His

1270 Words
Tufan şaşkınca baktı Yusuf’a: “Ani ne diyorsun sen? Ne Seda’sı, ne öldürmesi?” Yusuf, Tufan’ın arkasına geçip, ona ters kelepçe takmıştı. Tufan hiçbir şey yapmamıştı. Ne olduğunu bile bilmiyordu. O ters kelepçe, nefesini kesmişti. Şayet öyle bir şey yapmış olsa kaçmazdı ki.. Harun’da kaçmış mıydı? Ki öyle bir şey yapacak sebebi de yoktu. Neden yapsın ki? Tufan yine birilerinin onunla uğraştığını anlamıştı. Bu daha önce pek çok başına gelmişti, ama bu seferki farklıydı, ağırdı. Yusuf, Tufan’ın koluna girmiş, onu yürütüyordu. Yüzünden düşen bin parçaydı. Ama Tufan bir şey gördü. Yusuf gerçekleri biliyordu. Ne olduğunu biliyordu. Sessizce konuştu: “Abi ne oluyor?” Yusuf normalde her şeyini Tufan’a anlatan bir adamdı. Onlar birbirlerine can bağı ile bağlıydı. Birbirleri için her şeyi yaparlardı. Tek bir bakıştan bire ne olduğunu anlarlardı. Ama bu sefer… farklıydı. Yusuf hiç konuşmuyordu. Sadece ‘gidince öğrenirsin’ demişti. Neyi öğrenecekti? Tufan hiç iyi şeyler olmadığını anlamıştı. Hatta daha kötü şeylerin olacağını da. Ekip arabasına bindiğinde, Yusuf yine yanındaydı. Elinde bir bez parçası tutuyordu. Araba çalıştı.. hareket etti.. uzun bir yoldu. Tufan etrafına bakındı. Karakola gitmediklerini anlamıştı. Yusuf’a yeniden baktı: “Nereye gidiyoruz peki?” Yusuf elindeki bezi daha da sıktı: “Onuda öğreneceksin kardeşim.” Elindeki bezi Tufan’a gösterdi: “Gözlerini bağlamamı emrettiler. Ama bunu yapmayacağım. Bu bizim sırrımız olacak.” Yusuf, Tufan’a baktıkça kahroluyordu. Neler olacağını kendiside bilmiyordu. Tufan’a neler yapacaklarını da. Tufan elinde sıktığı beze indirdi gözlerini: “Peki bu yapmanı kim söyledi?” “O da benim sırtım evlat.” Bu söz ikisinin bildiği bir yemindi. Bir şey sor olsun dediklerinde, canları çıkar o sur çıkmazdı. Bunu ikiside çok iyi biliyorlardı. Bir süre sonra araba durdu. Yusuf önce inip, Tufan’ın inmesine yardım etti. Bir binanın önüne geldiler. Siyahtı, yüksekti, herkesin kolay kolay giremeyeceği, metrelerce öteden bile anlaşılırdı bir bakışta. Tufan duvarla yazan yazıya yürüdü; ‘KAYBETMEDEN KAZANAMAZSIN…’ Bu yazı Tufan’ı anlatıyordu. Ne çok kaybetmişti. Gerçi kazandığı çok bir şeyde yoktu. Kul plan yaparken, kader ona gülümsermiş… Bu söz ne kadar Tufan’a göreydi. Yaptığı tek bir planı olmuştu. Ama hayat yine ona darbesini vurmuştu. Bir kez daha kaybetmişti. Bu kaybedişlerin artık sayısını bile hatırlamıyordu. İçeri girdiklerinde, bir odaya alındılar. Yusuf ve Tufan yine yan yana oturmuştu. Kısa bir süre sonra içeri bir adam girdi. Bu o adamdı. On iki yıl önce, Tufan’ı yani Eray’ı sorgulayan adam. Geçip karşılarındaki sandalyeye oturdu. Yine aynı manzara vardı. Tarih yeniden tekerrür etmişti. Yine aynı tarz masada, üçü oturmuştu. Tek fark Tufan’da artık büyümüştü. Adam ona bakıp gülümsedi: “Nasılsın evlat?” Tufan’ın kelepçeleri arabaya binince açılmıştı. Ellerini masanın üzerine koydu: “Neden buradayım?” Adam sırtını sandalyeye yasladı. Sigara paketini çıkardı. Bir sigara yaktı. Onlara da uzattı. Evet o günden bugüne çok şey değişmişti. En basiti üçü yan yana tekrar gelmiş ve birlikte sigara içiyorlardı. O gün, o odadan çıktıklarında, bu adamla hiç denk gelmemişlerdi. Hiç karşılarına çıkmamıştı. O gün dediği söz Tufan’ın zihninde dönüp durdu: “Cezanı zamanı gelince çekeceksin.” Demişti. Tufan şimdi anlamıştı. O günün geldiğini. Madem daha yeni ceza çekecekti, o kadar yıl çektiği neydi? Adam yeniden güldü: “O günü hatırladın değil mi?” “Evet.” “Verdiğin sözü de hatırladın mı?” “Yalnız sözü ben vermemiştim. Siz bana zamanı gelince cezanı çekeceksin demiştiniz.” “Evet. O zaman geldi Tufan, ya da Eray’mı demeliyim?” “Tufan iyidir. Ben yıllarca çektim ya zaten. Şimdi nerden çıktı bu?” “Ne çektin pardon?” Tufan sinirlenmişti. Yumruklarını sıkmıştı. Gerilmişti. Bütün kasları açığa çıkmıştı: “Otur bir çekecek halim yok değil mi?” “Yıllar seni çok değiştirmiş Tufan.” “Değiştirmese miydi?” “Aşkine daha iyi olmuşsun.” “Konuya geri dönebilir miyiz?” “Hah. Evet konu.” Kolundaki saate baktı: “Yaklaşık iki saat kadar önce, askerliğin bitti. Kariyerin, hayatın hepsi çöp oldu.” Tufan nefes alamadı bir an. Buralara gelmek için neler feda etmişti. Böyle mi olacaktı? Artık her şey bitmiş miydi? “Artık yüzbaşı Tufan Bozkan değilsin.” “Cezam bu mu?” Tufan’ın ilk kez gözleri dolmuştu. Amacına dahi ulaşamamıştı. Hiçbir şey yapamamıştı. Bu kadar çabuk mu bitecekti? “Denilenede bilir. Bak Tufan seninle bir hafıza tazeleyelim. Yıllar önce, Harun Karadağ’ı öldürdüğünde, sana bir ceza vermedik. Aksine seni ödüllendirdik.” “Ödül?” “Evet. Almış olduğun eğitimler, gittiğin okullar, yaptığın meslek, hepsi bizim sayemizde. Şimdi o yatırımların meyvesini yemek istiyoruz.” “Lafı dolandırmadan anlatır mısınız?” Bu sefer soran Yusuf’tı. Çünkü o da Tufan kadar gergin ve sinirliydi. Adam bu sefer Yusuf’a baktı: “Harun Karadağ ölümü, kayırlara yüksek doz olarak geçti. Tufan’ın ya da o zamanki Eray’ın adı nine geçmedi. Evet sana bir hayat verdik Tufan. Seni eğittik yetiştirdik. İstediğin şeyi yapmana izin verdik. Mesleğinde başarılı oldun. Göz önünde oldun. Parmakla gösterildin hep. Bu sana verdiğimiz ödüldü. Ceza kısmına gelirsek, seni kendi istediğimiz şekilde eğittik evet. Sana bir çocukluk, ergenlik vermedik. Duygularını içinden döküp aldık.” Adam anlatırken Tufan o günleri tekrar yaşıyormuş gibiydi. Gerçekten ödülle ceza aynı anda verilmişti ona. Adam yeniden konuşmaya başladığında, gözü sadece Tufan’daydı: “Şimdi cezanın ikinci kısmına geçtik. Vermiş olduğumuz hayatı elinden yeniden aldık.” “Neden?” Tufan bunu sorarken, sesi çatallaşmıştı: “Çünkü başka bir hayat vermek için.” İkili şaşkınca birbirine baktı. Tufan kaşları çatık halde adama yeniden baktı: “Ne yapmak için?” “Sana yani bir hayat vereceğiz Tufan. Konu çok açık.” “Ne hayatı?” “Biz devletin milli güvenliğine, toprak bütünlüğüne, çıkarlarına çalışıyoruz. Devletimize ya da ülkemize gelebilecek en ufak bir tehditi önceden öğrenip gereğini yapıyoruz.” “Yani?” “Yani senin artık daha karanlık, daha tehlikeli bir görevin olacak. Biz iç ya da dış tehditleri tespit edeceğiz sen gereğini yapacaksın.” “Gereği derken?” “Seni özel eğittik Tufan. Bütün askeri ekipmanları kullanabiliyorsun. Silahlar, kesici aletler, patlayıcı altler ve daha bir çok şey. Tem başına savaşa girebilecek şekilde yetiştirdik seni. Bunlar sıradan bir yüzbaşı olan için asla değildi.” “Peki görev tam olarak ne olacak?” Adam bu sefer Yusuf’a bakmıştı. “Güzel soru Yusuf komiser. Size direk söyleyeceğim. Lafı süsleyip püslemeden anlatacağım.” İşaret parmağını Tufan’ın yüzüne salladı: “Sen devletin gizli suikastçisi olacaksın Tufan. Kaldırılması gereken insanları kaldıracaksın.” “Kiralık katil gibi mi?” “Sayılada bilir. Ama devlete çalışacaksın. Yani daha havalı bir iş.” “Peki bunun cezası ne olacak?” “Bunun cezası yaşamak olacak Tufan.” Tufan geriye yaslandı: “Bu ne amına koyim? Ben böyle saçma bir şey duymadım.” “Girişteki yazıyı okudun mu? Buraya herkes gelemez. Burada herkes görev alamaz. Çocukluğunu hatırla Tufan. O çocuk evini.. bir yerden verirken bir yerden aldık hep. Burada da öyle olacak. Bir yerde vereceğiz, bir yerde alacağız. Kolay bir hayatın olmayacak yani.” Adam ayağa kalkmıştı. Tufan başını kaldırıp tekrar adamın gözlerine baktı: “Neden? Neden ben? Niye beni hapse atmadınız? Ya da öldürmediniz? Bana niye böyle bir hayatı yaşatıyorsunuz?” “Dedim ya Tufan buraya herkes gelemez. Sadece seçilenler… ve sen seçildin.” “Neden seçildim peki?” Adam ellerini masaya koyup, öne doğru eğildi: “Bende bir his var Tufan. İnsanların bastırdıkları duyguları hissederim. Ve o duyguya çekilirim. En küçük kıskançlık duygusu bile beni cezbeder. Burada görev yapan herkeste var bu. Sendede var.” Tufan anlamıştı. Çünkü hiç böyle bir şey hissetmedi. Hiç yaşamadı da: “Yalan. Bende öyle bir şey yok.” “Emin misin? Harun’un en çok korktuğu şey neydi Tufan?” Tufan’ın bilmem kaçıncı kez değişti: “Ne bileyim ben?” “Bıçaklar Tufan… Bıçaklarla işkence etmeyi severdi ama korkardı. Hele de bıçakla öldürülmekten. Sen bunu hissettiğin için, başını kestin onun.” “Hayır öyle olmadı.” “Tam olarak öyle oldu Tufan. Bu yönüne odaklan. Göreceksin. Hissedeceksin. O zamanda ne dediğimi anlayacaksın.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD