' iyi misin asrın. Anlatmak kötü gelecekse devamını.'
'boşver. Psikoloğum hep anlat derdi. Anlatmak iyi gelecek anlat. Önce yıkılırsın belki ama sonra ayağa kalkarsın. Kendimi ilk kez anlatabilecek gibi hissediyorum. Sonucu ne olursa olsun.'
'ya sonucu daha kötü olursa.'
'umrumda değil. Bir daha asla cesaret edemeyebilirim. O an dedim ki. İşte şimdi öldüm ben. Bu adamlar beni öldürmeye geldi. Öyle gibi vuruyorlardı çünkü . Bütün dünyayı benimle benim kanımla temizliyorlar gibi. Korkmam sanıyordum ama o an korkmuştum ölümden. Artık her şey bulanık bir hal almıştı. Sonra içlerinden biri. Kim olduğunu bile anlayamamıştım. Tecavüz ne demekmiş nasıl oluyormuş öğretelim şuna dedi. '
' Asrın. Dur istersen. '
....
Devamını duymak istediğimden emin değildim. Ama Asrın şu an beni duymuyordu. Yüzündeki acı bakışlarındaki çaresizlik onun şu anda değil. Geçmişte o günde olduğunun kanıtı gibiydi. Sanki anlatmıyordu. Her şeyi tekrar yaşıyordu. Tekrar seslenmeyi denedim. Ama zamandan ve mekandan tamamen kopmuştu. Konuşmaya devam etti.
'Sonra. Başka bir ses cevap verdi. Gür ve nefret dolu bir ses. Ben şeyimi bu pislikle kirletemem. Aynen böyle demişti. Bazen hala sesi kulağımda yankılanıyor. Sonra diğerleri hak verdi. Ama pantolonumu çıkardılar. Beni yatağa doğru eğdiler. Ellerindeki sopalarla.'
Uzandım. Elini tuttum. İrkildi. Ve etrafa baktı. Yeni anlamıştı. Nerede olduğunu yanında kimin olduğunu. Elini tutan elime baktı. Hızla çekti elini. Ayağa kalktı. Hızlı adımlarla çıkıp motoruna atladı. Seslenmem kar etmemişti. Bende motoruma atladım. Onu bu halde yalnız bırakamazdım. Dahası onu bu hale benim sorum getirmişti. Deli gibi sürüyordu. Ölüme gidiyor gibi. Ve bu beni daha da korkutuyordu.
.....
Uçuruma çeyrek kala durdu. Durmayacak sanmıştım. Ama durdu. Bende yanında durdum. Öylece boşluğa bakıyordu.
'Asrın.'
'Merak etme kendimi öldürmeyeceğim. Ezgi gibi ölmeyi hak ettiğimi düşünmüyorum. Ama tuhaf bir şekilde kendimi bir tek burada özgür hissediyorum. Sanki bir tek burada acılarımı anılarımı gölgelemeden yaşayabiliyor bir tek burada ağlayabiliyor gibi. Ne tuhaf değil mi. Acılarımız hayatımı esir alır ama bazen acını yaşamak için bile özgürlük gerekir. Ama sen bunu anlıyorsun. Anladığını hissediyorum.'
'Galiba. Galiba acı çekme lüksüne her zaman sahip olunmadığını biliyorum. Gidelim mi'
'Korkuyorsun.'
'Korkmuyorum.'
'Korkuyorsun. Soru sormaya korkuyorsun mesela. Bir tek soru beni bu uçurumdan aşağıya itebilir diye düşünüyorsun.'
'Niye böyle düşüneyim. Yapmayacağını söyledin zaten'
'Her zaman söz ile eylemin aynı olmadığını bilecek kadar hayat tecrübesine sahipsin çünkü. Madem başladım. Hikayeyi bitirmeliyim.
Uzun zaman hastanede kaldım. Hastanede beraat ettim. Ne anlamı kaldıysa. Defalarca ameliyat oldum. Merak etmeyin asrın bey dediler. Erkekliğinize zarar gelecek bir durum yok. Sanki bütün derdim buymuş gibi. Annem bir camın ardından bana bakıp ağlardı. Mahkeme gününe kadar yani beraat edene kadar yanıma gelmesine izin vermediler. En tuhafı da kendini suçlar gibi bakardı. '
' kendini suçlar gibi mi '
' Evet. Anneler. Anne olmak öyle bir şey herhalde. Kendine ait olmayan suçları bile yüklenmek. '
.....
' Bunun için anne olmaya gerek yok. Sende yapıyorsun aynı şeyi. Belki de kendini suçlamak o kadar zor değil. Belki en zoru kendi mahkemende masum çıkmak. '
' Haklı olabilirsin. Çünkü ben kendi içimde hiç beraat etmedim. Belki suçlu bulunursa. Belki ne olduğunu öğrenirsem gerçekten. O zaman beraat ederim ancak. Ama annem. O daha fazla üzülmesin diye. Kendini daha fazla suçlamasın diye yaşıyor gibi yapıyorum. Okuyor gibi yapıyorum. Hakkında çapkınlık haberlerinden başka bir şey yok demiştin ya. Ben çapkınlığı bile annem mutlu olsun diye yapıyorum. '
' Bu çok zor bir şey Asrın. Bütün hayatını böyle yaşayamazsın. Ya suçlu hiç bulunmazsa. '
Asrın için üzülmüştüm. Yaşadığı şey hiçbir erkeğin hiçbir insanın kolay kaldıramayacağı bir şeydi. Hapishanelerin kendi adaleti vardı. Ve masum olmak asrın ı kurtaramamıştı. Hapishanenin bu adaletini severdim. İlk kez masum birinin de cezalandırıldığını duymuştum. Ama Levent kendini öyle güzel aklamıştı ki Asrın ın kendini masum çıkaracak bir şey kalmamıştı elinde. Suçluyu bulursa rahata ereceğini sanıyordu. Ama suçlunun yıllarca gözünün içine baktığını öğrenince böyle düşünmeyecekti. Asrın a söylemediğim kesinlikle iyi olmuştu.
Onu kullanacak olmak vicdanımı sızlatıyordu. Ama yapacak bir şey yoktu. Alınacak büyük çok büyük bir intikamım vardı. Levent Sarpoğlu çok fazla hayatı harcamıştı. Ve ben artık buna dur demeye kararlıydım . Bütün hayatımı bunun için yaşıyordum.
.....
Bir an sadece bir an bunu hiç yapmamış olmak istemedim.
'Asrın. Çek git. Git benim yanımdan da bir daha arama sorma beni.'
'Anlattıklarım mideni mi kaldırdı.'
'Ondan değil. Ben sana iyi gelmem.'
Bana doğru döndü. Elini uzattı ama dokunmadı. Ya da dokunamadı.
'Aksine. Sen bana iyi geliyorsun. Bugün sana dedim ya çok güzelsin. Rahatsız etti seni biliyorum. Belki de şu an bu nedenle söylüyorsun bu lafları. Ama sende bir şey var. Beni senin çekim alanına sokan bir şey. Yanlış anlama. Ne benim sevgili olacak gücüm var. Ne de senin sevgilin olması ihtimali var farkındayım. İlk kez bir kadının hiçbir zaman hiçbir erkeğe ihtiyaç ve ilgi duymayacağından eminim. Zaten bunun ötesinde bir şey var. Sanki eksik parçam kadar beni tanıyorsun gibi bir his. '
Cevap vermem için yüzüme bakıyordu. Ne diyeceğimi merak ediyordu. Ama ben ne diyeceğimi kendim bile bilmiyordum. Biraz önce tıpkı onun yaptığı gibi boşluğa baktım.
......
Levent sinirle odaya girdi.
' Abla. Neler oluyor. '
' Yine ne var Levent.'
'Yurdu satışa çıkarmışsın ve ben bunu avukattan öğreniyorum. Sorun ne'
'Hala sorun ne diye sorabiliyorsun. Yeter artık bıktım anlıyor musun. Yıllardır olanları biliyorsun. Bir gün başımız çok kötü belaya girecek. Hatta girdi bile. Asrın ın başına gelenler bile seni vazgeçiremedi mi yoksa . Artık orası ile bağımız kalmasın istiyorum '
'Yurt yönetimi bana geçecek dedin kabul ettim. Ama ailemizden çıkamaz. Anlıyor musun. O satış hepimizin soyadımızın sonu olur.'
'Artık orayla ilgili bir şey yapmadığını söylemiştin. O zaman bu panik neden. Bana söz vermiştin Levent. İkinci kez söz vermiştin.'
'Her şeyi büyütüyorsun Abla. Alya mı Arya mı ne haltsa o kız kaçtıktan sonra da sana bir şey olmaz dedim. Şikayet etmeye cesaret edemez dedim. Yine de yönetim bana geçecek dedin itiraz etmedim.'
'Ama ordan bir daha kız çıkarmayacaksın da dedim.'
'Yapmadım da zaten. O zaman için en azından. Sonrasında olanlar senin suçun. Asrın ın hapse girmesi de senin suçun. Yurttan işimi görmeye devam etseydim Ezgi nin farkında bile olmayacaktım. Senin salak oğlunun salak sevgilisi nelere neden oldu gördük.'
.....
' Levent tedavi olman gerekiyor. Anlamıyor musun hala bunu. Sende Ezgi den sonra tekrar yurttan kız çıkarmaya devam ettin değil mi. Bir gün neden bu kadar kız kayboluyor deseler şüphe etseler. O salak kızı da hala bulamadık. Lise sınavlarına başka bir şehirde girmiş bunu düşünmemiştim. Hastane kaydı bile yok ama yaşıyor. Dışarda bir yerde yaşamaya devam ediyor. '
' Tedavi mi olayım. Sarpoğlu soyadı böyle bir tedavi ile mi anılsın. '
' gizleriz. Gizlerim. Bana güven. '
' buna senin bile gücün yetmez. Bu bomba bir haber. Sonra her şey alt üst olur. O çok sevdiğin saygıdeğer soyadımızda. Üstelik ezgi nin davası yeniden açılır. Ve abla. Sende en az benim kadar suçlusun. Ezgi ile ilişkiye giren bendim. Ama artık her şeyi anlatacağım dediğini söylediğimde. '
' Levent kapat çeneni. '
' Niye. Duymayınca gerçek değişiyor mu. Onu sen öldürdün abla. Onu uçurumdan aşağıya sen ittin. Oğlunu hapse ben değil sen soktun. Ne demiştin hatırlıyor musun. Adımızı bu kız için kirletemeyiz. Ama hata yaptın. Ve asrın ın hapse girmesine neden oldun. Nerdeyse öldürüyorlardı içerde. Nerdeyse erkekliğini kaybediyordu. Baba olabilecek mi hala belli değil. Bütün bunlar ortaya çıkarsa sadece hapse girmezsin. Oğlunu da kaybedersin. Benden daha az pislikmişsin gibi davranmayı kes. O yurdu satmayı da aklından bile geçirme. O kızların kimsesi yok arkalarında. Onları koruyacak merak edecek kimse yok. '
' Ne halin varsa gör Levent. Ne anlıyorsun çocuklarla birlikte olmaktan. Senden iğreniyorum her aklıma geldiğinde. '
' Hislerimiz karşılıklı ablacım. Ne yazık ki çıkarlarımız da öyle. Ayrıca o şerefsiz kocan karnında bebekle bırakıp gittiğinde ben sahip çıktım sana. Çocuğuna. Benim sayemde oğlun bir Sarpoğlu. Bunları sakın unutma. Çok güvene almak istiyorsan da. Alya mı ne haltsa o kızı bul. Sırrımızı bilen tek kişi o. Bizim için tek tehlike. '