BANA GÜVENME

1269 Words
Boşluğa bakmaya devam ettim. Ne diyecektim. Söylenecek tek bir şey vardı. 'Kimseye güvenme Asrın. Bana da. Ben bile kendime güvenmiyorum. Hayat yarın kimi satmak zorunda bırakacak beni bilmiyorum' 'çok geç Alya. Çok geç. Sana güveniyorum. Ama sen kendine güvenme yine de. Çünkü anladım artık. Sen en kolay kendini harcarsın. Her zaman ilk kendini ateşe atarsın Hadi gidelim. Daha çocuklara evi teslim edeceğiz.' Ben önde asrın arkada eve gittik. Son kontrolleri yaptık. Her şey çok güzeldi. Eksik çoktu ama yaşadığımız hayatı düşününce bu kadarına bile ilk kez sahip olacaklardı. Asrın çocukları almaya gitti. Onunla gitmeyi teklif ettim ama çocukların ona güvendiğini görmek istiyordu sanırım. Onunla gelmeleri onun için önemli bir şeydi. Yalnız gitti. Bunun bizim gibiler için bir güven göstergesi olmadığını kimlerin peşinden nerelere gittiğimizi söyleyemedim. Biz sürüklenen insanlardık anlayamazdı. ..... Eve son bir göz attım. Eksikleri kafama not ettim. Çalışmam gerekiyordu. Uzun zamandır çalışmıyordum. Uzun zamandır Asrın dan geçiniyordum. Bu beni rahatsız ediyordu. Levent in parasını harcıyor olmak. Üstelik çalmadan harcıyor olmak. Asrın çocuklarla geldiğinde çocuklar evin dışını inceliyordu. ' burası senin evin mi abi.' Asrın ın ne kadar zengin olduğunu bilmiyorlardı. Onlarla arkadaşlık ettiği için gariban biri belki de hırsız zannediyorlardı. Müdahale etmedim. Pencereden onları izlerken biri beni gördü. 'Ooo. Alya ablam da buradaymış. Anlayalım abi. Evlendiniz mi yoksa.' 'Biz evlenmedik çocuklar. Ama siz evlendiniz. Burası sizin Alya ablanızla birlikte ayarladık. Umarım beğenirsiniz.' Çocuklar bir şey demeden içeri koşmaya başladı. Ben sadece resim çizmiştim henüz ama yine de ben yaptım demiyordu. Bir Sarpoğlu için güzel bir kalbi vardı. Nadiren atıyor olsa da. Çocukların arkasından gülümseyerek girdi Asrın. Sonra gülümseme yüzünde dondu. Ne olursa olsun onlar hala çocuktu ve yatak kavgası yapıyorlardı. Çünkü yatak yetersizdi. Asrın ın hüznünü görünce onları durdurdum. 'Alınacak çocuklar. Hepinize yatak alacağız. Bir kaç gün idare edin. Beğendiniz mi evi. Teşekkür edin asrın abinize.' ........ Önce en büyükleri döndü Asrın a teşekkür etti. En küçükleri duvarları izliyordu. Her şeye bakmaya çalışıyordu. Bütün odalarda koşturuyordu. Herkes tek tek kibarca teşekkür ederken o odalara bakmayı bitirdi. Asrın' a doğru koştu. Herkes onu izliyordu. 'Teşekkür ederim Asrın abi.' Boyu ancak yetiyordu. Asrın ın beline sarıldı. Diğer çocuklar şaşkındı. Asrın ın ne kadar zengin olduğunu bilmeseler de çekiniyorlardı. Üzerlerinden ellerinden yüzlerinden. Dışarda temiz kalmak kolay değildi. Hatta pek mümkünde değildi. En büyükleri uzanıp küçüğü çekmeye niyetliydi ama Asrın onu kucağına almıştı bile. Hatırladığı tek kucak benim kucağım olan bir çocuktu ve şu an halinden memnundu. Uzandı Asrın ı öptü. Asrın da onu öptü. Diğerlerine döndü. 'Beğendiniz mi çocuklar. Gerçi eksikler var ama. Zamanla tamamlanır.' Ufaklıktan aldıkları cesaret ile bazıları asrın a sarılırken ne kadar beğendiklerini anlatıyorlardı. Yataklardaki temiz çarşafları yeni fark ediyorlardı. 'Biz burada nasıl yatacağız. Çok güzeller. Ama kirlenirler' dedi biri. Hepsi birden yataklara baktılar. Gözlerinde ışık söndü. Kıyıp yatmak istemiyorlardı. Asrın yanlarına gelip saçlarını okşadı. 'Banyoda çamaşır makinesi var. Alya ablanız size kullanmayı öğretir. Kirlenirse yıkarsınız. Dert etmeyin. Ama şimdi benim gitmem lazım. Sonra gelip bir çayınızı içerim. Kabul ederseniz.' 'Çay ne demek Asrın abi. Her zaman gel. Burası senin. Zaten bizi burada istemezler. Kovarlar. ' 'Hayır çocuklar. Burası sizin. Bir yıllık kirası ödendi. Rahat rahat yaşayın. Kimse sizi buradan çıkaramaz.' ...... Asrın derse gideceğini söyledi. Gitti. Çocuklar ayakta duruyorlar hiçbir yere oturmaya kıyamıyorlardı. Kullanma kılavuzuna bakıp makinalayı nasıl kullanacaklarını öğrettim. Sonra oradan çıktım. Çünkü kıyafetlerini yıkamadan oturmaya bile niyetleri yok gibiydi. Benim yanımda yapamıyorlardı. Sobayı yakıp yanında kuruturlardı. Onları öpüp çıkarken ufaklık yine kendini tutamamıştı. 'Asrın abi bizim eniştemiz mi' Güldüm. 'Hayır değil.' 'Lütfen eniştemiz olsun. O çok iyi biri. Seni de seviyor. Bak neler yaptı bize.' 'Asrın abiniz bunları beni değil sizleri sevdiği için yaptı. Benim şimdi gitmem gerek. Bir kaç güne yataklarınızı getiririm. Ama kavga yok anlaştık mı' Hepsi kafalarını salladı. Ordan çıkıp evime gittim. Laptopumu açtım. Bir iş yapmalıydım. Mutlaka yapmalıydım. Biraz araştırma sonucu amaçlarıma uygun birini bulmuştum. İhalelere yolsuzluk karıştırdığı her halinden belli olan biriydi. Mutlaka evinde bir yerde gizlenmiş yolsuzluk belgeleri vardı. Bu gece bunu öğrenecektim. .... Evi buldum ve gözlemeye başladım. Yoğun bir insan trafiği vardı. Umarım zamanla azalırdı. Sadece bir kaç dosya alacaktım. Bu nedenle araba ödünç almaya gerek duymamıştım. Saat ilerliyordu. Evdeki insan trafiğinde henüz bir azalma yoktu ki arkamda bir çıtırdı duydum. Hızla döndüm. 'Senin burada ne işin var. Beni nasıl buldun?' 'Hani artık ortaktık biz. Birlikte çalışıyorduk.' 'Çüş.' Güldü. Hatta nerdeyse kahkaha atıyordu. Kendini zor durdurdu. Ne vardı sanki bu kadar komik. 'Çok kibarsın. Dikkat et etkileneceğim.' ' Sen son zamanlarda şımardın mı ne. Her işte ortağız demedik. Sana da tonla borcum oldu zaten. Çocukların da eksikleri var.' 'Seni yalnız bırakmam.' 'Dağdan gelip bağa ortak mı çıkacaksın sen. Uzak dur muhallebici. Başını belaya sokmak istemezsin. Ki isteme de zaten. Hadi git yoluna. Benim yolum senin sonun olur anla artık.' 'Sadece benim sonum mu olur. Seninde sonun olacak görmüyor musun. Niye düzgün bir işe girmiyorsun. Anladık kuralların var. Ama dünyayı da sen mi temizleyeceksin. Biraz da kendine yaşa.' 'Her şeyin sırası var. Sen beni nasıl bulduğunu hala söylemedin.' ..... 'Araştırmalarını hep kendi bilgisayarından yapacak kadar acemi bir hırsızsın. Bulmak zor olmuyor.' 'Benim bilgisayarım şifreli. Ayrıca beni yakalayamamıştın. Hatırlatayım' 'Memnun oldum bende bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. Teknik takip diye bir şey olduğunun farkındasındır umarım. Bir gün yakalanırsan hakimin uğraşmasına gerek yok. Ip adresi bile değiştirmiyorsun. suçlarının sıralı listesini kolayca çıkaracaklar. Sildiğin her şeyin izi kalır. Öğrenmen gereken çok şey var çok. ' ' Şuna bak ya. Muhallebi çocuğu bana işimi öğretiyor. Bir daha da benden izinsiz eşyalarıma dokunma. ' ' Sende habersiz iş yapma. Ortağız dedik Ortağız. ' ' o senin davan ile ilgili sadece. Şimdi eve git beni bekle. ' ' Emredersiniz. Yemekte yapayım mı kocacığım ' ' lafa bak ya. İyi tamam burada bekle. Ama iyi gizlen ve bir karışıklık hissedersen hemen uzaklaş. Bak bu konuda ciddiyim beni anlıyor musun hemen. ' Cevap vermedi. Söz dinlemeyecekti. Hapisten korkan birinin bu kadar cesur olmaması gerekiyordu. Cesaretinin nedeni ölümden korkmamasıydı. Onu orada bırakıp maskemi taktım ve içeri girdim. Kolay olmamıştı. Bir kaç kez yakalanmak üzereydim ki şansım yaver gitti. Sonunda adamın çalışma odasına girdim. Kasayı buldum ve açtım. Aradığım belgeler buradaydı. Yine yanılmamıştım. Bir sürü yolsuzluk usulsüzlük kaydı vardı burada. İki dosyayı aldım. Ceketimin içine sakladım. Ve geldiğim yoldan geri dönmeye başladım. Merdivenlere geldiğimde bir gürültü duydum ve saklandım. Seslerden anladığım kadarıyla adam çalışma odasına gidiyordu. Umarım hemen kasayı açmazdı. Görüş açısından çıkınca saklandığım yerden çıkıp ilk pencereden kendimi dışarı attım. Ve sürpriz. Belinde silah olan bir adam ile burun buruna gelmiştim. O elini silahına atarken koşmaya başladım. Koşarken zikzak çiziyordum. Bu adamın nişan almasına engel olur diye umut ediyordum. Hızla duvara tırmandım ve diğer tarafa geçtim. Asrın hala buradaydı. 'Hadi acele et. Adamlar peşimde.' İkimizde motorlarımıza atladık. Peşimizde bir araç vardı. Ama şehir içinde olduğumuz için ateş edemiyorlardı. Bu polisi getirmek olurdu ki en az benim kadar onlarda bunu istemiyordu. Asrın ın arkasına geçtim.. Bir şey olursa bana olmalıydı. Adamların son anda gözü dönebilirdi. Asrın ustalıkla kullanıyordu motoru. Sonunda dar bir ara yol bulup oraya daldı. Arkasından ben girdim. Hızla oradan uzaklaştık. Neyse ki araç giremeyecek kadar dar bir yoldu. Sonunda evime geldik. Asrın sinirli görünüyordu. 'istediğini aldın mı.' 'Henüz değil' 'Başaramadın mı' 'Öyle bir seçenek yok bir kere sen onu unut. İlk adımı tamamladım. Sorunsuz.' 'peşimizde gezdiğimiz adamları saymazsak' Çekmeceden yedek telefon ve hat çıkardım. Adamın numarasını Asrın buldu. Böyle işlerde iyiydi. Yoksa ben İnternette bir saat ulaşacak bir numara arardım ama o iki dakikada adamın cebini bulmuştu. Adamı aradım ve 150 bin lira istedim. Telefonu kapattım. Verecekti çünkü o dosya çok daha fazla ediyordu. Ama Asrın hala gergindi. 'Dosyayı nasıl vereceksin.' 'Bulurum bir yolunu' 'Bulursun değil mi kesin bulursun en tehlikeli yolu mutlaka bulursun sen' 'Asrın sana neler oluyor. Neyin var.' Karşıma geçti. Gözlerini bana dikti. 'Artık bu işleri yapmanı istemiyorum Alya. Neden bunu anlamak istemiyorsun.'
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD