& Yasmin’nin Gözünden & Sofraya oturduğumuzda hava ağırdı. Kimse konuşmuyordu. Çatal bıçakların tabağa değdiği sesler, kaşıkların çorbaya daldığı hafif şapırtılar… Hepsi bir ritim gibiydi, ama kimse o ritmi bozmaya cesaret edemiyordu. Annem karşımda, gözleri tabağına dikili. Mira yanımda, kaşığıyla oynuyor. Mahir zaten sessizdi, babam ise başköşkte, her zamanki gibi sessizce yemeğini yiyor. Sonra babam çatalını bıraktı, boğazını temizledi ve o tanıdık, biraz yorgun sesiyle sordu: “Eee… gününüz nasıl geçti kızlar?” Mira anında başını kaldırdı, sanki bu soruyu bütün gün beklemiş gibi. “Baba ya, o konakta telefonum olmadığı için hiç kimseyle görüşemedim. Bütün arkadaşlarım bana küsmüş resmen. Tabii telefon olayını ne sanıyorlar? Eğitim kampında telefonum alınmışta o yüzden giremediğimi

