Keyifli Okumalar...
Baran ile anlaşma yapalı iki gün olmuştu ve biz kızlar çoktan can sıkıntısından ölmüştük. Her birimiz yataklara uzanmış bir şekilde tavana bakarken her biri kendi kendine mırıldanıyordu.
'Ne işimiz var bizim burada?'
'Ölmek üzereyim.'
'Sanırım kusacağım.'
Bunları duydukça başıma ağrılar giriyordu. Gerçekten hiçbir şey yapmamıza izin vermiyorlardı. Küçükken de arkadaşım olmazdı hiç bu yüzden yalnız olmaya alışıktım fakat diğer kızlar hiç alışık değil gibilerdi.
Flashback
Elimdeki topu alarak evden dışarıya fırladım. Yaz ayındaydık. Herkes parka gidip arkadaşlarıyla oyun oynuyor ve denize giriyorlardı. Onlarla beraber oynamak için parka doğru koşarken birden yere takıldım ve düştüm. Ben tekrar hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkarken çocukların bana gülmesine aldırış etmeden kızların oluşturduğu bir gruba doğru koştum.
Yanlarına gittiğimde hevesle gülümsedim. ''Hadi beraber oynayalım.'' dediğimde bana baktılar. Onlara uzattığım topa sertçe vurduktan sonra suratım düşmüştü. Neden benim topuma vurmuşlardı ki?
''Biz seninle oynayamayız. Sen hastasın!''
''Ben hasta değilim!'' dedim sessizce. Neden bana 'hasta' diye sesleniyorlardı ki?
''Evet hastasın! Çünkü annen bize öyle söyledi. Eğer seninle oynarsak kötü şeyler olurmuş.''
Kızlar hızla yanımdan uzaklaşırken gözlerimden düşen her bir damla gülümsememe engel olmamıştı.
' Ben hasta değilim. '
Aklıma gelen anıyla beraber gülümsedim. Daha o zamanlar altı yaşımdaydım. On yıl boyunca hiç arkadaşım olmamıştı. Orta okulda da bu böyle devam etmişti. Fakat lisede Nazlı ile tanışmıştım. Herkes bana hasta gözüyle bakarken Nazlı bunu umursamamış ve her zaman benimle beraber kalmıştı. Bana kızdığında, benimle alay ettiğinde, gerçekten hiç umursamıyorum çünkü o benim en yakın dostumdu. Kötü günlerimde yanımda olan birisiydi. Birçok şeyi ona borçluydum.
Hastalığım aslında o kadarda abartılacak birşey değildi. Sadece sinir krizleri geçiriyor ve nefes darlığı çekiyordum. Ve insanlar bundan korktukları dolayı bana yaklaşmak istemiyorlardı. Fakat Nazlı sayesinde neredeyse uzun zamandır hiç atak geçirmemiştim. Dedim ya, hayatımı bile borçluyum ona karşı. Narsist bir şey olsada, o benim kardeşimdi.
''Hey! Dünyadan Bahar'a. Orada mısın?''
Kafamı yastıktan kaldırdığımda kapıda bize bakan Egemen'le karşılaştım.
''Baran seni aşağıda bekliyor. Kızlar sizde hazırlanın. Sizi bir yerlere götüreceğiz. Tabi uslu durmaya söz verirseniz.''
Kızlar birden heyecanla ayağa kalkarken ben yavaş adımlarla yataktan çıktım ve aşağı kata inmek için hareketlendiğim de Egemen kolumdan tutup beni durdurmuştu. Elime bir bilezik tutuşturmuştu aniden.
''Bunu tak. Bu Nihal'in bileziğiydi. Gideceğiniz yerde bu ihtiyacın olacak.''
''Beraber gitmiyor muyuz? '' diye sordum.
''Hayır. Baran ve siz başka bir yere gideceksiniz. Biz ise kızlarla etrafta dolaşacağız. Yoksa ceset gibi çürüyüp gidecekler.'' dedi gülerek.
''Peki.'' dedim ve merdivenlerden inerken bileziği bileğime takmaya çalıştım. Kızın bileği fazla ince olmalı ki bu benim bileğimden geçmiyordu. Fazla da zorlayıp kırmakta istemiyordum ama madem takılması gerekiyordu bende takacaktım. Son kez gücümü kullansam da olmuyordu. Ben falza kiloluydum sanırım.
Hala takmaya uğraşırken önümde duran Baran'a bakmadan bilezik ile ilgilenmeye devam ettim. Baran hızla bileziği elimden aldığında tam bağıracaktım ki bileziğin kenarındaki düğmeyi asılıp aşağı indirdi. Bilezik açıldığında kolumu tuttu ve bileziği bileğime taktı.
''Başka sorunun var mı? Çözeyim.'' dedi sırıtarak. Utanmıştım. Daha bir bileziği bile takamazken onun benimle alay etmesi...
''Koridorun sonundaki odaya gir. Hazır olduktan sonra salonda seni bekleyeceğim oraya gel.''
Tam arkasını dönüp gidecekti ki kolundan tutup onu kendime çevirdim.
''Nereye gideceğiz?''
''Aile yemeğine.'' dediğinde kalbimden vurulmuşa dönmüştüm. Ne yemeğinden bahsediyor bu? Böyle bir şeye kesinlikle hazır değilim!
------
Elbise o kadar kısaydı ki her seferinde arka bölgem gözüküyor mu diye kontrol etmek zorunda kalıyordum. Düz siyah, sırt dekoltesi olan bir elbiseydi. Gerçekten çok hoştu ama bana göre çok kısaydı. Ayrıca heyecandan ölmek üzereymiş gibi hissediyordum.
Büyük salonda tedirginlikle ayakta dikiliyordum, oturamıyordum çünkü diken üstündeymişim gibi hissediyordum.
''Nasıl konuşmam gerektiğini söylemedin.'' dedim aniden. Gerçekten ailesi ile nasıl konuşacaktım? Belkide Nihal olmadığımı anlayacaklardı?
''Merak etme. Akışına bırak sadece. Nihal genelde konuşmazdı. Sorulara cevap verirdi sadece.''
Kafamı olumlu bir şekilde salladığımda ayaklanan Baran'a baktığımda daha çok gerilmiştim. Açılan kapıya döndüğümde bize doğru gelen kişiler Baran'ın ailesi olmalıydı.
Baran'ın annesi tepeden tırnağa kadar marka giyinmişti. Kibirli duran görünüşünün ardında duran gülümsemesi insanı rahatlatıyordu. Babası, aynı şekilde Baran gibi takım elbise giymişti fakat yaşlı olmasına rağmen çok genç gözüküyordu. Annesi de aynı şekilde. Ablası ve abisi diyecek kadar gençlerdi.
Yanımıza geldiklerinde saygılı bir şekilde selam verdim ve ilk önce onların oturmasını bekleyerek yerime geçtim. Baran hata yapmadığımı fark ettiğinde gülümsedi.
Yemek faslına kadar her şey iyi gitmişti. Kimse Nihal olmadığımı anlamamıştı. Nihal bu kadar mı görünmez birisiydi acaba?
''Nihal kızım.'' dediklerinde kendime gelerek Baran'ın annesine döndüm.
''Geçen gün ailenin mezarlığına gittim. Bize olan iyiliklerini hiç unutmayacağım. Oğlum Baran ile evlenmeyi kabul ettiğin için teşekkür ederim kızım. Senin için elimden gelen her şeyi yapacağım. Sadece bir şey olduğunda bana söyle olur mu?''
Kafamı olumlu anlamda sallayarak gülümsedim. Demek Nihal'in ailesi ölmüştü. Bu yüzden mi sahip çıkmak istemişlerdi Nihal'e? Peki neden Nihal kaçıp gitti? Neden evlenmedi Baran'la?
''Geçen hafta aranızda ne olmuşsa düğünü ertelemek istemişsin. Haklısın kızım. Aceleye getirdik biraz ama fazla da uzatmayın olur mu? Sonuçta muhabirlerin gözü üzerimizde.''
''Elbette.'' dediğimde Baran da onaylayarak devam etti.
''Biz halledeceğiz anne. Biraz daha bekleyin sadece.''
Babası boğazını temizledi ve elindeki kadehi masaya koydu. Bakışları ikimiz arasında gidip geliyordu.
''Peki. Bir ay müddet vereceğiz.''
Annesi birden şaşırdı ve eşine baktı.
''Bir ay çok değil mi Kerem?''
''Eğer aralarında bir şey olmuşsa bol bol konuşarak halletmeliler öyle değil mi?'' dedi ve bana bakarak gülümsedi.
Babası bir süre sonra lavoboya gitmek için ayaklandığında benim de gitmem gerektiğini ve elbisemi tekrar kontrol etmem gerektiğini düşündüm. Bir kaç dakika sonra bende ayaklandığım da Baran bana
'nereye?' der gibi baktı. Kulağına hemen fısıldadıktan sonra arka bölmeye doğru ilerledim. Tam dönecektim ki terasa ilerleyen Kerem Bey'i gördüm. Oda beni gördükten sonra yanına gitmem için işaret gösterdi. İlk başta şaşırsam da hemen hızlı adımlarla yanına gittim ve beraber terasa çıktık.
''Bir sorun mu var efendim?''
Biraz etrafa baktıktan sonra derin bir nefes alıp bıraktı. Her ne söyleyecekse bir türlü söyleyemiyordu. Gerilmeye başlamıştım.
''Nihal nerede kızım?''
Bir anda donduğumu hissettim. Adam nasıl anlamıştı? Belkide Nihal'i çok yakından tanıdığı için anlamıştı. Peki şimdi ne yapacaktım?!
''Neyden bahse-''
''Nihal olmadığını biliyorum kızım. Yorma kendini. Seni ilk gördüğümde Nihal olmadığını anlamıştım. Sende olan ışık, Nihal'de yok. Karamsar bir kız nasıl bir günde gülümsemeye başlayabilir ki? ''
Hiçbir şey diyemiyordum. Ne diyebilirdim ki?
'Ah evet ben Nihal değilim sadece onun yerine geçici bir elemanım.' mı diyeceğim? Ne kadar saçma? Beynim bile şu anda benimle irtibata girmiyor, saçmalamama izin veriyordu.
''Ne kadar çok benziyorsunuz Nihal ile. Sesleriniz de bile fazla bir farklılık yok. Hayatımda ilk defa bu kadar benzeyen insanlar görüyorum.''
''Evet efendim.'' demekten başka çarem yoktu. Ne yapabilirdim ki?
''Bu olaydan, kimseye bahsetmemi istemiyorsun değil mi? Aramızda sır kalacak merak etme. Söz veriyorum. Fakat senden bir iyilik isteyeceğim.''
-----
Yazar'ın Ağzından
Kızlar, Bahar ve Baran gittikten sonra hazırlanıp dışarıya çıkmışlardı. Tabi ki başlarında, Egemen, Ali ve Semih varken. İstisnalar derken bundan bahsediliyordu işte. Nazlı giydiği mini elbise ile kendisini aynada süzerken diğer kızlar çoktan hazırlanıp aşağıya inmişlerdi.
Egemen en sonunda aşağıda beklemekten sıkılmış olacak ki hızlı adımlarla odalarına gitti ve kapıyı çalmadan içeriye girdi.
Nazlı korkarak ona baktığında Egemen de ona bakıyordu. Hayır ona değil...Elbisenin kısalığına.
''Nereye gittiğini sorabilir miyim Nazlı?'' Egemen sinirle soluduğunda Nazlı makyajını tamamlamak için aynaya döndü.
''Tabi ki de Bar'a gidiyoruz. Öyle demiştin.''
Egemen burun kemiğini sıktı.
''Seni bu halde oraya götürmem. Kimseyle kavga edecek halim yok.''
''Başkasının derdi seni mi geriyor kepçe kulak?''
Egemen bunu duyduktan sonra kulaklarının kızardığını hissetti. Bu kız onu çok fena sinir ediyordu.
''Biz, sizden sorumluyuz Nazlı. Şimdi. O. Elbiseyi.Çıkar. '' Egemen her kelimeyi üstüne bastıra bastıra söylese de Nazlı'nın umurunda değilmiş gibiydi.
''Bende.Bunu.Giyeceğim.Dedim.''
Egemen en sonunda pes ettiğinde, kapıdan çıkarak bağırdı.
''Ne yaparsan yap!''
-----
Nazlı, Deniz ve Sinem kol kola Bar'a girdiklerinde etraf içki ve sigara kokuyordu. Sinem kusacakmış gibi olurken Deniz ve Nazlı heyecanla etrafa bakıyordu. İkiside alışıktı böyle ortamlara sonuçta. Kızlar buldukları geniş on kişilik masaya yerleşirken, beylerde arkalarından gelerek masaya oturdular. Egemen hala Nazlı'ya sinirli bakışlarını gönderse de Nazlı sadece ona dil çıkarmış ve onu daha çok sinir etmişti.
Garson masaya yaklaştığında ilk önce Nazlı'nın bacaklarına bakmış daha sonra Nazlı'ya bakarak ona göz kırpmıştı. Egemen damarlarında hissettiği kan akışının hızlandığını ve elinden yakında kaza çıkacağını hissetmişti.
''Koçum oraya değil, buraya bak!'' dedi en sonunda Egemen sinirle. Garson, Egemen'in uyarısını aldıktan sonra hemen siparişleri aldı ve hızla yanlarından uzaklaştı. Nazlı, Egemen'in bu tavrına içten içe gülüyordu. Az da olsa hoşuna gitmişti.
Semih her zamanki gibi soğuk bakışlarıyla etrafa 'Ne bakıyorsunuz oğlum?!' ifadesi gönderirken Ali gözünü Deniz'den ayırmıyordu. Kızlar erkeklerin bu tavırlarına şaşırırken daha fazlasını görmek istemişlerdi. Eh, sonuçta uslu değillerdi.
Kızlar içkileri gelene kadar kendi aralarında konuştuklarında, birazcık kurnazlık peşine düşmüşlerdi. Yanlarındaki erkeklerin ne kadar sahiplenici olduklarını kendi gözleriyle görmek istiyorlardı. Azıcık oyundan ne gelirdi ki?
Deniz ve Nazlı giydikleri mini eteklere aldırış etmeden bacak bacak üstüne attılar. Egemen ve Ali kızlara baktıklarında, kızlar hiçbir şey olmamış gibi etraflarındaki erkeklere göz kırpıyor ve el sallıyorlardı. Sinem fazla ileriye giderek birisine öpücük bile göndermişti. Masada sinirden kıpkırmızı kesilen üç oğlan en sonunda kızların yanlarına oturarak, etraflarına sahiplenici bir bakış atıp diplerine girmişlerdi. Egemen, Nazlı'nın bacak bacak üstüne attığı bacağı eliyle indirirken, Ali'de, Deniz'e aynısını uyguluyordu. Semih etrafa öpücük saçan kızın kafasını kendisine çevirip oturttuğunda hepsi derin bir nefes almıştı.
Uzun bir gece olacaktı. Her iki taraf içinde...
Yemek yendikten sonra Baran'ın ailesi bizimle vedalaştı ve hemen yanımızdan ayrıldılar. Kerem Bey ile konuştuktan sonra kendimi biraz garip hissetmiştim. Sonuçta adam biliyordu her şeyi ve yine de kimseye söylemeyeceğini dile getiriyordu. Belki de bana karşı oyun oynuyordu ve acısını sonradan çıkaracaktı. Bunu düşünmek bile fenalaşmama yeter de artardı.
''Bahar? İyi misin?''
Baran'ın bana seslenmesiyle ona döndüm. Şu anda araba kullandığı için bana bakmasa da suratımdaki ifadeyi fark etmişti bile.
''Bizimkiler nerede?'' dedim birden konuyu dağıtmak için. Belki de onların yanına gitsek daha iyi olurdu. Onunla beraber eve gitmek istemiyordum.
''Şu anda büyük ihtimalle bir Bar'a gitmişlerdir ve kafa dağıtıyorlardır.'' dedi gülerek. Daha sonra kırmızı ışıkta durdu ve bana döndü.
''Gitmek ister misin?''
Büyük gözlerle ona baktığımı görünce güldü.
''Bana öyle bakma.''
''Ne?'' dedim şaşırarak. ''Nasıl bakıyormuşum?''
Alayla sırıttı. ''İşte böyle.'' dedi ve gözlerini büyütebildiği kadar büyüttü. Bir kaç saniye ona inanamazmış gibi baktıktan sonra kahkhalarla gülmeye başladık. Evet. Baran iyi birisiydi. Komik ve nazik.
-----
Bar'dan içeriye girdiğimizde kusacak gibi olmuştum. İnsanlar bu kadar duman ve alkol kokusunun içinde nasıl durabiliyordu ki böyle? Ah evet! Nazlı böyle yerlere bayılırdı. Nasıl unuturum.
Onları aramak için etrafı incelemeye başladığımızda köşelerde öpüşen çiftleri gördüğümde kızardım. Hadi ama! Herkesin içinde bunu yapmak zorunda mısınız? Gerçekten iğrençti. Hayır öpüşmekten bahsetmiyorum. Buradakiler öpüşmüyordu. Onlar birbirini yiyordu resmen. Yanlış anlaşılma olmasın.
''Ne oldu? Rahatsız mı oldun?'' diye sordu Baran sırıtarak. Hadi ama! Kızarmış olduğumu görmüş olmalıydı.
''T-Tabiki de h-hayır. Neden rahatsız olacak mışım?'' derken bile kekelediğim için kesinlikle benimle uğraşmaktan mutluluk duyacaktı.
''Emin misin? Yanakların alev almış.''
Baran kahkahalarla gülerken ben başımı eğmiş yürümeye çalışıyordum. Aniden kafamı kaldıracağım sırada önümde yürüyen Baran'ın aniden durması yüzünden ona çarparak geriye sendeledim.
Kafamı ovarken Baran bana şaşkın gözlerle bakıyordu.
''Yürümesini de mi bilmiyorsun?''
Hiçbir şey demeden yanından geçip gittim ve bizimkileri bulmaya çalıştım. Baran arkamdan gülerek gelirken yüksek sesli müziğe o kadar odaklanmıştım ki gerçekten bizimkileri bulmak istediğime emin olamadım. Birden dans edesim gelmişti.
Nazlı ve diğerlerinin olduğu masayı bulup yanlarına gittiğimizde Baran ve ikimiz şaşkınlıkla onlara bakıyorduk.
Egemen, Nazlı'nın bacaklarını tutmuş ona sinirli bakışlarını gönderiyordu. Deniz, Ali tarafından kollarıyla çevrelenmişti. Sinem ise neredeyse Semih'in kucağında oturuyordu.
Baran onlara 'Burada ne oluyor lan?' bakışı atarken kızlar 'Kurtar beni buradan' diye suratlarını şekilden şekle sokuyorlardı.
"Ne yapıyorsunuz siz? " diye sorduğumda Nazlı derin bir nefes alarak alayla sırıttı.
"Bu beylerin tabiriyle eğleniyoruz Bahar."
Deniz bana bakarak kollarıyla kendisini saran Ali'yi işaret etti "Hemde bu şekilde!" diyerek cümlenin devamını getirdi.
Ne kadar kızların acizliğine gülmek istesemde gene de bir şey demedim ve karşılarındaki koltuğa oturdum. Baran da aynı şekilde yanıma otururken yoldan geçen bir garsonu durdurdu.
"Her zamankinden." dedi. Garson daha sonra bana döndüğünde "Aynısından." demiştim.
Baran bana soru soran gözlerle baktığında "Emin misin?" diye sordu.
"Neden? En fazla ne olabilir ki?" dediğimde 'sen bilirsin' der gibi omuzlarını silkmişti.
Tabi büyük konuşmamak gerektiğini bu gecenin sonunda öğrenecektim.
----
"Tamam yeter artık Bahar. Baydın beni."
Nazlı artik isyan bayraklarını kaldırırken Sinem ve Deniz bana alayla bakıyordu.
"Demek içince bu hale geliyorsun."
Ben hiç birini dinlemiyor etraftaki insanları izliyordum. Birden ayaklandığımda hepsi bana döndü.
"Hadi eğlenelim!" dedim ve kendimi dans pistine attım. Egemen benim halime kahkahalarla gülerken Ali bile soğuk aurasından çıkıp sırıtmıştı. Baran bana inanamazmış gibi bakarken elimde olmadan insanları itekleyerek dans edebileceğim şekilde kendime yer açtım.
İnsanlar bana gülerek bakarken tezahürat edenlerin bir kısmı erkeklerden oluşuyordu. Elbisemin boyunu düşünmeden deliler gibi dans ederken eteğin daha fazla kısaldığını düşündüm bir an. Yine de içkinin verdiği mayhoşlukla elbisemin boyunu düşünmeden dans etmeye devam ettim.
Birden bana doğru sinirli bir şekilde gelen Baran'a aldırmadan dans etmeye devam ediyordum. Yanıma geldiğinde belimden tutarak kendisine çekti. Üstündeki ceketini çıkardı ve belimden çevreleyerek önümde bağlamıştı.
"Katil mi edeceksin kızım beni?" dediğinde güldüm.
Ona baktığımda beyaz gömleğinin içinden sıkı kaslarını görebiliyordum. Dokunmak istedim bir an. Hey! Ben sapık yada azgın bir insan değilim. Her şey içtiğim içki yüzündendi.
"Gözlerinle yedin beni." dedi Baran gülerek. Hemen bakışlarımı ondan kaçırdım ve kızarmamı görmemesi için bizimkilerin yanına gitmek için yanından hızla geçtim.
Nazlı en sonunda Egemen'in ellerinden kaçtıktan sonra hızla yanıma geldi ve oturdu.
"Çok eğleniyorsun bakıyorumda." dedi surat asarak.
"Sen eğlenmiyor musun?" diye sordum şaşkınlıkla. Nasıl olur da böyle bir ortamdan keyif almazdı. "Hayret."
"Sanki Egemen eğlenmeme izin veriyormuş gibi. Elleriyle beni bir tuttu bir saat öyle kaldı. Korkudan etrafıma bile bakamadım." dedi üzüntüyle.
"Kıyamam." dedim içkinin vermiş olduğu sarhoşluk etkisiyle.
"İçince çok çirkin oluyorsun. En son içki içtiğinde ne yaptığını unutma." dedi ve elimdeki içki bardağını alıp kafasına dikti.
En son içki içtiğimizde Muhtar'ın evini boyamıştık. Ama sonuçta her içtiğimizde bir şey yaşanacak diye bir şey yoktu.
Baran yanıma geldikten sonra Egemen'e baktı ve bir şeyler söyledi. Tam olarak duyamamıştım ama eve gitmekle ilgili bir şeyler söylüyordu.
Baran bana bakıp son kez gülümsedikten sonra yanımızdan çekip gitti.
Ben öyle arkasından bakarken Semih'in sesiyle kendime geldim.
"Hadi eve gidiyoruz kızlar."
Eve gitmek istemiyordum. Biraz daha burada kalmak ve dans etmek istiyordum.
"Biraz daha kalalım."dedim Nazlı'nın koluna girerek.
Egemen Nazlı'yı kendisine çekerek "Hayır. Şimdi eve gidiyoruz." dedi.
Ali,Deniz'i tutarak çıkışa giderken, Egemen de Nazlı'yı almıştı. Ben son umutla Semih'e bakarken Semih neredeyse sızmış olan Sinem'i kucağına alıyordu.
'Ben ne olacağım?' diye mırıldandıktan sonra arkalarından yavaş yavaş ilerlemeye başladım. İçki bedenimi daha çok ele geçirirken sendelemeye başlamıştım.
Herkes çoktan otoparka indiğinde ben hala Bar'ın önünde yürümeye çalışıyordum. Burada sarhoş olan bendim ama gene arkada bırakılan benim. Tam otoparkın olduğu yola girecektim ki tam yanımdan geçen arabayla kaldırıma düştüm.
Bacağımın acısıyla kıvranırken arabadan inen çocuğa baktım. Zengin piçi! Arabasından indikten sonra Bar'a giren çocuğa baktım. Bunu sana ödetmezsem!
Hızlı adımlarla arabaya yaklaştım ve inceledim. Markasını bilmesem de güzel arabaydı. Koyu maviydi. Arabaya yazık olacaktı. Ayağımdan çıkardığım topukluyla arabanın önüne geçtim ve ön tarafını çizmeye başladım. Ön tarafa yazdığım 'Piç' yazısına gülerek baktığımda ayakkabının topuğuyla arabanın etrafını dört dönerek çizmeye devam ettim. Arada arabaya bakarak küfretsem de etrafta kimsenin olmaması işime geliyordu.
Kahkahalarım sokakta yankılanırken Egemen'in arkamdan seslenmesiyle ona döndüm. Otoparkın girişinde bana bakıyordu.
"Hadi!" diye bağırdı.
"Geldim!"
Hemen yanına gittiğimde alayla sırıttım. Elimdeki ayakkabıya bakıyordu.
"Bir şey yapmadın değil mi?" diye sordu bana.
Sevimlice gülümsemeye çalıştım.
"Olur mu öyle şey! Hiçbir şey yapmadım."
Egemen benimle birlikte gülerken "Peki." dedi ve koluma girerek arabaya doğru ilerlemeye başladık.
Beni arkada bırakmanızın suçuydu bu. Yoksa ben çok uslu birisiydim. Değil mi?
----
Sabah kalktığımda kafam çok felaket ağrıyordu. Dün neler yaptığım ile ilgili hiçbir fikrim yoktu. Kafamı kaldırdığımda kızlarında yataklarında uyuduklarını gördüm. Saate baktığımda saat daha sabah ondu. Neden bu kadar erken kalkmıştım ki? Yavaşça yataktan çıktıktan sonra koridora çıktım. Eğer mideme bir şeyler sokmazsam bayılacaktım.
Mutfağa girmeden önce salona bir göz attım.Her yer dağınıktı. Aniden aklıma gelen görüntüyle sırıttım.
Flashback
Eve girer girmez salona koştum ve kendimi koltuğa attım. Kızlar da aynı şekilde yanıma kurulurken ben masanın üstünde duran kumandayı elime aldım ve şarkı söylemeye başladım.
Kızlar sesimden rahatsız olmuş olacak ki suratıma yastık fırlatmaya başladılar. Ali yorgunluktan olacak ki koltuğa oturmuş şu anda ne yaptığımız umurunda değilmiş gibi gözlerini kapatmıştı. Egemen ayılmamız için mutfağa kahve suyu koymaya giderken Semih de bizim bu halimizi kameraya alıyordu.
''Ne vuruyorsun be?'' dedim Nazlı'ya bağırarak.
''Sesin çok kötü.'' dedi bana bakarak.
Nazlı'nın kulağına eğildim ve gülerek bir şey fısıldadım.
''Biliyor musun ben ne yaptım?''
Nazlı meraklı bir şekilde bana baktı.
''Ne yaptın?''
Kulağına eğilerek ''Hatırlamıyorum.'' dedim ve ikimiz de gülmeye başladık.
Evet artık herkes bizim bir daha sarhoş olmamamız gerektiğini böylece anlamış olmuştu. Özellikle, Ali,Egemen ve Semih.
Kendi kendime gülerek mutfağa giderken aniden önümde beliren Baran ile yerimden sıçradım.
''Ödüm koptu!''
Baran derin bir nefes aldı.
''Kızım sen benim başıma bela mısın?'' dedi sinirli bir tonda. Neyi vardı bunun sabah sabah ya?
''Efendim?''
Kolumdan tuttu ve beni çalışma odasına sürükledi. Beni masasının başına götürdüğünde bilgisayar ekranındaki kişiye baktım. Bu ekrandaki kişi bendim ve yaptığım şeyler hiç hoş değildi.
''Tanımadığın birisinin arabasına nasıl 'piç' yazabildin? Ayrıca o arabayı nasıl o hale getirebildin?Yani hangi sebepten?'' sesi olduğundan daha sert çıkmıştı.
''Özellikle o arabanın sahibi benim abimse! ''
Eyvah Bahar. İşte şimdi bittin kızım. Son duanı et!