SOKAK KIZI

1230 Words
Alya villaya doğru yürüdü. Villa bahçesi onun ne yaptığını görmeme engel oluyordu. Ya başına bir şey gelirse ne yapacaktım. Onu nasıl kurtaracaktım. Burada güvenlik kamerası her şey vardı kesin. Silahlı adamları saymıyorum bile. Ben düşünürken Alya elinde paketler ile geldi. 'Bagajı aç' Hızla dediğini yaptım. Elindekileri bagaja attı. 'Beklemeye devam et. Ama herhangi bir ses duyarsan hemen uzaklaş. Sakın beni bekleme.' 'Geri mi gideceksin.' 'Bu kadarı beni kurtarmaz. Tek kolla zor oluyor.' 'Bende geleyim.' 'olmaz muhallebi bey. Bu işler için fazla toysun. Hadi açtığım camı fark etmeden köpekler gitmem lazım.' Gitti. Saniyeler asır gibiydi. Sonra geri geldi. Elindeki paketleri bagaja attı. Tekrar gitmeye hareketlendi. 'Alya yeter.' Bana dönüp gülümsedi. ....... 'merak etme bu kez başka bir işim var. Çok kısa sürecek. İstersen say 177 saniyede burada olacağım.' ' yok artık.' 'şakaydı sadece. O kadarda profesyonel değilim. Hemen geliyorum. Relax' Gitti. Elinde tekrar paketler vardı ve villanın bahçesinden dumanlar görünüyordu. 'hadi gidiyoruz muhallebi bey.' Arabaya atladık. Bir süre sonra durmamı söyledi. Durdum. 'Telefonunu çıkar ve itfaiyeyi ara.' 'Neden' 'Çünkü sen Asrın Sarpoğlu sun. Sana inanırlar.' 'Telefondan kim olduğumu anlayacaklar sanki.' 'mesele o değil. Eğer ihbarı kimin yaptığını araştırırlarsa senden kimse şüphe etmez. İtfaiyeyi ara ve geçerken yangını gördüğünü söyle.' ...... Dediğini yaptım. Ona neden güveniyordum. Çünkü o dürüst bir hırsızdı. Gerçekten ilkeleri vardı. Kimseye isteyerek planlayarak zarar verecek biri değildi. İhbarı yapıp telefonu kapattım. Ordan uzaklaştık. Uyuşturucuları bir yere sakladık. Ve arabayı aldığımız yere bıraktık. Motora binip geri döndük. Alya ısrarla o depoda kalmak istiyordu. Yaptıklarından sonra nasıl korkmuyordu. Adamlar onun yaptığını tabi ki anlayacaktı. Bu nedenle ısrarla benim gitmemi istiyordu. 'Ya bende gitmem ya da sende benimle gelirsin Alya. Bu konuyu boşuna uzatma.' 'Gelmezsem ne yapacaksın. Zorla mı götüreceksin. Dövecek misin. Hiç cesaret etme. Bir muhallebi çocuğundan çok daha iyi dövüşürüm. Uyarmadı deme.' 'Ben kadına el kaldırmam Alya.' 'yani hiçbir şey yapamazsın. İstemiyorum seni burada anlasana. Defol git.' 'Seni dövemem ama öperim.' .... 'Ne' Sahiden ne demiştim ben. Nerden çıkmıştı bu. 'Senin için en büyük işkence bu değil mi. Küçük temastan bile rahatsız olan birine karşı iyi bir tehdit bence.' Tamam iyi toparlamıştım ama niye bu kadar heyecan yapmıştım. Çok saçma bir heyecandı. Onu kızdırmayı seviyordum. Hep sevmiştim. Gördüğüm andan itibaren. 'İyi tehdit. Ama olmaz. Size gidemeyiz. Burada da seninle kalamam. Her an gelebilirler. Sen hiç mi korkmuyorsun ya. ' ' Korkuyorum. Ama seni burda bırakıp gidecek bir ödlekte değilim.' 'ödlek demek ağzına hiç yakışmadı. Garip durdu.' 'Şimdi konumuz bu mu ' ' tamam hadi gidelim. Buluruz kalacak bir yer. Yapacak bir şey yok. Amma inatçı çıktın sende. ' Motorlara atladık. Tabi önce buna da itiraz etti ama sonunda kabul etti. Önce çocukların yanına gideceğimizi söyledi. Bu iyi fikirdi. Çünkü onları bende merak ediyordum. ..... Çocuklar yine bizi coşkuyla karşıladı. Yine en küçükleri en cesurlarıydı. Belki de büyüdükçe cesaretimizi kaybediyorduk. Elimden tuttu. Onunla yürümem için beni çekiştirdi. Alya nın acelesi var gibiydi. Çocuklar için telaşlandığı yüzünden anlaşılıyordu ama bu çocuğu kıramazdım. Diğer elimle saçını okşadım. Bana gülümsedi. Onunla yürümeye başladım. Onların içerisi dediği aslında dışarıda olan bölüme geçtik. Yıkık iki tane duvarı olması onlar için yeterliydi. Sanırım en azından biraz rüzgarı kesiyordu. Havalar soğuktu. Gerçekten soğuktu. Özellikle geceleri ve açık alanda. Çocuklar yine koşuşturup çay ikram ettiler. Alya daha fazla bekleyemedi. ' çocuklar bu gece burada kalmamanız gerekiyor.' 'Kötü bir şey mi Alya abla.' 'Hayır canım. Kötü bir şey yok. Hatta iyi bir şeyler olacak diye umut ediyorum. Ama 1-2 gece için dağılın. Aynı yerde özellikle burada kalmayın.' 'Dağılmaları doğru mu Alya.' Alya bana ters ters baktı. Çocuklardan en büyüğü Alya nın yerine cevap verdi. ..... 'Bizde kural böyledir abi. Bir şey olursa en azından hepimize olmasın diye. Zor zamanları en az kayıpla atlatalım diye.' Sustum. Onların yanında kendimi şımarık bir çocuk gibi hissetmiştim. Ben Ezgi yi kaybetmiştim. Tamam ezgi benim aşkımdı. Hayatımdı. Geleceğimdi. Ama onlar burada zor şartları zor bir hayatı paylaşıyorlar. Belki bir lokmayı paylaştığı belki bir gece önce sarılıp birbirlerini donmaktan kurtardıkları arkadaşları ölüyordu. Hiçbir şey yapmadan mezarlarını bile bilmeden belki de gözyaşlarını kimseye göstermeden yollarına devam ediyorlardı. Uzun uzun yas tutmak benim yaptığım gibi kendini her şeyden soyutlamak gibi bir lüksleri yoktu. O an fark ettim. Benim kendime verdiğim ceza bile bazı insanların hayatlarında lükstü. Mesela Caner e bir şey olsa Alya kendini kaç gün eve kapatabilirdi. Acıkacaktı. Üşüyecekti. Hayata devam etmek için dışarı çıkmak zorunda kalacaktı. Bense her şeyin ayağıma geldiği lüks villanın müştemilatında sözde hiçbir şeye ve hiç kimseye ihtiyaç duymayan yalnızları oynuyordum. Tamam çok iyi bir hayatım yoktu. Çok kötü şeylerde yaşamış görmüştüm ama ilk kez Alya nın bana neden muhallebi bey dediğini anlamıştım. .... Çocuklar Alya nın sözünü tabi ki dinlediler. Biz oradan ayrılırken onlar dağılmaya başlamıştı bile. Çocuklar nereye gideceklerdi. Biz nereye gidecektik. Hiçbir şey bilmeden motoru çalıştırdım. Alya da motoruna bindi. Onu takip ediyordum. Sonunda bir parkta durdu. Motordan atladı. Bende inip yanına gittim. 'Buradaki çocukları da mı uyaracağız.' Alya güldü. Alaycı ama tatlı bir gülüştü. 'Hala adapte olamadın değil mi. Bu parklar senin tanıdığın çocukların. Bizim çocuklar iki gün buralarda görünse polisler gelmeye başlar. Kıymetli çocukları rahatsız etmesinler diye kovulmak için' 'Çocuğunda türü mü olur. Çocuk çocuktur. Hepsinin oynamak hakkıdır.' 'Sen onu git de dünyaya söyle. Henüz haberleri yok çünkü.' 'buraya niye geldik o zaman' 'Seni bilmem ama ben uyuyacağım' Alya montunu çıkardı. Banka uzandı. ..... 'Oraya nasıl sığacaksın. En azından şu çimlere falan yatsaydın.' 'Hiç sokakta kalmadın değil mi. Gerçi benimki de soru. Çimler sabaha karşı buz gibi çiğ olur. Islanır donar insan.' 'Anladım.' Alya sağlam kolunu başının altına yastık yaptı. Montunu üzerine örttü. Yattı. Çok yorgun olduğu belliydi. Gelip geçen insanlar tuhaf bazen acıyarak bazen kınayarak ona bakıyordu. Sabaha kadar başında dikilemezdim. Ama bir banka sığıp uyumam da mümkün değildi. Yanındaki banka oturdum. Alya evindeymiş gibi uyuyordu. Aslında evinde sayılırdı sanırım. Sokaklar onun eviydi. Aslında sevilmekten korkan bu kız birinin kızı olmayı ne çok hak ediyordu. Birinin prensesi. Birinin kardeşi. Birinin hayatı olmayı. Sokaklar hapishaneler gibiydi. Kimseye şevkat göstermiyordu. Alya hapse girmekten korkmuyordu. Sokaklar mı daha tehlikeliydi. Hapishaneler mi. ...... Alya nın hırsız olarak gireceğini düşünürsek şu halinden daha güvende olabilirdi. Benim yaşadıklarımı yaşamazdı. Alya sabaha kadar sanki kuş tüyü bir yatakta yatıyor gibi uyudu. Benim oturduğum yerde her yerim ağrıyordu. Güneş doğarken gözlerini açtı. Oturdu. 'Temiz hava mis gibi. Günaydın' 'Günaydın.' Titriyordu ama bunu umursamıyor gibiydi. Bir insan titremeye bile alışık olur muydu. Oluyormuş demek ki. Onun yanında ne çok şey öğreniyor. Ne çok şaşırıyordum. Montunu giydi. Sıkıca önünü kapattı. 'Sen burada bekle.' 'nereye gidiyorsun.' 'Biraz çalışmam lazım. Uzun zamandır kendime iş yapamadım.' 'Ortalık ne halde haberimiz bile yok. Şimdi sırası mı' 'Seni bilmem ama ben açım. Ve sürekli senden geçiniyorum. Artık bu durum can sıkıcı olmaya başladı ' ..... 'O kadar rahatsız oluyorsan cüzdanımı çal. Sonuçta standartlarına uygun bir zengin çocuğuyum' 'Aferin öğreniyorsun. Ama senin iyi biri olduğunu biliyorum. Bu nedenle artık standart dışısın.' 'Her şeye bir bahane bulma. Hadi atla işte kahvaltı yapalım. Şu olay sonuçlansın. Sonra bakarız.' 'Bu kez son. Bir dahaki sefere ben ısmarlayacağım.' Kahvaltımızı yaptık. İnternete girdim. Sonunda aradığım haberi buldum. Ünlü işadamının villası uyuşturucu imalathanesi çıktı. Tutuklanan iş adamının oldukça sinirli olduğu görüntülendi. Avukatlarının haber yasağı koydurduğu olayda son durum ne olacak merakla bekleniyor. Alya ya baktım. Gülümsedim. Telefonu uzattım. Alya son derece memnundu. Habere dikkatle baktı. Gülümsedi. Telefonu geri uzattı. Sabotaj ihtimali düşünülen yangında bahçede yazan Anka kuşu yazısı dikkat çekti. Güldüm. 'Ne yaptığını şimdi gerçek anlamda anladım sanırım.' 'iyi. Hadi bakalım. Akşam için hazırlık yapmamız lazım. Polis karakoluna elimizi kolumuzu sallayarak girmemiz mümkün değil.' 'Peki üstat ne yapacağız'
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD