Seher konağın ağır kapısından dışarı adım attı. Uzun siyah saçları omzuna dökülmüş, rüzgâr hafifçe uçuşturuyordu. Yüzü solgun, gözleri kızarmış ama çenesi havadaydı. Konağın önünde bekleyen siyah jeepin farları yanıyordu; Cihan direksiyonda, kolunu camdan dışarı sarkıtmış, parmak uçlarıyla sinirli sinirli kapıya vuruyordu. Seher sessizce yan koltuğa bindi. Kapıyı sertçe kapattı. Cihan bir an başını çevirip ona baktı; bakışlarında hem merak hem öfke vardı. Sonra dudaklarını sıkıp gözlerini yola dikti. Jeep sert bir gazla hareket etti, lastikler asfaltı çizercesine yol aldı. Bir süre sadece motor sesi vardı. İkisi de nefes almaktan bile rahatsız olacak kadar gergindi. Sonra Cihan’ın sesi geldi, keskin, alaylı, ama altında delici bir sızı gizliydi: “Ne yaptınız? Nişan elbisesini seçtiniz

