Siparişler geldiğinde Asude abisiyle didişmeye devam ediyordu. İmrenerek baktım onlara. Aklıma Nehir geldi. Canım kardeşim epey zaman olmuştu onu görmeyeli. Dersleri de iyiydi. O kafaya koymuştu, abla asla senin gibi olmayacağım ben Üniversiteyi dışarıda okuyacağım. Asla bana diretilenler yaşamayacağım derdi hep.Umarım o başarabilirdi.
Asude'nin sesiyle içinde bulunduğum dalgınlıktan çıktım. ''Irmak daldın gittin'' dedi. Vural hoca benden önce atladı her zaman ki gibi. ''Sana demiştim değil mi o gülüşün kıymetini bil, Irmak genel de asık suratlı ve ansızın dalıp gitmesiyle meşhurdur.'' dedi gülerek.
''Size bu durumu gayet açık bir şekilde anlatmıştım hocam galiba değil mi?'' diyerek beni anlamasını sağladım.
''Irmak burada okumak istemiyordu Asude, başarılı olmasına rağmen buraya hala ısınamadı, alışamadı.’dedi.
‘Öyle mi? Ama bu bir süreç mesleki hayatını Adana’da sürdürmeyebilirsin, bunun için elinden geleni yapmalısın, bu amaç için’ dedi gülümseyerek. ‘Mesela annem de abimi Tunceli’den göndermeye niyetli değildi ama abim çok çalıştı ve burada. Hatta yurt dışı bile gördü bu sürede, erasmusla İtalya’ da bile yaşadı biraz, hiç aklımıza gelmezdi mesela?’ Sen düşünüyor musun, erasmusla gitmeyi?’ O an kafamda ki aydınlanmayla ‘Tabiii ya’ diyerek gülmeye başladım. Bu tavsiye beni kendime getirdi, içimde ki depresif halden bir an da kurtulup Vural hocaya gülerek; ‘Ne zaman gidiyorum hocam? ‘ dedim.
Aynı gülümsemeyle cevapladı. ‘Dönem başladığımda başvuruları alacağız sonra sınava gireceksiniz ve başarılı olursanız da gideceksiniz’ dedi.
Bu fikirle eve geldim , babam salon da oturuyordu. ‘Baba sana birşey sormam gerek, okulda öğrendim bugün Erasmus programı ile başka bir ülkede bir veya iki dönem okuyabilirmişiz’ hiç onun cevap vermesini beklemeyerek neyden hoşnut olacağını bildiğim için devam ettim ‘Profesör Avcı hoca özellikle bana söyledi baba , bu başarılarını orda da görmek isteriz ve bu iler de senin kariyerin için çok önemli olacak’ dedi. Yüzünde yarım bir gülüşle ‘Hangi ülkeye gideceksin peki?’ Açıkçası İspanya, İtalya, Fransa,Almanya istiyorum baba dedim. Artık gururlu bir gülmseme oluştu suratında. ‘Tamam başvur bakalım, Irmak bu kariyerin için kabul edemeyeceğim bir şey değil’ dedi. O zaman içimden sevinçle haykırıyordum bekle beni Erasmus..
Sınavı başarılı bir şekilde geçmiş gideceğim ülke ve okul belirlemesi için Prof. Avcının yanına gidiyordum. Telefona gelen bildirimle çantamdan çıkardım, 1 yeni Mesaj Vural Hocadan. ‘Babanı arayacağım yarım saate odamda ol’. Ne oldu ne yaptım ki diye çıldırırcasına düşünürken 15 dakika sonra odasındaydım. Tam konuşmaya başlayacaktım, eliyle susturdu beni. ‘Alo, merhabalar efendim Nasılsınız?
Evet sizi bir konu için rahatsız ettim, bu akşam Kampüste bir toplantıya katılacağım yalnız yanımda bir öğrenci daha olması lazım, İzniniz olursa Irmak katılabilir mi benimle? ‘ Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Karşıdan kükreme sesi gelmiyordu, hayret ne diyordu acaba diye içim içimi kemirirken
‘Tamam efendim dönüşte eve bırakırım ben siz hiç merak etmeyin, fazla geç kalmayız’
‘Yok artık şaka mısınız hocam?? Ne dedi izin mi verdi? Kafasına taş mı düştü babamın yoksa?’
‘Irmaaak, deli kız güldürme beni, biraz bozuldu tabi ama hocan olarak aradığım için çok sorun yapmadı daha sonrasında.’
‘Hem ne toplantısıymış bu şaka gibi yani bana sormadınız bile müsait miyim diye!’’ ‘Irmak Almanya’ya gitmeden bir yemek yiyelim istedim seninle istedim sadece, babana da çok masum bir yalan söyledim, ne yapayım’ dedi. ‘Oldu mu, belli oldu mu? Almanya’ya mı gidiyorum ben şimdi?
‘Evet hadi acele et çıkalım, seninle konuşacaklarım var , bütün gün burda böylece durmak istemiyorum’ dedi. Hızlıca çıktık kampüsten, beni nasıl bir konuşma bekliyordu bilmiyordum.