Kalemin Gücü

509 Words
O günlerden sonra, hayatımın ağırlığı omuzlarımda daha hissedilir olmuştu. Evet sonunda istediğim liseyi kazanmıştım. Şehrin en güzel lisesi. Hem de ilk onun içindeyim. Kimse sizden o başarıyı beklemez ya ve siz hayatın şartlarına rağmen başarırsınız. Yaşayarak anladım. Odama kapanıp ders çalıştığıma bile inanmayanlara inat ben kazanmıştım. Annem gururluydu, babam gururluydu ama dayılarım kendi çocukları kazanamadığı için huzursuz ve bunu da bize yansıtmakta kararlılardı. Olsun ne yapabilirlerdi ki, ben kazanmıştım artık. Babam gelmişti kaydımı yaptırmaya hem kaydımı yaptırıp okul alışverişlerimizi yapacak hem de yurt dışına çalışmaya gitmeden önce bizi görecekti son kez. Yıllardır çok sık görüşmememize rağmen onun uzakta çalışacak olması beni içten içe üzüyordu. Babam kötü bir eş olsa da bize iyi bir baba olmaya çalışıyordu. Kaydı yaptırıp çıktıktan sonra, kafamı çevirip okula baktım; ve dedim ki söz verim Irmak sen buradan bir öğretmen olarak çıkacaksın. Lise hayatı çok farklıydı, kimimiz daha çocuk, kimimiz olgunlaşmaya başlayan gençler olarak herkesin değişik düşünce ve fikir yapıları vardı. Dersler ağırdı ama pes etmek yoktu. Okuldan eve geldiğim bir gün annem erken gelmişti eve. Şaşırdım; 'Hayırdır anne bir şey mi oldu iyi misin?' dedim korkarak. 'Bana bak sen hiç utanmadın mı? Utanmadın mı, benden isteseydin verirdim, param bitti deseydin ben sana verirdim. Utanmadın mı sen dayının cebinden para çalmaya? Ne yaptın o parayı çıkar çabuk..' diye bana öyle bir tokat attı ki... 'Anne ne parası ya dur bir dakika kimin parasını almışım ben verdiğin harçlığı dahi harcamadım ben daha' 'Sus gözüm görmesin seni, beni rezil ettin!!' diye bağırmaya devam etti. Ağlamaktan kaskatı kesilmiştim. Bu nasıl bir vicdan yarabbi? Masum birine iftira atmak ne demek? Üstelik evladını tanımadın mı anne sen? Açlık gördük biz seninle,kimin kapısına gittik. Kırıldım anne sana, kırıldım hayat sana. Bana bir özür borçlusunuz, ben bunu ölsem unutmam ki artık. Akşam yemek yemedim, su dahi içmek istemiyordum artık bu evde. Keşke babam burada olsa, koşarak ona giderdim, ağlardım omzunda. Sonra bir ara dayımın sesini duydum annemle konuşuyorlardı; 'Ya o parayı bizim kız almış, söyleyememişte birden korkudan Irmak aldı diye onun üstüne atmış suçu' dedi. Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardı, bir de kırık, sahipsiz kalplerin rabbi... Annem geldi odaya; ''Sakın anne, sakın ağzını açıp bir kelime dahi söyleme. Bana vurman umrumda değildi biliyor musun? Bana inanmadın ya anne, demek ki sen evladını iyi tanımamışsın'' dedim. Sadece bekle biraz daha zamanım var şu evde, üniversiteyi de kazanacağım ve gideceğim buralardan... Size değil kendime sözüm var benim. Aylar geçti üzerinden, yüzüme atılan tokat acısı geçti, olay öyle kapandı geçti onlara göre... Okulların kapanmasına çok kalmamıştı İngilizce'yi ilerletmiştim baya. Derslerim süperdi. Öğretmenlerim benden memnun ben okulumdan. Bir gün ingilizce öğretmenim Ali Sadi hoca yanına çağırdı. '' Bak Irmak ben bir Dil Kursu açacağım,sana da bir teklifim var kızım. Gel hem orada çalış, hem de yazın sen de arada derslere katıl.'' '' Hocamm çok mutlu olurum, ama ailem ne der bilmiyorum? Babam burada yok bu yaz ama annem izin verir mi bilmiyorum dedim. ''Ben annenle konuşurum kızım sen merak etme dedi.'' İşte artık aradığım fırsat elime geçmişti, hem para kazanacaktım, hem de o evden uzak duracaktım. Bu ve bundan sonra ki yazlar böyle geçecekti..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD