* * * Bir yandan çalışıyor, bir yandan masanın üzerindeki karta bakıyor ve mesainin bitmesini dört gözle bekliyordum. Ancak saat mesainin bitimine yaklaştıkça içim heyecanla doluyordu. Elim ayağımı koyacak yer bulamıyordum. Nihayet Şevval’le vedalaşıp şirketten çıktım. Belki o da çıkar diye kapısına bakmıştım ancak sanırım biraz işi uzun sürmüştü. Bana verdiği dolarları bozdurmak için önce döviz bürosuna gittim. Hemen yakındaydı ve orada dolar verip TL aldıktan sonra bir taksiye atlayıp kartın üzerinde yazan spor salonunun adresine doğru yola çıktım. Yolda giderken elimi kalbimin üzerine koyduğumda bile ne kadar heyecanlandığımı anlayabiliyordum. Gerçi buna gerek yoktu; ben zaten ne kadar heyecanlandığımı en derinlerime, iliklerime kadar hissediyordum. Beni heyecanlandıran sadece eve dave

