'Cevap alamazsın.'
'Altında herhangi bir tecavüz hikayesi saklı değil umarım.'
Alya aniden elini kulağına götürdü. Sonra bana baktı. Korkuyla geri çekti. Göz bebekleri büyümüştü. Karşıma böyle bir şeyi yaşamış canlı biri çıksın istemiyordum. Saçlarını savurdu. Bir kahkaha attı.
' Kim. Bana. Tecavüz edecek. Öyle bir delikanlı anasının şeyinden çıkmadı daha.'
Sesindeki alaycılık altında çok ciddi bir acı gizliydi. Ama ısrar edemedim. Alya nın anlatacak gücü varsa bile şu an benim dinleyecek gücüm yoktu. Biramı bir dikişte bitirdim. Yenisini açarken Alya elindeki boşu bana uzattı. Ona da yenisini açtım uzattım.
'Zaten erkek gibi kızsın. Sana kimse bir şey yapamaz. Boşa bir soruydu.'
'Aynen. Ben bir erkek Fatma yım. Sen öyle dememiş miydin.'
Hızla içiyorduk. Lanet olsun ki altından çıkmasını istemediğim şey çıkacaktı. Bunu hissetmenin ötesinde hareketlerinde görüyordum. İçmeye devam ettik. Bir süre sonra Alya ya baktım. Hala içebilecek gibiydi. Yenilerini açmak için ayağa kalkınca sendeledim. Alya güldü. Birasını açıp ona uzattım.
'Daha devam edecek miyiz.'
.......
'Dokundu mu yoksa. Kahve yapayım mı'
Alaycı hali yine gıcık etmişti. Bira poşetini aldım. Önümüze koyarak Alya nın yanına oturdum. Alya önce ne oluyor dercesine baktı. Sonra umursamaz bir ifade ile kafasını çevirdi. Benden eksik kalmıyordu. İkimize birlikte açıyorduk sürekli. Birayı açtım. Alya elini uzattı.
'Kusura bakmayın küçük hanım. Bu sonuncu. O yüzden benim.'
'nedenmiş o'
'Sonuçta misafirim değil mi'
Alya ayağa kalktı.
'Bende gider yenilerini alırım.' dedi ama sallanıyordu. Aniden bileğinden tutup çektim. Yatağa düşerken gözlerinde tam anlamıyla dehşet vardı. Öylece kitlenip kalmıştım bakışlarına. Kendini topladı. Yatakta oturur hale geldi.
.....
'Ben özür dilerim. Sadece gitme diye. Şey etmiştim.'
Alya elimdeki birayı aldı. Bir yudum alıp bana uzattı.
'Sorun değil. Paylaşabiliriz istersen. Ama dersen ki senin ağzın değdi içmem. Canıma minnet.'
Gülümsedim. Ve bir yudum aldım. Birden şişeyi indirdi.
'Hop yavaş. Paylaşılan içki yavaş içilir.'
'Eyvallah. Dudağının kenarında bir şey var.'
Eliyle dudağını sildi.
'Ne vardı. Geçti mi'
'Muhallebi.'
Kahkaha atmaya başladım. Alya da aynı şekildeydi. En son ne zaman kahkaha atmıştım. Galiba Ezgi yleydi. Evet Ezgi Aras ve ben onların evindeydik. Aklıma bu anı gelince yüzüm asılmıştı. Alya gülmeye devam ediyordu. Sanırım krize girmişti. Sonunda o da durdu ve ağlamaya başladı. Bu kez de hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Elimi uzattım ama havada kaldı. Onu korkutmak istemiyordum. Hıçkırıkları durunca başını koluma yasladı. Hala ağlıyordu ama yorulmuştu sanırım. Zaten şu an vücudunda kandan çok alkol vardı. Hiç ummadığım bir şey yaptı.
......
Konuşmaya başladı.
'13 yaşındaydı. Sadece 13. Koruyucu ailesi olarak o adam onu aldığında hem üzüldüm. Hemde çok sevinmiştim. Büyüktük çünkü biz. Bizi almaya kimse gelmezdi genelde. Mucize gibi bir şey yani. Aileler genelde bebek isterdi. Gerçi beni bebekkende isteyen olmamış Ama. '
Elimi saçına koydum. Okşamadım. Öylece tuttum sadece. Buradayım demek istiyordum. O başını yaslandığına göre bunu yapmamdan korkmazdı.
' Elif ten mi bahsediyorsun. '
' Elif im. Tek dostumdu o benim. O adam onu aldı. Gitti. On gün sonra geri geldi Elif. Ama Elif gibi değildi. Çok korkuyordu. Kendini kapattı. Yanına girdim. Bana bir şeyler anlatmaya çalıştı ama çok utanıyordu. Odadan çıkmamı istedi. Keşke onu dinlemeseydim. Keşke yanında kalsaydım. Keşke ona sarılıp her şey geçecek buradan gideceğiz deseydim. Ama ben dışarı çıktım. Onun bana ihtiyacı olduğu o kadar belliydi ki belki bir küçük ısrar istiyordu. Ama ben. Ben hiçbir şeyi hak etmiyorum.'
'Kendini suçlama Alya. Ben bunu çok yaptım. Bir işe yaramadığını bilecek kadar çok. İçini daha çok yakmak dışında. Sen kaç yaşındaydın ki. Onu kurtaracak kadar.'
....
'Aynı yaştaydık biz. Ben ondan bir kaç ay büyüktüm. Ama biz birbirimizin her şeyiydik. Annesi. Ablası. Onu tekrar gördüğümde kıpkırmızı bir kan gölünün ortasında oturuyordu. Onu kurtarmak benim görevimdi. Elif i aldılar. Odadaki masanın üzerine yatırdılar. İki bileği de kesikti. Bütün kanı akmış bembeyaz olmuştu. Üşüyordu. Üstünü örtmek istedim. Elif öldü dediler. Polisler geldi Elif i götürdü. Sabaha kadar o kan gölünün yanında oturdum. Elif imin canı oradaydı. Kimseye dokundurmadım. Kuruyunca zor çıkacağını söylediler. Sen silersin dediler. Sildim. '
' Ne diyorsun sen. Nasıl yaptın böyle bir şeyi. '
' Elif in bütün Eşyalarını kızlar kapmıştı. Ondan kalan son şey kanıydı. Kimseyle paylaşmak istemedim. Zaten ceza olsun diye sen sileceksin dediler. Sildim. Sabah önce onu sildim. Sonra müdürün yanına gittim. Konuşuyorlardı. Beni görmediler. Tecavüz diyordu müdür. Tecavüz. '
' Ne diyorsun sen 13 yaşında çocuğa tecavüz mü etmiş o şerefsiz. Kim o o..'
Alya gözyaşını sildi. Kafasını omzundan kaldırdı.
....
'Kim olduğunu bilmiyorum.'
'Dayım. O biliyordur. Onun yuvası değil miydi sonuçta kaldığın. Mutlaka kayıtlarda vardır.'
'Yurt kayıtlarında yoktu. Sizin eve de bu nedenle girdim. Belki sizde kayıt vardır diye.'
'Ben. Ben girerim.'
'Hani sen oraya girmiyordun.'
'Normalde girmem pek. Pazar günleri hariç. Mecburi aile kahvaltısı yani. Ama o şerefsiz alçağı çok merak ettim. Varsa dayımda bunun belgesi buluruz o adamı.'
'Coşma muhallebi bey. Ayrıca ben girip baktım. Dayında herhangi bir belge yok.'
' Nasıl baktın.'
'Tekrar girdim eve. Bu kez senin de ortalıkta olmadığına dikkat ederek. Hadi evine git uyu artık. Çok yorucu bir gece oldu'
'Sende gideceğin yere yalnız git değil mi. Anlaşma yaptık. Birbirimize yardım edeceğiz. Tek kolla da motor kullandığını öğrenmiş olduk.'
.....
'Merak etme bu saatte bir yere gidecek değilim. Zaten sabah olmak üzere.'
'Bende bir yere gitmiyorum. Seni yaralı halde vurulduğun yerde bırakmam.'
Karşıdaki koltuğa oturdum. Kısa sürede gözlerim kapanmaya başladı . İçkinin de etkisi vardı. Alya üzerime kirli eski bir şey örttü. Gülümsedi.
'Belki o kadar da muhallebi çocuğu değilsindir.'
Başka bir şey dediyse de duymadım.
Gözümü açtığımda Alya hiç uyumamış gibiydi. Uyandığımı fark etti.
' Günaydın. Her yerin ağrıyor değil mi.'
'Daha kötü şartlarda da uyudum. Sorun değil.'
Onun yanında çok rahattım.
' Hadi kahvaltı hazır. Cebinden para aldım haberin olsun. Ben sonunu biralara vermiştim. Borcum olsun.'
'Biz ortağız ne borcu.'
......
Kahvaltı hazırlamıştı. Gerçekten bunu yapmıştı. Kahvaltı dediği domates ve peynirden ibaret olsa da. Onu böyle görmek garip gelmişti. Ve çok güzel çay yapmıştı.
'Sen hiç uyumadın mı'
'Uyku tutmadı.'
'Sen manyak mısın. Ne yaptın bu saate kadar. Nerdeyse öğlen olmuş. Vuruldun kan kaybettin. Üstelik üstüne içtin.'
'işim vardı'
'Ne işin vardı.'
'Benimle gel.'
Dışarı çıktığımda kapının önünde motorum duruyordu. Ama üzerinde alev alev bir Anka kuşu parlıyordu.
' Bu çok güzel. Ama demiştin ki'
'Çok uzatma hadi. Bunu hak ettin. Sende kül olacak kadar yanmışsın.'
'Bu ön yargıların için bir özür mü'
.....
' pişman etmesen olmaz değil mi'
'Olur. Hadi atla gidiyoruz. Nereye demek yok.'
Önce alışverişe gittik. Sonra eczaneye. İtirazlarını dinlemedim. Eve daha doğrusu depoya döndük. Sanırım evimden daha çok ev gibi gelmeye başlamıştı. Hepsini içeri bıraktım. Ve akşam gelmek üzere önce eve sonra okula gittim.
Geri geldiğimde Alya uyuyordu. Ayak sesime uyanmasını bekliyordum ama uyanmadı. Sonunda yorgun düşmüştü. Bir kıza göre zaten fazla dayanıklıydı. Hele ki bu kadar çıtı pıtı bir kıza göre. Yapabildiğim çok az şeyden birini yaptım ve yumurta kırdım. Ama şimdi ne yapacaktım. Onu dokunmadan nasıl uyandıracaktım. Yanına gittim. O kadar güzeldi ki. Hayatımda görmediğim bir güzellikti. Ya da ben şu an öyle hissediyordum. Seslenmeye başladım. Bir süre sonra uyandı. Yumurtamızı yedik. Yumurtamız. Uzun zaman sonra biriyle bu kadar çok şey paylaşıyordum. Yemekten sonra eczaneden aldığımız malzemeleri buldum.
' pansuman yapılması gerekiyor'
'Bence gerek yok.'
'Alya mikrop kapacak.'
'olmaz dedim.'
......
'Caner i arayayım o zaman. O yapsın. Belli ki bana güvenmiyorsun.'
Alya bana baktı.
'iyi off. Aman. Yap hadi.'
Pansuman yapmaya başladım. Alya yastığı sıkıyordu. Sanki zorla duruyor her an kaçmak istiyor gibiydi. Bir süre öylece oturduk. Kimse konuşmuyordu. Sonunda ayağa kalktı. Üzerini değiştirdi. Simsiyah giyinmişti. 'Hadi gidiyoruz' dedi.
Motora bindik. Bir süre sonra durmamı söyledi. Motordan inince eli omzuna gitti. Belli ki giyinirken zorlamıştı. Ama sesini çıkarmıyordu. Bir arabaya yaklaştı. Kapısını açtı. Bana gelmemi işaret etti.
'Araba kullanmayı biliyor musun'
'Arabaya ihtiyacımız olduğunu söyleseydin getirirdim.'
'Merak etme. İade edeceğiz.'
Arabaya bindik. Alya arabayı da çalıştırdı. Bu kız her şeyi nasıl öğrenmişti. Hiç beklemediğim bir şey oldu. Bir villanın önüne geldik.
'İşte burası.'
'Ama burası.'
'Kötü şeyler hep karanlık ıssız yerlerde olur mu sanıyorsun. Bekle sen. Geleceğim'
Kafamı salladım. Sanırım gerçekten öyle sanıyordum.