'Aslında kolay olmadı. Okulu severdim. Ama yurttan kaçınca okula gitmek mümkün olmuyor. En azından 18 yaşına kadar. 13 yaşında kaçtım. Kendimi sokaklara attığımda tek bildiğim asla kaçtığım yerlere geri dönmeyeceğimdi. Her gün yürüdüğün sokakları tanıyorum sanırsın ya. Aslında tanımıyorsun. Sokakların başka bir dili var başka kuralları. Başka yasaları. Öyle şeyler gördüm öyle şeyler yaşadım ki. Anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Ama bulduğum her şeyi okurdum. Gazete yırtığı atılmış kitaplar. Her şeyi. Sonra hırsızlığı öğrendim zaten.. Kitap çalardım. Gizli gizli ders çalışırdım. Sonra birlikte kaldığım çocuklara anlatırdım. Neyse ki okula erken gönderilmiştim. Yurtta ayak altında pek istemezler bizi. Erken başladığım için ilk öğretimi bitirmiştim kaçtığımda. Liseyi de dışarıdan yeni bitirdim işte. Okuldan değil kitaplardan öğrendim her şeyi. Bir de sokaklardan '
' Peki üniversite. Hiç düşündün mü. Sınava girmeyi yani. Bence onu da başarırsın '
' bilmem. Pek düşünmedim açıkçası. O kadar ileriyi düşünecek bir hayatım yok. Anlık kararlar veririm ben. Açık öğretim belki. Olabilir yani '
' Niye açık '
....
' Alışkanlık galiba. Hayatımız açıkta geçiyor bizim. Başımızın üstünde bir çatı olmasına alışık değiliz. Bu hayat zordur evet. Ama alışır insan. Hatta bazen kendini daha güvende hisseder '
' İnsan kendini sokaklarda üstelik bu kadar tehlikeli İstanbul sokaklarında nasıl güvende hisseder. '
' Senin evin var. Eve gidiyorsun yatağına yatıyorsun. Uyuyorsun. Savunmasızsın. Tek gördüğün o oda. Yan odada bir şey olsa göremezsin. Ama sokaklarda yaşamak öyle değildir. Zaten öyle derin uyumazsın kolay kolay. Her çıtırtıya uyanacak reflekslerin gelişir. Üstelik gözünü açtın mı bir sese sana zarar verecek mesafeye gelemeden her şeyi herkesi görürsün. Düşmanının arkasına saklanacağı bir odan bir duvarın yoktur. Özgürlük şu hayatta yaşayabileceğin en güzel histir. Her şeye rağmen. '
' Anladım. İyi savunma mekanizması. Hayata karşı yani. Sen çok güçlü bir kızsın Alya. Gerçekten bu yönüne hayranım. '
Alya birden kalktı. Konuşmaya öyle devam etti.
' Fazla hayran olma da sen yine de. Seni öldürmek zorunda kalmayayım. '
Ayağa kalktım. Karşısına geçtim. Alya nın şaşkın bakışları arasında omuzlarından tuttum.
.....
' hiçbir şeyden korkmadığın kadar insanlardan korkuyorsun.'
'kimseden korkumuz yok bizim. Olmaz da'
'Sen korkuyorsun Alya. Dokunulmasından korkuyorsun. Sevilmekten. Güzel bir söz duymaktan korkuyorsun.'
'Dokunulmasından korksam şu an dokunuyor olmazdın değil mi. Sadece ani hareketten korkuyorum. Korkmakta değil aslında refleks diyelim biz ona. Sevilmeye gelince. Kimse kimseyi sevmez. Ortak çıkarları için bir süre birlikte yol alırlar. Sonra yollar ayrılır. Kimse kimseyi hayatından yolundan vazgeçecek kadar sevmez. Herkes aslında önce kendini sever çünkü. Kendinden kalan kırıntıları dağıtır etrafa. Benim gibi hayatın kırıntılarını toplayan biri için sevginin kırıntıları ile uğraşmak çok saçma. '
Alya arkasını dönüp gidecekti. Ani bir hareketle bileğinden tuttum.
' Benimle geliyorsun. '
Alya nın sesi kulağımı yırttı adeta.
' Bırak beni. '
......
7 yıl önce... Sarpoğlu kız yetiştirme yurdu...
Levent Sarpoğlu odaya girdiğinde Alya bir köşeye oturmuş ağlıyordu.
'kız bu mu'
'Hoş geldiniz levent bey'
Müdürün ağzından duyduğu isimden sonra Alya ayağa kalktı. Levent in önüne geçti. Ona yumruklar tekmeler atmaya çalışıyordu. Levent Alya nın kollarını tuttu. Dikkatle ona baktı. Sonra müdüre döndü.
'Yeni mi bu kız. Neden daha önce göstermedin. Kaç yaşında.'
'13 Levent bey. Şey bu kız. Çok hırçın bir kızdır. Üstelik saygısızlık diz boyu. Çok sorunlu bir kız. Bugünde ortalığı birbirine kattı.'
Levent hala Alya nın kollarını tutuyordu.
'Adın ne senin'
'Sanane be. Sanane. Pis katil. Söyle arkadaşıma ne yaptın söyle. Seni polise vereceğim. Her şeyi polis abilere anlatacağım.'
'Alya saygılı ol Levent beye. Onun sayesinde burada kalıyor okula gidiyorsun. Ayağına kapanman lazım. Görüyorsunuz Levent bey. Kızın hali bu. Nasıl susturacağım bilemedim.'
'Sen yurttan bir erkekle kaçtı olarak işlemlerini yap.'
'Emredersiniz Levent bey.'
Levent Alya nın ellerini bırakır. Bileğinden tutar.
'Sen benimle geliyorsun küçük güzellik'
'Bırak beni.'
.....
Şimdiki zaman...
Alya o çığlıktan sonra kaskatı kesilmiş dünyadan kopmuştu. Bileğini bıraktım.
'Alya. Alya kendine gelir misin.'
Dokunmak istemiyordum. İyi gelmiyordu. Elimi gözünün önünde salladım. Silkelendi. Kendine geldi
'İyi misin'
'İyiyim iyi.'
'hiç öyle görünmüyorsun ama. Ben sadece seni kendimi özgür hissettiğim tek yere götürecektim. Sen aniden gidecek gibi olunca. Benimde gidenler fobim var galiba. Öyle refleks gibi. Aniden tuttum.'
'Seni gidenler fobin yok sadece. Senin en büyük fobin yaşamak. Yaşıyor gibi yapıyorsun. Bunu son derece iyi yapıyorsun. Ama motor kullandığın anlar dışında kendine ne yapmak istediğini hiç sormuyorsun. Yapman gereken neyse onu yapıyorsun. Anlatmak ister misin. Sadece sevgilinin ölümü gibi durmuyor neden. Çünkü sen bazen ölmenin kurtuluş olduğunu anlamış gibi bakıyorsun. Ölmek mi hapse mi girmek desem kesinlikle ölmeyi seçersin. '
' bunu nasıl anladın bilmiyorum. Ama evet. Bazen ezgi nin kurtulduğunu düşünüyorum. İntihar etmeseydi. Gerçi gerçekten intihar mı etti bilmiyorum ama yaşasaydı. Onca anıyla nasıl başa çıkardı bilmiyorum. Çok garip. Çok kızacaksın biliyorum ama yanlışta anlama. Ben uzun zaman sonra ilk kez seni öperken yaşadığımı hissettim. Planın verdiği adrenalin ya da senin tarafından öldürülme korkusu nedeniyle olabilir. '
' ikincisidir umarım. Yani o ihtimali unutup bir daha böyle bir şeyi denemeye kalkma da. Peki Ezgi. O yaşasaydı. Başına gelenlerin yükünü taşımakta yardım edebilecek miydin. Yanında olabilecek miydin '
......
Asrın ın cevabını merak ediyordum. Çünkü Ezgi nin raporunda ilk ilişkiye girişi olmadığı yazıyordu. Büyük ihtimalle levent daha önce de kıza tecavüz etti diye düşünüyordum. Ezgi de Elif gibi daha fazla dayanamamıştı büyük ihtimalle. Ve bu kısmın üzeri örtülmüştü. Dosyada geçen bu bilgi mahkemede geçmiyordu. Levent Asrın ın dayısıydı. Asrın ın o kıza dokunmamış olduğunu tahmin ediyordu. Asrın ın geçmişi düşünmesini istemiyordu. Belki bir söz bir hareket bir şey hatırlayıp anlayacaktı. Ama bu gerçeği asla öğrenememişti. Aslında oğlan dayıya çeker derlerdi. Asrın. O gerçekte nasıl biriydi. Ezgi yaşasa onu yüz üstü bırakır mıydı bilmek istiyordum. Asrın derin bir nefes almaya çalıştı ama nefesi boğazına düğümlendi.
'bilmiyorum. İnan bana bilmiyorum. Yanında olmak isterdim. Ama bana bakınca kendini nasıl hissederdi bilmiyorum. Onu öpmek için aylarca eziyet çektirmişti bana. Beni görünce geçmişi hatırlar ona ait olmayan o anıları sahiplenir belki utanır benden suçu olmayan acıları yük eder kendine diye korkardım belki. Ama bunları düşünmenin anlamı yok. Ezgi artık yok. Bir daha asla olmayacak. Ve ben. Ben artık onu unutmak istiyorum. '
' Hayatına devam edebilmek için mi '
' hayat. Hayat dediğin şeyde seninde dediğin gibi gözüm yok. Ama Ezgi yi hatırlamayı onu özlemeyi hak etmiyorum gibi hissediyorum. Ben onu korumayı başaramadım. '
....
' kendini suçlamak çözüm değil. Aynı şeyi yaptığım için söylüyorum. Bunu sende söylüyorsun. Yaptığın bir şekilde kendini suçlamak . Başkasına akıl vermek kolay uygulamak zordur belki ama yine de denemek zorundasın. Sen çoktan pes etmişsin. Ve bunun altındaki neden sadece Ezgi değil. Ne yaşadın hapishanede. '
' Bunu anlatmak kolay değil. Özellikle sana hiç değil. '
' niye. Merak etme. Ben iyi bir erkek arkadaş sayılırım. Bence bizden kanka olur. Niye olmasın '
Bana doğru bir adım attı. Aramızdaki mesafe azalmıştı. Sanki nefes alamayacağım kadar. Elini yanağıma koydu. Usulca. İncitmekten korkar gibi.
' çok güzelsin Alya. Erkek arkadaşım gibi göremeyeceğim kadar güzel. '
Bir adım geri attım.
' Hop dedik. Cıvıma. Anlatmak iyi gelir diye dedik. Ben öyle omzunda ağlayacağın sonra yatakta seni teselli edecek kızlardan değilim.'
Gülümsedi.
'Biliyorum.. Seni bu kadar güzel yapan bu zaten. Çoğunu anlatmıştım zaten. '
'Son hafta. O son hafta hücrede ne'
'Meğer ne çok şey anlatabilmişim sana. Kimseye anlatmadığım ne çok şey. Hücrede ikinci günümdü. Gardiyan bile her yemek getirdiğinde aile parası ile kurtulacağımı ama aslında ölümü hak eden bir sapık olduğumu söylerdi. Buna bile alışmıştım. O gün hücrenin kapısı açıldı. İçeri girenler müebbet cezası almış bir kaç kişiydi. Beni döverlerken tanımıştım onları. Dışarda bir daha asla sarılamayacakları kızları vardı. Ben yaşadıkça kızlarının güvende olmayacağını düşünüyorlardı. Sanki bütün dünya ben ölünce temizlenecekti. Gardiyanın sesini duydum. Anladım ki geceydi. Gece nöbetçisinin sesiydi çünkü. Adamı öldürmeyin benim başımı belaya sokmayın sakın dedi. İçlerinden biri cevap verdi. Senin de kızın var. Dışarı mı salsınlar bu iti. Sen burda sabaha kadar rahat edecek misin o zaman. Adamlar içeri girdi. Gardiyan kapıyı kapattı. '