Sabah, Kılıç’ı işe yolcu ederken içimde garip bir huzur vardı. O, her zamanki gibi kendinden emin adımlarla kapıya yöneldi, ben de peşinden gittim. Dudaklarımdaki sıcak öpücüğüyle vedalaşırken, bana taksi veya şirket aracı gönderebileceğini söyledi. Hafifçe gülümsedim ama kabul etmedim. Bunu tek başıma halletmeliydim. O, bana bir taksi durağının numarasını verdi ve “Paraya ihtiyacın var mı?” diye sorduğunda kaşlarımı çatıp ters bir bakış attım. Anında ellerini havaya kaldırarak, “Tamam, bir şey demedim,” deyip gitti. Kapının kapanmasıyla derin bir nefes aldım. Şimdi yalnızdım ve kafamı toparlamam gerekiyordu. Evde birkaç saat geçirdim, bir kahve yapıp cam kenarında oturdum. Dışarıda hayat akıyordu, insanlar işe gidiyor, sabah telaşını yaşıyorlardı. Benim hayatım ise koca bir çıkmazdaydı.

