EV

1257 Words
'bana bak. Bir öpüştük diye bana ev açmayı falan düşünmüyorsun değil mi. Ciddiyim bak seni buraya asfalta gömerim.' 'Oooo çok korktum. Ama sana değil. Gerçekten sana sürpriz de yapılmıyor. Geçen geceyi dışarda geçirince havaların soğumaya başladığını fark ettim.' 'Ayy kıyamam üşüdü mü muhallebi bey. Bilseydim montumu verirdim. Gerçi bu cüsseyle ne kadarını örterdi bilmem ama' 'Bazen çok konuşuyorsun farkında mısın. Çocuklar geldi aklıma. Biliyorum hepsine yetişemeyiz ama ne bileyim işte en azından bir kaçının sıcak bir evi olsa diye düşündüm. Nedim beyle görüştüm. Elinde Uygun geniş müstakil bir ev olduğunu söyledi. Bende sende gör fikir ver istedim. ' Alya nın gözleri dolmuştu. Yüzüme bakamıyordu. Güçlü görünmeye o kadar alışıktı ki sanırım şu an bir zayıflık göstermek istemiyordu. Belki dünden dolayı da yüzüme bakmıyor olabilirdi ama ilk ihtimal şu an için daha yüksekti. Konuşmaya devam ettim. ' Henüz öğrenciyim. Ne kadar sarpoğlu olsam da. Satın almak için dayımdan ya da annemden istemem gerekecekti. O nedenle şimdilik sadece kiralayabiliyorum.' ..... Alya sonunda yüzüme baktı. 'Çok güzel düşünmüşsün. Önemli değil. Bir şekilde kirayı öderiz biz. Daha önce denemiştik ama. Kimse bize ev vermeye yanaşmamıştı. Teşekkür ederim. Çocuklar adına yani. ' İçeri girdik. Alya Nedim beye karşı çok nazikti. Hatta o kadar nazikti ki çevremdeki kızlara ağzı açık izlerdi. Sokaklarda kendini iyi geliştirmişti. Bunu nasıl yaptığını merak ediyordum. Evi görmeye gittik. İki katlı müstakil küçük bir bahçesi olan ama odaları geniş bir evdi. Evi tuttuk. Bir yıllık kirayı peşin ödedim. Şu an yapabildiğim buydu. Daha alınacak bir sürü şey vardı. İmkan olunca tekrar gelir ödeme yapardım. Sözleşmeyi Alya ya imzalattım. Annemin öğrenmesini istemiyordum. Sorgulardı. Ve anlatılabilecek bir hikaye değildi. Alya ve hayatı benim daha çözemediğim kimsenin anlayacağı bir hikaye değildi. Tekrar eve döndük. Alya gözleri ışıl ışıl bakıyordu eve. Gözlerinde hiç kıskançlık yoktu. Hiçbir zaman evi olmamış biri çocukların evi olmasına çok saf katıksız bir mutluluk duyuyordu. Evin içinde uçuşan bir kelebek gibiydi. Sonunda yanıma geldi. .... 'Çok teşekkür ederim. Çocuklar adına yani. Kış geliyordu. Sayende sıcak bir yuvaları olacak.' ' Sıcak olması için soba almamız lazım. Maalesef evin doğalgaz tesisatı yok. Sadece bu ev sahibi kabul etti. İnsanları anlamak zor. Daha iyisini buluncaya kadar. ' ' Şişt. Sen endişe etme. Çocuklar ateş yakmaya alışık. Soba yakmak onlara koymaz. Hatta burayı çok daha güzel bir hale getirirler. Geçen yıl yıkık bir ev bulmuştuk. Ev sahibini bulduk. Çocuklar çok heves etmişti tamirini yaparız diye. Bakma küçük olduklarına çok yetenekli çocuklardır. ' ' Ne oldu peki sonra. ' ' Adam evi vermedi. Mütaahite vereceğim dedi. Hem komşulardan şikayet gelirmiş. Uğraşamazmış. Bir şeyler anlattı durdu işte. Kendince haklı. Dışardan bakınca hep yıkıp döken kırıp dağıtan insanlar gibi görünüyoruz. Ama sen. Sen onlara farklı bir gözle baktın. Ve içlerini gördün. Bu evi boyarız biz. Pırıl pırıl olur. Sen bile tanıyamazsın. ' Gülümsedim. ' bence sende iyi anlarsın bu boya işlerinden. ' ' Anlarım tabi. Anlamaz olur muyum. Ama benim çalışmam lazım. Soba alınacak bir kaç yatak. Bir de yeni çaydanlık. ' ..... ' Aaaa bak çaydanlık önemli. Bende gelip çay içeceğim sonuçta. Çaydanlıkta benden olsun hadi gidip alalım. ' ' olur. İlk eşyaları çaydanlık olsun. Çay bizim için çok önemli. Hayat gibi. ' Alya ile yürümeye başladık. Önce bir yere girdik. Garip bir yerdi. Alya orada çaydanlık olacağını söyledi. Gerçekten vardı. En büyük boyundan iki tane çaydanlık aldık. Yürümeye devam ettik. Sonunda aradığım yeri bulmuştum. İçeri girdik. ' Seç bakalım Alya hanım. Evi böyle teslim etmeyeceğiz çocuklara. Sıva kolları.' 'Biz mi yapacağız boyasını da' 'Evet. Duvarlara güzel bir şeyler çizmeni istiyorum çünkü. Umut olacak bir şeyler. Her sabah gözlerini açtıklarında enerji verecek bir şeyler. Düşün bakalım. Ona göre boyaları alalım.' 'Sana çok yük olduk ama. Yarın ben alırım boyarım.' 'Tamam borç olarak kabul et bu defa.' 'Sanki hep mi böyle diyorsun bana mı öyle geliyor.' ..... 'hadi. Uzatma da seç. Çocuklarla bana yemek yaparsın ödeşiriz.' 'pizza ısmarlasam. Yemek konusunda çok iyi olduğumdan emin değilim' 'emin değilim ne demek. Ya iyisindir. Ya kötü.' 'aslında bilmiyorum. Yani tüpü tencereyi malzemeyi bir araya getirmeyi başarıp yemek yaptığım oluyor ama misafirim olmadığı için nasıl yaptığımı bilmiyorum. Hazırlara pek benzemiyor. Gerçi ben tadlarını seviyorum. Yenmeyecek şeyler olmuyor yani. Yapmam konusunda ısrar edersen İdare edeceksin artık.' 'Caner ölmediyse bende kurtulurum herhalde.' 'Ona güveniyorsan Caner henüz hiç yemeğimi yemedi. Denk gelmedi yani.' 'o zaman bir ilke imza atacağım ne güzel. Gerçi zaten bir ilke imza attım. Senin gibi kimseye dokunamayan bir kızın ilk öptüğü kişi oldum.' Alya cevap vermedi. Onun yerine boyaları seçmeye başladı. Sanırım konudan hoşlanmamıştı. Rengarenk bir sürü boya aldı. Buna sevinmiştim. Çocukların dünyası renkli değildi. En azından evleri renkli olacaktı. Lazım olacak diğer malzemeleri de aldık. Çalışanlar bir araca yükledi. Yarım saat sonra teslim edeceklerini söylediler. Bizde yürüyerek eve gittik. . .... Boyalar gelince çalışmaya başladık. Alya çok heyecanlıydı. Ben duvarları krem rengine boyuyordum. Alya üzerine resimler çiziyordu. Gökkuşağı çizmişti. Güneş. Park çizmişti. Hatta yavru bir kedi bile çizdi. Mutfak koridor ve odanın biri bitmişti. Telefonum çaldı. Dışarı çıkıp dışarda konuştum. Eve geri döndüm. Alya hala neşeyle çalışıyordu. Bu kızın enerjisi hiç tükenmez miydi. Ben yorulmaya başlamıştım. Sonunda bir odayı daha bitirdim. Daha bir oda ve salon vardı ama benim daha fazla enerjim kalmamıştı. Zaten her yerim boya olmuştu. Oturdum. Alya duvarla işini bitirince bir de küçük Anka kuşu çizdi. İmzasını atmazsa olmazdı zaten.. Bana döndü gülmeye başladı. 'Borcumdan kendin için kullandığın kısımları düşerim ama' 'Anlamadım.' 'Kendini duvardan daha fazla boyamışsın. Bu işler sana göre değil muhallebi bey.' 'Tamam kabul pes ediyorum.' Telefonumu çıkardım. İnternete girdim. Boyacı buldum ve hemen gelmesi için üç katı ücret teklif ettim. Bir saate geleceğini söyledi. Ve o anda beklediğim kamyon gelmişti. Kapıyı açtım. Adamlar taşımaya başladı. 'bunlar ne asrın' 'bir kaç parça eşya. Ve haklısın. Çok yoruldum o yüzden itiraz etmeye ve beni anlatmaya uğraştırmasan adamlara yardım etsen olur mu. Neyi nereye yerleştireceklerini söyle. En azından boyası biten odalar yerleşsin.' ...... Çift kişilik ranzalar almıştım. Çekyat mutfak malzemesi dolap. Mümkün olduğunca çok çocuk kalsın istiyordum. Az gelirse daha alırdım. Alya arada şu adamlar gitsin ben sana sorarım der gibi baksada bir yandan temizlik için gelen kadına yardım ediyordu. Diğer yandan kafasında eşyaları yerleştirmeye çalışıyordu. Neyse ki yerlerin boya olacağını düşünüp kadını önceden ayarlamıştım. O bir yandan siliyor bir yandan eşyalar yerleşiyordu. Alya sırık gibi boyumun işe yaraması için bana bir iş buldu. Perde takmak. Yani Alya öyle söylemişti. Ona göre epey uzun olduğum için ters bir cevap vermedim. Ağrıyan kollarım şimdi daha çok ağrıyordu. Boyacı da geldi. Önce salonu boyadı. Herkese fazladan ödeme yapıyordum. Çünkü saat epey geç oluyordu. Önce boyacı işini bitirdi. Eşyalar yerleşti. Temizlik şöyle bir üstten yapıldı. Yani kadın öyle demişti. Gündüz gelip tekrar temizleyecekti. Sonunda herkes gitti. Evden çok bir yurda ya da kreşe benzemişti . Ama güzeldi. Alya teşekkür etti. Duvarları süslemeye yarın devam edecekti. Yarın akşam da çocuklara evi teslim edecektik. Bir gece daha sokakta kalmalarını istemiyordum. Alya odaya bakarken dalıp gitti. Gözleri buğulanmıştı. O an ne düşündüğünü anladım. ranzalardan birine alt kata oturdum. 'Elif imi düşünüyorsun' Alya yanımdaki ranzaya oturdu. ....... ' elif le yanyana ranzalarda kalırdık. Tıpkı böyle.' Uzandı. Bende uzandım. Konuşmaya devam etti. Kolunu aradan geçirdi. 'birbirimizin elini tutardık böyle ranza arasından.' Elini tuttum. Sanırım şu an buna ihtiyacı vardı. 'Elif niye intihar etti.' 'Ben onu koruyamadım diye. Kaçıramadım oradan onu diye.' 'kendini suçlama. Nasıl yapacaktın ki. Sende çocukmuşsun.' 'Kendimi kurtardım ama. Bunca yıl sokakta ayakta kalmayı başardım. Ama geç kaldım. Bir ay. Sadece bir ay önce cesaret etseydim. Elif şimdi yanımda olacaktı.' 'Bilemezsin bunu. O kadar kolay değil. Sokaklarda yaşamak kolay mı. Sen bir mucizeyi başarmışsın. Bazen merak ediyorum. Kaç yaşında kaçtın? Nasıl hayatta kaldın. En çok merak ettiğim kendini nasıl bu kadar geliştirdin. Senin deyiminle baba parası ile özel okullara gitmeden. '
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD