Kılıç'ın beni burada nasıl bırakıp gittiğine aklım almıyordu. Bu otel odasında yalnız bırakıp gitmesi yetmezmiş gibi, sanki ben bir fahişeymişim gibi komodinin üzerine para da bırakmıştı. Gözlerim, odanın karanlığında parlayan o paraların üzerinde gezindi. Kalbim sıkıştı, öfkemle birlikte utancım da büyüyordu. Parmaklarım titrerken, o paraları avuçlayıp yırttım. Kendi gururumun kırıntılarını toplamak istercesine üzerimi alelacele giyindim. Eşyalarımı toplayıp otelden bir hışımla çıktım. Yüzümdeki öfke, kimsenin soru sormasına fırsat bırakmıyordu. Dışarı çıkar çıkmaz gördüğüm ilk taksiye atladım ve şoföre sert bir sesle adres verdim. Kılıç, bana yaşattıklarının hesabını verecekti. Başka yolu yoktu. "Nasıl?" dedim kendi kendime, kelimeler boğazıma düğümlenirken. "Nasıl yapabildin bunu, K

