KARŞILAŞMA

1275 Words
'Bende bana karışmanı istemiyorum. Neyimsin sen benim. Ne sanıyorsun kendini. Hangi hakla bana müdahale ediyorsun. Bana bak asrın. Son zamanlarda sen çok saçmalamaya başladın ama bu kez zirveyi buldun yani.' Asrın durdu. Gözlerini duvara sabitlemişti. Ne düşündüğünü anlayamıyordum. ' Bu saatten sonra en azından arkadaşın sayılırım Alya. Anlamaya çalışıyorum seni. Hak vermeye çalışıyorum. Bazen başarıyorum da. Ama bazen olmuyor işte. Bazen kendini böyle göz göre göre riske atmanı anlamak istemiyorum.' 'Eee arkadaşsan ne olmuş. Sen Caner i kaç kez gördün etrafımda. Arkadaş olunca karışma hakkın mı oluyor sanıyorsun. Uzak dur benden uzak dur hayatımdan kararlarımdan.' 'Peki ya yapamıyorsam.' .... 'Ne demek yapamıyorsam. Ne saçmalıyorsun sen.' 'Hiç. Hiçbir şey söylemiyorum. Zaten ne diyebilirim ki. Hiçbir şey. Birinin sana değer vermesine seni korumasına hatta senden hoşlanmasına izin vermeyeceğin bu kadar açıkken ben ne diyebilirim. Sen gerçek bir hırsızsın. İnsanların sözcüklerini bile çalıyorsun. İnsan senin karşında konuşamıyor bile ' ' Bu ne biçim bir itham. Kafana silah mı dayıyorum konuşma diye. Sen iyice saçmalamaya başladın. ' ' yapmıyor musun. Peki ben şimdi senden hoşlanıyorum Alya desem ne dersin. ' Bir an donup kaldım. Şaka yapıyordu herhalde. Yani beni denemek için söylüyordu. Gerçek değildi. Kendini haklı çıkarmaya çalışıyordu. ' Ne diyeceğim gülerim. Senin kimseden hoşlanmayacağını o defteri kapattığını biliyorum. Başka örnek mi bulamadın. ' 'Bu bir örnek değil ki. Bu bir gerçek. Aşık olmaya aşkı yaşamaya cesaretim yok haklısın. Ama insan bütün hisleri içinden söküp atamıyor. Gayet insani bir şey bu. Güzel kızsın. Farklısın. Özelsin. Gizemlisin. Senden etkilenmemden hoşlanmamdan daha doğal ne olabilir. Ne yapacaksın şimdi. Sana bunları hissediyorum diye. Bu nedenle bazen başına bir şey gelecek diye fazlasıyla korkuyorum diye bana nasıl bir ceza vermeyi düşünüyorsun Alya hanım.. ' .... Ne diyordu bu. Şaka fazla uzamıştı. Gerçek olabilir miydi. Hayır olamazdı. Olmamalıydı. O levent Sarpoğlu nun yeğeniydi her şeyden önce. Bana lazımdı. Levent e ulaşmak için onu kullanacaktım. Sonra da işim bitecekti onunla. Herkes kendi yoluna gidecekti. Bu çok kötü bir şakaydı. Yaşanacaklar onun için fazlasıyla ağır olacaktı zaten. Bir de bu gerçek olamazdı. Benim yolum belliydi. Benim kararım. Hayatım. 'Asrın daha fazla saçmalama istersen. Sen beni biliyorsun ben seni biliyorum.' 'Ben seni biliyorum Alya. Gerçi seni tanımama izin vermiyorsun ama biliyorum.. Sen asla biriyle sevgili olmazsın. İçinde böyle hisler var mı diye kendine şans vermezsin. Karşındakine hiç şans vermezsin. Sende normal insanlar gibi hissedebiliyor musun diye bir kez bile denemeye cesaret edemezsin. Ama sen beni hiç tanımıyorsun. Sadece biliyorsun. Ezgi den sonra geçici de olsa ilişkilerim oldu benim. Annem içinde olsa. Ama ben başka birini sevme fikrine senin kadar kapatmadım kendimi.. Olacağını düşünmüyorum o ayrı. Ama gelirse de başıma senin gibi düşman kuvvetleri saldırmaya geldi gibi değil memnuniyetle karşılarım. Senden gizleyecek değilim. Senden sonra daha bir ihtimal vermeye başladım bu duruma. Ama senin hayatına erkek almama kararına nedenini asla anlamasam da saygı duyuyorum. Ya da sen gerçek nedenleri asla benim benimle paylaşmasan da demeliyim. Seni rahatsız edecek bir şey yapmadım bugüne kadar bundan sonra da yapmam. Ama sende karşındaki insana biraz saygı duymayı öğren. Tabi boşa konuştuğumu biliyorum. ' Son cümleyi söylemeden önce yüzüme bakmıştı. Ona ne kadar boş baktım bilmiyorum. Cümlelerini bu şekilde sonlandırdı. Haklıydı beni tanımıyordu. Hiç tanımıyordu. Hiçbir şey söylemediğimi görünce gitti. Ne diyebilirdim ki. Levent Sarpoğlu nun yeğenine ne diyebilirdim. ..... 2 gün sonra... Dosyayı teslim ettim. Ve parasını aldım. Aslında dosyanın bir örneğini de polise göndermeyi düşündüm ama bu kez başımı daha doğrusu asrın ın başını derde sokmak istemedim. Kamera kayıtları incelenecekti dava açılırsa. Ve asrın kabak gibi görünüyordu. Çocuklara daha fazla yatak yorgan battaniye aldım. Onlara yemek yapmayı öğretmesi için birini tuttum. Bir kaç yemek olsun yapabilmeleri lazımdı. Kıyafet falan aldım. Her şey onları daha da mutlu ediyordu. Hepsi iş aramaya başlamıştı. Haklıydılar. Asrın bir gün hayatına dönecekti. Benim sonumun ne olacağı belli değildi ya da fazlasıyla belliydi. Ve dile getirmeseler de onlarda bunu biliyordu. Asrın iki gündür ne gelmiş ne aramıştı. Adeta kayıplara karışmıştı. Böylesi onun için belki de en iyisiydi. Ama ona borcum vardı. Aradım. Telefonuma cevap vermedi. Merak etmeye başlamıştım. Başına bir şey mi gelmişti. Annesinin haberleri iyi gizlediği düşünülürse bunu öğrenmenin tek yolu evine gitmekti. Ama nasıl. Gece gizlice girip hem asrın ı görüp hemde parayı bırakmak daha cazip olsa da en son parasını aldığım adam bizi arıyordu. 150 bin lira içine oturmuştu. Geceyi beklemek istemiyordum. İçimde huzursuzluk vardı. Ve ne zaman böyle olsa kötü bir şey ya bana gelirdi ya da ben ona giderdim. Üzerimi değiştirdim. Temiz ve yeni giyinmeye özen gösterdim. Levent bu saatte işte olmalıydı. Ama annesi beni görebilirdi. Arkadaşı olduğumdan şüphe etmemeliydi. Evin önünde güvenlik ile karşılaşınca tereddüt ettim ama buraya kadar gelmiştim. Vazgeçmek bana yakışmazdı. 'Buyurun birine mi bakmıştınız.' 'Asrın. Asrın evde mi' 'Bakayım hanımefendi. Kim geldi diyeyim.' Durdum. Levent büyük ihtimalle adımı bile hatırlamıyordu ne adımı ne yüzümü. Yine de cesaret edemedim ' ' A- Ayla. Ayla dersiniz. ' ' Peki efendim. Siz burada bekleyin. ' İçeri girmek bile olaydı. Bir kaç dakika sonra geldi. 'buyurun beni takip edin. Asrın bey bahçede. Sizi bekliyorlar.' Benimle bahçedeki çardağa kadar geldi. Teşekkür ettim. Ve gitti. Asrın oradaydı ama yüzüme buz gibi bakıyordu. 'Önemli bir şey mi var. Sen olduğunu anladım ama bu saatte bu şekilde gelmek pek senin tarzın değil. Çocuklarla ilgili bir sorun mu var. ' ...... Tanıdığım Asrın gibi değildi. Buz gibiydi. Böyle davranmasına neden olacak ne yapmıştım. ' Ben sadece borcumu ödemek için geldim. ' ' Para değil mi her şey para. Benim adıma çocuklara bir şeyler alırsın. Başka bir şey var mı' 'Neden böyle davranıyorsun asrın.' 'Hala neden mi diyorsun. Ben sana içimi açtım. Sen her şeyi benden saklıyorsun. Yetmiyor bana bir cevap bile vermiyorsun. Duvara konuşuyor gibi konuşmaktan yorulmuş olabilir miyim.' Ne diyecektim. Ne yapacaktım. Ona böyle hissettirmek istemiyordum. 'Asrın bak. Söylediklerin. Onlar çok güzel şeyler. Ama gerçek değiller. Sadece farklı geliyorum sana. Merak ediyorsun beni ama anlatacak bir şey yok. Gördüğün kadar işte benim hayatım. O kadarcık. Küçük bir dünyam var. Her şeyim ortada. Biz seninle arkadaşız. Sen öyle dediğinde. Ki böyle hisler bana yabancı. Ne dediğini de anlamadım tam olarak. Bir şey mi hissediyorsun beni mi deniyordun anlamadım. ' ' Böyle bir şeyin denemesi mi olur Alya. Neyse zaten aşkından ölüyorum falan demedim. Gerçi şu haline bakınca biri sana aşık olacağına ölsün daha iyi. Daha az canı yanar. ' ' Böyle yapma Asrın. Sen benim arkadaşımsın. Benim için değerlisin. Buraya en çok seni merak ettiğim için geldim. ' ' Doğru mu söylüyorsun. ' Doğruydu. En azından son söylediğim kesin doğruydu. Yalanlarla sarılmış bir doğru ne kadar doğru olabilirse.' ' tabi ki asrın.' Karşıma geldi. Yavaşça ellerini kaldırdı. 'Bana güveniyor musun Alya.' Bir şey diyemedim. Kafamı salladım. Ben kendime bile güvenmiyordum ki. Kollarımdan tuttu. Beni inceliyordu. Ters bir tepki verip vermeyeceğimi. Şu an çok gergindim ama belli etmemeliydim. Yüzünü yüzüme doğru yaklaştırdı. Ne yapacaktı. Niye sımsıkı tutuyordu. Umarım öpmeye kalkmazdı. Onu ittirmek istiyordum. Ama kendime hakim olmaya çalışıyordum. Uzandı ve yanağımdan öptü. Sonra da kollarımı bıraktı. ..... 'Senin için bu da bir gelişme.' Konuyu değiştirmek istedim. 'çocuklara çay sözü vermiştin' Güldü. Bekle burada hazırlanıp geliyorum. Asrın gitti. Bir dakika bile geçmemişti ki bir ses duydum. 'Hoş geldiniz' Bu onun sesiydi. Kulaklarımı kapatmak istiyordum. Kulaklarımda onun sesi yankılanıyordu. Geçmişin sesi. ' uslu durup dediklerimi yaparsan canın yanmaz. En azından şimdilik. Beni anladın mı küçük kız. ' 'Alya. Nerdesin. Hadi çık ortaya. Bak sana ne aldım. Hadi bak çok zevkli bir oyun oynayacağız. Nereye saklandın küçük orospu.' ' Gel buraya Alya. Uslu bir kız ol. Gel. Kaçma.' 'Bu kez öldüreceğim seni pis sürtük.' Kulağımdaki sesler beni sağır edecekti. Tekrar bu kez daha yakından hoş geldiniz dedi. Geçmiş ve şimdiki zaman birbirine girmişti. Ona doğru dönmek zorundaydım. Ya beni tanırsa o zaman ne olacaktı. Her şeyin sonu olurdu. Yavaşça döndüm. Onun o iğrenç yüzünü tekrar görecektim. Belki de sona gelmiştim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD