İstanbul’un gri sabahı, Sancaktar Malikanesi’nin üzerinde bir celladın gölgesi gibi asılı duruyordu. Malikanenin alt katındaki o teknolojik sığınak, artık bir harekat merkezine dönüşmüştü. Duvarlardaki dev ekranlarda holding binasının güvenlik kameraları, Müsteşar’ın emir kulu olan özel harekat timlerinin koridorlarda devriye gezişini canlı olarak yansıtıyordu. Baran, üzerinde siyah operasyon kıyafetleri, belinde çift silah ve göğsünde mühimmat yeleğiyle bir ölüm makinesini andırıyordu. Gözlerindeki o dipsiz karanlık, son yirmi dört saatte yaşadığı çaresizliğin saf bir nefretle damıtılmış haliydi. Lara, kliniğin beyaz çarşafları arasında, etrafındaki kablolara ve serum askılarına rağmen doğrulmaya çalışıyordu. Rengi hala solgundu, dudakları kurumuştu ama bakışları, Baran’ı bu savaşa tek b

