim değilsiniz Çağhan bey, bu görev sizin değil" "Abin olduğu mu hiç söylemedim zaten, ağzımdan öyle bir şey duydun mu?" Mayra'nın gözleri hafif kısıldı. "O zaman neden bu sinir? Patronum sunuz, sahibim değil" "Tam da öyleyim" "Anlamadım" "Metresim olacaksın" derken sesi sahiplenici çıkmıştı. Sanki soru sormuyor bilgi veriyormuş gibiydi. Hatta bilgi vermekte değil bir emirdi bu. Mayra'nın gözleri büyüdü. Ten rengi yüzünden çok kez hakarete ve zorbalığa uğramıştı ama bu hayatında duyduğu en korkutucu şeydi. "Ne diyorsunuz Çağhan bey? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu?" gözleri dolmuştu üzüntü ve sinirden. "Duyuyorum Mayra. Benim olacaksın, seni istiyorum" dedi Çağhan Mayra'yı köşeye sıkıştırmak için. "Seni terbiyesiz Ahlaksız pislik" dedi patronuna diklenerek. Çağhan önüne gelip kolunu kavrayınca, boşta kalan elini kaldırıp yüzüne tokat atmak için hamle yapsa da Çağhan önce davranıp elini havada yakaladı. Mayra'nın bu hareketine oldukça sinirlenmişti. Çağhan tüm gücünü kullanıp ona karşı koyan kızı duvarla arasına aldı. "Seni hiç kimseyi arzulamadığım kadar arzuluyorum Mayra. Ben ne istersem onu alırım. Buna sende dahilsin" Mayra bu ruhsuz sapık adamdan hoşlandığı için kendinden nefret etmişti. Adamı ağır başlı, otoriter zannederken tam aksine sapığın teki çıkmıştı. "Bırak beni" dedi titreyen sesiyle. Çağhan hareket eden dudaklarına bakıp "Bırakamam sütlü çikolata, seni yemeden duramam" dedi ve kızın dudaklarına yapıştı. Öpüşü sahiplenici ve sertti. Mayra tutulan ellerini kurtarmaya çalışsa da başaramadı. Sonunda kendini kurtarmak için Çağhan'ın dudağını dişledi ve Çağhan'ın geriye çekilmesini sağladı. Gözleri yaşlardan dolayı bulanık görüyordu ama Çağhan'ın vurmak için kalkan elini görmüştü. Çağhan elini yumruk yapıp sert şekilde geriye çekerken bir boğadan farksızdı. "Bana bak Mayra! Ben bu şehrin hatta gideceğin her yerin sahibiyim. Bana boyun eğmezsen senin ve ailenin hayatını mahvederim. Sana seçenek sunmuyorum, benim olacaksın diyorum" dedi dişleri arasından. "Bu asla olmayacak" diye çığlık attı Mayra. Kapıya doğru koşarken "Bütün aileni esir alacağım o kapıdan çıkarsan" diye kükreyen adamla kırık olan kalbi korkuyla attı. Yapabilir miydi? Belki de yapabilirdi. Şu an mantıklı düşünemiyordu... "Bunu bana neden yapıyorsunuz? Ben size ne yaptım?" "Seni istiyorum dedim" sanki bir yiyecek yada giyecekten bahsediyormuş gibiydi. "Ben metres olmak istemiyorum, olmayacağım" Çağhan evli değildi, neyin metresiydi bu? "Olacaksın. Sana iyi davrandım ama sen bunu mahvettin Mayra. Bir daha sana her hangi bir erkek yaklaşmayacak. Eğer bir daha böyle bir şey olursa onları tek tek gebertirim. Seni hapsederim" Mayra ona döndü nefret ve hayal kırıklığı ile. "Ben size bir söz vermedim. Sizinle olmak istemiyorum" kabul edemese de bu adamdan etkilenmişti. Şimdi gördüğü iğrenç yüzü ile kendinden bile tiksinmişti. Çağhan bir şey söylemeden üzerine doğru yürüdü. Çağhan açılan kapıyı örtüp Mayra'ya iyice yaklaştı. "Ben isterim ve alırım. Şimdi de seni istiyorum ve günler sonra alacağım" Mayra'nın hayal kırıklığı büyüdü. "Sizin de kız kardeşiniz var Çağhan bey, onu metres olarak" cümlesini tamamlayamadan Çağhan onu susturmuştu. "Seni ortada bırakmayacak ölene kadar bakacağım" Mayra acıyla yutkundu. "Ailem bunu kabul etmez, ben bunu kabul edemem" dedi. Kendini böyle bir adam için saklamamıştı bunca yıl. 23 yaşında genç bir kızdı. "İş yerinde ki odam ikimizin olacak Mayra. Kendini bu duruma alıştır. Beni az çok tanıdıysan blöf yapmadığı mı bilirsin. Eğer benimle olmazsan etrafında ki herkese zarar veririm. Yemin ederim yaparım" "Neden ben ya? Neden ben? Sizin zaten bir sevgiliniz var, neden beni istiyor sunuz?" "Odana dön Mayra, bu gece bana mesajla bildirirsin kararını. Geri adım atmayacağımı bil" Mayra ayakta dikilip kalmıştı. Dizlerinin dermanı kesilmiş gibi dizleri titredi. "Bunu yapamam" dedi cılız sesiyle. Bunca zaman yaptıklarına anlam verememişti ama şimdi taşlar yerine oturuyordu tek tek. İşe başladıktan sonra geçen zamanı düşündü. Saplantılı bir adam olduğunu şimdi daha iyi anlıyordu. Daha sonra aklına görücü meselesi gelince kaşları biraz daha çatıldı. "Yapacaksın" "Görücüler geldiği akşam" ikisi aynı anda konuşmuştu. Mayra cümlenin sonunu getiremedi. "O akşam sadece ön fragmandı Mayra. O gencin cenazesine gitmek istemiyorsan bir daha ona selam bile vermeyeceksin. Yoksa kurşunlar yandan değil nokta atışı olur. Sadece o genci değil, seni onunla aynı yerde oturmaya zorlayan herkesin kabusu olurum" "Beni tehdit etmeyi bırakın Çağhan bey, beni rahat bırakın" "Odana dön Mayra, şu an gerçekten sinirliyim ve sana zarar vermek istemiyorum" "Bana daha nasıl zarar verebilirsiniz ha? Dövün sövün ama bana bu iğrenç teklifle gelmeyin" "Çık" dedi Çağhan. Bu kızın onu istemiyor oluşunu hazmedemiyordu. "Teklifinizi kabul etmeyeceğim" "Bu gece bunu göreceğiz" diyerek kapıyı açtı Çağhan. Mayra ona tokatı basıp kaçıp gitmek istese de cesaret edemiyordu. Bu adamın kendisine olan takıntısını nasıl fark etmemişti? "Lütfen" dedi Çağhan'ın ona acımasını umarak. "Çık Mayra" dedi Çağhan dişleri arasından. Sanki haklıymış gibi birde kızıyordu. Mayra'nın gözyaşları yüzünü süslerken titreyen bacakları ile odanın dışına çıktı. Çağhan kapıyı sert şekilde kapatınca kollarını kendine sarıp odasına yöneldi. Kafası allak bullak olmuştu. Bu işten kurtulmanın bir yolunu düşünecekti, şimdilik sadece sakinleşmesi gerekiyordu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD