Son derece yavaş adımlarla ilerliyorlardı. Yemekhane görevlilerinden, hiç hareket yoktu. Gardiyanlar yaklaşınca diğerleri masasına geri döndü. Gardiyanlar Asrın ı yerden kaldırdı.
Yine hücreye götürdü. Asrın etrafına baktı. Rahat bir nefes aldı. Ne kadar karanlık nemli dar olsa da koğuştan daha iyiydi Asrın için. Kimse rahatsız etmiyordu. En azından yemek yiyordu. Zorlukla kalktı. Tahtadan yapılmış sert yatağa uzandı. Gözlerini kapattı. En azından akşam yemek yiyecekti. Uyumaya çalıştı.
...
Şimdiki zaman ...
Hayır onu aç bırakamazdım. Para versem almayacağını biliyordum. Nasıl olduğunu anlamasam da zaten alacak olduğunda kendi alıyordu.
' Hadi gidiyoruz. '
' Nereye.'
' Soru sorma. Ama motoru sen kullanacaksın. Benim her yerim tutulmuş. '
' Öyle yatarsan normal. Beni mi izledin ne yaptın. '
' Evet. Emin olmak istedim. Konağa falan girmeye kalkmayacağından.'
' Bak hiç girmem demiyorum ama içeri sen soktun. Bu durumda girip hırsızlık yapmam. '
' Garip prensiplerin var. '
Gülümsedi. Gülümsemesinde bile alaycılık oluyordu bazen.
' Tabi canım. Prensip sahibiyimdir. '
' Hadi kahvaltıya gidiyoruz. '
' Gerek yok. Yeterince borçlandım sana. Alışık değilim. '
' Bana borçlu olduğuna göre itiraz etmen büyük saygısızlık. '
' Sen de çok inatçı çıktın. Tamam dışarda buluşuruz. '
' Aynı evden çıkıp neden dışarıda buluşuyoruz. '
.....
' Çıkarken görseler saçma sapan şeyler söylemek zorunda kalacaksın. Sonra ben de seni dövmek zorunda kalacağım ve sabah sabah hiç dayak atmak istemiyorum. '
Yine güldüm. Gülmemek mümkün değildi. Ufacık bir kızdı ve beni dövebileceğine gerçekten inanıyor gibi görünüyordu.
' Ne yapacağız o zaman '
' Sen normal bir şekilde evden çık ben seni bulurum. '
İtiraz etmedim. Alya önden çıktı. Etrafa baktım. Gözüme çarpan montlardan birini aldım. Çıkıp motoruma bindim. Evden çıktım. Alya nın biraz ilerde olduğunu gördüm.
Tam önünde durdum.
' in hadi ben kullanacaktım '
' Açıldım iyiyim. '
' Sen bilirsin '
Montu ona verdim. Her zaman gittiğim pastaneye gittim. Alya şaşkındı.
.....
' Boğazda kahvaltı mı bekliyordun. '
' düşünmedim diyemem. Cimri çıktın ama. '
' İstersen gideriz ama buranın poğaçaları gibisini bulamazsın. '
' Öyle olsun bakalım. '
' Hoşgeldiniz Asrın bey. '
' Hoşbuldum. Kusura bakmayın dün gelemedim ödeme için. '
' Sorun değil Asrın bey '
Alya ya baktım.
' anlayışınız için teşekkür ederim. Cüzdanımda para var sanıyordum '
Alya bakışlarımı hiç umursamadı. gülerek söze girdi. Her zamanki gibi alaycıydı.
' Belki çaldırmışsındır '
' Olabilir. '
Konuyu kapatmak istedim. Ama tezgahtarda söze girdi.
' hanımefendi haklı. Hırsızlık o kadar arttı ki. Hepsi işinde profesyonel. Soyulduğunu anlamıyorsun. '
' Evet kesinlikle. Hırsızla yan yana zaman geçirsen anlamazsın. Kimin ne çıkacağı da belli değil artık. Kimseye güvenemiyorsun. '
Gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Küçük hırsız o rahat bir şekilde hırsızlıktan bahsediyordu ki . Sanki paramı çalan o değildi. Sonunda sohbetleri bitti. Kızda şeytan tüyü vardı. Yıllardır buraya gelirdim. Ama toplamda bile bu kadar sohbet etmemiştim.
Tezgahtar bana döndü.
....
' Yeni tepsi çıkardık Asrın bey size ondan verelim. Kaç tane olacaktı. ' .
Alya ya baktım. O da bana bakıyordu. Şimdi kibarlıktan bir tane dememesi için benimde daha fazla yiyeceğimi söylemem gerekirdi.
' Ben iki üç tane anca yerim. Sen kaç tane istersin '
Biraz düşündü. Gülümsedi
' 20 yok yok 24 '
Kendimi tutamadım.
' Yuh '
' İyi tamam cimri. 12 olsun. '
O kadar poğaçayı nasıl yiyecekti. Stok mu yapacaktı. Ama bayatlardı. Tabi açlık bayatlık falan dinlemiyordu. Bu konuda ona bir şey demesem iyi olurdu. Benimde içim rahat ederdi. En azından 1-2 gün aç kalmadığından emin olurdum. Çünkü bu inatçı hırsızın para kabul etmeyeceği kesindi. O sırada pastanenin sahibi elinde tepsi ile gelmişti. İçinde 30 civarında var gibi görünüyordu.
' Hepsini alıyorum. '
Herkes şaşırmıştı. Alya hariç tabi. Ona göre para saçmam normaldi sanırım. Poğaçaları aldık. Sahile gittiğimizde durdum.
' Burda olmaz. '
' Güzeldir buranın çayı. Lüks bir yere poğaçalarla giremeyiz '
' Sen devam et. Ben seni dünyanın en güzel çayına götüreceğim. '
.....
Alya yolu tarif ediyordu. Depolara doğru giderken birden başka bir yola girdik. durmamı söylediğinde etrafa baktım. Bir kaç yıkıntı dışında hiçbir şey görünmüyordu. Buraya neden gelmiştik. Alya motordan atladı. Normal inmeyi bilmiyor muydu bu kız. Motoru durdurup indim.
Korktuğum söylenemezdi ama durum normalde görünmüyordu. Durum ve mekan çok garipti. Oyuna mı gelmiştim. Alya bir kaç adım attı.
' Çocuklar! '
Birden etrafını bir sürü çocuk sardı.
' Alya abla. Alya abla. Hoşgeldin. Seni çok merak ettik. '
Alya elindeki poğaçaları salladı.
' Çay var mı. Kahvaltıya geldim. '
' Olmaz mı ablam. Sen istersin de olmaz mı hiç.
Alya varlığımı hatırlamış gibi bana döndü.
' Ne duruyorsun .Gelsene '
Tinerci dediğimiz çoğu zaman yanlarından hızlı adımlarla geçtiğimiz çocuklardı. Başım dertte miydi. Ama hiç öyle görünmüyordu. Çocuklar bana baktı.
' Hoşgeldin abi. '
İçlerinden en küçüğü demişti. Diğerleri sadece bakıyordu. Sanki ne yapacağımı merak ediyorlardı. Motora atlayıp arkama bakmadan gitsem şaşırmayacaklardı. Peki bunu yapmalı mıydım. Hislerime güvendim.
.....
' Hoşbuldum. '
Çocuklar gülümsedi. Alya sadece yürümeye başladı. Onların peşinden yıkıntıların arasına girdim. Ateş yanıyordu. Çocuklar aralarında bir şeyler alıp verdiler. Bir telaş vardı. Biri koşa koşa gitti. Geri geldiğinde elinde kağıt bardaklar vardı. Dışı simsiyah bir çaydanlığı ateşin üzerine koydular. Çay olunca bana da bir bardak uzattılar.
Çayı aldım ama hepsinin gözü bendeydi. Özellikle Alya nın. Bende düşünüyordum. Bu çayı içebilir miydim. Çok daha pis şeyler yemiş içmiştim. O günler aklıma geliyordu. İçmek hatırlamak istemiyordum. Ama çocuklar öyle bir bakıyordu ki.
Onların gözünde gördüm. Onların yanından görmek istemeden haklarında hiç düşünmeden tinerci diyerek çekip giden insanlar gibi olmamamı umut ediyorlardı.
Bir yudum aldım. Hepsinin gözleri ışıl ışıldı. Alya ya bakıp gülümsediler. Alya ise bana bakıp sıcacık gülümsedi. Çocukları kırmamdan korktuğu ve bu korkunun henüz geçtiği belliydi. O an anladım. Alya beni buraya aslında sadece çocukların karnını doyurmak için getirmişti. Ama emin değildi.
Çay Gerçekten çok güzeldi. Bu kadarını beklemiyordum. Alya bir poğaça çıkardı bana uzattı. Bir tane de kendine aldı. Diğerlerini çocuklara verdi. O kadar hızlı yediler ki takip edemedim. Farklı yaşlarda ama hepsi çocuktu.
Çayımın bittiğini fark edince hemen yenisini doldurdular.
......
' Nasılsınız çocuklar. '
' İyiyiz be Alya abla. Ama dün gece o adamlar yine buralardaydılar. Seni sordular. Onlar için çalışacağımızı söylediler. Sana güvenmememizi. Senin için çok endişelendik. '
' Ben bu sorunu çözeceğim. Siz adamlar tekrar gelirse sadece kaçın olur mu. '
' Alya abla o adamlar tehlikeli başını derde sokma. O zehiri kimse sattıramaz bize. '
Duyduklarım şok olmama neden olmuştu. Hemen konuya atladım
' size uyuşturucu mu sattırmaya çalışıyorlar. '
' Evet abi. Üstelik okul önlerine falan gönderiyorlar bizi. Bizim gibi değil ki o çocuklar. O zehri içerlerse anneleri babaları ağlamaz mı. Ama satmıyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar. Bize bir şey olsa ağlayacak bir tek Alya ablamız var. Onunda zaten bizim gibi çok kardeşi var. Bir kaç tanemiz eksilse bir şey olmaz. '
' Öyle şeyler söyleme taner. Hiçbirinize bir şey olmayacak. '
Bir daha konuşamadım. Neler duyduğumu da anlamadım. Sanırım daha fazlasını kaldıramamıştım. Çocuklardan bahsediyorduk. Çocuklar. Tinerci diyerek geçtiğimiz öyle olup olmadıkları hakkında bir an bile düşünme gereği duymadığımız çocuklar.
Önyargılarımıza bir kez daha lanet ettim. Hepimiz bize önyargılı davranılmasından nefret ederken başkalarına bunu hep yapıyorduk. Daha fazla orda kalmaya dayanamadım. ayağa kalktım. Alya yanıma geldi. Biraz uzaklaştık.
....
' Her şey için teşekkürler. '
' Sen teşekkür etmezdin. '
' kendim için etmem. Beni şaşırttın. '
Cebimde cüzdanımda ne kadar para varsa topladım. Alya ya verecektim. Alya beni durdurdu.
' Sakın yapma. Onlara acıma. Az önce arkadaşlık ettin bunu bozma. '
' Özür dilerim. Ben sadece. '
' Anladım ben seni. Hallederiz bir şekilde merak etme. '
Çocuklara döndüm. Elimi kaldırdım.
' Görüşürüz çocuklar. Çay için teşekkürler harikaydı. '
' Yine bekleriz Asrın abi. Ne zaman istersen buyur gel abi. Biz hep buradayız. '
' Kesinlikle geleceğim'
Evet mutlaka gelecektim. Bu kez daha fazla poğaça ile. O an anladım ki Alya kibarlıktan az söylemişti. Alya ya döndüm.
' Ne yapacaksın. '
' Boşver beni muhallebi bey '
' Hala mı '
' Her zaman öyle kalacaksın.'
' Alya polise gitsen '
' Hallederim. '
Tamam dedim ayrıldım.
....
Ama aklım Alya da kalmıştı. Bir kaç saat sonra orda olmasını dileyerek geri döndüm. Gerçekten oradaydı.
' Neden geldin. '
' Tek başına olmaz yardım etmek istiyorum.'
' Peki sadece depoya götür beni. Motorumu almam lazım. Hava kararınca. '
Alya nın dediğini yaptım. Alya anahtarı almak için içeri girdiğinde bir el silah sesi duydum. Ve birinin koşarak gittiğini gördüm. Motordan hızla inip depoya girdiğimde Alya yerde yatıyordu.