Giriş

1492 Words
Helloo sevgili okurlarım. Umarım diğer kitaplarım gibi bu kitabımıda beğenirsiniz. İyi okumalar dilerimm.🤍✨ Dışarıdan görülen hayatların içinde neler yattığını biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Dışarıdan çok güzel bir hayatı olan birinin belkide gerçekten güzel bir hayatı yoktur. Belkide dışarıdan çok kötü görünen bir hayat kötü değil, güzel bir hayattır. Hayat bir ayna gibi değil midir aslında? Aynaya baktığınızda dışınızı görürsünüz, içinizi göremezsiniz.İnsanların hayatınıda dışarıdan gördüğümüz kadar biliriz. O hayattın içindeki acıları, hayal kırıklarını,hiç yaşanmamış çocukluklarını veya mutluklarını göremeyiz. Benim hayatımda da belki her şey düşünülen gibi değildir. Belki her şey tam tersidir. Odamda geniş yatağıma uzanmış telefonumda arkadaşlarımla mesajlaşıyordum.Hava kararmıştı.sokak lanbasının ışığı beyaz tül perdemden sızarak içeri giriyordu. Odam sade bir odaydı.Çok fazla gösteriş seven bir insan değilim. Ama sadece bağzı konularda. Sıkıldığım için aşağa annemlerin yanına inmeye karar verdim. Odamdan çıkıp aşağa solana indim.Evimiz iki katlı ve genişti. Aşağa salona indiğimde babamın"bu görevi başaracağına inanıyorum oğlum"diyen sesini duydum. "Kim neyi başaracakmış?" Diyerek salondaki yeşil tekli koltuğa oturdum. Annem ve babam yan yana oturmuş,abim ise benim gibi tekli koltuğa oturmuş.Ay beni bir heyecan bastı. Kesin heycanlı, silahli, kanlı bir olay vardı. Tam benim sevdiğim türden. "Abine bir görev verdim de onu konuşuyorduk güzel kızım" Ne görev vermişti acaba?Banada görev versin istiyorum ama vermiyor. "Ne görevi verdin ki?"dedim merakla. Çok meraklıyıdım. Her şeyi merak ederdim. Bir gün başıma bir şey gelirse bu merakımdan gelir kesin. "Baş düşmanımızın oğlunu öldürme görevini verdim"Demek ki abimin intikamının zamanı gelmişti.Ama o intakam alınacaksa benim almam lazımdı. "Ben öldürmek istiyorum"dedim babama bakarken. "Abisinin gülü bu iş sandığından çok daha tehlikeli. Sana böyle bir görev verip seni riske atamayız"annem abimi onaylar gibi kafasını salladı. Bu iş tamda bana göreydi ama farkında değillerdi. Daha şimdiden bir heyecan basmıştı beni.Ben bu işi her türlü alırdım. Zorla veya kolaylıkla ben o intikamı alacaktım. Ben ne istersem başarırdım. İstemem yeterdi. Babam ise"Evet kızım bu iş çok tehlikeli. Hem sen abin gibi tecrübeli değilsin"dedi. Ne tecrübeymiş be. Hep tecrübe diyip duruyolar ama tecrübe edinmeme fırsat vermiyolar.Onlar fırsat vermezlerse o fırsatı ben kendim yaratırdım. Kolay olsun diye fırsatı beklemek yerine zor olanı seçip kendi fırsatımı kendim yaratırdım. "Ama baba fırsat vermedin ki tecrübeli olayım. Hem kendimi kanıtlamış olurum lütfen, lütfen, lütfen" dedim. "Alev hayır kızım" Sinirle ayağa kalkıp odama çıkıp kulaklığımı aldım. Sonrada üzerimdeki pembe mini elbiseyi çıkartıp,beyaz ince askılı corp ve siyah bir şort giydim. Altına beyaz spor ayakkıbı giydim. Sonrada geri aşağa indim. Kapıdan çıkarken babamın "Alev nereye kızım?" diyen sesini duydum. "Hava alıcam bunaldım" dedim ve kapıyı çekip çıktım. Bahçede bir sürü koruma vardı. Korumaların arasında geçerken benim korumam Ege yanıma geldi. Uzun boylu,kahverengi saçlı, siyah gözlü, orta kilolu biriydi. Tabi bide bol kaslı. "Alev Hanım nereye gidiyoruz?"Buda her yere benle geliyor. Nefret ediyorum korumalardan hayır sanki ben kendimi korumayı bilmiyorum. "Ben gidiyorum sen kalıyorsun"diyip bir adım atacaktım ki önüme geçti. Ege'deki cesarete bak sen. Yürek yemiş herhalde. Önüme geçmeler falan. "Olmaz Alev Hanım güvenliğiniz için çok tehlikeli" Elimle onu kenara ittirip"Ben senin patronun değilmiyim? Ben ne dersem o olur. Şimdi çekil önümden"dedim ve bir adım attım. "Alev Hanım babanız bana çok kızar ve işten bile kova bilir" dediğinde benim yüzümden kimsenin işsiz kalmasını istemdiğim için "Tamam gel" dedim. Ben önde o arkada bahçeden çıktık. Her şey bir kenara çokta merhametli biriydim. Merhametli olmayı sevmiyordum. Çünkü merhametli olursam kaybetme şansım artardı. "Arabayla gitmiycek miyiz?"dedi arkamdan Ege. "Hayır ben yürüyüş yapacağım" Yanımdan yürümeye başladı. "Yürüyüş mü yapacaksınız? Yoksa evden dört beş saat uzaklaşıp ailenizi merak ettirip istediğiniz şeyimi yaptıracaksınız?"Öyle yapacaktım. Ben evden dört beş saat uzaklaşır, evdekilerin hiçbir aramasına cevap vermezsem ve yanımda koruma yoksa çok endişeleniyorlar. Tabi endişelenmekte de haklılar. Bir sürü düşmanımız var. Mafya olmak kolay değil tabi. Ben eve gelmeyince evden gittiğimi birdaha hiç gelmiyeceğimi falan düşünüyolar. Ama ben hep geri dönerim. Sonrada onlar benim istediğim şeyi yaparlar. Eğe'yi bir şekilde atlatmam lazımdı.Bu sırada bizim sokaktan çıkmış başka bir sokağa giriyorduk.Eğe'de gölgem gibi arkamdan geliyordu. "Ege yakalanbaç oynayalım mı?"Biraz komik gelebilir di ama başka bir şey gelmemişti o anda aklıma. "Yaşınıza çok uygun bir oyun gerçekten"dedi dalga geçerek. "Sen bana laf mı sokuyorsun?" "Yok Alev Hanım ben hiç öyle bir şey yaparmıyım?"gülüşünü bastırmaya çalıştığı konuşmasından anlaşılıyordu. "Yapmazsın.Yapma zaten" "Beni kandıramazsınız" "Hangi konuda?" "Benden kaçsanızda ben sizi tek bırakmam" "Tamam tek bırakma" dediğimde şaşırdı normal olarak. "Ama ben arkadaşıma gidicem" dedim ve kapısının önünde olduğum arkadaşımın bahçenin kapısına doğru bir adım attım. "Tamam bende gelirim" "Ege sen burada bekle" "Ama" "Aması falan yok kal diyorsam kal" diyip kapıyı açacaktım ki benden önce Ege açtı. Elini öne doğru uzattı. "Buyrun Alev Hanım"ben kapıdan içeri girdikten sonra kapıyı kapattı. Evin kapısının önüne geldim. Küçük Bahçeli tatlış bir evdi. İki katlıydı. Kapıyı çaldım ve bir kaç dakika içinde açıldı. Siğnem beni görünce biraz şaşırdı.Siğnem biraz kısa boylu,esmer, mas mavi gözlü bir kızdı. "Alev hoş geldin" dedi ve sarıldı. "Hoşbuldum"içeri salonuna geçtik. İki kırmızı büyük koltuk, ortada siyah bir masa, yerde büyük siyah desenli bir halı vardı. Ayakta duruyordum. "Alev otursana" "Yok ben oturmayayım" "Neden ki?" "Gidicem şimdi" "Ee niye geldin niye gidiyorsun? Sen bu saate de gelmezdin bir şeymi oldu?" Haklıydı kız saat on bir buçuktu. "Ya benim korumayı atlatmaya çalışıyorum. O yüzden senin arka kapıyı kullanıp gidicem"dedim.Başka biri olsa şaşırırdı ama o şaşırmadı çünkü bu duruma alışık. "He tamam ozaman ama bana sonra ne olduğunu tam olarak anlatacaksan gidebilirsin" "Tamam anlatacağım" diyip camdan kapısını açıp arka bahçesine çıktım.Siyah kapıyı açtım ve evin bahçesinden çıktım. Ege üç aylık korumam olduğu için böyle oyunlara çok alışık değildi. Kapıyı kapatıp sesizce oradan uzaklaştım. Eğe'den kurtulduğuma emin olduğum için rahatlamıştım. Kulaklığımı takıp şarkı dinlemeye başladım. Sonrada içimden şarkının sözlerini söyledim. Işığımı güneş bile kıskanır Bir bakışıma ortalık alev alır Göz geze gelen negatıflerinden arınır.Açılır kapılar önüme halı atılır.Aura meselesi bu şekerim. Tutarım, istediğim anda tekelim ben tekim ve hepinize yetirim.Gerektiğinde beterim benden bir tane daha yok. Şarkıyı söyleyip tenha sokaklarda geziyordum. Tenha sokaklarda gezmezsem beni çok çabuk bulurlardı. Gezerken yolda bir kedi gördüm. Kaldırıma oturup kediyi kucağıma aldım.Kedinin yeşil gözleri vardı tıpkı benim gibi. Çok tatlıydı. Kedi kucağımdayken hemen birlikte fotoğrafımızı çektim. Yarım saat boyunca orda kediyle oynadıktan sonra kediyi yere bırakıp oturduğum yerden kalktım. Telefonumun şarjı az olduğu için şarkı dinlemeyi bıraktım. Kulaklığı boynuma taktım. Telefonu ise şortumun cebine kattım. Kısa bir süre yürüdükten sonra bir bağırma sesi duydum. "İmdat yardım edin" diyen bir kadın sesi. Daha dikkatli dinlemeye başladım sesi.Olduğum yerden hiç kıpırdamadan dinliyordum sesi. "Kes sesini yürü yoksa biraz daha döverim seni" diyende bir erkek sesi. Hızlıca sesin geldiği yıkık dökük eve girdim.Adam kadını kolundan tutmuş çekiyordu. Benim geldiğimi daha fark etmemişti. "Yürü be kadın seninle uğraşamam yürü" dedi kadın kendini geri çektiği için adam elini kaldırdı kadına tam tokat atacakken kaldırdığı kolunu tutup kolunu kırdım. Yüzüne kafa attım. Burnu kırılmış olacak ki burnu kanamaya başladı. Adamı bayıltana kadar dövdüm. Sonrada yerde korkarak oturan kadının yanına gidip elimi uzattım. Elimi tutup kalkması için. "Gel hadi kalk. Benden korkmana gerek yok" dediğimde kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Bir kaç dakika düşündükten sonra elimi tutup ayağa kalktı. Adam haraket bile etmiyordu ama kadın yinede korkuyordu. Korkması normaldi. Kadınlara şiddetten aşırı derecede nefret eden bir insanım.Kadına şiddet uygulayan herkesin çok güzel cezasını çekmesi lağzımdı. O yüzden adam kaçmasın diye elini ve ayaklarını evdeki demir kanca gibi bir şeye bağladım. İpin boyunuda bilerek kısa bıraktım.Eğer biri gelirse çok saldırgan olduğu için insanları ısırabilir diye kısa bıraktım. Kadınınla birlikte dışarı çıktık. Biraz yürüdük. "İsmin ne?" "Ayşe" "Memnun oldum Ayşe bende Alev" "Bende memnun oldum teşekkür ederim beni kurtardığın için"dedi yanımdan yürürken. "Teşekkür etmene gerek yok ben teşekkür edilecek bir şey yapmadım" "Sen çok iyi bir insnsın"Sen öyle san hiçte iyi biri değilim. "Senin kalacak bir yerin varmı?" "Yok" "Tamam ben seni kadın sığınma evine götüreceğim şimdi. Bundan sonra orda kalırsın"hala yan yana yürüyorduk. "Tamam" Caddeye çıktık. Bir taksiye bindik ve kadın sığınma evine geldik. Taksiden indik. "Hoşgeldiniz Alev Hanım" dedi kapıdaki güvenlik. "Hoşbuldum" dedim ve bahçeye girdik. Beş katlı, geniş bahçeliydi burası.Bahçede oturmak için banklar vardı. Kadınların çoğu bahçede oturuyordu kafamla selam verdim bahçedeki kadınlara.Hepsi beni tanıyordu. Tabi bende hepsini tanıyordum.İçeri girdik. Ayşegül bizi görünce yanımıza geldi.Ayşegül buranın müdürüydü. Ben ise sahibi. "Hoşgeldiniz Alev Hanım" "Hoşbuldum" "Ayşegül Ayşe Hanım bundan sonra burada kalacak. Ona yardımcı olursan çok sevinirim"dedim tebessüm ederek. "Tabi ki siz nasıl isterseniz"oda bana tebessüm etti. "Tamam ben gidiyorum ozaman görüşürüz" Diyip oradan çıktım. Bahçedende çıkarken"Sinan beni görmediniz tamam mı? Ben buraya hiç gelemedim"dedim. "Tamam Alev Hanım"dedi bende tekrar yürümeye başladım. Çok fazla buralarda gezmesem iyi olacak. Hızlı hızlı yine tenha sokaklara girdim. Yine tek başıma yürümeye başladım. Saate bakmak için elimi cebime attım. Telefonum yoktu. Büyük ihtimalle adamı döverken düşürdüm.Onada adam dememek gerek. Adam diyince gerçekten adam gibi adamlara hakaret etmiş oluyordum. Yürümeye devam ettim sabaha karşı giderim eve artık. Ne zamandır geziyorum bilmiyorum ama sürekli yürüyorum. Çok güzel yürüyüş oldu benim için. Yürürken arkamda bir gölge olduğunu farkettim. Arkamdan geliyordu. Benimi takip ediyor diye başka bir sokağa girdim ve oda hemen arkamdan girdi. Uzun bir süre farklı ara sokaklara girdim ama gerçekten beni takip ediyordu. Yavaş yavaş yürümeye başladım. Bana saldırmasını bekledim. Saldırdığı anda bende ona saldıracaktım. Beklediğim gibi boynumdan tutup kendine doğru çekti. Sırtım ona yaslıydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD