Yazlık beyaz elbisesini düzeltip ürkek bakışlarıyla etrafta gezindi gözleri. Oğuz ne kadar mütevazi ise ailesi o kadar gösterişliydi. Villanın büyük salonunda turladı gözleri. Altın sarısı renginin ağırlıklı olduğu salonda, klasik mobilyalarla ağırlığına ağırlık katmıştı. Duvara astıkları tabloların da belli renklerden oluşması ve temasının kasvet barındırması Zehra'yı germişti.
Bir anda odanın içi Oğuz, annesi, ablasıyla dolarken Zehra'nın gözleri Oğuz'un babasını aradı. Oğuz'un ailesi Türkiye'deki her aile gibi ata-erkildi, Zehra'nın aklına takılan ise babasının gözünde kadınların değeri olmaması. Buna birkaç kez şahit olmuştu. Odada tanımadığı kadına doğru konuşan Oğuz, ayağa kalkan Zehra'nın beline kolunu dolayıp,
"Bu da teyzem, Zehra." Dedi mutluluk barındıran sesiyle. Zehra geniş gülümsemesiyle odadaki herkesle selamlaşıp tekrar aynı yerine oturdu. Yanına oturan bedenle elinin bir anda tutulması onu hazırlıksız yakalasa da çekmeye çalıştı. Her ne kadar özgür bir kız olursa olsun büyüklerin yanında adap konularına çok dikkat ederdi.
Geleneksel bir aileydi Oğuz'un ailesi ve Zehra'ya bakışları farklıydı daha da hedef alınmak istemiyordu. Çekmeye çalıştığı eli daha da sıkı tutulmuştu Oğuz tarafından. Gözleri buluştuğunda o güzel bakışları arasında eriyip gittiğini hissetti Zehra.
Aşık olunca her şey böyle soyutlanıyordu gerçekten ve Zehra ne olursa olsun bunu kaybetmek istemiyordu.
"Kimlerdensin kızım sen?" kendi annesinden yaşça büyük kadına döndü. Kilolu olan vücudu tüm heyetiyle karşısında oturuyordu. Oğuz'un gerilen vücuduyla ne olduğunu kavramaya çalışırken sert sesi doldurdu odayı.
"Anne! Zehra cemiyetten değil. Ama kendi adını duyuruyor, bizim de ortağımız olan uluslararası şirketten teklif aldı. " Uyaran gözleriyle aslında sormak istediğinin ne olduğunu anlamıştı Zehra, vurulmaya çalışan küçük imayı. Oğuz sonundaki cümlesiyle hem gururla bakmıştı Zehra'ya hem de mutluluğunu belli etmişti. Zehra'nın yüzüne de yayılan tebessümle odada annesinin yalancı öksürük sesi yankılanmıştı.
"Geçen toplantı da yanında olan güzel kız bu kız mı, diye tasdik etmek istedim. O kız çok güzeldi, duruşu, konuşması..." Zehra duydukları karşısında rahatsızca yerinde kıpırdanırken annesi zehir saçmaya devam etti,
"Bir daha ki sefere o kızla gel Oğuz. Karşılıklı keyifli bir akşam yemeği yeriz." Konuşmasındaki iğnelemeler, nispet yaparak konuşması. Zehra kendini sakinleştirip önyargılılar, korkuları var normal diye diye kendini frenliyordu. Buradaki amacı kıskançlık duygusunu fitilleyip ayırmaya çalışmaktı ama Zehra bu konuda kendinden daha fazla güveniyordu Oğuz'a.
"Zehra bizim bölümden, uzun zamandır görüşüyoruz. Ciddi düşünüyorum..." Oğuz'un sözlerine bir anda kahkaha atan ablasıyla ortam gerilmişti.
"Bu kızla mı evlenmeyi düşünüyorsun? Eve para getirirken sana nasıl bakacak, çocuklarını bize mi bırakacak, bakıcı mı tutacak? Seninle ilgilenmediği her an içinde bir kadın tutar be-" cümlesi Zehra'nın sesiyle kesildi aniden ayağa kalkmıştı. Üstüne atlamaya hazırdı ama yine kendini frenledi. Kıskançlık akan bakışlarını gördü bu bakışları kinle süslenirken Zehra karşısındaki kadından ürperdi.
"Kes sesini!" hiddetle bağırdı. Durmalılardı artık, bu kadar sabretmesi bile bir mucizeydi.
"Bu kızdan olmaz Oğuz! Ablan doğru söylüyor..." ablasının sapkın düşüncelerine katılan aile fertlerini görüp duraksadı Zehra ne yapmalıyım düşüncesi sararken benliğini,
"Sağlıksız bir aile de çocuk büyütmek istemem zaten. Dediğiniz gibi evde oturup yemek yapıp, çocuklara bakıp, bütün benliğimi kocama verecek biri değilim. Sizin aradığınız bir köle ama ben özgürlüğü seviyorum, sizin aksinize." Çantasını alıp hızla evden çıkarken arkasındaki bağırış seslerini duyuyordu. Mahalle kavgalarında bile bir saygı, edep vardı. Bu ev buram buram zenginlik koksa da ne fazlaysa bir o kadar da azdı sevgi, saygı...
Gözlerinden akan yaşlara aldırmadan çevirdiği taksiye bindi. Kendini uzaktan bile sevmediğini belli eden bir aileyle yan yana gelmek hataydı. Ne demişti çocuğuna bakıcı tuttuğu gibi kocasına da...
Gözündeki yaşları silerken taksinin durmasıyla bakışları dışarıya kaydı. Siyah camlarıyla önlerinde duran arabadan biri indi. Takım elbisesiyle dışarı çıkan genç adamla kesişti bakışları. Yanlarına gelip camı açtırdı. Camdan uzattığı zarfı alırken ellerimin arasına ne olduğunu çözemiyordu Zehra. İçinden çıkan çekle bakışları git gide büyüdü. Genç adam arabaya yetişmeden hiddetle çıktı taksiden.
"Bu ne?!" Bağırtısı etrafı sararken, kendisine dönmeyen adamla daha da sinirlendi.
"Bu ne diyorum sana!?" vücuttan sinirden titrerken, sinirini atmak istiyordu. Arabanın hızla uzaklaşmasıyla gözyaşlarım tekrar firar etmişti gözlerinden.
"Hiç beklemediğin bir anda elinden her şeyi alacağız!"
Nota gerek var mıydı ki? Alınmamış mıydı zaten her şeyi elinden?
***
Elindeki fotoğrafı kadının önüne koyarken Yavuz yüz ifadesini de inceliyordu. Zehra dikkatlice önüne koyulan fotoğrafa bakarken duraksadı.
"İsim hafızam pek iyi değil ama görsel hafızam iyidir ki, göreve başladığımdan beri derse girdiğim tüm bölümlerle kişisel danışmanlık yapıyorum hepsiyle yüz yüze görüştüm ama bu fotoğraftaki çocuğa hiç denk gelmedim." Diye açıkça belirtti tanımadığını.
"Sizin bölümden değil zaten Zehra Hanım." Açıklama yaparken sandalye de yayıldı. İstedikleri çay hala gelmezken, Zehra bu odada bir sorguda gibi hissediyordu.
"Beni nerden tanıyor peki? Şundan dolayı soruyorum ben de öğrenci oldum ve dersime giren hocalar dışında diğer hocaları tanımazdım." Mantıkla ilerlerken Zehra karşısındaki adamın yorumunu merak ediyordu. Çünkü burada baş şüpheliler arasındaydı.
''Bizde sizi nereden tanıdığını araştırıyoruz. Kilit nokta sizdiniz ama tanımadığınızı dile getiriyorsunuz...'' diyerek ellerinin başının arasına aldı bir çıkmazın içindeydi. Kızın masum olduğu açıkça belliydi.
''Size saplantılı aşık ama öldürüldü mü yoksa intihar mı çözemiyoruz. Altın vuruş yapılmış ama şüphe duyduğum şeyler var... Size zarar vermediği için şanslısınız.'' Zehra duydukları karşısında korktuğunu fark etmişti.
''Mektupları görebilir miyim?'' Zehra'nın sorusu karşısında arkasındaki demir dolaba yöneldi. Davaya ait dosyayı alıp Zehra'nın önüne bıraktı. Zehra dosyayı açarak ilerlediğinde el yazısıyla yazılmış yere denk gelince duraksadı. Mektubu gözden geçirirken, arka sayfalarda ölen kişinin evinde bulunan fotoğraflara odaklandı.
''Bu fotoğraf dört yıl öncesine ait.'' diye çıkardı dosyadan Savcının önüne koydu. Fotoğraflara bakarken Yiğit Defne ve Oğuz'la olan öğrenciyken çekilen uzaktan fotoğrafları ayıklarken,
''Öğrenci olduğuna emin misiniz? Ya da yaşı kaç?'' son sorunun cevabını beklemeden dosyanın başını çevirdi.
''21 yaşındaymış.'' Yerinden kalkan Yavuz hızla yanına gelip dosyayı tekrar incelemeye başladı. Okul öğrencisi, elinde uzaktan çekilmiş fotoğraflar vardı ve Zehra'nın söylediğine göre bazısı 4, 5 yıl öncesine aitti.
''Kaldığı evde yalnız mı kalıyor?'' diye yeni bir soru yöneltti Zehra. Yavuz başına sallarken. Dosyaya daha çok odaklandı. Bir açık vardı ama nerede?
Zehra'nın odayı dolduran telefon sesiyle hızla çantasını açıp telefona ulaştı. Defne'nin ismini görünce düşünmeden telefonunu açtı.
''Zehra işim var hemen söyleyip kapatacağım... Oğuz beni aradı otelleri var biliyorsun iflastan son anda dönmüşler bu otel sayesinde ortaklık teklif etti, biraz para istedi... Bende sana sormadan hareket etmek istemedim.''
''Kar edeceksen neden olmasın, hem yükselişe geçtiyse geri iflas eşiğine gelmesi biraz zor. Otelin bilgilerini iste finansal, insan kaynakları, geçmiş özeti ben incelerim.''
Karşıdan gelen heyecanlı sesle anlamıştı aralarında bir şey yaşansa da Defne arkadaşlarını bırakamıyordu. Aralarında en sadık olanı şüphesiz Defne'ydi.
''Bir de... Devletten korunma talebinde bulunmanı söyledi, nedenini sordum ama söylemedi. Dediğimi yapsın sonra açıklayacağım dedi.'' Onaylayacak şekilde ses çıkarınca Zehra, hızlıca vedalaşıp kapattılar telefonu. Karşındaki savcı her şeyden şüpheleniyorken eski sevgilim söyledi korunma talebinde kullanmak istiyorum diyemezdi. Hala ayakta elindeki dosyayı inceleyen savcıya baktı.
''Güvende hissetmiyorum kendimi, korunma talebinde bulunabilir miyim?'' Gözleri kesiştiğinde konuşmasını dinlemediğini sandığı Savcı hafifçe başını salladı.
Kilit noktası bu kadındı...
Yanından ayrılmamalıydı...