*** Kadehi tabağımın yanına bıraktım ve derin bir nefes aldım bakışlarımı kızarmış bifteğime dikerken. Aklıma o yaşlı cadının bana afrodizyaklı çay içirmeden hemen önce dedikleri gelmişti. ‘ O minik ejderha burnun eminim çok keskindir. ‘ Ian’ın da buna benzer bir cümle kurması beni germişti açıkçası. Hem neden böyle bir şey yapmıştı ki? Neden benim kadehimden gözlerimin içine bakarak içmişti? Garson yanımızdan giderken locanın kapısını kapattığı için artık bardaki yüksek sesli müzik buraya gelmiyordu. Ses geçirmez cam olayında tahminim doğruydu. ‘’ Gördüğün üzere zehirlenmeye karşı herhangi bir tepki göstermiyorum. Gönül rahatlığı ile içebilirsin. ‘’ Ian’ın dedikleri ile bifteğimde olan bakışlarımı ona çıkardım. Gülümseyerek bana bakıyordu. Yüzünü yumruklamak istiyordum. Biri neden süre

